34. bölüm / 50
Yılanın Kalbi💚
Bölümler 50Şu an: 💚
- 1 💚626 kelime
- 2 💚654 kelime
- 3 💚555 kelime
- 4 💚615 kelime
- 5 💚619 kelime
- 6 💚578 kelime
- 7 💚565 kelime
- 8 💚736 kelime
- 9 💚660 kelime
- 10 💚585 kelime
- 11 💚575 kelime
- 12 💚651 kelime
- 13 💚561 kelime
- 14 💚553 kelime
- 15 💚446 kelime
- 16 💚641 kelime
- 17 💚655 kelime
- 18 💚438 kelime
- 19 💚267 kelime
- 20 💚576 kelime
- 21 💚480 kelime
- 22 💚455 kelime
- 23 💚510 kelime
- 24 💚460 kelime
- 25 💚443 kelime
- 26 💚539 kelime
- 27 💚451 kelime
- 28 💚359 kelime
- 29 💚462 kelime
- 30 💚480 kelime
- 31 💚🖤952 kelime
- 32 💚419 kelime
- 33 💚458 kelime
- 34 💚400 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 💚344 kelime
- 36 💚373 kelime
- 37 💚436 kelime
- 38 💚383 kelime
- 39 💚416 kelime
- 40 💚379 kelime
- 41 💚641 kelime
- 42 💚413 kelime
- 43 💚461 kelime
- 44 💚453 kelime
- 45 💚339 kelime
- 46 💚333 kelime
- 47 💚346 kelime
- 48 💚954 kelime
- 49 💚446 kelime
- 50 💚453 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kahvaltı sonrası bizimkiler hızlıca sınıfa gitmişti ben ve mattheo ise biraz arkada kalmıştık.Koridorda Tılsım sınıfına doğru ilerlerken, arkamdan o tanıdık ve yumuşak sesi duydum. "Y/N! Bir dakika bekler misin?"
Durup arkama döndüğümde Cedric’in endişeli yüzüyle karşılaştım. Mattheo hemen yanımda duraksadı, bedeni anında gerildi ve omuzları dikleşti. Bakışları, Cedric’in üzerine bir Lanet gibi çöktü.
"Dün gece..." dedi Cedric, Mattheo’nun yaydığı o saf nefret dalgasını görmezden gelmeye çalışarak. "Aniden ortadan kaybolunca çok endişelendim. İyi misin? O kadar içkiden sonra seni revire götürmediği için Mattheo’ya biraz kızgındım açıkçası."
Mattheo tam ağzını açıp yıkıcı bir cümle kuracaktı ki, elimi hafifçe göğsüne koyup onu durdurdum. "İyiyim Cedric, gerçekten. Mattheo beni güvenli bir yere götürdü, dinlendim ve kendime geldim. Endişen için teşekkür ederim."
Cedric bir adım daha yaklaştı, sesi biraz daha alçaldı. "Aslında... dün gece sana bir şey danışacaktım. Hani geçen hafta göl kenarında konuştuğumuz mesele... Cho hakkında. Ona o asılmış gümüş kolyeyi mi yoksa nadir bulunan o parşömeni mi almalıyım demiştin ya? Karar veremedim. Senin fikrin benim için önemli, biliyorsun Cho senin zevkine çok güveniyor."
Mattheo’nun kaşları çatıldı. "Cho mu?" diye mırıldandı, kafası karışmıştı ama kıskançlığı hala tetikteydi.
"Evet Riddle, Cho Chang," dedim Mattheo’ya kısa bir bakış atarak. Sonra tekrar Cedric’e döndüm. "Bence kolye çok daha kalıcı bir hatıra olur Cedric. Cho, zarif detayları sever. Eğer istersen hafta sonu Hogsmeade’de seçim yapmana yardım edebilirim."
"Bu harika olur!" dedi Cedric rahatlamış bir ifadeyle. "Teşekkürler Y/N. Sen olmasan bu konularda tam bir felaketim. Derse geç kalmayayım, görüşürüz!"
Cedric uzaklaşırken Mattheo hala olduğu yerde çivilenmiş gibi duruyordu. Koridor boşaldığında beni sertçe duvara yasladı, ellerini iki yanıma dayadı. Gözleri kehribar rengi bir ateşle yanıyordu.
"Hogsmeade’de yardım etmek mi? Hafta sonu baş başa alışveriş mi?" dedi Mattheo, sesi tehlikeli bir fısıltıya dönüşmüştü. "Bana bak Kraliçe, dün gece olanlardan sonra hala o 'porsukla' vakit geçirmeyi planladığını söyleme bana. Cho ya da bir başkası... Onun sana bakışını görmüyor musun?"
"Görmüyorum Mattheo, çünkü öyle bir bakış yok," dedim, sesimdeki soğukkanlılığı koruyarak. Elimle saçlarını yavaşça düzelttim. "Cedric benim eski bir dostum. Sen Hogwarts’a gelmeden önce, ben zindanlarda boğulurken o bana kütüphanede eşlik eden kişiydi. Ve şu an Cho’ya sırılsıklam aşık. Benden sadece bir dost tavsiyesi alıyor."
"Dost tavsiyesiymiş," diye homurdandı Mattheo, ama vücudundaki o gerginlik biraz olsun azalmıştı. "Yine de o herife güvenmiyorum. Sana dokunmasına, sana o kadar yakın durmasına dayanamıyorum. Eğer hafta sonu onunla gidersen, gölgen gibi arkanızda olacağımı bil."dedi.
______________
Yeni bölüm sizlerle 🩷 Umarım beğenirsiniz 🥰 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💕
Bölüm etkileşimi
