8. bölüm / 20
UNKNOWNBölüm 8 - Yalnız Gel
Bölümler 20Şu an: Bölüm 8 - Yalnız Gel
- 1 UNKNOWN311 kelime
- 2 Bölüm 2 - Hatırlıyor Musun?541 kelime
- 3 BÖLÜM 3 - Kapının Ardında464 kelime
- 4 BÖLÜM 4 - O Numara318 kelime
- 5 BÖLÜM 5 - Geçmişten Kalan475 kelime
- 6 BÖLÜM 6 - Annemin Bildiği427 kelime
- 7 BÖLÜM 7 - Neden Gitti?350 kelime
- 8 Bölüm 8 - Yalnız Gel1.266 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm 9 - Güven1.084 kelime
- 10 Bölüm 10 - Yeni Ben882 kelime
- 11 Bölüm 11 - Söylenmeyenler1.016 kelime
- 12 Bölüm 12 - Son Koz823 kelime
- 13 Bölüm 13 - İlk Parça1.259 kelime
- 14 Bölüm 14 - Eski Kayıt782 kelime
- 15 Bölüm 15 - Tesadüf mü?892 kelime
- 16 Bölüm 16 - Aynı Kapının Ardında1.462 kelime
- 17 Bölüm 17 - Karanlığın İçinde1.900 kelime
- 18 BÖLÜM 18 - GERİDE KALANLAR4.367 kelime
- 19 BÖLÜM 19 - Babam mı, Ethan mı?3.454 kelime
- 20 Bölüm 20 - Özür dilerim sevgilim!2.365 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nora telefonu elinde tutarak ekrana baktı. Mesaj hâlâ oradaydı.
"Babanı gerçekten bulmak istiyorsan, 48-17-09'u unut."
Altında bir konum vardı. Ve son cümle:
"Yalnız gel."
Nora birkaç saniye boyunca nefes almayı unuttu. Sonra ekranı kapattı. Telefonu masanın üzerine bıraktı. Bir adım geri çekildi. Sanki telefonu biraz uzağa koyarsa mesaj da ondan uzaklaşacakmış gibi. Ama gitmedi. Aklının içinde dönüp durmaya devam etti.
Babanı gerçekten bulmak istiyorsan...
Babasını. Yıllardır hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediği adamı. Annesinin konuşmaktan kaçındığı adamı. UNKNOWN'ın birkaç dakika önce "Baban gitmedi. En azından senin düşündüğün gibi değil." dediği adamı. Nora sandalyesine oturdu. Ellerini dizlerinin üzerine koydu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Birkaç gün önce hayatı son derece sıradandı. Üniversite. Dersler. Bursunun devam edip etmeyeceğiyle ilgili kaygılar. Annesine yardım edebilmek için yaptığı küçük işler. Küçük dairesi. Her sabah aynı kahve. Her gece aynı yatak. Ve şimdi...
Bilgisayarında ortaya çıkan gizli bir sistem, çocukluğundan kalma 48-17-09 numarası, babasının sandığından farklı bir şekilde ortadan kaybolmuş olabileceği ihtimali ve kendisini sürekli izliyormuş gibi hissettiren bir adam vardı.
UNKNOWN.
Nora tekrar telefonu eline aldı. Mesajı açtı. Gönderen numara kayıtlı değildi. Profil fotoğrafı yoktu. İsim yoktu. Numaranın altında hiçbir bilgi bulunmuyordu. Sadece mesaj. Ve konum. Nora konuma bastı. Harita açıldı. Şehrin merkezinden oldukça uzakta, eski bir sanayi bölgesini gösteriyordu. Haritada birkaç bina görünüyordu. Bazılarının isimleri bile yoktu. Yolun çevresinde neredeyse hiçbir şey işaretlenmemişti. Nora haritayı büyüttü. Konumu biraz daha inceledi. Eski bir depo. En azından haritada öyle görünüyordu. Tekrar küçülttü. Sonra telefonu masaya bıraktı.
Hayır.
Kendi kendine söyledi.
Kesinlikle hayır.
Ama bunu söylerken bile içindeki başka bir ses ona bunun son olmayacağını söylüyordu. Çünkü mesajın içinde babası vardı. Ve Nora'nın yıllardır cevabını aradığı tek soru da buydu:
Babam neden gitti?
Telefonu tekrar eline aldı. Bilgisayarın başına geçti. UNKNOWN hâlâ çevrimiçiydi. Nora uzun süre yazmadı. Sonunda parmakları klavyenin üzerinde hareket etti.
NORA: Biri bana mesaj attı.
Ekranda birkaç saniye hiçbir şey olmadı. Sonra UNKNOWN'ın adı altında üç nokta belirdi. Kayboldu. Tekrar belirdi.
UNKNOWN: Ne yazdı?
Nora mesajın ekran görüntüsünü gönderdi. Bu kez cevap neredeyse anında geldi.
UNKNOWN: Konuma gitme.
Nora kaşlarını çattı.
NORA: Daha konumu bile söylemedim.
Kısa bir sessizlik.
UNKNOWN: Mesajı gördüm.
Nora ekrana baktı.
NORA: Nasıl?
Cevap gelmedi. Nora bekledi.
NORA: UNKNOWN?
Bir süre sonra:
UNKNOWN: Bazı şeyleri açıklamak için doğru zaman değil.
Nora istemsizce güldü. Ama bu gülüşte eğlence yoktu.
NORA: Tabii.
UNKNOWN: Alay etme.
NORA: Alay etmiyorum. Sadece artık şaşırmamaya çalışıyorum.
Bir süre cevap gelmedi. Nora sandalyesinde arkasına yaslandı. Sonra yazdı:
NORA: Bu kişi kim?
Bu kez UNKNOWN biraz daha uzun süre bekledi.
UNKNOWN: Bilmemen daha güvenli.
Nora'nın yüzü sertleşti.
NORA: Bana 'bilmemen daha güvenli' deme.
Cevap gelmedi. Nora devam etti.
NORA: Bunu sürekli yapıyorsun. Bir şey söylüyorsun, sonra tam olarak ne olduğunu sorduğumda geri çekiliyorsun.
Üç nokta belirdi.
UNKNOWN: Çünkü bazen bir gerçeği öğrenmek, ona sahip olmaktan daha tehlikelidir.
Nora birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra:
NORA: Ben zaten tehlikenin içindeyim.
Bu kez cevap gecikmedi.
UNKNOWN: Biliyorum.
Nora'nın parmakları klavyenin üzerinde durdu. İlk kez bu kadar kesin bir cevap vermişti.
NORA: O zaman neden bana hiçbir şey anlatmıyorsun?
Uzun bir sessizlik. Nora, UNKNOWN'ın cevap vermeyeceğini düşündü. Sonra mesaj geldi.
UNKNOWN: Çünkü sana anlatacağım şeylerin hangisinin gerçek, hangisinin seni bana karşı kullanmak için söylenmiş bir yalan olduğunu ayırt edemeyeceksin.
Nora'nın bakışları ekranda kaldı.
NORA: Peki senin söylediklerinin doğru olduğunu nereden bileceğim?
UNKNOWN cevap vermedi. Nora bu kez beklemedi.
NORA: Bunu söyleyemezsin, değil mi?
Birkaç saniye sonra:
UNKNOWN: İnanma.
Nora'nın kaşları çatıldı.
UNKNOWN: Önce kontrol et.
Nora'nın yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu. Bu cümle önceki söylediklerinden farklıydı. İlk kez ona körü körüne güvenmesini istemiyordu. Tam tersine. Şüphe etmesini söylüyordu. Nora telefonu bıraktı. Kalkıp mutfağa gitti. Musluğu açtı. Bir bardak su doldurdu. Ama içmeden önce uzun süre bardağa baktı. Aklı hâlâ mesajdaydı.
Yalnız gel.
Bu iki kelime neden bu kadar rahatsız ediciydi? Çünkü karşısındaki kişinin onu tanıdığı açıktı. Babasıyla ilgili bir şey biliyordu. 48-17-09'u biliyordu. Ve şimdi onu bir yere çağırıyordu. Nora suyu içti. Bardağı tezgâha bıraktı. Tam o sırada telefon titredi. Nora irkildi. Ekrana baktı. UNKNOWN.
UNKNOWN: Konumu açtın.
Nora'nın yüzündeki ifade değişti.
Hemen bilgisayarın başına döndü.
NORA: Bunu nasıl biliyorsun?
Cevap:
UNKNOWN: Bilmiyorum.
Nora durdu.
UNKNOWN: Tahmin ettim.
Nora gözlerini devirdi.
NORA: Bazen senden nefret ediyorum.
Birkaç saniye sonra:
UNKNOWN: Bunu kişisel algılamayacağım.
Nora istemsizce gülümsedi. Çok kısa sürdü. Ama gülümsedi. Sonra ifadesi tekrar ciddileşti.
NORA: Oraya gitmeyeceğim.
UNKNOWN'dan cevap gelmedi. Nora bekledi.
NORA: Şimdilik.
Bu kez:
UNKNOWN: İyi.
Nora başını yana eğdi.
NORA: Bu kadar mı?
UNKNOWN: Ne bekliyordun?
NORA: Belki teşekkür.
UNKNOWN: Teşekkür ederim.
Nora kaşlarını kaldırdı.
NORA: Gerçekten mi?
UNKNOWN: Hayır.
Nora istemsizce güldü. İlk kez UNKNOWN'ın yazışmalarında o soğuk, hesaplı tavrın altında başka bir şey olduğunu hissetti. Küçük bir mizah kırıntısı. Ama bu his uzun sürmedi. Çünkü bilgisayar ekranının köşesinde yeni bir bildirim belirdi. Nora'nın gülümsemesi kayboldu.
Yeni bağlantı isteği.
Kullanıcı adı görünmüyordu. Sadece:
KODLANMAMIŞ KULLANICI
Nora'nın kalbi hızlandı. İsteği açmadı. Ekrana baktı. Sonra UNKNOWN'a yazdı.
NORA: Biri daha bana ulaşmaya çalışıyor.
Cevap hemen geldi.
UNKNOWN: Ne yazıyor?
NORA: Henüz açmadım.
UNKNOWN: Açma.
Nora birkaç saniye düşündü. Sonra:
NORA: Sen açmamı istemiyorsun diye açmayacağımı mı düşünüyorsun?
UNKNOWN cevap vermedi. Nora bağlantı isteğine tekrar baktı. Parmağı fareye gitti. Tam tıklayacakken durdu. Sonra geri çekti.
NORA: Peki.
UNKNOWN: Peki ne?
NORA: Açmıyorum.
Uzun bir sessizlik oldu. Sonra:
UNKNOWN: Teşekkür ederim.
Nora bu kez gülümsedi.
NORA: Bu sefer gerçek miydi?
UNKNOWN: Evet.
Nora mesaja bakakaldı. Sonra aklına başka bir soru geldi.
NORA: Beni neden koruyorsun?
Bu kez cevap gelmedi. Nora bekledi.
Bir dakika. İki dakika. Üç dakika.
UNKNOWN çevrim içiydi. Ama yazmıyordu. Nora tam bilgisayarı kapatacakken mesaj geldi.
UNKNOWN: Çünkü bir zamanlar birinin seni koruması gerekiyordu.
Nora'nın gülümsemesi tamamen kayboldu.
NORA: Kim?
Cevap yok.
NORA: Babam mı?
Yine cevap yok.
Nora'nın içinde garip bir his oluştu. Bu kez UNKNOWN'ın susması, verdiği herhangi bir cevaptan daha fazla şey anlatıyordu. Telefonunu aldı. Annesini aramayı düşündü. Parmağı arama tuşunun üzerinde durdu. Sonra vazgeçti. Annesi zaten yeterince şey saklıyordu. Ya bu gece tekrar sorarsa? Ya annesi yalan söylerse? Ya gerçeği biliyorsa? Nora telefonu masaya bıraktı. Pencereye baktı. Sokağın karşı tarafındaki bina karanlıktı. Perdeyi açmak istedi. Ama UNKNOWN'ın söylediği cümleyi hatırladı.
"Pencerene bakan biri var."
Açmadı. Geri çekildi. Sonra bilgisayar ekranına döndü. Konum hâlâ açıktı. Haritada kırmızı işaret yanıp sönüyordu. Nora biraz daha yaklaştırdı. Adresin altında küçük bir bilgi vardı. Daha önce fark etmediği bir detay.
Bina 17.
Nora'nın nefesi kesildi. 48-17-09.
17
Bir tesadüf olabilirdi. Ama artık tesadüflere güvenmiyordu. Telefonu tekrar eline aldı.
NORA: Konumda 17 numaralı bir bina var.
UNKNOWN'ın cevabı gelmedi. Nora bekledi. Sonra:
NORA: 48-17-09'daki 17 bununla mı ilgili?
Sessizlik.
NORA: UNKNOWN?
Bu kez ekranın üstünde üç nokta belirdi. Uzun süre kaybolmadı. Sonunda mesaj geldi.
UNKNOWN: Oraya gitme, Nora.
Nora'nın gözleri ekrana kilitlendi. Bu kez ses tonunu yazıdan bile hissedebiliyordu. Bu bir tavsiye değildi. Bir uyarıydı.
NORA:Neden?
UNKNOWN: Çünkü o bina tesadüf değil.
Nora'nın kalbi hızlandı.
NORA: Sen daha önce oraya gittin mi?
Cevap yok.
NORA: Bana doğruyu söyle.
Uzun bir sessizlik. Sonra:
UNKNOWN: Evet.
Nora'nın parmakları uyuştu.
NORA: Ne zaman?
Cevap gelmedi.
NORA: Babam orada mıydı?
Bu kez üç nokta belirdi. Kayboldu. Tekrar belirdi. Ama cevap yine gelmedi. Nora bilgisayarın karşısında beklerken telefon ekranı aniden aydınlandı. Yeni bir mesaj. Bu kez başka bir numaradan. Nora mesajı açtı. Tek cümle vardı:
"UNKNOWN'a güveniyorsan, neden hâlâ babanı bulamadın?"
Nora'nın yüzündeki kan çekildi. Mesajın altında ikinci bir satır belirdi.
"Çünkü o sana babanın gerçeğini değil, kendi gerçeğini anlatıyor."
Nora'nın nefesi kesildi. Mesajın sonuna doğru bir konum gönderilmişti. Aynı yer.
Bina 17.
Ve son olarak:
"Yalnız gel."
Nora ekrana bakarken bilgisayarından bir ses geldi. Yeni mesaj.
UNKNOWN.
Sadece iki kelime:
"Sakın gitme."
Nora cevap yazmak için klavyeye uzandı. Ama parmakları hareket etmedi. Çünkü ilk kez kafasında tek bir soru vardı:
UNKNOWN neden bu kadar korkuyordu?
Ve daha önemlisi...
Bina 17'de ne olmuştu?
Bölüm etkileşimi
