48. bölüm / 50
Yılanın Kalbi💚
Bölümler 50Şu an: 💚
- 1 💚626 kelime
- 2 💚654 kelime
- 3 💚555 kelime
- 4 💚615 kelime
- 5 💚619 kelime
- 6 💚578 kelime
- 7 💚565 kelime
- 8 💚736 kelime
- 9 💚660 kelime
- 10 💚585 kelime
- 11 💚575 kelime
- 12 💚651 kelime
- 13 💚561 kelime
- 14 💚553 kelime
- 15 💚446 kelime
- 16 💚641 kelime
- 17 💚655 kelime
- 18 💚438 kelime
- 19 💚267 kelime
- 20 💚576 kelime
- 21 💚480 kelime
- 22 💚455 kelime
- 23 💚510 kelime
- 24 💚460 kelime
- 25 💚443 kelime
- 26 💚539 kelime
- 27 💚451 kelime
- 28 💚359 kelime
- 29 💚462 kelime
- 30 💚480 kelime
- 31 💚🖤952 kelime
- 32 💚419 kelime
- 33 💚458 kelime
- 34 💚400 kelime
- 35 💚344 kelime
- 36 💚373 kelime
- 37 💚436 kelime
- 38 💚383 kelime
- 39 💚416 kelime
- 40 💚379 kelime
- 41 💚641 kelime
- 42 💚413 kelime
- 43 💚461 kelime
- 44 💚453 kelime
- 45 💚339 kelime
- 46 💚333 kelime
- 47 💚346 kelime · Okuduğun bölüm
- 48 💚954 kelime
- 49 💚446 kelime
- 50 💚453 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zindanlardan soluk soluğa ortak salona girdiğimizde, Mattheo hâlâ elindeki gümüş yılanlı tokayla kahkaha atıyordu. Salonda herkes kendi dünyasındaydı ve bu manzara tam bir kaosun habercisiydi.
Şöminenin hemen önündeki koltukta oturan Draco, elindeki parşömeni unutmuş, gözleri parlayarak karşısındaki Astoria’ya bakıyordu. Astoria’ya yaptığı tekliften beri adam resmen başka bir boyutta yaşıyordu; etrafta ne patlama olsa "Aşk her şeyi yener" gibi bakıyordu, o yüzden bizim dalaşmamıza başını bile çevirip bakmadı bile.
Blaise, elindeki büyü kitabı ve içecek bardağıyla hemen ayağa fırladı. Gözlerini devirerek Mattheo’ya baktı: "Riddle, yine on altı yaşında bir velet gibi koridorlarda koşturduğunuza yemin edebilirim. Sırf Y/N 'nin tokasını aldın diye bu sevinç ne? Git kendine başka hobi bul."
"Kes sesini Zabini," diye güldü Mattheo, tokayı havada sallayarak. "Sen kendi koca bebekliğine bak."
Pansy, oturduğu yerden bacak bacak üstüne atıp tırnaklarını inceleyerek araya girdi: "Tanrı aşkına, ikiniz de çocuk bahçesinden kaçmış gibisiniz. Y/N, şunun boynuna bir taş tak da rahat edelim, bıktık sizin bu kovalamacalarınızdan."
Ben soluklanmaya çalışırken, gözüm köşedeki tekli koltuğa takıldı. Tom Riddle, her zamanki o buz gibi, ağırbaşlı ve mesafeli haliyle oturmuş, elindeki kalın kitabı inceliyordu. Ne bir gülümseme ne bir mimik... Çevresindeki bu gürültüyü yok saymakta usta olan Tom, bir an başını kaldırdı. Gözleri önce Mattheo’nun elindeki tokaya, sonra da bana değdi.
İçimden, "Şimdi kesin azarlayacak veya aptalca bulup konuyu kapatacak" diye geçirirken, Tom ayağa kalktı. Yavaş adımlarla yanımıza geldi. Mattheo tek kaşını kaldırıp, "Ne var Tom, sen de mi oynamak istiyorsun?" diye takıldı.
Tom, Mattheo’ya ters ve tehlikeli bir bakış attı. Hiçbir şey söylemeden, Mattheo’nun elindeki gümüş tokayı cılız ve ani bir hamleyle kapıverdi! Mattheo şaşkınlıkla "Hey!" diye seslenirken, Tom tokayı bana uzattı. Yüzünde ufak bir gülümseme oluştu ama çok belli etmiyordu.
"Şu saçmalığa bir son verin," dedi tokalardan nefret eden bir ses tonuyla, tokayı sessizce avucuma bırakarak. "Gözlerimi kanatıyorsunuz."
Mattheo arkasından gülerek bağırdı: "Eyvallah Riddle, kardeşliğin bu kadarı!"
Tom, arkasını dönüp hiçbir şey söylemeden kendi köşesine geri çekilirken, Mattheo yanıma yaklaştı ve kulağıma fısıldadı: "Tamam, tokayı Tom verdi ama gecenin sonunda onu benden geri almak yine sana kalacak, Y/N."
________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💖 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💜
Bölüm etkileşimi
