12. bölüm / 50
Yılanın Kalbi💚
Bölümler 50Şu an: 💚
- 1 💚626 kelime
- 2 💚654 kelime
- 3 💚555 kelime
- 4 💚615 kelime
- 5 💚619 kelime
- 6 💚578 kelime
- 7 💚565 kelime
- 8 💚736 kelime
- 9 💚660 kelime
- 10 💚585 kelime
- 11 💚575 kelime
- 12 💚651 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 💚561 kelime
- 14 💚553 kelime
- 15 💚446 kelime
- 16 💚641 kelime
- 17 💚655 kelime
- 18 💚438 kelime
- 19 💚267 kelime
- 20 💚576 kelime
- 21 💚480 kelime
- 22 💚455 kelime
- 23 💚510 kelime
- 24 💚460 kelime
- 25 💚443 kelime
- 26 💚539 kelime
- 27 💚451 kelime
- 28 💚359 kelime
- 29 💚462 kelime
- 30 💚480 kelime
- 31 💚🖤952 kelime
- 32 💚419 kelime
- 33 💚458 kelime
- 34 💚400 kelime
- 35 💚344 kelime
- 36 💚373 kelime
- 37 💚436 kelime
- 38 💚383 kelime
- 39 💚416 kelime
- 40 💚379 kelime
- 41 💚641 kelime
- 42 💚413 kelime
- 43 💚461 kelime
- 44 💚453 kelime
- 45 💚339 kelime
- 46 💚333 kelime
- 47 💚346 kelime
- 48 💚954 kelime
- 49 💚446 kelime
- 50 💚453 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazar sabahı güneş, Slytherin yatakhanesinin pencerelerine vurduğunda içeride tam bir bayram havası vardı. Pansy, yatağında bağdaş kurmuş, dün gece Tom’un elini tuttuğu o anı bininci kez anlatıyordu.
"Y/N, inanamıyorum! Elimi tuttuğunda kalbim duracak sandım. Ve o bakışı... sanki tüm o buzlar bir anlığına eridi," dedi Pansy, gözleri parlayarak.
Astoria ise aynanın karşısında saçlarını tararken kıkırdadı. "Peki ya Draco? Broşu takarken elleri titriyordu. Malfoyların o meşhur soğukkanlılığı benim yanımda yok oluyor sanki." Sonra bana döndü. "Ama asıl mesele sensin Y/N. Mattheo’nun o masadaki hamlesi... Ve dönüş yolunda aranızdaki o elektrik! Pansy ile bir ara arkanıza baktığımızda karın eridiğini sandık."
Gülümsedim ve ipek sabahlığımın kuşaklarını bağladım. "Kızlar, sizin adınıza çok mutluyum. Tom ve Draco gerçekten değer verdikleri insanların yanında duvarlarını indirirler. Ama Mattheo... o henüz bir kapalı kutu. Onu çözmek, bir antik büyü kitabını deşifre etmek gibi."
"Ama sen o kitabı okumayı seviyorsun," dedi Pansy göz kırparak.
"Sevdiğim doğru," dedim aynadaki yansımama bakarak. "Ama unutmayın, ben o kitabın sonunu değiştirebilecek tek kişiyim."
ERKEKLER YATAKHANESİ
Aşağıda, erkek odasında ise durum biraz daha "stratejikti". Blaise hala uyuyordu ama Tom, Draco ve Mattheo çoktan uyanmıştı. Draco asasını parlatıyor, Tom ise bir parşömene notlar alıyordu.
Mattheo, odanın ortasında volta atıyordu. Dün geceki o yarım kalan anın gerginliği hala üzerindeydi.
"Dün gece çok ileri gittin Mattheo," dedi Draco, kafasını kaldırmadan. Sesinde bir uyarı vardı. "Blaise'in gazına gelip Y/N'i o masada zor durumda bırakabilirdin."
Mattheo durdu. "Onu zor durumda bırakmadım Malfoy. Sadece ne istediğimi gösterdim. Ayrıca sen kendi broş işlerine bak, Astoria'nın yanındayken kekelemeni hepimiz duyduk."
Draco ayağa kalktı ve Mattheo’nun tam karşısında durdu. Çocukluk arkadaşımı hiç bu kadar ciddi görmemiştim. "Bak Mattheo, Astoria benim için çok değerli, evet. Ama Y/N... o bizim kardeşimiz. Biz onunla büyüdük. Eğer onu sadece geçici bir heves için kullanmaya kalkarsan, karşında sadece beni değil, Tom'u da bulursun."
Tom, elindeki tüy kalemi masaya bıraktı. Odanın havası bir anda ağırlaştı. Tom yavaşça ayağa kalktı ve Mattheo’ya doğru yürüdü.
"Draco haklı," dedi Tom, sesi buz gibi ama sarsılmaz bir otoriteyle. "Pansy ile vakit geçirmem veya birilerinden hoşlanmamız, Y/N'in bu gruptaki yerini değiştirmez. O bizim ailemiz. Salazar'ın mirası onda yaşıyor ve o, bu dünyada zarar görmesine izin vereceğim son kişi."
Tom, Mattheo’nun omzuna elini koydu; bu bir abi şefkati değil, bir lider uyarısıydı. "Onu sevip sevmemen senin kararın Mattheo. Ama ona 'Riddle usulü' bir oyun oynamaya kalkarsan, kardeşliğimizi unuturum."
Mattheo yutkundu. Abisinin ve Draco’nun bu korumacı tavrı karşısında şaşırmıştı. "Sakin olun," dedi Mattheo, sesindeki o ukala tavrı biraz olsun yumuşatarak. "Ona zarar vermek istediğimi de nereden çıkardınız? O kız... o kız benim şimdiye kadar gördüğüm en güçlü şey. Ona oyun oynamak, bir ejderhayla satranç oynamak gibi. Ben sadece... o oyunu kazanmak istiyorum."
ORTAK SALONDA BULUŞMA
Hepimiz ortak salonda toplandığımızda, grubun enerjisi değişmişti. Draco ve Astoria birbirlerine daha yakın duruyor, Tom ise Pansy’nin getirdiği bir kitaba ilgiyle bakıyordu. Ama ben içeri girdiğimde, her ikisi de (Tom ve Draco) aynı anda kafalarını kaldırıp bana baktılar.
Draco yanıma gelip saçlarımı karıştırdı. "Naber ufaklık? Bugün biraz daha az 'tehlikeli' görünüyorsun."
"Sana da günaydın Draco," dedim gülerek saçımı düzelterek.
Tom ise yanıma gelip alnımdan hafifçe öptü—bu onun "Sen benim için hala en değerlisin" deme şekliydi. "Dün gece iyi uyuyabildin mi Y/N? Kar biraz fazla yağıyordu."
"Çok iyi uyudum Tom, teşekkür ederim," dedim.
Mattheo ise tüm bu manzarayı uzaktan, hafif bir kıskançlık ama daha çok büyük bir saygıyla izliyordu. Y/N'in bu iki zor adamın kalbindeki yerini söküp atamayacağını anlamıştı.
"Pekala millet!" diye bağırdı Blaise, odaya dalarak. "Bugün Pazar! Kahvaltıdan sonra göl kenarında kar topu savaşı yapıyoruz. Kızlar-erkeklere karşı! Y/N, senin o meşhur dondurma büyülerini kullanmak yok!"
Herkes kahkahalarla kapıya yönelirken Mattheo yanıma süzüldü.
"Abim ve biricik dostun bana sabah semineri verdiler," diye fısıldadı Mattheo.
"Öyle mi? Ne dediler?" diye sordum merakla.
"Seni üzmemem gerektiğini... yoksa beni Büyük Salon’un tavanına asacaklarını söylediler," dedi Mattheo sırıterek. Sonra ciddileşti ve elimi hafifçe tuttu. "Endişelenmelerine gerek yok. Seni üzmek mi! kendimi yok etmeyi tercih ederim."
______________
Bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🥰 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💖 💚
Bölüm etkileşimi
