12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ

Umut edin,Hayaller adına umut edin.Vazgeçmek acizliktir,vazgeçmeyin..

İyi okumalar..

♡

Uzun süreden sonra gerçekten mutlu olduğumu hissetmiştim.
Mutlu olmak güzel bir duyguydu.Mirza'nın yanında iyi hissediyor,sürekli onunla bir
arada olmak istiyordum.
Girdiğimiz ağız yarışları bile iyi hissettiriyordu.Nasıl bu hale geldim bilmiyorum ama şikayetçi değildim.Ona olan hislerim hoşlanmaktan çok daha fazlasıydı.Ben ona aşık olmuştum.
Evet içimde yer alan duygunun tek ismi Aşktı..

Batan güneş ve hafiften esen rüzgar yaşadığımı hissettiriyordu.
Kahvaltıdan sonra işi olanlar evden ayrılmıştı.Mirza ise esmayla konuşmasının ardından odasından hiç çıkmamıştı.Tek kalmak istediğini düşünerek odasına gitmemiş evin içerisinde vakit öldürmüştüm.Şuan ise arka bahçede bulunan salıncakta sallanıyordum.

Bu akşam belgeleri almak için evden çıkacaktık.Yüzümde patlayan ışıkla gözlerimi açtım."Güzel bir kare."Karşımda ayakta dikilirken elindeki telefona bakıyordu mirza."Neden çektin."Dedim onu izlerken.Yanıma gelerek oturdu.
Bakışları hala elinde ki telefondaydı."Bilmiyorum."
Derin bir nefes çekti içine ve bakışlarını yüzüme çıkardı.

"Güzel şeyler ölümsüzleştirilmeli."

Gülümseyerek önüme döndüm.
"Bu köşeyi çok seviyorum."
Oturduğum salıncak söğüt ağacının altında bulunuyordu.Karşımda havuz ve havuzun 5-6 metre ilerisinde koca bir duvar vardı.Duvarın arkası ise boş bir araziydi.Bu araziden güneşin batışını çok net bir şekilde seyrede biliyordum."Aslında bakarsan genel olarak sakinliği seviyorum.Böyle anlar bana çok huzur veriyor."

"Bazı şeyler banada çok huzur veriyor."Ona bakmıyordum ama bana baktığını hissede biliyordum.
"Eskiden huzurdan çok uzaktım."
Ben bakışlarımı ona çıkarınca o gözlerini karşısına dikti."Huzuru hissedeli bir bucuk ay oluyor."
Kaşlarım istemsizce çatıldı.
Onunla ekim ayının ortalarında karşı karşıya geldik.Şuan ise kasımın sonlarındaydık.Yani toplayınca bir bucuk aya isabet ediyordu.Onun huzuru bulduğu zaman benimle karşı karşıya geldiği zamandı.

Kehribarlarını gözlerime odaklayıp içtenlikle bakmaya başladı."Tarif edilemez hisler geçiyorum.Senin yanındayken kendimi huzurlu hissediyorum.Hangi sebeple olursa olsun,sen benden uzaklaşınca o huzuru'da beraberinde götürüyorsun."

"Tarif edilemez hisler geçiriyorum.Mutluluğa bu kadar yakın olduğumu daha önce hiç bir zaman hissetmedim."Gözlerinin içine derin bir şekilde bakıyordum.
"Hangi sebeple olursa olsun,sen benden uzaklaşınca o mutluluğuda beraberinde götürüyorsun."
Gülümsedi.Yanağında ki gamze kendini belli edince gözlerim oraya kaydı."Mutluluğu bu kadar yakınken onu benden alma.Sen benden uzakta olursan kendimi yanlız hissederim."Biraz durup nefeslendikten sonra gözlerini kaçırarak cümlelerini devam ettirdi."Bu hisle baş edemem.Yenilirim."Yutkunduğunu adem elmasının hareketlenmesinden anlamıştım.

"Huzurumsun kadın."

"Mutluluğumsun adam."

....

"Annen nasıl bir kadındı?"Diye sordum çekingen sesimle.Gece iki buçuk civarıydı.Belgeler için yola çıkalı 25 dakika falan olmuştu.
"Bilmiyorum.Onunla daha önce uzun uzun hiç vakit geçirmedim.
Onu tanıma şansım olmadı."
Bakışları yol ile aramda mekik dokuyordu.Bir çocuğun annesini tanımıyor olması ne kadar acı bir şeydi.Öyle ki onu üzdüğü için, benimde kalbimin derinliklerinde bir yere dokunmuştu.Daha fazla soru sormak,onu daha yakından tanımak istiyordum fakat onu üzmekten korktuğum için ufak çaplı çekiniyordum."Sora bilirsin."Gözlerimi üzerimde emanet gibi duran ellerimden kaldırıp mirza'ya baktım.

"Ne?"Bir kez daha gözleri yüzümün her zerresin'de dolaştı.
Gamzesini belli edecek şekilde gülümseyip önüne döndü.

"Diyorum ki kıvranma artık,sor."
Kısa bir bakış attıktan sonra cümlelerine devam etti.İstediğini sora bilirsin.Cevabını bilmediğim şeylerin dışında yanıtsız bırakmam seni."Beni tanımaya başladıkça ben konuşmasam da anlıyordu beni.

"Biz seninle normal tanışmadık ya."Olumlu anlamda kafa salladı.
"Böyle bir zaman ayarlasak,"
Söylemesemiydim diye içimden geçirmeden edemiyordum.Yinede her ne olursa olsun söylemek istiyordum."Sanki seninle yeni tanışıyormuşuz gibi bir birimizi daha yakından tanısak nasıl olur?"Derin bir nefes alıp önüme döndüm."Aslında bakarsan bunca şey yaşamamıza rağmen yaşadıklarımıza bir isim koyamıyorum.Biz."Sustum oda bölmeden devam etmemi bekledi.
"Sevgili miyiz?"

Alaylı bir şekilde dudakları kıvrıldı."Sevgili mi?"Kafasını sağa sola salladı ve cümlelerine devam etti."Bilmem farkında mısın ama biz evliyiz.Bu durumda doğal olarak sen benim karım oluyorsun."

"Bilmem sen farkında mısın ama biz seninle aşk evliliği yapmadık.
Bu durumda bulunduğumuz durumu,sorgulamam gayet normal."Kollarımı göğsümde birleştirdim.Bakışlarımı itina ile yüzüne çevirmiyordum.

Bir kaç saniye yüzümü izledikten sonra şefkat barındıran sesiyle konuştu."Sen bana küstün mü?"

"Hayır,unuttun mu sözüm var."

"O zaman tirp atıyorsun?"

"Hayır.trip falan atmıyorum."

"Emin misin?"

Cevap vermedim.Emin falan değildim.Basbayağı trip atıyordum işte ama bunu onun bilmesine gerek yoktu.Düzgünce bir soru soruyordum o ise bana alaylı bir şekilde cevap veriyordu.Hayır yani sanki ben bilmiyorum evli olduğumuzu,kocam olduğunu.Benim öğrenmek istediğim o değildi ki.Benim öğrenmek istediğim onun içinden gelen şeyleri duymaktı.Aramızda ki bu şeyin adı her neyse evlilik dışında buna bir isim vermesini istiyordum.

Araba bir anda durunca etrafa kısaca göz gezdirdim.Issız yol kenarında sağa çekmişti arabayı.
"Neden durduk?"

"Çözmem gereken bir konu varda ondan."Bakışlarımı yüzüne çıkardım."Ne var?"Kemerini çözüp bana doğru eğildi.Bir anda üzerime eğilmesi ile sırtımı kapıya yasladım.Gözlerimi kırpıştırarak ona bakıyordum."Ne diye gözlerini diktin bakıyorsun?"

"Güzele bakmak sevaptır."

"Git başkasına bak o zaman.
Bakma bana."Dibime girmiş olmasına rağmen kafamı çevirdim.Konudan bağımsız havalar baya soğuktu.Kar yağsa ne güzel olurdu ya.Çeneme baskı yapan parmaklar yüzünden kafamı tekrar ona çevirdim."Karanlık evime doğan bir ışıksın.Ay parçam'sın.Sabrım,huzurum,
mutluluğum,yaşam sebebisin."
Ağlamak serbest mi?"Duymak istediğin bunlardı,değil mi?"

Yoo,hiç değildi.

"Beni seviyor musun?"

Sen salak mısın? Adamın yüzüne bakarken gözlerinin içi parlıyor.
Gülüşüne bakarken huzuru tattığını söylüyor hala utanmadan beni seviyor musun, diye mi soruyorsun?

Sorardım.Sizde benim yerimde olsanız sizde sorardınız.
Seviliyorsam eğer bunu yalansız, dolansız onun ağzından duymak isterdim."Seni sevmemek ne mümkün."Dudağıma küçük ve kısa bir öpücük kondurup cümlelerine devam etti."Seni kördüğüm gibi seviyorum."

"Açılır mı bir gün?"Korkuyordum.
O kördüğüm günün birinde açılır diye çok korkuyordum.

"Açılmaz."Sesi oldukça kendinden emin çıkmıştı."Küçük bir kadından trip yemediğim kalmıştı onuda sayende yedim."Burun ucuma öpücük kondurup kendisini geri çekti.

"Bak işte böyle bakacaksın bana."
Sırtımı koltuğa yasladım."Nasıl."

"Parlayan gözlerinle.Şüphe,
kızgınlık olmayacak bakışlarınla."
Göz kırparak konuşmasını tamamladı."Anlaşıldı mı?"Arabayı çalıştırdı.Tekrar yola koyulmuştuk.Bu yolda git git bitmedi gerçekten.

"İşte buna söz veremem."
Kollarımı göğsümde birleştirdim "Trip bir kadının keskin silahıdır."

"O silahı sürekli sürekli doğrultma ama bana."

"Doğrultturacak birşey yapmazsan bende doğrultmam."

"He yani az önce hak ettiğim için mi trip yedim? Hani trip atmıyordun?"Sen benim her dediğime inanırsan ohooo..

"Atmadım zaten."Hala inat etmem peki.

"Attın.Gönlünü almasaydım atmayada devam edecektin."

"Yoo hiçte bile."Omuzlarımı silkerek söylediğim şey kahkaha atmasına yol açmıştı.

"Çocuk gibisin gerçekten."

"Sen bu çocuk kadına hayransın.
Bunu asla inkar edemezsin."

Olumlu anlamda kafa salladı."Edemem."Bir kaç saniye daha bir birimizi izledikten sonra ikimizde yola döndük.

Hedefimiz olan yere varana kadar ne o bir daha konuştu nede ben.Yolumuzun tamamı neredeyse üç saat sürmüştü.Bulunduğumuz yer oldukça garip bir yerdi.
Ormanın derinliklerinde kayalık bir alana gelmiştik.Dağ taş çok fazla olduğu için arabayı ormanın girişinde bırakmak zorunda kalmıştık."Hazinelerim olsa bile böyle bir yere saklamam.Bu ne ya resmen ayıların,çakalların olduğu yere geldik."Ayakkabım yine bir taşa takılınca isyan ederek bağırdım."Mirza odun musun?
Gelip beni kucağına alsana."Bir kaç adım önden giden mirza durup,çatık kaşlarını yüzüme çevirdi."Bana beni öldürecekmiş gibi bakmaya son verir misin?"

"Kızım sana zaten en başında ben teklif ettim.Gel kucağıma diye."
Kollarını göğsünde birleştirip dizlerini kırarak boyunu kısalttı.
"Ama sen;bon kondom yororom, Dedin."Diyerek taklidimi yaptı.
Boyunu kısaltmış ve bana alttan yukarı doğru bakması komik geldiği için şen bir kahkaha attım.

"Benim boyum o kadar mı? Ayrıca
Ben öyle mi konuşuyorum."
Bundan öncesinde;Kucağıma gelirsen her an düşecek gibi yürümezsin.Demişti ama ben ona zorluk çıkarmamak için kendim yürürüm diyerek teklifini reddetmiştim.Şimdi ise ayağımın sürekli birşeylere takılıyor olması isyan bayraklarını kaldırmama yol açmıştı."Doğru senin boyun daha kısa."Deyip dizlerini biraz daha kırdı.

"Yok artık.Sencede biraz abartmıyor musun?"

"Hayır abartmıyorum.Boyun 1.60 değil mi senin?"Olumlu anlamda kafa salladım."Tamam işte bu kadarsın."Gözleriyle vücudunu işaret etti.

"Almamız gereken çok önemli bir dosya varken seninle burda durup çene çalamam."Yanından geçerek yürümeye devam ettim."Diyecek laf bulamadım demiyorsun da."
Dedi güler gibi ve peşimden adımlamaya başladı."Seninle ilk tanıştığımız zaman daha çok cevap verirdin.Her şeye bir sözün vardı.Son zamanlarda performansında düşüklük seziyorum."

"Uğraşmak istemiyorum."

"Belli belli."Ayağım bu kezde kalın bir odun parçasına takılınca kendimi tamamen düşmeye hazırladım."Aynı zamanda yürüyemiyorsun da."giyindiğim
kapşonlu sweatshirt'ün
kapşonundan tutarak ayaklarımı yere sabitledi.Yüzümü sinirle ona dönüp"Benimle derdin ne senin? Zorbalık yapıyorsun resmen.
Benimle uğraşmak hoşuna mı gidiyor?"Ayaklarımın ve bel kısmıma kolunu dolayıp bir anda kucağına aldı beni.

"Oldukça hoşuma gidiyor."

"Belli oluyor."Diye mırıldanıp kafamı göğsüne yasladım.Böylesi ayaklarımın sağlığı için en iyisi olandı.Düşmeden yürümemin tek yolu beni kucağında taşımasıydı.

Bahaneni s..

Boynunda ona has olan koku çoktan bütün vücudumu etkisi altına almıştı.Kucağında bıraksalar uyuyacak moddayken
"Geldik."Diyen sesimi duydum.
Çok fazla yürümemişmiydik yoksa onun kucağında,rahatım yerindeyken zaman su gibi akmışmıydı? Kucağından inip karşımda ki mağaraya baktım.
Şaka maka gerçekten karşımda mağara vardı.Hani şu ayıların girip dinlendiği,her türlü hayvanın içinde bulunma ihtimali olan mağaralardan bahsediyorum.

"Burda mı?"

"Evet."

"Ya ayı falan çıkarsa?"Ayılar,
sürüngenler,fareler,çakallar,
tilkiler hepsi ama hepsi ölesiye korktuğum hayvanlardı.
"Beni korursun dimiğğ."Gözlerini karşımızda ki mağaradan yüzüme çıkardı."Herkes kendi canından meshul."Verdiğim emeklere yazıklar olsun.

"Tüüü sana."Tükürmedim ama tükürüyormuş gibi yaptım.
"Kocam olacaksın birde.Yazıklar olsun sana."Yüzünde oldukça eğlendiğine dair emareler vardı.
"Hadi hadi çok konuşmada girip şu dosyaları alalım artık."Öne doğru bir adım atmıştım ki kolumda hissettiğim acı aynı zamanda silah sesiyle olduğum yerde kaldım.Parmaklarım kolumu kavrarken mirza tarafından mağaranın içine doğru çekilip duvara yaslandırıldım.

Kolumdan oluk oluk kan akarken mirza çoktan belinde var olan ama asla varlığını bilmediğim silahını çıkartıp emniyetini açtı.
"İyimisin?"Kafası duvara yaslıyken bakışlarını bana çevirmişti.Üzerimde ki kapşonlu siyah olduğu için vurulduğumu fark etmemiş olmalıydı.Onu endişelendirmemek adına kafamı olumlu anlamda salladım.Gözleri koluma sardığım parmaklarıma kaydı.Mağranın içi oldukça karanlıktı."V-vuruldun mu?"
Sesi titremişti.Endişelenmişti hemde oldukça.

"İyiyim ben merak etme."

"Nasıl iyisin?"Önüme geçip elimi kolumdan çekti.Mağaranın giriş kısmı oldukça geniş olduğu için iki kişi karşılıklı durduğu anda diğeri açık hedef haline geliyordu.Mirza şuan açık hedef halindeydi.
Dışarıdan silah sesleri gelmeye devam ediyoru.İkimizden başka kimse yoktu bizim tarafta,bunlar kime ateş ediyorlardı?"Mirza iyiyim merak etme.Sadece sıyırdı."İnanmadı.İnanmadığını korkulu,endişeli bakışlarından anladım.

"Ben bunların topunu sikmez miyim!"İkinci defa küfür ettiğini duyuyordum."Yanında küfür etmek istemezdim.Kusura bakma."Küfür ettiği için özür diliyordu.Rahatsız olduğumu düşünüyor olmalıydı.Bakışlarını bir saniye olsun kolumdan çekmiyor,ciddi birşey mi değil mi diye kontrol ediyordu.Bu sırada elinde ki feneri açık telefon ise görmesine yardımcı oluyordu.

"Mirza geç şuraya,açık hedefsin şuan."Yaralı olmayan kolumla onu yanıma,duvara doğru yaslandırmaya çalışıyordum.

"Başlatma şimdi açık hedefine.
Vuruldun."Neden bu kadar rahatsın der gibi çıkmıştı sesi.
"Canım benim ciddi birşey değil diyorum.Sakin ol."

"Canım mı?"Gülümsedim.

"Evet,canım değil misin?"

"Öyle miyim?"

"Öylesin."Etrafımızda kurşunlar uçuşurken bizim muhabbete bakın.Neden her seferinde ona güzel bir şey söylediğim zaman gözlerinin içi parlıyordu? Neden yüzü gülmesede gözlerinin içi gülüyordu? Şu zamana kadar hiç kimse tarafından işitmemiş miydi böyle cümleler? Mirza sevgiye aç bir çocuk olarak mı büyümüştü?
Gerçi annesinin yanından küçük yaştan itibaren ayrılmıştı.Anne sevgisini tadamadan büyümüştü.
Peki ya babası? Babası nasıl bir insandı?Baba sevgisinden de mi uzak büyümüştü?

Kimse saçını okşamamış,bağrına basmamışmıydı onu?

Kafamda ki düşüncelerden sıyrıldım."Bizden başka kimse yok burda.Bu silah sesleri neden hiç susmuyor?"

"Daha sonra güzelim.Daha sonra.
Şu yerden bir çıkalım anlatacağım."Önümden ayrılıp elimi tuttu.Duvar dibinden ilerliyorduk.Mağaradan çıkmak yerine daha çok iç kısımlara giriyorduk.

"Nereye gidiyoruz?"

"Belgeleri alacağız."Mağaranın dışı mağra gibiydi fakat içi dışına göre tamamen farklıydı.Dümdüz yoldu resmen.Sağa sola doğru yollar ayırlıyordu.Beş dakika boyunca mağaranın içinde yürüdük.Yolun sonuna gelince elimi bırakıp duvar köşesinde taş birikintisine doğru ilerledi.Taşları hızlı bir şekilde kenara çekip altından siyah bilgisayar çantası çıkardı.Çantanın içinde bilgisayar yerine bir kaç parça dosya vardı.Aradığımız dosyalara sonunda ulaşmıştık.

"Onlar dimi?"Konuşmak için konuşuyordum.Gergin ortam dağılsın,azda olsa kolumda ki acıyı unutmak için çenemi kullanıyordum."Evet."Gözleri anlık olarak bana kaydı.Tekrar göz gezdirdiği belgeleri çantaya koyup fermuarı çekti.Alın kısmından çeneme doğru akan teri mirza görmeden sildim.Dakikalar ilerledikçe kolumda ki acı katlanılmaz bir hal alıyordu.
Yüz ifademi ne kadar sabit tutmaya çalışsamda alnımda oluşan boncuk boncuk terler acı çektiğimi ele veriyordu.

"Hadi burda işimiz bitti."Yanıma gelip tekrar elimi tuttu.Hızlı adımlarına yetişmeye çalışıyordum fakat yapamıyordum.Gözlerim kararmaya başlamıştı.Bunun yanı sıra başım çatlıyordu.Beynimin derinlerde konuşan sesler fısıltı gibi geliyordu.

"Hassiktir."Mirza'nın adımları durdu.O durunca ona çarpıp bir kaç adım geriye sendeledim.
Neden durmuştu? Sormaya fırsat kalmadan tekrar mağranın içine doğru çekildim.Sağ ve sol tarafa yollar ayrılıyordu biz sağ tarafa girmiştik.Belgeleri almaya gittiğimiz taraf ise sol taraftı."Noldu?"Sesimin yorgun çıkmasına engel olamamıştım.Gözlerimi bir kaç kez sertçe kapatıp açtım."İçeriye girmişler."O kadar endişeliydi ki bu endişesi bacaklarına vurmuştu.Oldukça hızlı yürüyordu.Benim için endişeleniyordu bunun yeterince farkındaydım.

Yaralı kolumu kaldırıp gözlerime bastırdım.Uzun süredir yoktu.
Şimdi bu neyin nesiydi böyle?
Şuan elimden tutup beni peşinden sürükleyen kişi oydu.Boyun kısmı tamamen bana dönüktü ama ileriye doğru yürüye biliyordu.

Bu nasıl birşeydi?

Hayır,hayır gerçek değil.

Hepsi şizofreni hastalığının bir kurgusu.Gerçek değil.

Gözlerimi tekrar kapatıp açınca görüntü kayboldu.

Nereye gidiyorduk.Üç dakika olmuştu.Soluksuz yürüyorduk.
Uzaklardan gelen bağırış seslerini duya biliyordum.Kayalık alanın sonuna gelince bir yerden hava geldiğini fark ettim.Önünümüzde, ormanın arka tarafına çıkan bir geçit vardı."Burdan çıkacağız.
Merak etme seni hemen hastaneye götüreceğim.İyisin de-"Sonunda bakışları yüzümü bulmuştu.
Bana birşey olacak diye o kadar çok korkuyordu ki tüm bu süre içerisinde çıkışa doğru ilerlemekten bir kez olsun yüzüme bakmamıştı.Şimdi ise terleyen yüzümü,dolan gözlerimi görünce adımları da sözleride yarıda kalmıştı.

"Değilsin.Hiç iyi değilsin."Eliye çenemi kavrayıp kafamı kaldırdı.
"Söz veriyorum iyi olacaksın. Sadece şurdan çıkana kadar dayana bilir misin?"Konuşmaya mecalim olmadığı için sadece kafa salladım."Sen burayı nasıl biliyorsun?Dosyalar çok önemli,"Yutkundum."Böyle bir yerde olması güvenlimiydi?"
Geçite doğru ilerledik.Mirza ilk önce benim geçmemi istediği için omuzlarımdan tutarak beni ileriye doğru itti.

"Deden'in çizdiği harita anlaşılana kadar güvenli bir yerdi."Aralık olan geçitten yan bir şekilde dönerek çıktım.Ormana adım atmıştım.Yarım ay kendisini ağaçların arkasından belli ediyordu."Hadi sende gel."
Gelmiyordu.Arkasına bakıyordu.
Arkasında biri mi vardı? "Mirza hadi sende gel!"Çantayı aralık yerden dışarıya doğru fırlattı.
Bakışları beni bulmuştu.

"Hiç bir yere sapmadan düz bir şekilde koş.Yolun arabaya çıkacak.
Sakın başka bir yere sapma."
Gelmiyordu.Hayır,onu asla burda tek bırakıp gitmem.Benim canımı düşünüyordu ama bende canımı düşünüyordum.

Hayır,kesinlikle onu tek başına bırakmayacaktım.

"Şuan saçmalıyorsun.Sensiz hiç bir yere gitmem."

"Gideceksin.Buna mecbursun.
Geleceğim ben merak etme."
Kolunu uzatarak elimi tuttu.
"Hadi güzelim.Hadi."

İkimizide zor durumda bırakmamak için,en azından çantayı saklamak için gitmem gerekiyordu.
Gitmeyecektim sadece o öyle sanacaktı.Arkamı dönüp koşmaya başladım.Koştuğumu gören Mirza mağaradan çıkmadı.İçeriye doğru girip gözden kayboldu.Mağradan biraz uzaklaştıktan sonra durdum.
Nefes nefese etrafıma bakıyordum.Elimde ki çantada sadece dosya olmasına rağmen oldukça ağırdı.Tahmin ettiğim şeyi yapmış olamazdı,değil mi?

Sırtımı arkamda ki ağaca yaslayıp dizimi havaya kaldırdım.Bir elimle çantayı dizime sabitlerken diğer elimle çantayı açtım.Tek elle fermuarı çekmek oldukça zor olmuştu.Çantanın içine bakınca tahmin ettiğim şeyi yaptığını anladım.Mirza kendi canını yok saymış,silahını bana bırakmıştı.

Bunu hangi ara koymuştu buraya?

Silahı çantadan alarak belime yerleştirdim.Kolumu arkaya doğru büktüğüm için canım haddinden fazla yandı.Dizimi indirip hızlıca fermuarı çektim.Bir kez daha etrafıma göz gezdirdim.Yerde çantayı saklayabileceğim hiç bir yer yoktu.

Kafamı kaldırıp yaslandığım ağaca baktım.Evet yapacaktım.
Tek çarem çantayı ağaca saklamaktı.Çantanın sapını bileğime geçirdim.Bir ayağımı ağaçta ki oyuk kısmına koyduktan sonra tek elimle kendimi yukarıya doğru çektim.Küçükken anneme küstüğüm zaman saklanmak için evimizin önünde ki ağaçlara çıkardım.Annem beni aramaya başlayana,hatta bulana kadar olduğum yerden de çıkmazdım.

Maymun gibi ağaca tırmanmalarımın bir gün işe yarayacağını biliyordum.

Ağaça çıkıp çantanın sapını bir dala geçirip,tekrar aşağı inmem üç dakika mı anca almıştı.
Çanta güvende olduğuna göre sıra mirza'yı kurtarmaya gelmişti.
Ya ölecektik ya kalacaktık.
Ama her durumda beraber olacaktık.Koşar adımlarla mağaraya ilerlemeye başladım.
Çıktığım geçite gelince vücudumu yan çevirerek içeriye girdim.
Mirza yoktu.Ortalık oldukça sakindi.

Belimde olan silahı elime alarak temkinli adımlarla ilerlemeye başladım.Sürekli gözlerim kararıyor,Kan kaybettiğim için başım dönüyordu.Böyle giderse bayılmam çok uzun sürmeyecekti.

Yol ayrımına gelince durdum.
Çantayı almaya gittiğimiz yerde hiç ses yoktu.Konuşma sesleri geliyordu fakat bu sol taraftan değil mağranın çıkışından geliyordu.Boğazımda ki kuruluğu gidermek için yutkunduktan sonra sırtımı duvara yaslayarak mağranın çıkışına ilerlemeye başladım.Mirza ile ayrılalı 20 dakika bile olmamıştı.Henüz burda olmalılardı.Çıkışa doğru ilerledikçe konuşulan şeyleri daha net duymaya başlamıştım.

"Kızın peşine düştüler.Önünde sonunda bulacaklar onu.Çanta elime geçtiği zaman ne bok yiyeceksin çok merak ediyorum."
Benim peşime mi düşmüşlerdi?
Bundan neden benim haberim yoktu?Arka çıkışı fark etmemişlermiydi?

"Belgeleri ele geçirmek kolay iş,zor olan şey imzayı alabilmek."
Mirza'nın sesi her zaman ki gibi korkusuz çıkıyordu.Sesinde en ufak bir titreme yoktu.Burda ki insanlara esir düştüğü halde korkmayan mirza,bana bişey olacak diye kafayı yemişti.

Canını canım bilmişti.

Canını canım bilmiştim.

Kafamı hafif çıkartarak dışarıya göz attım.Mağranın çaprazında 12 kişi vardı.12 kişi ortasında dizleri üzerine çökmüş mirza ve onun hemen önünde dikilen yaşlı bir adam vardı."Bizim işkence çeşitlerimizi en iyi sen bilirsin Kılıç.Aynılarını çok sevgili karına yaptığımız zaman,bize o imzayı paşa paşa verecek."Bok verirdim.

"SAKIN ONA DOKUNAYIM DEME.
KARIMIN İSMİNİ O PİS AĞZINDAN DA DÜŞÜNCELERİNDE DE SÖKÜP ATACAKSIN! ANLADIN MI BENİ ŞERİFSİZ PUŞT!"Mirza omuzlarını tutan adamlardan kurtulmaya çalışıyor,karşısında ki şerefsizi tek hamlede öldürmek istiyordu.
Fakat kolunu tutanlar sayesinde çabası debelenmekten öteye geçemiyordu.

"Aslında karınla ilgili farklı planlarım vardı.Oğlumla mürvetlerini görecektim.Yazık oldu."Sesinden sahtelik akıyordu."İkinizinde bu işin sonunda ölecek olması çok acı."Bu adam dedemin sağ kolu olmalıydı.

"Kimin kimi öldüreceğini zaman gösterecek."

"Aynen öyle."Dedi alaylı sesiyle yaşlı adam.Elinde ki silahını mirza'ya doğrultunca bende silahı kaldırıp Mirza'nın arkasında dikilen adamlardan birini hedef aldım.Bir saniye bile düşünmeden tetiğe basınca silah patladı adam kanlar içinde yere düştü.

Mirza için birini vurmuştum.

Pişmanmıydım?

Kesinlikle değildim.

Sanki 12 kişinin arasına,mirza'yı kurtarmak için dalan ben değilmişim gibi sakin ve soğuk kanlıydım.Silah sesini duyanlar etrafa bakarken ben kafamı içeriye doğru çekmiştim.Beni görmemelerine rağmen silah sesinin bu taraftan geldiğini anlayanlar buraya doğru koşmaya başlamıştı.Derin bir nefes alarak son bir adımı atıp mağranın dışına içıktım.Elimde ki silahı bana doğru yürüyen adamlara doğrulttuğum anda 3 şahısın adımlarıda aynı anda durmuştu.

"Adamların beni ne kadar güzel arıyorlar ya."Dedim bende aynı onun gibi alaylı bir şekilde."Ormanda ararken mağarada buldum misali gibi oldu bu,değil mi?"

O ata sözü sanki öyle değildi ya

Adamların arkasından çıkan yaşlı adam aramızda bir kaç adım kalana dek üzerime doğru yürüdü.
"Nolduuu?"Dudak büzüp cümlelerime devam ettim.
"Keyfini mi kaçırdım."

"İki kişiye karşı 13 kişi.Kurtulma ihtimaliniz kaç?"Gözlerim mirza'yı buldu.Adamlar hala kollarından sıkı sıkı tutuyordu.Elmacık kemiğinde kızarıklık vardı.Büyük ihtimalle yumuruk yemişti.Gözleri oldukça yorgun bakıyordu.Neden geri döndün?Evet gözlerinden anladığım şey tam olarak bu soruydu.
"Yanacaksak birlikte yanalım istedim."Adama hitaben konuşmuştum fakat gözlerim hala mirza'daydı."Sizinle bizim aramızda ki fark bu.Siz."Gözlerimi yaşlı bunağa çevirdim.Gerçi pek bunak gibi durmuyordu ama konumuz şuan bu değildi.

"Çıkarlarınız için bir birinizi kullanırsınız.Bir çukura düştüğünüz zaman oradan çıkmak için binlerce insanı basamak olarak kullanırsınız.Biz ise." Bakışlarımı tekrar ona çevirdim."O çukura beraber gömülürüz yinede bir birimizi bırakmayız."İşte yapmış olduğum eylemin özeti buydu."Yani anlayacağın ölmek umrumda bile değil.Onunla birlikte olduktan sonra o çukura diri diri gömülmeye bile razıyım ben."

"Yakalayın şunu!"Tabi ya.Diyecek laf bulamayınca yakalayın şunu oluyordu hemen.İki adam üzerime atlayınca birini bacağından vurdum.Diğerini vurmaya fırsat kalmadan silahı tutan elimi bileğimden kavradı.Ben başımdakilerle baş etmeye çalışırken mirza ellerinden kurtulduğu adamların yüzünü dağıtmakla meşguldü.Elimi tutan adamdan kurtulduğum ilk an mirzaya doğru koştum.İkimiz sırt sırta vermiştik.Çevremizi ise baygın ve ölü olanların dışında 9 kişi sarmıştı.

"Sana gitmeni söylemiştim."
Sesi oldukça sitemliydi.Kendi canı tabiki kendisi için önemli değildi.

"Sen beni canımı kurtarayım diye yollamaya çalıştın."Derin bir nefes alıp sırtımı mirza'nın sırtına daha çok yasladım."Canımı kurtarmak için geri döndüm.Bir itirazın mı var?"boynunu arkaya doğru eğerek kafasını kafama yasladı.

"Yaralı bir haldeyken kurtarman gereken sadece kendi canındı."

"Kolumda ki yara zamanla iyileşir."Tabi kan kaybından gitmezsem."Eğer seni burda bırakacak olsaydım kalbimde açılacak olan yara nasıl iyleşecekti? Bunu bana açıklar mısın?"Ne derse desin buraya dönmekle en iyisini yapmıştım.Ben olmasaydım,dikkat dağıtmasaydım belkide o şuan hayatta bile olmayacaktı.

"Kurtaracağım."İmaknasız gibi dursada umut veriyordu.
"İkimizden biri ölecekse bu sen olmayacaksın."

"Sen ölürsen ben hayatta kalsam bile ölmüş sayılırım.Bu yüzden ikimizde ölmeyeceğiz.Burdan ya birlikte çıkacak,karanlığa bir kibrit çakacağız.Yada o karanlıkta sonsuza dek kaybolacağız."

Gerçekten yolun sonuna mı gelmiştik?"Seni seviyorum kadın."
İşte her düştüğümde bana güç verecek kelimeler bunlardı.
Gülümsedim.Çevremizi saranlara,
üstümüze doğrultulmuş silahlara rağmen gülümsedim.

"Seni seviyorum adam."

Daha önce ölmek ve yaşamak arasında hiç bu kadar sıkışıp kalmamıştım.

Dediğim gibi;ya bir kibritle yol alacağız yada karanlıkta kalıp kaybolacağız..

♡

SELAMLAAAAR

Nasılsınız bakalım? Umarım iyisinizdir.

Bölümü nasıl buldunuz?

En sevdiğiniz kısım neresi oldu?

Mirza ve mira'nın ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunu?

Umarım bölümü beğenmişsinizdir

Bir dahaki bölüme görüşürüz Kendinize çok çok iyi bakın.

Kocaman öpüyorum.
Seviliyorsunuz.

(Yıldızı parlatmayı unutmayın kızçelerim)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.