30. bölüm / 50
Yılanın Kalbi💚
Bölümler 50Şu an: 💚
- 1 💚626 kelime
- 2 💚654 kelime
- 3 💚555 kelime
- 4 💚615 kelime
- 5 💚619 kelime
- 6 💚578 kelime
- 7 💚565 kelime
- 8 💚736 kelime
- 9 💚660 kelime
- 10 💚585 kelime
- 11 💚575 kelime
- 12 💚651 kelime
- 13 💚561 kelime
- 14 💚553 kelime
- 15 💚446 kelime
- 16 💚641 kelime
- 17 💚655 kelime
- 18 💚438 kelime
- 19 💚267 kelime
- 20 💚576 kelime
- 21 💚480 kelime
- 22 💚455 kelime
- 23 💚510 kelime
- 24 💚460 kelime
- 25 💚443 kelime
- 26 💚539 kelime
- 27 💚451 kelime
- 28 💚359 kelime
- 29 💚462 kelime
- 30 💚480 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 💚🖤952 kelime
- 32 💚419 kelime
- 33 💚458 kelime
- 34 💚400 kelime
- 35 💚344 kelime
- 36 💚373 kelime
- 37 💚436 kelime
- 38 💚383 kelime
- 39 💚416 kelime
- 40 💚379 kelime
- 41 💚641 kelime
- 42 💚413 kelime
- 43 💚461 kelime
- 44 💚453 kelime
- 45 💚339 kelime
- 46 💚333 kelime
- 47 💚346 kelime
- 48 💚954 kelime
- 49 💚446 kelime
- 50 💚453 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mattheo, ceketini bir kenara fırlatıp yatağın kenarına çöktü. Odanın loş ışığında yüzündeki o yorgun ama bir o kadar da şefkat dolu ifadeyi izlemek, gözlerimi kapalı tutmamı zorlaştırıyordu. Normalde herkese hükmeden o Riddle, şu an benim "sayıklamalarım" karşısında ne yapacağını bilemez haldeydi.
Eğilip yavaşça topuklu ayakkabılarımın kemerlerini çözmeye başladı. Dokunuşları o kadar nazik, o kadar dikkatliydi ki... Sanki kırılacak bir porselen tutuyordu.
"Porsuklar tüylü, öyle mi?" diye mırıldandı kendi kendine, hafifçe gülümseyerek. "Seni bu halde gören o kuralcı Y/N olduğuna asla inanmazdı. Ama dürüst olmalıyım, bu halinle bile... canımı yakacak kadar güzelsin."
Ayakkabılarımı yere bırakıp elini alnıma koydu, ateşimi kontrol ediyordu. Fırsatı kaçırmadım; elimi hızla onun elinin üzerine koyup parmaklarımı parmaklarına kenetledim. Gözlerimi hala açmamıştım ama gülümsediğimi hissedebiliyordu.
"Mattheo..." diye fısıldadım, sesimdeki o uykulu tonu aniden bırakarak. "Sana Kural 12’yi öğretmiş miydim?"
Mattheo duraksadı. Elini çekmeye çalışmadı ama sesimdeki değişimi fark etmişti. "Ne kuralı bu Y/N? Yine hangi saçmalıktan bahsediyorsun?"
Gözlerimi yavaşça açtım. O koyu yeşil bakışlarım, en ufak bir bulanıklık ya da sarhoşluk emaresi taşımadan, doğrudan onun kehribar gözlerine kilitlendi. Yüzümdeki o alaycı, zafer kazanmış Slytherin gülümsemesiyle yatakta doğruldum.
"Kural 12," dedim, sesim her zamankinden daha net ve otoriter bir tonda yankılanarak. "Salazar Slytherin’in kanını taşıyan bir varis, asla kontrolünü kaybedecek kadar sarhoş olmaz. Özellikle de etrafında avlanmayı bekleyen bu kadar çok yılan varken."
Mattheo, sanki bir asayla vurulmuş gibi donup kaldı. Eli hala elimdeydi. Gözleri şaşkınlıkla irileşti, sonra odaya buz gibi bir sessizlik çöktü. Birkaç saniye boyunca sadece birbirimizin nefesini duyduk.
Aniden bir kahkaha patlattım. "Porsuklar tüylü ha? Mattheo, gerçekten o Ravenclawlı kızla konuşurken o kadar komik görünüyordun ki, seni buraya getirtmek için bu küçük tiyatroya değdi."
Mattheo’nun şaşkınlığı, yerini yavaş yavaş o tehlikeli, karanlık bir hayranlığa bıraktı. Dişlerini birbirine sürterek gülümsedi. "Sen... sen az önce benimle oyun mu oynadın? Beni kucağında taşıttın, saçlarımı çektirdin, o saçma sapan yıldız masallarını dinlettin..."
"Ve sen de her saniyesine inandın Riddle," dedim, yataktan kalkıp karşısına dikilerek. "Kıskançlığın o kadar gözünü kör etmişti ki, en basit illüzyonu bile fark edemedin. Cedric’in omzuma dokunması yetti de arttı bile."
Mattheo yavaşça ayağa kalktı. Aramızdaki mesafe kapandı, omuzları benimkileri bastırıyordu. Az önceki o "bakıcı" hali gitmiş, yerine o vahşi avcı geri dönmüştü. Kapıya doğru bir bakış attı, sonra tekrar bana döndü. Bakışları koyu yeşil gözlerimden dudaklarıma kaydı ve sesindeki o hırıltılı ton geri geldi.
"Demek her şey bir oyundu ha? Güzel," dedi Mattheo, üzerime doğru bir adım daha atarak. "Ama unuttuğun bir şey var Kraliçe. Şöminenin önünde Blaise bizi böldüğünde, Amortentia sonrası o sınıfta beni öylece bırakıp gittiğinde ve az önce Dumbledore o maskeleri zorla indirdiğinde... Hep bir borcun birikti. Yarım kalan her anın, her nefesin hesabını tuttum. Şimdi kapı kilitli, dışarıda kimse yok ve bu sefer bizi bölecek ne bir su baskını ne de bir müdür var. O 'cesaret' görevini tahsil etmeden bu odadan çıkmana izin vereceğimi sanıyorsan, asıl illüzyonu sen yaşıyorsun demektir."
_________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🥰 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💜
Bölüm etkileşimi
