2. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ2.BÖLÜM= YOLCULUK
Bölümler 19Şu an: 2.BÖLÜM= YOLCULUK
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar..
●●●●●●
Delirmeme ramak kalmıştı.Silah sesini duyduğumdan beri üst üste kapıya vuruyordum.Sürekli babam'a seslenmeme rağmen beni duymuyor gelip beni burdan çıkartmıyordu.Sorun şurdaydı ki burdan dışarı da çıkamıyordum.
Babam kapın'ın üzerine her ne koyduysa aşağıya doğru baskı yapıyor ve kapıyı açmama izin vermiyordu."Baba."Dedim yine aynı çaresiz sesimle.Bir kez daha kapıya vurduğum sırada parke'nin üzerinden adım sesleri gelmeye başladı.Biri bulunduğum yere doğru yaklaşıyordu.Babam'ın olması umuduyla kapıya vurmayı bıraktım ve yukarıda ki her kimse gelip beni burdan çıkarmasını beklemeye başladım.Adımlar yaklaştı,yaklaştı ve tam bulunduğum kapağın yanına kadar geldi.Üzerime örtülü olan kapağın üstünde ki her ne ise kenara doğru çekildi,halı kenara kaldırıldı ve üzerimde ki kapı bir anda açıldı.Karşımda gördüğüm eli silahlı adam yüzünden korkuyla bir kaç adım geri gittim."B-babam nerde? Sen kimsin?"Soruma cevap vermedi ve biraz aşağı eğilerek kolumdan tuttu."Bırak beni! Sen kimsin? Ne istiyorsunuz bizden?" Hala cevap vermemekte ısrar ediyordu.
Bedenimi yukarı doğru çekti ve beni bulunduğum yerden'de odadan da çıkardı.
"Abi."Dedi ve beni öne doğru iterek yere düşmemi sağladı."Misafirimiz var."Karşımda duran adama bakamadan yerde yatan beden dikkatimi çekti ve o anda sanki bütün dünya başıma yıkıldı.
Babam göğsünden vurulmuş bir şekilde yerde kanlar içinde yatıyordu."BABAAAA."Hızla yerden kalktım ve babam'ın baş ucuna kadar geldim.Yüzü bembeyaz olmuştu.Sakallı yüzünü ellerimin arasına aldım."BABA UYAN LÜTFEN."Ağzının kenarında olan kurumuş kanı baş parmağımla sildim."BIRAKMA BENİ BABA LÜTFEN.BENİM SENDEN BAŞKA KİMSEM YOK.LÜTFEN BABA UYAN."
Yalvarmamı duymuyor,yaşadığına dair hiç bir belirti göstermiyordu.Kolumdan sertçe tutan biri beni babam'ın yanından,baş ucundan kaldırdı.
"BIRAKIN BENİ ŞERİFSİZ HERİFLER.NAPTINIZ BABA? NEDEN ÖLDÜRDÜNÜZ ONU?"Göz yaşlarımın ardı arkası kesilmiyordu.Bir yandan ellerinden kurtulmaya çalışırken diğer yandan hesap soruyordum.
Onların beni takmaması,cevap vermemesi tabiki de umrumda değildi."BIRAKIN BENİ DEDİM SİZE."Gözlerim tekrar babam'ı buldu."BABA UYAN,LÜTFEN UYAN."Dedim uyanmayacağını bile bile.Hemen karşımda duran adam ise bana acımasız gözlerle bakıyordu.Uzun boylu orta yaşlarda biriydi.
"Kes sesini."Susmadım ve babam'a uyanması için yalvarmaya devam ettim."Sana kes sesini dedim."
Dedi bir kez daha."ALLAH SİZİN BELANIZI VERSİN."Bu onlar için son nokta olmalıydı ki yüzüme inen tokatla yüzüm yan tarafa savruldu ve saçlarım yüzümü kapattı.Bir müddet öylece kafam sağa düşmüş bir şekilde babam'ı izledim.Sonrasın da kafamı kaldırdım ve tek elimle göz yaşlarımı sildim."Andım olsun size bu yaptıklarınızın hesabını soracağım."Şuan içimde ki öfke tüm duygularımın önüne geçmişti.
Karşımda duran meymenetsiz adamın suratında alaylı bir gülüş belirdi.Adeta;yok ya,nasıl soracakmışsın der gibi bakıyordu."Fazla konuşma bence,sana hiç istemeceğin şeyler yapmak zorunda kalırım,sonra Çok üzülürsün."Baştan aşağıya beni süzerek söylediği şeyler midemi bulandırmıştı.Bir anda evin içerisinde ikinci kez silah sesi duydum ve bununla eş zamanlı olarak kolumu sıkı sıkı tutan el yerini boşluğa bıraktı.Ben korkuyla ellerimle kulaklarımı kapatırken karşımda duran adam hızla belinde ki silaha davrandı ve arkasını dönüp evin içerisine giren kişiye baktı.
Uzun boylu,yapılı,kirli sakallı biri elinde ki silahı az önce bana artislik yapan adama doğrultmuştu.
"Parti veriyorsun ve beni çağırmıyorsun öylemi şerefsiz?"Rahat bir şekilde söylediği cümleler azda olsa şaşırmama neden olmuştu.Bu adam kimdi?Ellerimin kulaklarımdan indirdim ve olduğum yerde öylece olacak olanları seyretmeye başladım.
"Sen kimsin? Bu adam buraya girerken siz ne halt yiyordunuz?"Dış kapıya bakarak söylediği şeyler sadece iki kişi olmadıklarını kanıtlamıştı.
Aramıza yeni gelen kişi elinde bulunan silahı indirdi ve suratına küçümseyici bir ifade yerleştirdi."Benim kim olduğumu boş ver."Dedi ve tekli koltuğa geçerek yaygan bir şekilde oturdu."Dışarda ki köpeklerini hiç güzel eğitememişsin.
Diplerine kadar girdik ruhları bile duymadı."Allah aşkına kimdi bu adam? Ben burda korkudan geberirken o nasıl bu kadar rahat davrana biliyordu? Bir anda yerde yatan babam'a gözlerim takıldı.Daha fazla yerimde duramadım ve hızlıca baş ucuna gittim.Nabzına baktığımda atmadığını fark ettim ve bu zaten akan göz yaşlarımı dahada hızlandırdı.Babam'ın kafası kucağımda benim ise gözlerim o iki kişideydi.
"Silahı indir!"Silah doğrultan şahıs koltukta oturan kişiyi dinlemedi,silahı bu kez iki eliyle sıkı sıkı kavrayıp öyle tuttu."Sana o silahı indir dedim."Yine yapmadı dediği şeyi.Bunun üzerine koltukta oturan adam bir anda silahını kaldırdı ve ayakta dikilen kişiyi ayağından vurdu."Bir kerede dediğimi anında yapın."Koltuktan kalkarak yanıma geldi.Yere doğru tek ayağının üzerine eğildi ve kolunu tutarak babam'ın bir kez'de o nabzına baktı.
"Sen kimsin?"Sorduğum tek soru buydu ona da sağolsun cevap vermemişti.Tekrar eğildiği yerden kalktı,yerde sürünen ve acıyla ağlayan adamın kafasına vurarak bayılmasına sebep olduktan sonra
bana dönerek kalın sesiyle konuştu."Polisler gelir birazdan."Yani der gibi bakmayı sürdürünce biraz daha açıkladı."Çıkmamız gerekiyor."Ne saçmalıyordu bu adam? Babam'ı burda öylece bırakıp çıkacağımı falan mı sanıyordu."Senin için bu bir sorun teşkil etmiyor olabilir ama ben birini öldürdüm."Diyerekte tekrar kısa bir açıklama yaptı.Etrafta hafiften siren sesleri duymaya başlamıştım.
Yanıma geldi ve kolumdan tutarak oturduğum yerden yavaşça kaldırdı."Babam'ı böyle bırakamam."Dedim yine ağlayarak.Bugün daha önce hiç ağlamadığım kadar ağlamıştım.
Babam'ın ölmesi,sözlü tacize uğramam,tokat yemem hepsi üst üste gelmişti.
"Ben halledeceğim.Hadi çıkmamız gerekiyor."
"Neden seninle geliyim? Neden sana güveneyim?"
Sanki başka çaren var.
Bu adamla gitmesen n'olacak sanıyorsun?
Hep geldiler,yine gelirler.
Kafamın içinde ki kitle benden daha mantıklı düşünüyordu.
"Başka çaren olmadığı için.Evinizi basan,baban'ı öldürenlerin tekrar karşına çıkmayacağından eminsen,buyur kal burda tek başına."Gözlerimde ki kararsızlığı fark etmiş olacak ki."Kararını çabuk ver,yoksa yakalanacağız."Dedi.Bir babam'a baktım birde kolumu tutan adam'a.
Karışımda ki kim olduğunu bilmediğim adama güvenmemde hataydı.
Fakat güvenmekten başka çaremde yoktu.
"Onu burda bırakmayacaksın değil mi?"Olumlu anlamda kafa salladı.Son kez yerde kanlar içinde yatan babama baktım.
"Gidelim."Dediğim şeyin üzerime kolumu hiç bırakmayarak evden çıktı ve dışarda olan eli silahlı adamlara bakarak konuştu."Göğsünden yaralı biri var içerde onu hemen alın."
Adamlar hemen onun dediğini yaparken o tekrar beni çekiştirmeye başladı.Evin arka tarafına geçene kadar yerde yatan bir sürü cesede denk gelmiştim.Onlar için üzülmedim çünkü onlar babam'ı öldürmüşlerdi.Bizzat bunu elleriyle yapmasalar bile buna sebebiyet vermişlerdi.
●●●●●
"Çekiştirip durmasana,geliyoruz işte."Dedim sinirle.Aralıksız yirmi dakikadır ormanın içinde yürüyorduk.Buda yetmezmiş gibi kolumdan tutan şahıs beni çekiştirmekle kalmıyor adeta peşinden sürüklüyordu."Sen yürümüyorsun,sürünüyorsun.
Böyle giderse yakalanacağız."
Allah Allah sanki ben demiştim gel beni al diye.Tamam gayet iyi birşey yapmıştı beni orda bırakmayarak ama bu beni peşinden sürükleyeceği anlamına da gelmezdi."Ben bişey yapmadım.
Yakalanırsan sen yakalanırsın."
"Bencillik etme,ben o adamı seni kurtarmak için vurdum."
"Sen kimsin? Adın ne senin? Bizim evi nerden buldun? Neden bana yardım ettin? "Ardı arkası kesilmeyen sorularımı cevaplasın diye sormuştum ama o cevaplamak yerine susmayı tercih etmişti.
Zorlada olsa elimi kolundan kurtardım ve öylece ormanın ortasında dikilmeye başladım.
Başlarım şimdi onun tercihine.Bir an önce kim olduğunu söylemeliydi aksi takdirde şuradan şuraya bir adım dahi atmazdım."Kim olduğunu,beni nerden bulduğunu,bana neden yardım ettiğini söylemediğin müddetçe şurdan şuraya bir adım atmam."Sert bakışlarını üzerimden çekip gökyüzüne dikti ve eliylede cenesini sıvazlayarak sabır istedi.
"Bak,benim çoluk çocukla uğraşacak vaktim yok.Şimdi benimle geliyorsun ve ben daha müsait bir zamanda sana baştan sona herşeyi anlatıyorum.Yol boyunca tek kelime etmek soru sormak yok.Eğer bunu kabul ediyorsan yolculuğumuza devam edelim.Yok ben burda kalacağım,seninle gelmek istemiyorum dersen umrumda bile olmazsın.Anladın mı?"Bunun havası kime ya? Tiriplere bak görende dünya'nın en önemli adamlarından biri falan olduğunu sanar.
"Çabuk ver kararını.Burda kıçımızda ayı bağırıyorken hiç bişey olmamış gibi durup seni bekleyemem."
Bende az önce onun gibi sabır diledim daha fazla yerimde durmayarak yürümeye başladım o ise hemen benim ardımdan beni takip etmeye."Ne kadar daha yolumuz kaldı?"
"Soru sormak yok demiştim."
"Ya ben konuşmadan duramam.Cevap ver işte sende.Ayaklarınla yürüyorsun sen,ağzınla değil.Yürürken bir yandan da sorularımı cevaplasan ne olur sanki."Yine cevap vermedi ve öylece yanımdan geçerek yürümeye devam etti.Sinir krizlerine girmeme,burda kendimi yerden yere atmama çok az bir zaman kalmıştı.
Aşırı gıcık bir kişiliğe sahipti ve ben daha onunla tanışalı bir saat bile olmamıştı.Bu kadar çabuk bıkmam normal mi ?
"İyi susalım bakalım."
Bi on beş dakika daha yürüdükten sonra ormandan çıkıp ana caddeye ulaşmıştık.Yolun kenarında öylece durmuş beyfendi'nin telefon konuşmasının bitmesini bekliyordum."Dediğim yere acilen bir araba yollayın.Bir ekip daha ayarlayın konum atacağım yere gelsinler."Telefonla konuşmaya başladığından beri tek yaptığı şey ukala ukala emirler yağdırmaktı."Üşüyor musun sen?"Bakışlarımı yerden kaldırınca anlamıştım soruyu bana sorduğunu.
"Yok ya ne üşümesi."Dedim ve kendime sardığım kollarımı biraz daha sürttüm vücuduma.
Bir anda yüzüme çarpan çeket ayaklarımın ucuna düştü."Sence sen şuan dalga geçe bilecek konumda mısın?"Haklı olabilirdi,o konumda olmaya bilirdim.Ama şöyle de bir gerçek var ki kafamı farklı yerlere vermezsem ağlamaktan başka bir şey yapamazdım."Azıcık kibar ol."Ayaklarımın dibine düşen deri çeketi aldım ve uzun kollu pijamam'ın üzerine giyindim.Ben bunları yaparken oda."Ben zaten kibarım."Diyerek bana laf yetiştirmişti.
"Ya ne kibar ne kibar.Kibarlık fışkırıyor her yerinden."Ters ters söylediğim şeylere ters ters bakarak karşılık vermişti.Yok yok en başından anlamıştım zaten benim bu adama kuşumun konmayacağını.
"Her söze cevap vermesen olmuyor değil mi?"Bana diyen kişiye bakın a dostlar.Sabahtan beri herşeye cevap veren bir türlü susmayan kendisiydi fakat bunun farkına varmış olmamalıydı ki bana bu soruyu sora biliyordu."Ayna falan da yok.
Nereye bakarak konuştun?"Yan yana duruyorduk aramızda ise bir bucuk metre ya vardı ya yoktu.Bende olan gözlerini karşı tarafa karanlığın daha yoğun olduğu bölgeye dikti."Osman amca'nın seni neden sakladığını şimdi anladım."Babam'ın ismini duymamla birlikte kalbimde ince bir sızı oluştu.
Ağlamamaya çalışarak yanına gittim ve karşısına dikildim.Arada boy mesafesi olduğu için bakışlarımı kaldırarak konuştum."Baba'mı nerden tanıyorsun?"Karşısına dikilmiş bana öylece baktı."Bunları daha sonra konuşalım,araba geldi."Dedi ve sol taraftan gelen BMW doğru ilerledi.
"Kafa mı karıştıracak şeyleri söyleyip söyleyip bunu daha sonra konuşalım diyemezsin."
Dediklerimi umursamadı ve duran arabanın içinden inden kişiyle kısaca sohbet ettikten sonra bana dönerek gel işareti yaptı."Ya sabır ya.Belli belli eksik bunun bir kaç tahtası.Hatta bir kaçı değil hepsi eksik hepsi."Kendi kendime konuşarak yanına vardım ve onun yaptığı gibi ön tarafa bindim.
Arabaya binmeden önce ise yine sol taraftan gelen bir araç dikkatimi çekti.Beyimiz arabayı çalıştırmadan önce ise son gördüğüm şey aracın içinden adamların inmesi oldu.
●●●●●●●●
"Bence şuan gayet müsait bir zamandayız.Sorduğum sorulara cevap vere bilirsin."Neredeyse kırk beş dakikadır araba'nın içinde oksijen azlığından dolayı boğulmak üzereydim.Camı acıyordum ama yanımda ki gıcık bey üşüyorum diyerek camı kapatıyordu.Tabi ne kadar yerseniz.Şahsen ben yememiştim.
"Üç soru hakkın var."Diyerek kestirip attı.Oturduğum koltukta tamamen ona doğru döndüm ve ilk sorumu sordum."İsmin ne?"Sonuçta isim önemliydi.İçimden onun hakkında birşeyler derken sürekli takma lakaplar takmak zorunda kalıyordum.Tabi taktığım bütün isimler yakışıyordu orası ayrı bir konuydu."Mirza."Dedi kısaca ve yine kestirip attı.En uzun kurduğu cümle on kelime falan olmalıydı.
"Babam'ı nerden tanıyorsun?"Göz ucuyla bana baktı ve tekrar yola döndü."Aynı ormanda yaşadığım komşularımı tanımam kadar doğal birşey yoktur bence."Aynı ormanda yaşamak mı? Bunu ben neden şimdi öğreniyorum?
"Beni neden kurtardın?"Bana kurtarmasamıydım der gibi bakış atınca acaba sormasamıydım diye düşündüm"Yani kurtardığın için teşekkür ederim ama yani bir sebebi olmalı.Kimse tanımadığı biri için canını tehlikeye atmak istemez."
Yine yandan bir bakış attı ve alaylı bir şekilde sırıttı."Ordan bakınca şiddet gören,sözlü tacize uğrayan bir kadına yardım etmeyecek biri gibi mi duruyorum?"Yaşadıklarımı bir kez daha yüzüme vurunca ister istemez kendimi kötü hissettim ve ona bakmaya son vererek önüme döndüm.Galiba şuanlık soracak birşeyim kalmamıştı."Açmısın?"Kafa mı olumsuz anlamda iki yana salladım."En son ne zaman yemek yedin?"Hayır yani ne diye bu kadar ilgileniyor? Bir kere aç değiliz dedik dimi neden ısrar ediyordu? "Öğlendi sanırım."Dedim kısaca ve dahada birşey söylemedim zaten oda sormamıştı.
On beş dakika sonra orman yolundan çıkmış insanların daha yoğun oldukları bölgeye girmiştik.
Bir lokanta'nın önünde durduk."İlk önce yemek yiyelim.Sabah olmak üzere açıkmışsındır."Bırakta açıkıp açıkmadğıma ben karar vereyim.
"Ne o halinden memnun değilsin sanki?"Arka koltuktan gelen sesle hızla kafamı arkaya çevirdim ve onu gördüm.Bembeyaz suratıyla,üstünde ki bembeyaz kıyafetle öylece sırıtarak bana bakıyordu"Doğru ya onca şey yaşadın.Nasıl memnun olacaksın ki halinden."Neden herkes şunu söyleyip duruyordu.Ben unutmaya çalışıyorum onlar inat eder gibi gözüme gözüme sokuyorlardı.
Mirza'nın hala arabada olduğu aklıma gelince bu sefer bakışlarım ona döndü ve zaten onunda bana baktığını fark ettim."Tanıdık birini gördüm de sanki."Diyerek yalana başvurdum."Tanıdık biri he.Güzel yalan."Mirza birşey söyleyemeden tekrar o girmişti araya.Onunla burda,mirza'nın yanında konuşursam yanına aldığı kişinin tam bir şizofren olduğunu düşüne bilirdi.Bunun olmasını istemediğim için ona laf yetiştirmeyi sonraya erteledim.
"Hadi takip et beni."Dedi mirza ve arabadan indi.O iner inmez tekrar arkaya döndüm ve sinirle konuşmaya başladım."Sana kaç kere dedim benim yanımda birileri varken benimle konuşma diye.Senin yüzünden insanlar beni şizofren sanacak."
"E zaten öyle değil misin?"Kaşlarımı çattım ve ona saçmalama der gibi bakmaya başladım.İyice saçmalamaya başlamıştı.Tamam beynimde ufak bir kitle olabilirdi ama bu şizofren olduğum anlamına da gelmiyordu.
Mirza aklıma gelince bakışlarım dışarda beni bekleyen hatta beni izleyen mirza'yı buldu.Oda benim gibi kaşlarını çatmış anlam veremeyerek bakıyordu bana."Al işte senin yüzünden şüphelendi adam."Cevap vermesini beklemeden arabadan indim.Ben inince mirza'da lokantadan içeriye girmişti.Hızlıca içeriye girdim ve mirza'nın hemen yan tarafta masalardan birine oturduğunu gördüm.Yanına giderek bende onun gibi oturdum ve yüzüne öylece bakmaya başladım çünkü şuan oda bana aynı şekilde bakıyordu.
"Neden bana öyle bakıyorsun?"Biraz daha kaşlarını çattı."Ne ya,neden öyle bakıyorsun dedim ne dedim sanki.Sende herşeye sinirleniyorsun."Haklı olarak isyan ediyordum ama bu kimin umrundaydı? Tabiki de kimsenin umrunda değildi zaten aksi olsa şaşırırdım."Eğer
arabada-"Sözümü kesti ve hiç beklemediğim o cümleyi kurdu.
"Gözün hangi renk senin?"Ciddi ciddi merak ettiği şey bumuydu? Ne alakaydı şimdi?
"Yeşil işte körmüsün."
"Kızım adam gibi soru sorduk neden çingeneler gibi cevap veriyorsun?"
Haklımıydı?
Belki
"Çok muhterem Mirza hazretleri."İki elimi bir birine birleştirip önünde biraz eğildim."Mis gibi iki tane gözünüz var neden bana sormaya teşrif buyurdunuz acaba?"Bu nasıl bir kelime kurma şeklidir Allah aşkına.Ben kendi kendimin karşısında otursam ne diyorsun sen yaprram der tokatı yapıştırırdım valla.
"Senden duymak istediğim için sana sordum.Sormasamıydım?"Yüzünden oldukça eğlendiğine dair bilgiler alıyordum.Ne yani ben kendimi bir kaşık suda boğmak isterken o bu halimi hem komik hemde dalga geçilesi mi bulmuştu.Tam ona cevap verecektim araya garson girip siparişleri aldı ve tekrar yanımızdan ayrıldı."Sence hangi renk?"
"Bilmem daha o kadar yakından bakmak nasip olmadı."
Bir kaç dakika dediği şeyi algılamaya çalıştım.Hangi niyetle,ne düşünerek söylemişti?
"Küçük bir şakaydı sadece.Yüzün bembeyaz oldu."
Ya ne komik ne komik.Gülmekten geberdim burda.
"Şaka insanlar gülsün diye yapılan bir eylemdir."Geriye yaslanarak Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Ben hiç gülmedim.Bak suratıma."Bu seferde işaret parmağımla yüzümü gösterdim."Güldüğüme,
eğlendiğime dair bir ifade var mı?"Kendi kendime cevap verdim."Hayır yok.Bu yüzden bir dahakine güleceğimiz,
eğleneceğimiz şakalar yap."
Sakin ol kızım.
"Hayırdır,sen neden yükseldin bu kadar?"
"Yükselmedim."
"Yükseldin."
"Yükselmedim."
"Gözümle gördüğüme mi inanayım yoksa karşımda yalan konuşmakta ısrar eden birine mi?"
"Ne yalanı be,ne zırvalıyorsun sen?"
"Diyorum ki havalar soğudu napsak?" Tabiri caizse mal mal suratına bakmaya başladım.Birde ben kendi kendime deli diyordum.Valla deli biri varsa oda şuan karşımda oturuyordu.
Benim cevap vermeme fırsat kalmadan tekrar garson geldi ve içinde tavuk pilav olan tabağı masaya bıraktı yanına da ayranlarımızı bıraktıktan sonra yanımızdan ayrıldı.
Az önce kavga eden biz değilmişiz gibi tatlı tatlı"Afiyet olsun."Dedim ve yemeğimi yemeye başladım.
"Sanada."Dedi oda soğuk çıkan sesiyle.Tabi adam şoke olmuştu on dakika da kötü olup iki dakika da iyiye dönmeme.
Yemeklerimizi yedikten sonra mirza hesabı ödedi ve masadan kalkarak tekrar arabada ki yerimizi aldık.Emniyet kemerini taktıktan sonra ona döndüm ve"Gideceğimiz yere ne kadar kaldı?"Diye sordum.
"Biraz var daha,sen uyu ben varınca seni uyandırırım."Hiç uykum olmamasına rağmen onay verdim ve kafamı cama yaslayarak gözlerimi kapattım.
●●●●●●
"Kızım uyan artık kış uykusuna mı yattın?"Zorla gözlerimi açtım ve benim tarafımda kapının yanında dikilen mirza'ya baktım."İki sattir seni çağırıyorum burda,ayılar bile senin kadar derin uyumuyordur."
Gözlerimi devirdim.Tamamen abartarak konuşuyordu.Bir kere benim uykum çok hafifti.
Kesinlikle abartıyordu."Hadi hadi
kalk geldik." Gözlerimi üzerinden çekerek etrafıma baktım koskoca bir villa'nın önündeydik.Krem rengi duvarları ve kocaman bahçesi vardı o bahçenin ortasında ise ağzından su çıkan bir heykel vardı."Burda mı kalacağız biz?"Hayretle sorduğum soruya cevap vermedi ve yanımdan ayrılarak eve,pardon villaya,çok pardon saray'a doğru ilerledi.Bende arabadan çıkarak peşinden yürümeye başladım.
Kapının önüne varınca içeriye kısaca göz gezdirdim.Mirza ayakkabısını çıkarmış çoktan içeriye girmişti.Nasıl ya,yani bu adam dizilerde gördüğümüz gibi ayakkabıyla gezmiyormuydu evin içerisinde."Orda öyle dikilmeye son verde içeriye gel." İçeriye girip fayans olan yerde ayakkabılarımı çıkardım.Yan tarafa bakınca bir kapı olduğunu gördüm o kapının hemen bir kaç metre uzağında ise iki taraftan aşağıya doğru inen merdivenler vardı.Dümdüz yürüdüğümüz de ise büyük bir salon karşılıyordu bizi.Duvar boyunca cam kapı o kapının ardında ise yine kocaman bir arka bahçe vardı.
Evi incelemeye son vererek mirza'nın yanına vardım ve onun gibi yayılarak oturmasamda koltukta bir köşeye oturdum.Bu arada koltukların rengi mükemmeldi.Gece mavisiydi,arka yaslanma kısmında ise belirli aralıklarla parlayan taşlar vardı."Vakit namazı girdi ben yukarı da namaz kılacağım."Dedi ve yerinden kalktı.Birde namaz mı kılıyor bu adam.Neden bilmiyorum ama namaz kılan adamların gözümde farklı bir yeri olmuştu her zaman.Babam pek kılmazdı namaz ama annem devamlı bir şekilde kılardı."Allah kabul etsin."Kafasını hafifçe salladı ve yanımdan ayrıldı.
İnsan bi Amin falan derdi.
"Burası evse bizim kaldığımız iki oda bir salon olan yer ne oluyor tam olarak?"Bir anda başıma bir ağrı saplandı.Gözlerimi kapatıp geçmesini beklemeye başladım.
Zaman geçtikçe kafamda oluşan ağrı geçmek yerine daha da şiddetlenmeye başlamıştı.
Başımı eğdim ve iki elimle kafamı sardım.Benden bağımsız olarak gözlerimden yaşlar akmaya başladı."Geç artık geç."Arkadan kollarıma dolanan parmaklar olmasaydı devamlı bir şekilde kafama vurduğumu fark etmeyecektim bile.
"Napıyorsun?"Ellerinden kurtulmaya çalıştım.
"Bırak geçmiyor.Bırak beni.Hala ağlamaya devam ediyordum."Geçmesi lazım,artık dayanamıyorum."
"Mira sakin ol."Bilmiyordu kafamda ki seslerin bir türlü susmadığını,bu ağrıyla baş edemediğimi bilmiyordu.Arkamdan kollarımı tutmaya devam ederek yanıma gelip oturdu."Bana bak."Bakmadım ve ağlamaya devam ettim."Bana bak Mira!"Gözlerimi açtım ve yavaşça kafamı kaldırarak ona baktım."Neden ağlıyorsun?"
Cevap vermedim."Noldu sana? Neden ağlıyorsun? Neyin var?"Ardı arkası kesilmeyen sorularını dinledim fakat cevap vermek istemedim.Bu hastalık yüzünden kimsenin bana açımasını istemiyordum.Bazen evimize gelen misafirler oluyordu ilk başta normal bakıyorlardı bana,daha sonra hastalığımı öğrenince acıyan gözlerle bakmaya başlıyorlardı.
Kimsenin bana öyle bakmasını istemiyordum.Zorlada olsa elinden kurtuldum ve ayağa kalktım.Bir adım atmıştım ki kararan gözlerim sayesinde devam edemedim ve bir anda kendimi boşlukta mirza'nın kollarının arasında buldum.
●●●●●●●●
MERHABALAR
UMARIM BÖLÜMÜ BEĞENMİŞSİNİZDİR
EN SEVDİĞİNİZ KISIM NERESİ OLDU?
MİRZA HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
BİR DAHAKİ BÖLÜME GÖRÜŞÜRÜZ KENDİNİZE İYİ BAKIN 🦋
Bölüm etkileşimi
