20. bölüm / 50
Yılanın Kalbi💚
Bölümler 50Şu an: 💚
- 1 💚626 kelime
- 2 💚654 kelime
- 3 💚555 kelime
- 4 💚615 kelime
- 5 💚619 kelime
- 6 💚578 kelime
- 7 💚565 kelime
- 8 💚736 kelime
- 9 💚660 kelime
- 10 💚585 kelime
- 11 💚575 kelime
- 12 💚651 kelime
- 13 💚561 kelime
- 14 💚553 kelime
- 15 💚446 kelime
- 16 💚641 kelime
- 17 💚655 kelime
- 18 💚438 kelime
- 19 💚267 kelime
- 20 💚576 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 💚480 kelime
- 22 💚455 kelime
- 23 💚510 kelime
- 24 💚460 kelime
- 25 💚443 kelime
- 26 💚539 kelime
- 27 💚451 kelime
- 28 💚359 kelime
- 29 💚462 kelime
- 30 💚480 kelime
- 31 💚🖤952 kelime
- 32 💚419 kelime
- 33 💚458 kelime
- 34 💚400 kelime
- 35 💚344 kelime
- 36 💚373 kelime
- 37 💚436 kelime
- 38 💚383 kelime
- 39 💚416 kelime
- 40 💚379 kelime
- 41 💚641 kelime
- 42 💚413 kelime
- 43 💚461 kelime
- 44 💚453 kelime
- 45 💚339 kelime
- 46 💚333 kelime
- 47 💚346 kelime
- 48 💚954 kelime
- 49 💚446 kelime
- 50 💚453 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ortak salonun gürültüsü, kahkahalar ve havada uçuşan büyü şakaları bir an için boğucu gelmişti. Gözlerim Draco’yu aradı ama her zaman oturduğu deri koltuk boştu. Astoria, Pansy ile konuşuyordu ama gözleri endişeyle kapıdaydı. Draco’nun bir "Malfoy anı" yaşadığını, yani kendi içine çekilip dünyadan soyutlandığını anlamıştım.
Onu nerede bulacağımı biliyordum. Astronomi Kulesi’nin en üst katında, rüzgarın en sert estiği köşede, tek başına korkuluklara yaslanmış, karanlık gökyüzünü izliyordu. Yanına yaklaştığımda adımlarımı gizlemedim; benim gelişimden asla rahatsız olmazdı.
"Hala o gümüş ejderha figürünü cebinde taşıyor musun, Draco?" diye sordum yumuşak bir sesle.
Draco irkilmedi. Sadece hafifçe gülümsedi ve elini cüppesinin cebine atıp küçük, gümüşten yapılmış minyatür bir ejderha heykelciği çıkardı. "Yedi yaşımızdayken bunu Malfoy Malikanesi'nin bahçesinde bulduğumuzda, bunun bize şans getireceğine yemin etmiştin."
Yanına gidip ben de soğuk metal korkuluklara yaslandım. "Evet, sen ağlıyordun çünkü baban ilk uçuş dersinde süpürgeden düştüğün için sana kızmıştı. Ben de o ejderhayı sana verip, 'Artık bir ejderhan var, kimse seni düşüremeycek' demiştim."
Draco elindeki figürü parmaklarıyla okşadı. "O gün benim kahramanımdın Y/N. Hala öylesin. Ama bak bize... Tom’un gölgesi altındayız, Mattheo gelip dengeleri alt üst etti, babamın mektupları her geçen gün daha karanlık bir hal alıyor. Bazen... sadece o bahçedeki çocuklar olmak istiyorum. Sadece Draco ve Y/N."
Elimi omzuna koydum ve başımı omzuna yasladım. "Draco, biz hala o çocuklarız. Sadece artık asalarımız daha büyük ve sorumluluklarımız daha ağır. Ama şunu unutma; ne olursa olsun, o bahçedeki sözüm hala geçerli. Senin düşmene asla izin vermeyeceğim."
Draco derin bir nefes aldı, omuzlarındaki o ağır yükün bir anlığına hafiflediğini hissettim. "Astoria... ona bakarken kendimi çok yetersiz hissediyorum. O kadar saf ve temiz ki, benim bu karmaşık dünyam onu kirletecekmiş gibi geliyor."
"Onu kirletmezsin Draco, o seni iyileştiriyor," dedim ciddiyetle. "Ona karşı dürüst ol. Korkularını ona anlat. Bir Malfoy gibi değil, sadece Draco gibi davran. Tıpkı şu an benim yanımda olduğun gibi."
Draco bana döndü, gözlerinde o eski, saf çocukluk arkadaşımı gördüm. Eğilip alnımı alnına yasladı. "Sen olmasaydın, bu okulda aklımı kaçırırdım. İyi ki varsın, küçük yılanım."
"Sen de iyi ki varsın, gümüş ejderham," diye fısıldadım.
Tam o huzurlu anın içindeyken, kulenin girişinde bir hareketlilik oldu. Mattheo, elinde iki kadeh sıcak kaymak birasıyla durmuş, bizi izliyordu. Gözlerinde o alışık olduğumuz kıskançlık yoktu; aksine, aramızdaki bu köklü ve dokunulmaz bağa karşı derin bir saygı, hatta belki biraz gıpta vardı.
"Sanırım bu özel anı bölmek istemezdim," dedi Mattheo, sesi alışılmadık bir sakinlikteydi.
Draco, Malfoy maskesini saniyeler içinde geri taktı ama gözlerindeki o yumuşama gitmemişti. "Önemli değil Riddle. Zaten ben de gidiyordum. Astoria beni bekler." Draco, Mattheo’nun yanından geçerken durdu ve elini onun omzuna koydu. "Ona dikkat et. O bizim sadece dostumuz değil, bu grubun ruhu. Eğer onu kırarsan, karşında tüm Malfoy ordusunu bulursun."
Mattheo hafifçe sırıttı. "Onu kırmak mı? Ben onu korumak için dünyayı yakmayı planlıyorum, Malfoy."
Draco gittikten sonra Mattheo yanıma geldi ve kadehlerden birini bana uzattı. "Onunla aranızdaki şey... çok farklı. Sanki görünmez bir iple birbirinize bağlı gibisiniz."
"Çocukluk," dedim kaymak birasından bir yudum alarak. "Birlikte büyüdük Mattheo. O benim kardeşim, sırdaşım. Tom nasıl benim liderim ve dostumsa, Draco da benim geçmişim."
Mattheo parmaklarını parmaklarıma doladı. "Peki ben senin neyinim Y/N? Senin için sadece bir 'Riddle' mıyım, yoksa kurallarını yıkmaya değer gördüğün o kişi mi?"
Yüzümü ona yaklaştırdım, kaymak birasının tatlı kokusu aramıza yayıldı. "Sen..." dedim, sesimi iyice alçaltarak. "Sen benim en tehlikeli sınavımsın Mattheo. Ve ben, zor sınavları her zaman başarıyla geçmeyi severim."
________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💛 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤍
Yeni bir Draco Malfoy kurgusu yazıyorum ona da göz atarsanız sevinirim 💞
Bölüm etkileşimi
