17. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN
Bölümler 19Şu an: 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bölümümüze hoş geldiniz.
Sonunda Mira ile Mirza birlikte oldu.Aralarında ki ilişki tam hayal ettiğim gibi ilerliyor.
Sizden ricam ön yargılı olmamanız ve mirza'nın neyi neden yaptığını anlamanız..
Daha fazla uzatmadan bölüme geçelim.
Bölüm şarkısı = güzel kadın - Emirhan Demiralp
İyi okumalar..
♡
"Bugünü asla unutmayacağım.."
Sabahın ilk ışıkları ile gözlerimi açtığımda Mirza'nın yanında uyanmayı bekliyordum ama değildim.Yanımda kimse yoktu,
Yatakta tek başımaydım.
Dün gece yaşanan şeyler aklıma dolunca vücudumda ki ısı yanaklarıma hücum etmişti.
Dün gece tahmin ettiğimden daha güzel ve tutluku geçmişti.
Üzerimde garip ama tatlı bir yorgunluk vardı.Vücudum hala dün gecenin emarelerini taşıyordu.
Biraz gerinip üzerimde ki yorgunluğu atmaya çalıştıktan sonra hızlıca duş aldım.Üzerime siyah bir buluz geçirip altıma siyah bir pantolon giyindim.Mirza ayaklarıma ve saçlarıma takıntılı olduğu için beyaz çorabı ayağıma geçirip saçlarımı hızlı bir şekilde kuruttum.Mirza'nın aldığı yağlar köpükler sayesinde artık saçım kabarmıyor bana rahatsızlık vermiyordu.Rahatsızlık veren tek şey ise saçlarımın sürekli dökülüyor olmasıydı.Stres bana ve vücuduma hiç iyi gelmiyordu.
Aynada son kez kendime bakıp odadan çıktım.Merdivenlerin başına geldiğimde aşağıda ki konuşma sesleri kulaklarıma dolmaya başlamıştı.
Sinan bizdeydi ve aşağıda mirza ile bir şeyler konuşuyordu.
Konuştukları konuyu daha rahat duymak için bir kaç basamak indim."Ona neden söylemedin?"
"Söyleyemedim."Mirza'nın sıkıntı içerisinde kurduğu tek cümle bu olmuştu.
"Onun iyiliği için bunu yapmak zorundasın.Burda kalmaya devam ederse herşey daha kötüye gidecek.Ve onu kazanayım derken kaybedeceksin."Konunun benim üzerimden döndüğünü anlamam çok uzun sürmemişti."Daha fazla beklememizin bir anlamı yok.
Hastaneye yatmak zorunda."
Sinan'ın kurduğu cümleler başımı döndürdü.Düşmemek için elimle duvardan destek aldım.Daha fazla mirza'nın yanında kalmamı istemiyordu.Hastalığımın ilerlediğini düşünüyor olmalıydı ki böyle bir teklif sunuyordu.
Mirza ise arada kalmıştı.Beni oraya,korktuğum yere yollamak istemiyordu.
Sinan derin bir iç çekti. "Bak Mirza,senin ona ne kadar değer verdiğini biliyorum.Ama biz onun iyiliği için buradayız.Bu iş artık senin duygularını değil,Mira'nın sağlığını ilgilendiriyor.Gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor."
Bir süre sessizlik oldu. İçimdeki çalkantı giderek büyürken, artık daha fazla gizlenemeyeceğimi anladım.Merdivenleri adımlarım yankı yapacak kadar sert şekilde inmeye başladım.İkisi de sesime döndü.Gözlerim Sinan’ın üzerinde bir kaç saniye durdu daha sonra Mirza’ya kaydı.Kalbim çırpınıyordu ama gözyaşlarımı geri ittirdim.Güçlü durmak zorundaydım.
Çünkü kendime bu sözü vermiştim.
"Ne ile yüzleşmemiz gerekiyor?" dedim,sesi titremeyen ama keskin çıkan bir tonla."Neyi benden saklamaya çalışıyorsunuz?"
Mirza'nın yüzü bir anda soldu. Dudakları kıpırdadı ama kelimeler çıkamadı.Sinan ise doğruldu,bana doğru bir adım attı ama duraksadı.
"Mira… Biz sadece senin iyiliğini istiyoruz.Bu bir tedbir.Korkman gereken bir şey değil, sadece—"
"Yeter!"Boğazım düğümlenmiş gözlerim dolmuştu ama kendimi zorlayarak ayakta durmaya çalışıyordum."Hastaneye gitmeyeceğim.Oraya bir daha asla dönmem."
Sinan bana doğru hareketlenmedi. Bu kez koltuktan yavaşça kalkan Mirza'ydı.Bakışları endişe doluydu,yüzünde suçlulukla karışık bir acı vardı.Sessizce birkaç adım attı bana doğru,ama bir adım daha attığında elimi havaya kaldırıp onu durdurdum.
"Yaklaşma!" dedim, gözlerim onunkilere kilitlenmişti."Ne olur... yaklaşma.Şu an tek isteğim,beni anlaman."
Nefesim düzensizdi.Göğsüm sıkışıyor,kelimeler dudaklarımdan dökülürken içimdeki fırtına daha da şiddetleniyordu.
"Benim sığınağım sensin,Mirza. O hastaneye sadece tahlil için gittiğimde bile kalamadım... O koridorlar,o odalar... Hepsi beni boğuyor.Ben orada sadece daha çok yalnız kalıyorum."
Adım adım yıkılıyordum ama hâlâ ayaktaydım.Gözyaşlarım artık görüşümü bulandırıyordu fakat onları Mirza’ya göstermek istemiyordum.
"Bana iyi gelen şey sensin."dedim kısık bir sesle."Senin yanında nefes alabiliyorum.Senin yanında parçalarım birleşiyor.Lütfen beni benden alma."
Birkaç saniye sessizlik oldu. Kalbimin çarpıntısı kulaklarımda yankılanıyordu.Sonra başımı hafifçe yana eğip çaresizlikle fısıldadım
"Ben deli değilim.."Kelimeler içimde koca bir yankı gibi çınladı. Sanki o cümleyle kendimi tutunduğum son dalda asılı bırakmıştım.
Mirza bir şey demedi.Gözleri gözlerime kilitlendi,ama içinde kaybolduğum bakışlarında bu kez başka bir şey vardı.
Acının en saf hali..
İçini yakan,çaresizlikten doğan,suskunlukla daha da büyüyen bir acıydı bu. Dudaklarını araladı,ama ses gelmedi.Yutkunurken bile boğazındaki düğüm gözle görünür gibiydi.Ben ise yavaşça geri çekildim. Gözlerimden düşmeyen yaşlara inat,dimdik durmaya çalışıyordum ama bakışlarımda saklayamadığım bir hayal kırıklığı vardı.Ona inanmış, ona sığınmıştım.Ve şimdi o da beni göndermek isteyenlerin arasındaydı.
"Sen de...onlar gibi mi düşünüyorsun? Beni... oraya göndermek mi istiyorsun?"
Mirza bir adım attı ama temkinliydi. "Ben"Sesi çatlak ve yorgundu."Seni kaybetmekten çok korkuyorum,Mira."
Sessiz kaldım.Zaten tüm bu yaşananların karşısında ne diye bilirdim ki?"Seni korumaya çalışırken sanki kendi ellerimle ölüme itiyormuşum gibi hissediyorum."Kelimeler mirza'nın ağzından zar zor çıkıyordu.Sinan ise bizi yanlız bırakmak istiyor olacak ki arkasını döndü ve evden çıktı."Dün birinci,ikinci kez değil üçüncü kez ölümle burun buruna geldin.Ve sana o uçurumdan atlaman gerektiğini ben söyledim.Vücudunda ki hastalık artık sana sanrılar göstermiyor, çevrendekilerle seni sınıyor."
Bir kaç adım atarak yanıma geldi.Ellerimi avuçlarının içine alıp gözlerime çaresizlik içinde baktı."Ben artık buna izin vermek istemiyorum.Acı çekmeni görmek istemiyorum.Sana iyi geleyim derken,zarar vermek istemiyorum."
Susup benden taraf bir şeyler duymayı bekledi.Ama ben ne diyeceğimi bilemiyordum.
Sıkı bir şekilde tedavi almamı istiyordu.Bunun ise onun yanında değil hastanede olması gerektiğini savunuyordu."O kadar güçlü değilim Mirza.Oraya dönemem.
İçimde bir şeyler bu konuda sürekli beni rahatsız ediyor.
Sanki oraya dönersem kurtulmak yerine daha fazla canım yanacakmış gibi hissediyorum.
Oraya dönmek beni kurtarmayacak aksine öldürecek."
İkimizde bir süre konuşmadık.
Aramızda ki sessizliği dinledik.
Daha sonra Mirza beni kendiyle birlikte koltuğa çekip oturttu.
"Oraya dönmek zo-"Sözünü kestim.Ben zaten bunları biliyordum.Oraya dönmek zorunda olduğumu,tedaviyi orda almam gerektiğini biliyordum ama işte yapamam diyordum.
Neden beni anlamak yerine bu kadar ısrar ediyordu? Onu ve korkularını anlıyordum ama şuan o beni ve korkularımı anlamıyordu..
"Senden ayrılmak istemiyorum."
Gözlerimi kaçırıp kucağımda birleşen ellerimize indirdim.
"Oraya gidersem yanıma kimseyi yaklaştırmayacaklar.Sen ne kadar yanında olacağım desende izin vermeyecekler.Yanımda olmana,birlikte savaşmamıza izin vermeyecekler."Bulanık bir şekilde zihnimde bir kaç parça anı canlandı.Sanki zihnimi işgal eden şeyleri bir televizyon dizisinde görmüş veya bir kitapta okumuştum.
Benim gibi şizofreni hastalarını bir odaya kapatıyorlar,yanlarına kimsenin yaklaşmasına izin vermiyorlardı.O oda da sanrıların,acıların ile baş başa kalmanı istiyorlardı."Beni oraya gönderme.Evde alayım tedavimi."Bakışlarımı tekrar yüzüne çıkardım."Lütfen..
Gerekise odamdan hiç çıkmam ama en azından senin limanında olduğumu bilirim."Yutkundum.
İçimde ki huzursuzluk sesime yansıdı"Bana tek iyi gelen şeyi benden almayın."
Gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.Kendisi ile çelişki içerisindeydi.Doğru olanın beni oraya göndermek olduğunu düşünüyor,ama bu şekilde'de acı çekmemi istemiyordu.Tüm bu Söylediklerime rağmen eğer hala beni oraya gönderme taraftarı olursa daha fazla savaşmayacağım.Beni evde yanlız bırakmaması gerektiğini söylememe rağmen bırakmıştı ve ben o zamanda kabullenmiştim.
Yine kabullenecektim.İçimdeki hızursuzluğu bir kenara itecek ve oraya gidip girecektim.
Kararını vermiş olacak ki gözlerini açtı.Sessizce izledi ve dudaklarını aralayarak cümlelerini sıraladı.
"Başımın tatlı belasısın kadın."Dedi ve bir saniye bile düşünmeden beni göğsüne çekerek sıkı sıkı sarıldı.
Dudaklarımda kocaman bir gülümseme ile bende kollarımı vücuduna doladım.Yüzüm göğsüne yaslıydı ve hızlı atan kalp atışlarını duyabiliyordum.
Doğru bildiği yanlıştan benim için dönmüştü.Konuşmamıza kadar beni oraya göndermekte ısrarcı olduğunu anlamıştım.
Ve doğrusu onu ikna edebileceğimide hiç düşünmemiştim.Doğru bildiği bir konudan benim için vazgeçer miydi bundan emin değildim ama şuan görüyordum ki mirza konu ben olunca sadece doğrularından değil kendinde bile vazgeçmeye hazırdı.
Beni iyileştirse iyileştirse onun saf sevgisi ve aşkı iyleştirecekti.
Bunu biliyor ve hissediyordum...
"Mutsuz olduğun yer mutsuz olduğum yerdir."Saçlarımın arasında hissettiğim dudakları ile gülümsemem daha fazla büyüdü.
"Bir şekilde halledeceğim.Sen içini ferah tut."
🤤
Saatler sonra
"Herkes götüne sahip çıksın lütfen."Ege'nin neşeli sesi bizi yine gülümsetmişti.O kadar hayat dolu biriydi ki onun yanında düşük enerjimiz bile yükseliyordu.
Mirza ile konuşmamızın arkasından Mirza,Sinan ile konuşmak için evden ayrılmıştı.Onun hemen ardından evimizin muhteşem dörtlüsü gelmişti.Şuan ise hep birlikte söğüt ağacanın altında kurulan yeni çay bahçesinde oturuyorduk.
"Gizliden,gizliye alttan alta gaz bırakmayın."Ege'nin bakışları oğuza kaydı."Özellikle sen oğuz."
Bu çocuğun neden her muhabbeti bokla,gazla ilgiliydi.Özel bir takıntısı olmalıydı aksi takdirde bir insanın bu kadar göt'e takması normal değildi.
"Lan sen canına mı susadın? Ne istiyorsun oğlum benden."
"Benimle fantezi yaşaman gerekiyordu."Ne?
"Karizmamı sikledin Ege.Ne fantezisi?"
"Karışıklı osuruk fantezisi."
Daha fazla dayanamadım ve sesli bir şekilde gülmeye başladım.
İrem benimle birlikte gülerken Zeynep kafasını farklı bir yöne çevirmişti.Oğuz alındığı için gülmek istemiyordu."Karşılıklı duracağız bir sen osurucaksın bir ben,kimin osuruğu daha güçlü olursa o kazanır.Eğer sen kazanırsan ben seninle uğraşmayı bırakacağım."Gülmekten karnım ağrımaya başlamıştı.
Oğuzla Ege'yi karşılıklı osururken düşünmek..Ahh pekala.Bu çok iğrenç bir hayaldi..
Oğuz sinirle ayağa kalkıp Ege'nin boğazına yapıştı."Bu sefer seni elimden kimse alamayacak."
Egenin suratı kızarmaya başlayınca oğuz'un güçlü kollarının altında debelenmeye başladı.Ama yüzünde ki gülümseme bir türlü silinmiyordu.Oğuz'un onun Boğazını nefes alamayacak kadar sıkmadığına emindim.
"Lon yordom etsonozo adom oldoroyorlar."Sesi boğuk boğuk çıkıyordu.İrem oğuz'un sırtına atlayıp oğuz'u ege'den uzaklaştırmaya çalıştı.Başarmıştıda.Oğuz sırtında ki İrem ile Ege'den uzaklaşınca Ege de kınayıcı bakışlarını Zeynep ile bana dikti."Canımın sizin gözünüzde ki değeri bu kadar mı?"Elini beline koyup hesap sormaya devam etti."İrem kuşum olmasa ölüyordum lan burda."Dedi.
Son sözlerini avazı çıktığı kadar bağırarak söylemişti.Onun tiz sesi yüzünden kulaklarımı kapatmamak için zor durmuştım.Eğer ellerim kulaklarımı bulsaydı bunun içinde ayriyeten bir buçuk saat konuşurdu.
"Oğuz'un boynunu ölecek kadar sıkmadığına eminim."Zeynep kafasını sallayarak bana katıldı.
"Gerçekten tehlikede olduğunu hissetseydik yardım ederdik."
"Kesinlikle ederdik."Diyerek beni tamamladı Zeynep.
"An itibariyle sizinle konuşmama kararı aldım.Sakın bana yaklaşmayın pis hainler."
Son sözlerini söyledikten sonra oğuz'un sırtından inen İrem'in koluna girip kendisiyle eve doğru çekiştirmeye başladı."Gel kuşum ben sana ayak fantezimi anlatayım."
"Bu çocuğun kaç tane daha fantezisi var merak ediyorum."
Gerçekten acaba bir sonu,Fantezide bir sınırı varmıydı?
"Saymakla bitmez.Özellikle konu Oğuz olunca daha garip fantezileri çıkıyor ortaya."Salıncağa oturan Oğuz Zeynep'in söylediklerine göz devirdi.Zeynep tarafından alay konusu olmayı sevmiyordu.Bunu o gün,piknikte anlamıştım.
"Bir gün onu bir odaya kilitleyip merak ettiği fantezilerinin hepsini acı bir şekilde tecrübe ettireceğim.O zaman anlayacak eymi yaman beymi yaman."İstemsizce kıkırdadım.Sanırım Ege bundan ders almak yerine keyif alırdı.Bugüne kadar tanıdığım Ege vibe bana bunları söylüyordu.
"Sen nasılsın Mira?"Oğuz'da olan bakışlarımı Zeynep'e çevirdim.
Beni daha önce biriyle konuşurken,kendimi bıçaklarlen görmedikleri için merak etmelerini doğal karşılıyordum.
"Gayet iyiyim.Merak etmeyin."
Bahçe kapısından giren Mirza ile dikkatler ona yönelmişti.Her
zaman ki gibi siyahlar içindeydi.
Ona her baktığımda kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
Bakışları beni derinden etkiliyor,varlığı bedenimi büyüsü altına alıyordu.
"Selamün aleyküm."Yanım varınca dudaklarını alnıma bastırarak öptü daha sonra hemen yanımda ki sandalyeyi çekerek rahat bir şekilde oturdu.
"Aleyküm selam."Selamını alınca
Oğzu'da olan dikkatini bana verdi.
"Aleyküm selam diyen ağzını.."
"Yavaaaşşşş."Oğuz'un mirza'nın söylemiş olduğu kelimeleri fark etmiş olması beni utandırmıştı. Bunlarında işi gücü yok bizi dinliyorlar canım."Gerçekten abi ya.Senin bu aralar ağzının ayarı yok."Diyerek Zeynep'te isyan etti."Gel Oğuz biz daha fazla bu ortamda durmayalım.Malum birileri azmış."Abisi sandalyesin'den kalkar gibi yapınca zeynep çığlık atarak bahçe kapısına koştu.Oğuz da gülerek Zeynep'i takip etti.
Onlar bahçeden çıkınca Mirza'ya döndüm.Onun bakışları zaten bendeydi."Azıcık edepli olun beyfendi."Bilmiş bir şekilde konuşmam onu gülümsetmişti.
"Dün gece edepli kelimesinden oldukça uzak olan kadın mı söylüyor bunu?"Bir dakikada ikinci kez utanmıştım.Evet,normalde utanma arlanma bilmeyen ben artık mirza'nın bir kelimesine utanıyordum.Bir anda sandalyenin altından tutarak sandalyemi kendisine yaklaştırdı."Utanınca da ayrı seksi oluyorsun."Yok anam yok.Bu adam Zeynep'in deyimiyle gerçekten azmış.
"Seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum."Yüzümden konunun ciddiyetini anlamış olacak ki dudaklarında ki gülümseme silindi."Konu seninle tanışmadan önce olan olaylar
hakkında."Bölmeden devam etmemi bekliyordu."Biz seninle intikam almak,bize yaşatılanların hesabını sormak için çıktık bu yola.Ama artık intikamdan çok uzağız.Yani en azından ben öyleyim.Artık hiç bir olaya dahil olmuyorum.Senin işlerini bilmiyorum ki sende artık bana o konulardan bahsetmiyorsun."
En son onunla birlikte belgeleri aldıktan sonra bu olaylardan hızla uzaklaştırılmıştım.Mirza'nın hala bu olaylarla ilgilendiğini düşünüyordum.Konu benim etrafımda dönerken hiç bir şeye dahil olmuyor,olamıyordum.
"Aslında bakarsan artık dahil olmakta istemiyorum.Bu halime sana bir yararım olacağını düşünmüyorum."Mirza'nın beni bu konulardan uzak tutmasında ki en büyük etken hasta olmamdı.
Bunu o söylemesede biliyordum.
"Hiç bir zaman salak bir insan olmadım."İsyan edercesine konuşmamı sürdürdüm."Bazen hadisiz derecede saflığım tutuyor ama herşeyin gayet farkındayım."
Konuşmamı keserek araya girdi.
"Hiç bir zaman seni salak yerine koymadım.Saf olduğun zamanlarda senden yayarlanmadım."
Sandalyesinin alt kısımlarından tutarak yönünü tamamen bana çevirdi.Benim sandalyeme de aynı şeyi yapınca yüz yüze gelmiştik.
Dizlerim dizlerinin arasında gözlerim gözlerindeydi."Artık bende senin bu olaylara dahil olmanı istemiyorum.Bana bir yararın olmayacağından değil.
Sadece aksiyon,korku sana iyi gelmiyor ve benim bu durumda seni uzak tutmak için elimden gelen herşeyi yapmam lazım."
Öne doğru eğilerek sağ elini dizimin üzerine koydu."O gün ormanda vurulduğunda verdim ben bu kararı.O zamana kadar nereye gidersem gideyim bütün yapmış olduğum işlerde yanımda olacaktın."
"Ben zaten biliyordum sırf bu yüzden beni uzak tutmaya çalıştığını.Seni yargılamıyorum bana görede doğru olan bu.En azından iyileşme sürecimde uzak kalmanın iyi olacağını bende düşünüyorum."Ona hak vermiş olmam derin bir nefes vermesini sağladı."Beni neden uzak tutuyorsun,en azından olan olayarları banada söyle"diye ısrar etmemi bekliyordu ama bu sefer onu şaşırmıştım.
"Ormana sakladığım çantayı umarım oradan almışsınızdır."
Aradan kaç hafta geçmişti sormak yeni aklıma geliyordu."Onu bulup almamış olsaydın bana sorardın nereye sakladın diye."Aman tanrım ne kadar zekisin der gibi baktı suratıma."Hiç öyle bakma sen sormadın diye onun rahatlığı vardı üzerimde.Ondan bu zamana kadar sormadım."
"Senin gibi düşününce sana sorma gereği hissetmeden kendim buldum."
"Nerde o belgeler?"Diyerek farklı bir soru yönlendirdim.
"Onlar hala bende.Özel dosyaları sakladığım bir yer var orda muhafaza ediyorum."Dosyaların işe yaraması için benim imza atmam ve imzanın yanına bir isim yazmam gerekiyordu."Onları neden tutuyorsun.Yakıp,yıkıp yok etmen gerekiyor."Dedim düşünceli bir sesle.Dosyaları hala kendinde tutuyorsa bu farklı bir planı olduğunu gösteriyordu."Onlarla ne yapacaksın? Neden hala sende duruyor?"
Soruma karşılık olarak geriye yaslandı.Konuşmak için kendisine bir kaç saniye tanıdı."O belgeleri benim için imzala dersem imzalaya bilir misin?"İşte bunu beklemiyordum.
Kimsenin isminin yazılmasına müsade etmeyen adam şimdi o dosyalara kendi ismini yazdırmaya çalışıyordu.İyide bunu neden yapıyordu?
Zaten kendisi kıdemli bir ajandı.
Daha ne için ihtiyaç duyuyordu böyle şeylere?
Anlam veremiyordum.Bu durumda ondan şüphelenmem gerekiyordu.Ama ona öyle çok güveniyordum ki aleyhime bir iş işlemeyeceğini biliyordum.
"Neden senin ismini yazmamı istiyorsun,anlamıyorum."Kafa karışıklığı ile baktım yüzüne.
O ise benim aksime gayet rahattı.
"Çete üyelerinin saklandığı yere,yani inlerine girip onların öndercisi olacağım."Şaşırmış aynı zamanda korkmuştum.Bu işin ne kadar tehlikeli olacağından habersizmiydi bu adam?
"Neden böyle birşey yapmak istiyorsun?"
"Benim ajan olduğumu bilmiyorlar.Onların arasına sıradan biri olarak gireceğim.Ve yapmış oldukları tüm suçları belgeleyeceğim.Böylece bir kaç çete çökertmek yerine bütün çete teşkilatının sonu olacağım."
Bu planını eğer devreye sokarsa silah kaçakçılığı,Çocuk kadın ticaretlerinin hepsi son bulacaktı.
Bir daha işlenmemek üzere bitecekti.Ve eğer dediklerini belgeleye bilirse bu insanların kaçacak yeride kalmayacaktı.
Adalet kavramı altında çıktıkları mahkemelerde farklı bahaneler sunarak kaçamayacaklardı.
"Kendini tehlikeye mi atacaksın?"
Herşeyden önce kendi can güvenliği önemliydi.Anca o iyi olursa çevresine de iyi gelebilirdi.
Elbette bende istiyordum tüm bu olayların son bulmasını ama onuda oraya körü körüne yollayamazdım.Bütün detayları öğrenmem ona göre hareket etmem gerekiyordu."Tehlikede olmayacağım.Ben onlardan her zaman önde oldum,olmayada devam edeceğim."Derin bir nefes çekti içine."Eğer yine bana tuzak kurmaya kalkarlarsa o zaman zarar gören ben değil onlar olacaklar."Zaten herşeyi çok önceden planlanmıştı,değil mi?
Belgeleri imzalayacağımdan emin olduğu için bütün detayları düşünmüştü.
"Zarar görmeyeceğine eminsin yani?"Olumlu anlamda kafa salladı.İçimde tarif edemediğim garip bir his vardı.Başına birşey gelmeyeceğini biliyordum.Sadece ihtimalleri göz önünde bulundurunca ister istemez huzursuz oluyordum.
"Ya imzamalazsam?"
"İmzalayacaksın."Kendinden oldukça emindi.Aksini düşünmüyor,seçenek sunmuyordu bile."Elinde herşeyi bitirmek için bir fırsat olmasını göz ardı etmeyeceksin."Beni tanıyordu.
Beni tanıdığı içinde emindi onay vereceğimden.Kimsenin canı tehlikede değildi.Hatta yapabilirsek bu işin sonunda büyük bir başarı elde edecektik.Tüm bunları düşününce imzalamamak için hiç bir sebep görmüyordum.Daha fazla düşünmek istemedim.
"İmzalayacağım."Ona karşı dudaklarımdan çıkan son sözler bunlar olmuştu..
😶🌫️
Saatlerimiz akşam saatlerini gösteriyordu.Mirza ile bahçede konuşmamızdan sonra akşam için beni süpriz bir yere götürmek istediğini söylemişti.Israrla sorsamda sürpriz söylenmez diyerekten beni geçiştirmişti.
Şimdi ise o kendi odasında hazırlanırken,ben kendi odamda hazırlanıyordum.Boynuma kelebekli zarif kolyemi takıp aynada son kez kendimi süzdüm.
Askılı,kırmızı,zarif bir elbise tercih etmiştim.Alıtına ise hafif topuklu olan gümüş renginde ki ayakkabımı geçirmiştim.Saçlarımı dağınık bir topuz yapıp,inci taşlarıyla kaplı olan tokayla tutturmuştum.Kenardan çok özenmişim gibi dursada bu kombini yapmam sadece 15 dakika mı almıştı.
Şeftali tonlarında olan rujla,kırmızı rujun arasında gidip geldikten sonra ikisinide sürmeyip bordo olan ruju sürmüştüm.
Arada kalmaktan nefret ettiğim için kendimi arada bırakmıyor,farklı yöntemler buluyordum.
Son olarakta ayakkabılarım ile uyumlu olan küçük çantayı açıp içerisine telefonumu,rujumu parlatıcımı koyduktan sonra odadan çıktım.
Alt kattan mirza'nın sesi gelince odasına gitmek yerine merdivenlere yöneldim.Son bir kaç basamak kala durdum ve oda öylece kulağında ki telefonla kala kaldı.İkimizde soluksuz bir birimizi izliyorduk.
Siyah çeket,siyah pantolon,çeketin altına ise beyaz gömleğini giyinmişti.Spor kombinlerin yakıştığı kadar smokinler de yakışıyordu ona.
"Bir insan nasıl bu kadar güzel olabilir?"Kendi kendine söylediği şeyleri burdan bile duymuştum.
"Hayır size demedim."Telefonda olan her kimse mirza'nın dediği şeyi kendi üzerine almıştı anlaşılan.
Onun bu şapşal hali beni gülümsetirken kendisi üzerime doğru adımladı."Sizi daha sonra arayacağım."Dedi ve telefonu kapatıp cebine attı.Merdivenlerin yanına gelince hafif eğilerek elini bana doğru uzattı."Hanımefendi güzelliğinizle beni büyülemeyi başardınız.Rica etsem bu geceyi benimle birlikte geçirir misiniz?"
"Hayır beyfendi.Bu gecem başka bir adama ait."Yüzünde ki huzurlu ifade dağılmadı sadece kaşlarını çattı."Elinizi nezaketen tutuyorum."Elini tutup son basamakları indim."Ama bu gece beni büyüleyen başka birisi var.Saatlerimi,dakikalarımı onunla geçirmek istiyorum."
"Size uzatılan her eli nezaketen tutar mısınız?"Omuz silktim ve sözlerine geri adım atmadan cevap verdim."Hayır sadece çok yakışıklı olanların elini tutarım."
"Yakışıklı biri olduğumu itiraf ediyorsunuz yani?"
Göz ucuyla baktım."Hiç bir zaman inkar etmedim ki."Başladığım oyunu devam ettirmek için arkamı döndüm."Şimdi müsaadenizle beni büyüleyen adamı bekletmek istemiyorum."
"Kim o evliyatını silkelediğim."
Rahatsız olmayayım diye küfür ederken bile sansür koymuştu.
Kibarlığı,beyfendiliği ise buraya kadardı."Seni benden başka büyüleyen biri mi var?"Arkamda durmayı bırakıp tekrar önüme geçti.
"Bayım lütfen benimle bu şekilde konuşmayın,kocamı kızdırmak isteyeceğim en son şey bile değil."
Ondan bahsettiğimi anlamış olacak ki rahat bir nefes aldı.
"Bazen çok zeki bazende çok safsın."Bundan bir kaç hafta önce bana söylediği cümlelerin aynısını kendisine iade etmiştim."Ve iki halinle de çok seksi oluyorsun."
Aramızda ki bir kaç adımlık mesafeyi hızla kapattı.Eli boynumu bulurken kafamı istemsizce kaldırmıştım.
Dudaklarıma doğru fısıldayarak konuştu."Bu gece için çok fazla uğraştım.Ve sen böyle yapmaya devam edersen biz evden çıkamayacağız uğraşlarım boşuna gidecek."Dudaklarının dudaklarıma değmesine sadece bir kaç santim kalmıştı.Hatta öyle ki konuşurken dudakları hafif bir şekilde dudaklarıma sürtünüyordu."Tabi bu durumdan şikayetçi olduğumu
söyleyemeyeceğim."Gözleri baygın bir şekilde bakıyordu.Şuan beni deli gibi öpmek istiyordu.
Tabi aynı şey benim içinde geçerliydi..
"Şimdilik bununla yetinmem gerekecek."Ve sonunda dudakları dudaklarımla buluştu.Anında ona karşılık vermeye başladım.
Hiç geç kalırmıyım?
Asla !
Bir birimizi öperken o derin bir nefes alıp verdi.Sanki şuan dünyanın en huzurlu ortamındaydı.Ayrılmak istemiyordu.Bunu beni hunharca öpmesinden anlaya biliyordum.
Son bir kez derin bir şekilde öpüp kendisini geri çekti.Her defasında öpüşü beni öyle büyülüyordu ki ne yapacağımı,anın etkisinden nasıl çıkacağımı bilemiyordum.
"Seni bütün hayatım boyunca soluksuz bir şekilde öpebilirim."
Alnını alnıma yaslayıp baş parmakları ile taşan rujumu sildi.
"Biraz daha geç kalmak istemeyiz."Dedi ve parmaklarını parmaklarımdan geçirerek beni peşinden sürükledi.
"Bu gece için çok uğraştım dedin ya."Gözleri yoldan bana döndü.
Yola çıkalı neredeyse 20 dakika olmuştu."Ne için bu kadar çok uğraştın?"Her geçen dakika hazırladığı süprizi daha fazla merak ediyordum.Onu bu kadar uğraştırmış ne yapmış olabilirdi ki?
"Bunu sana söylemeyeceğim."
Kaşlarımı çatıp kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Sonunda zaten öğreneceğim."
Sırıtarak sözlerime karşılık verdi.
"Evet öğreneceksin o yüzden şimdi meraklı melehat gibi davranmayı bırak ve sabırlı ol karıcığım."
Eridim,bittim.kül oldum
Ay parçası
Ay suratlı
Ve karıcığım
Üçüde ayrı ayrı yakışıyordu ağzına.
Büyülendiğimi çaktırmadan yeniden yola döndüm.Sabretmemi istiyorsa mecbur sabredecektim.
Bir bucuk saate yakındır yoldaydık ve artık gına gelmişti.Nasıl bir yolsa git git bitmiyordu.Kapalı olan gözlerim ise şuan bu ortamda bana hiç yardımcı olmuyordu.Bundan 2-3 dakika önce ise Mirza arabayı yol kenarında durdurmuş gözlerime ipekten bir parçayla bağlamıştı.
Sonunda hareket eden araç sarsılarak durunca derin bir nefes aldım.Araba ile yol almak zaten başlı başına kötü bir olaydı.Birde gözlerimin kapalı olması beni daha çok bunaltmıştı.
Biraz daha bu boğucu havada kalmaya devem edersem gerçekten kusacaktım.Ve sadece kıyafetimi değil kendimide rezil rüsva edecektim.
Mirza'nın tarafında ki kapı açılıp kapandı iki üç saniye sonrada benim kapım açıldı.Yanıma uzanan parmaklar kemerimi çözüp beni arabadan çıkarttı.
"Korkam ben seni yönlendireceğim."Dedi heycanlı sesiyle.Ne zaman heycan yapsa normalinden daha hızlı konuşuyordu.
Gözlerim bağlıydı ama kalbimin görültüsünü burdan bile duyuyordum.Mirza’nın parmakları, parmaklarımın arasında sıkıca kenetlenmişti.Güvenin sıcaklığıydı bu.Her adımda,geçmişime bir adım daha uzaklaşıyor gibiydim. Korkularım,kaygılarım, o çocukluktan kalma yalnızlığım, babamın gölgesi… Hepsi ardımda kalıyordu sanki.
"Neredeyiz?"Bugün bu soruyu kaçıncı soruşumdu.
100 falan olabilir miydi?
"Bugün her şey senin için Mira."
Adımlarımız yavaşladı.Bir anda durduk.Kalbim ritmini daha da hızlandı.Mirza ellerimi bıraktı ve hemen ardından gözlerimdeki ipeği çözdü.Gözlerimi hızla açtığımda bir masalın içindeydim.
Devasa cam fanusunların olduğu bir ortamdaydık.Sanki denizin derinliklerinde,bir balığın kalbinde oturuyorduk.Etrafımızda süzülen ahtapotlar,balinalar,deniz yengeçleri hepsini açık ve net bir şekilde görebiliyordum.
Tavandan sarkan,görünmez ince ipe bağlı yıldızlar ise ortama daha şık ve farklı bir hava katmıştı.
Küçüklüğümde annem bana denizaltı hikâyeleri anlatırdı.
"Denizin kalbinde bir huzur vardır Mira,Orda kimse sana dokunamaz kimse seni üzemez,incitemez."Derdi.
Ve şimdi ben… oradaydım.
Mirza beni oraya getirmişti.
Fanusun ortasında,zarif bir masa hazırlanmıştı.Üzerinde beyaz bir örtü,ince şamdanlar,titrek mum ışığı.Yemekler titizlikle hazırlanmış, tabaklar zarafetle yerleştirilmişti.Ve masa başında bir not vardı üzerinde ise tek bir cümle yazıyordu.
Bugün küçük mira'nın hayalinin gerçekleştiği gün..
Ellerim titredi. Kalbim hafifledi.
Deniz altında ki canlıları hep merak ederdim ve görmek için can atardım.Hatta öyle günler oluyordu ki Babam'a günlerce beni böyle bir yere getirmesi için yalvarıyordum.Çok fazla heveslenmeme rağmen asla gelip görememiştim,hayalini kurduğum şeyleri.Onun için işleri benden daha önemliydi.
"Yastığının altında hayallerini yazdığın bir defter buldum."
Dolu dolu olan gözlerimi gözlerine kenetledim."Bugün ve her gün küçük mira'nın hayallerini gerçekleştirmek için elimden ne geliyorsa yapacağım.Sizin için çabalayacağım."Ne denebilirdi ki?
Dilim lal olmuştu sanki.Kalbim hızlı hızlı çarparken kelimeler dudaklarımdan çıkmıyordu.
Bir adam nasıl bu kadar düşünceli olabilirdi?
Bir adam nasıl bu kadar merhametli olabilirdi?
Mirza bir kaç adım öne geçerek sandalyemi çekti.Ben hala aynı büyülenmiş ifadem ile tarafıma bakarken o ellerimi tutup beni sandalyeye yönlendirdi.Beni oturttuktan sonra kendisi de karşıma geçti."Süslü romantik cümleler kurmayı çok bilmem ben mira.Sana,seni sevdiğimi söylemek yerine bunu sana hissettirmek isterim."Dedi içtenlikle.
Dediği gibi bana kelimelerle seni seviyorum demiyordu.Bunu bana söylemek yerine her anlamda hissettiriyordu.
"Ben senin gibi bir adamı daha önce hiç bir yerde görmedim."
Sonunda dudaklarımı aralamış bir kaç cümle kurmuştum."Bir insan nasıl bu kadar güzel düşünür,nasıl bu kadar güzel sever'in örneği sensin."Kasılan kalbim yüzünden rahat konuşamıyordum.
Heycandan kelimeler dudaklarımın arasından zar zor çıkıyordu."Öyle güzel seviyorsun ki,her seferinde benim naz'ım senin merhametine yaslanıyor."
Gözleri parladı.Bana nasıl güzel hissettirdiğinin farkında değilmiydi bu adam?
"Benim merhametim senin nazını her daim çekmeye hazır."
Gülümsedim o ise devam etti.
"Bugün bizim yeniden doğduğumuz gün olsun."Cümlelerini bitirir bitirmez üstümüzde ki tavan üzerime gül yaprakları yağdırmaya başladı.
Kırmızı yapraklar sadece benim üzerime düşüyordu.Gözlerim tavanda olanları kavramaya çalışırken masamıza elinde mumlu pasta tutan bir garson geldi.Pastayı önüme bıraktıktan sonra hızlıca yanımızdan ayrıldı.
Bugün 17 mayıstı..
Yani benim doğum günümdü.
Ben kendi doğum günümü unutmuşken o unutmamıştı.
Ve bunca çabası,bunca emeği sırf doğum günüm olduğu içindi.
"Bu."Sustum derin bir nefes aldıktan sonra devam ettim.
"Nasıl,nerden biliyorsun?"
Şaşkın halime bakıp gülümsedi.
"Bugün benim karım doğmuş.
Ben kendimi unuturum bunu unutmam."Sol gözümden bir yaş düştü.O yaşla birlikte üzerime yağan güllerde son bulmuştu.
Şuan ağlaya bilirdim.Kendime üzülmeyeceğim,üzüldüğüm zamanlarda ağlamayacağım diye söz vermiştim.Şuan ağlıyordum evet ama,bu yaşlar hüznün yaşları değil,sevincin göz yaşlarıydı.
"Zor bir kadınım."Birinin beni bu halimle sevmiş olduğuna hala inanamıyordum."Beni severken acı çekeceğin günler gelecek.Ama sen hala."Gözlerimi kaçırdım "Israrla severim seni diyorsun."
Evet mirza bana bu yapmış olduklarıyla tam olarak bunları söylüyordu.
Her ne olursa olsun seveceğim seni diyordu.
Ellerini masanın üzerinde birleştirip öne doğru eğildi.
Gözlerim tekrar onu buldu.
Onun sevgisinin karşısında mahcup olduğumu anlamıştı.
Dudaklarını araladı ve gözlerimin içine bakarak mırıldanmaya başladı."Sevilmek ne çok yakışır sana.Adının yanında ne güzel durur adım.Al cennetine,kabul et sen beni."Elini uzatıp masanın üzerinde duran elimi tuttu."Seni çok seviyorum güzel kadın.."Sözlerini bitirir bitirmez söylediği şarkı bulunduğumuz yerde yankılanmaya başladı.
"Sözlerle ifade edemedim bir de şarkıyla söylemeyi deneyeyim dedim."
Mirza kılıç,evet sen kocam...
Sen muhteşem bir adamsın.
"Bu şarkı bizim şarkımız olsun mu?"Sesime yansıyan isteği fark etmişti."Sözleri tıpkı bizi andırıyor.Sanki ikimiz için yazılmış."
"Bundan sonra bizim şarkımız bu olsun,güzel kadın."Son kelimeyi öyle bir söylemişti ki sanki hem şarkının ismini söylemiş hemde bana hitap etmişti.
Gözlerini pastaya değdirip yeniden bana çevirdi."Üflemeden önce bir hayalini daha söyle."
Yanan mumları bir süre daha üflemezsem eriyip bitecekti.
Gözlerimi kapatım hayalini kurduğum şeyi fısıldayarak söyledim."İyileşmek ve geri kalan ömrümün tamamını mirza ile gerçimek istiyorum."
Gözlerimi açıp mumu üfledim.Karşıma baktığımda onu yerinde bulamadım.Gözlerim yanıma döndüğünde mirza dibimdeydi.
Hortlak gibi aniden çıkmalarına acilen bir son vermeliydi.
Hangi ara kalkmıştı bu adam?
Elimden tutup,gözlerimin içine bakarak beni ayağa kaldırdı."Saat tam 12:00.İyiki doğdun Mira kılıç."
Ceketinin cebinden küçük, lacivert bir kutu çıkardı.Diz çöküp sağ eliyle elimi tuttu.Gözlerime ise heycanın yanında başka bir duygu daha eklenmişti.
O duygunun adı ise şaşkınlıktı..
"Bugün senin doğduğun gün Mira," dedi sıcacık sesiyle."Ve ben..
geçmişine de geleceğine de şahit olmak istiyorum.Anlaşmalarla, zorunluluklarla başlayan bir hayat değil bu.Bu,kalpten, ruhtan gelen bir seçim.Ben seninle ağlamak,seninle susmak…Ve bazen,sadece durup seni izlemek istiyorum."Yutkundu ve sesi titreyerek devam etti."Bir ömür boyunca...Benimle bir kez daha,bu kez kalbinle…evlenir misin?"
Bir kez daha,bu kez severek evlenir misin.
Cümlelerinden anladığım şeyler tam olarak bunlardı.
Gözyaşlarım sessizce yanaklarımdan süzülürken başımı salladım.Bu ne güzel,ne anlamlı bir konuşmaydı.Saat 12:00 hem doğum günümü kutlamış hemde bu kez kalbimle birlikte ona evet dememi istemişti.
"Evet,"dedim bir saniye bile düşünmeden."Bu kez kalbimle, evet."Yüzük parmağımdan tek taşı geçirdi.O yüzü takar takmaz ise dizlerimin üzerine çöküp ona sıkıca sarıldım.O an fanusun dışından dev bir balina süzüldü, ardından rengârenk balıklar. Gökyüzüne benzeyen tavan yavaşça dönerken,yıldızlar gibi parlayan ışıklar üzerimize yağdı.
Sanki evren bile bizi kutluyordu.
Bugünü hayatım boyunca unutmayacaktım.
Mirza bir gece içinde hem hayalimi gerçekleştirmiş,hem doğum günümü kutlamış,hemde evlenme teklifi etmişti..
Böyle bir anı nasıl unuta bilirdim ki?
Ve o gece sadece doğum günüm değildi.Ben yeniden doğmuştum
Kendime…Ve Mirza’ya..
😍
Selamlaaar
Nasılsınız bakalım?
Uzun bir bölümün sonuna geldik.
Bu diğer bölümlere nazaran daha uzun oldu.Bölümü bitirmek istemedim sanırım hshslsjshs
Evet fazla uzatmadan bir kaç soru soracağım.
Sorular
1.Mirza'nın sürprizini nasıl buldunuz ?
2.sizce o sahnenin duygusunu tam anlamıyla yansıta bilmişmiyizdir? "mirza ile ben yani hshsjsjs"
3.En sevdiğiniz kısım neresi oldu?
Bir dahaki bölüme görüşürüz Kendinize iyi bakınnn
Kalbi parlatmayı unutmayın.
Sizleri seviyorum🤍
Bölüm etkileşimi
