17. bölüm · Yılanın Kalbi

💚

Black Night

Ertesi gün Slughorn’un İksir sınıfı her zamanki gibi ağır, tatlı ve hafif boğucu bir kokunun hakimiyetindeydi. Masanın ortasında, sedefli bir parlaklıkla kaynayan Amortentia kazanı, mükemmel spiraller çizerek yükseliyordu.
Slughorn heyecanla ellerini çırptı. "Amortentia! Dünyanın en güçlü aşk iksiri! Unutmayın, bu iksir gerçek aşkı yaratmaz, sadece saplantılı bir çekim yaratır. Ve her biriniz için farklı kokar. Haydi, gruptaki herkes sırayla koklasın!"
Önce Pansy öne çıktı, yüzü anında kızardı. "Eski kitap sayfaları, nane ve... çok pahalı bir erkek parfümü," dedi Tom'a kaçamak bir bakış atarak. Tom, Pansy’nin bu itirafına karşılık sadece hafifçe gülümsedi ama gözlerindeki o derin memnuniyet okunabiliyordu.Onu böyle görmek beni çok mutlu ediyordu.
Astoria utangaçça kokladı. "Yeşil elma, yeni kesilmiş çimen ve gümüş parlatıcısı." Draco sırıttı; yeşil elma ve gümüş onun vazgeçilmezleriydi.
Blaise ise her zamanki rahatlığıyla yaklaştı. "Yeni basılmış Galleonlar, kaliteli bir viski ve... egzotik bir baharat. Tam benim kalibrem." Herkes güldü.
Draco kazana eğildiğinde kaşlarını çattı. "Hafif bir parfüm, yeni yıkanmış ipek ve... tatlı bir orkide kokusu." Astoria’nın yüzünde büyük bir gülümseme açtı.
Tom ise asil bir sakinlikle yaklaştı. Kazandan yükselen buharı ciğerlerine çekti. "Zambak, kaliteli deri ciltli kitaplar ve... karanlık bir ormanın yağmurdan sonraki o keskin kokusu." Pansy’nin kalbi yerinden çıkacak gibiydi çünkü zambak onun favori çiçeğiydi.
Sonra sıra bana geldi. Normalde bu iksir bana hiçbir şey ifade etmezdi; iradem koku almamı engellerdi. Ama bu sefer... buhar yüzüme çarptığında dünyam sarsıldı.
İlk koku: Sigara dumanı. Yasak ve keskin. Sonra eski deri, sanki yıllarca kullanılmış bir ceket gibi sıcak. Ve en sonunda yağmur sonrası ıslak taş ile yakıcı, odunsu bir ateş. "Sigara, deri, ıslak taş ve... bir tür vahşi ateş," dedim sesimi düz tutmaya çalışarak. "Tanımlayamadığım ama içimi titreten bir sıcaklık."
Slughorn şaşkınlıkla gözlüklerini düzeltti. "İnanılmaz Bayan Y/N! Bu zamana kadar hep koku almadığınız söylemiştiniz ve şimdi Sizin gibi birinin bu denli keskin koku alması... sanırım bariyerleriniz sonunda aşılmış."
Son olarak Mattheo yaklaştı. Gözlerini benden bir saniye bile ayırmadan derin bir nefes aldı. "Gece açan yaseminler," dedi sesi sınıfın içinde bir fısıltı gibi yankılanarak. "Pahalı bir şarap, fırtınadan hemen önceki havanın o metalik kokusu ve... saf, katıksız bir güç. Sanki gökyüzünün en tepesi gibi."gözlerini benden ayırmadı ama ben hala o aldığım kokuyu düşünüyordum.
Dersten sonra kafamdaki uğultuyu susturamadım. "Ben biraz yalnız kalmak istiyorum çocuklar, kütüphaneye geçeceğim," diyerek gruptan ayrıldım. Tom ve Draco endişeyle baksa da itiraz etmediler.
Loş bir koridorda yürürken, arkamda bir hareket hissettim. Daha arkamı dönemeden güçlü bir el bileğimi kavradı ve beni terk edilmiş, karanlık bir sınıfın içine çekti. Kapı arkamızdan sertçe kapandı.
Karanlığın içinde, henüz yüzünü görmeden o kokuyu aldım. Sigara dumanı, deri ve o yakıcı ateş. Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu ama yüzüme o buz gibi Slytherin maskemi taktım.
"Merhaba Riddle," dedim sakince, karanlığın içindeki parlayan gözlere bakarak. "Amortentia dumanlarını koridorda mı takip ediyorsun?"
Mattheo duvara yaslanmış, kollarını kavuşturmuştu. "Sadece kokunun sahibini bulman için ufak bir rehberlik yapıyorum Kraliçe. Aldığın o koku... bendim."
Yavaşça ona doğru yürüdüm. O kontrolün kendisinde olduğunu sanıyordu ama yanılıyordu. Aramızdaki mesafeyi tamamen kapattım. Mattheo’nun nefesi yüzümü ısıtırken, elimi yavaşça göğsüne koydum; kalbinin nasıl delice attığını parmak uçlarımda hissettim.
"Demek sendin," diye fısıldadım, yüzümü yüzüne yaklaştırarak. Dudaklarım, dudaklarına dokunacak kadar yakındı. Mattheo nefesini tuttu, gözleri karardı ve hafifçe bana doğru eğildi. Tam beni öpeceğini sandığı, o en savunmasız anında...
Aniden geri çekildim.
Parmaklarımı göğsünden çektim ve dudaklarımda alaycı bir gülümsemeyle ona baktım. Mattheo, beklemediği bu hamleyle sarsıldı; dudaklarını sinirle ama arzuyla ısırdı. O an, o kadar çekici görünüyordu ki içimdeki bir ses ona geri dönmemi haykırıyordu. Ama hayır. Kontrol bende kalmalıydı.
"Güzel bir denemeydi Riddle," dedim kapıya doğru yürürken. "Ama Amortentia sadece bir iksir. Ben ise... bir Slytherin'im. Kokunu almış olmam, sana teslim olduğum anlamına gelmez."
Mattheo karanlığın içinden fısıldadı, sesi bu sefer her zamankinden daha hırslıydı: "Geri çekilmen sadece oyunu uzatır Y/N. Ama o dudağımı ısırmama sebep olan o anı... ikimiz de unutmayacağız. Bir dahaki sefere kaçmana izin vermeyeceğim."
Kapıdan çıkarken gülümsedim. "Kural 9: Bir Slytherin asla yenilmez. "Ama Mattheo Riddle kesinlikle en tehlikeli sınavımdı.

___________________

Umarım beğenirsiniz 💖 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤍