51. bölüm / 50
Yılanın Kalbi💚
Bölümler 50Şu an: 💚
- 1 💚626 kelime
- 2 💚654 kelime
- 3 💚555 kelime
- 4 💚615 kelime
- 5 💚619 kelime
- 6 💚578 kelime
- 7 💚565 kelime
- 8 💚736 kelime
- 9 💚660 kelime
- 10 💚585 kelime
- 11 💚575 kelime
- 12 💚651 kelime
- 13 💚561 kelime
- 14 💚553 kelime
- 15 💚446 kelime
- 16 💚641 kelime
- 17 💚655 kelime
- 18 💚438 kelime
- 19 💚267 kelime
- 20 💚576 kelime
- 21 💚480 kelime
- 22 💚455 kelime
- 23 💚510 kelime
- 24 💚460 kelime
- 25 💚443 kelime
- 26 💚539 kelime
- 27 💚451 kelime
- 28 💚359 kelime
- 29 💚462 kelime
- 30 💚480 kelime
- 31 💚🖤952 kelime
- 32 💚419 kelime
- 33 💚458 kelime
- 34 💚400 kelime
- 35 💚344 kelime
- 36 💚373 kelime
- 37 💚436 kelime
- 38 💚383 kelime
- 39 💚416 kelime
- 40 💚379 kelime
- 41 💚641 kelime
- 42 💚413 kelime
- 43 💚461 kelime
- 44 💚453 kelime
- 45 💚339 kelime
- 46 💚333 kelime
- 47 💚346 kelime
- 48 💚954 kelime
- 49 💚446 kelime
- 50 💚453 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyük Salon’daki o kruvasan olayından sonra kahvaltı bittiğinde, herkes dersliklere doğru hareketlenmeye başladı. Kalabalık gürültüyle koridorlara dökülürken, arkamızdan gelen Blaise’in "Bakmayın,çocuklar yine kendi dramatik sinema filmlerini çekiyorlar" diyen alaycı sesi kulaklarımızda yankılandı. Pansy ona hafifçe vururken, Tom her zamanki mesafeli yürüyüşüyle önden ilerliyordu.Ben de adımlarımı hızlandırıp kalabalığa karışmaya çalışırken, bileğimdeki o tanıdık ve sert kavrayışı hissettim.Mattheo, bir anda beni kalabalığın en yoğun olduğu yerden çekip, taş sütunların arkasındaki loş ve kimsenin uğramadığı eski bir nişin içine doğru savurdu. Sırtım soğuk taşa çarptığı an, reflekslerim bir an milisaniyelik bir hızla devreye girdi; sağ elim bacağımdaki asa kılıfına doğru kaydı, gözlerim kısılıp o zihinsel savunma duvarım anında örüldü. Salazar Slytherin’in varisi olarak bu şatoda kimse beni böyle gafil avlayamazdı. Normalde bu hamleyi yapan biri şu an duvara çivilenmiş olurdu.Ama karşımda duran kişi Mattheo’ydu.Mattheo, elimi asa kılıfına götürdüğümü gördüğü an durdu. Yüzünde o tehlikeli, meydan okuyan ama bir o kadar da hayranlık barındıran çarpık bir gülümseme belirdi. Sağ elini hemen başımın yanındaki duvara yaslayıp üzerime doğru eğildi, aramızdaki mesafe milimetrelere indi."Sakin ol Varis," diye fısıldadı, sesi koridorun yankısından uzak, doğrudan tenime işleyen bir tondaydı. "Sadece bir saniyeliğine dikkatini dağıtmak istedim. O asayı çekmeden önce kalbinin nasıl attığını dinlemek daha eğlenceli."Gözlerimi bir an bile kaçırmadım. Çenemi hafifçe yukarı kaldırıp o buz gibi, otoriter bakışlarımı üzerine diktim. Sesimde en ufak bir titreme yoktu,tam aksine, zat-ı alimde bulduğum o sarsılmaz özgüvenle karşılık verdim."Dikkatimi dağıtmak senin için tehlikeli bir oyun, Riddle," dedim, sesim alçak ama bıçak keskinliğindeydi. "Bir dahaki sefere asanın ucunda kendini bulursun."Mattheo bu meydan okumaya karşı güldü; ama bu kahkaha alaycı değil, tamamen zevk alan bir ses çıkartıyordu. Gözleri dudaklarıma kaydı, ardından yavaşça yukarı çıkıp doğrudan gözlerimin içine baktı. Hiç acele etmeden, ellerini çekmeden başını biraz daha eğdi.Nefesim anında kesildi. Aramızdaki o güç dengesi ve tehlike hissi tavan yapmıştı. Mattheo dudaklarını dudaklarıma değdirmedi; bunun yerine, yanağımın üzerinden kulağımın arkasına doğru hafifçe eğildi. Sıcak nefesi kulak mememe ve boynumun hassas derisine değdiğinde, içimdeki o zırhın ilk defa nasıl çatırdadığını hissettim. Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu ama dışarıdan bakıldığında hala taştan bir heykel kadar inatçıydım."Beni asanla tehdit edebilirsin Y/N," diye fısıldadı, sesi doğrudan zihnime kazınarak. "Ama kahvaltımda bana reçelli kruvasan ikram eden birinin, bana gerçekten zarar veremeyeceğini ikimiz de biliyoruz."Geri çekilip yüzüme baktığında, o koyu kahverengi gözlerindeki zafer sarhoşluğunu açıkça görebiliyordum. Bir saniye bile aramızdaki o elektrik kesilmedi."Ders zili çalıyor Riddle," dedim, sesimi tamamen sakin tutmaya çalışarak. "Ve senin o hayal gücünün acilen bir gerçeklik kontrolüne ihtiyacı var.""Görüşeceğiz Varis," dedi, geriye doğru bir adım atarken yüzündeki o arsız sırıtışıyla. "Quidditch sahasındaki rövanşı ertelediğimi sanma."Arkama dönüp İksir sınıfına doğru yürümeye başladığımda, adımlarımı dik tutmaya çalıştım; ama içeride bir yerlerde Mattheo’nun o yakınlığının yarattığı o tatlı, baş döndürücü fırtınayı durdurmak imkansızdı.
_______________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💜 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💖
Bölüm etkileşimi
