18. bölüm / 20
UNKNOWNBÖLÜM 18 - GERİDE KALANLAR
Bölümler 20Şu an: BÖLÜM 18 - GERİDE KALANLAR
- 1 UNKNOWN311 kelime
- 2 Bölüm 2 - Hatırlıyor Musun?541 kelime
- 3 BÖLÜM 3 - Kapının Ardında464 kelime
- 4 BÖLÜM 4 - O Numara318 kelime
- 5 BÖLÜM 5 - Geçmişten Kalan475 kelime
- 6 BÖLÜM 6 - Annemin Bildiği427 kelime
- 7 BÖLÜM 7 - Neden Gitti?350 kelime
- 8 Bölüm 8 - Yalnız Gel1.266 kelime
- 9 Bölüm 9 - Güven1.084 kelime
- 10 Bölüm 10 - Yeni Ben882 kelime
- 11 Bölüm 11 - Söylenmeyenler1.016 kelime
- 12 Bölüm 12 - Son Koz823 kelime
- 13 Bölüm 13 - İlk Parça1.259 kelime
- 14 Bölüm 14 - Eski Kayıt782 kelime
- 15 Bölüm 15 - Tesadüf mü?892 kelime
- 16 Bölüm 16 - Aynı Kapının Ardında1.462 kelime
- 17 Bölüm 17 - Karanlığın İçinde1.900 kelime
- 18 BÖLÜM 18 - GERİDE KALANLAR4.367 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 BÖLÜM 19 - Babam mı, Ethan mı?3.454 kelime
- 20 Bölüm 20 - Özür dilerim sevgilim!2.365 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
⚠️ İçerik Uyarısı: Bu bölümde romantik yakınlaşma sahnesi bulunmaktadır. ❤️
Nora, sabah gözlerini açtığında aklındaki ilk şey bir önceki gece gördüğü dosyaydı. Ethan'ın evine gitmeyi kabul etmişti ama bunun yalnızca dosyayı incelemekten ibaret olmayacağını biliyordu. Artık onun gerçek adını biliyordu. Yüzünü, bakışlarını, tehlike anında beline yerleşen elini ve kendisini korumak için düşünmeden attığı adımları da biliyordu. Fakat bütün bunlar, Ethan hakkında gerçekten ne bildiği sorusuna cevap vermiyordu.
Yatağından kalkıp mutfağa geçti. Kendisine kahve hazırlarken telefonunu kontrol etti. Ethan'dan bir mesaj vardı.
Ethan: Saat on ikide seni almamı ister misin, yoksa adresi gönderip kendi başına gelmeyi mi tercih edersin?
Nora istemsizce gülümsedi. Dün gece ona karşı gösterdiği özenin bugün de devam etmesi hoşuna gitmişti. Yine de bunu belli etmeye niyeti yoktu.
Nora: Adresini gönder. Yolumu bulabilirim.
Cevap neredeyse anında geldi.
Ethan: Bunu yapabileceğinden şüphem yok.
Nora: O zaman neden sordun?
Ethan: Belki seni görmek için bir bahaneye ihtiyacım vardır.
Nora'nın parmakları ekranın üzerinde durdu. Cümleyi bir kez daha okudu. Ethan'ın kendisiyle böyle konuşmasına henüz alışamamıştı. Onu tanıdığı ilk zamanlarda her mesajı bir uyarı, her cümlesi saklanan bir gerçeğin gölgesiydi. Şimdi ise aynı adam, tek bir mesajla yüzünde istemsiz bir gülümseme oluşturabiliyordu.
Nora: Böyle konuşarak beni etkileyebileceğini sanıyorsan yanılıyorsun.
Ethan: Bunu yüzüme bakarak söylemeni tercih ederim.
Nora telefonu masaya bıraktı. Gülümsemesini bastırmak için kahvesinden bir yudum aldı, ancak bunun pek işe yaradığını söyleyemezdi.
Saat on ikiye doğru hazırlanırken dün gece gördüğü dosyayı düşündü. Babasının fotoğrafı, teslimat kayıtları, tarihler ve üzerinde kırmızı harflerle yazılmış o kelime... ARANIYOR. Babası yalnızca birilerinin işlerini yapan bir kurye değildi artık. Bir şey saklamıştı. Ağın tamamına teslim etmesi gereken bir şeyi elinde tutmuş ve bunun bedelini ödemişti. Üstelik dosyada kendi çocukluk fotoğrafının bulunması, meselenin babasıyla sınırlı olmadığını gösteriyordu.
Ethan'ın gönderdiği adrese vardığında karşısında yüksek duvarlarla çevrili, modern ama gösterişten uzak bir ev buldu. Büyük pencereler, koyu renkli taş cephe ve girişin iki yanına yerleştirilmiş sade aydınlatmalar vardı. Evin çevresi düzenliydi; bahçedeki ağaçlar budanmış, giriş yolu temiz tutulmuştu. Burada yaşayan kişinin rahatına düşkün olduğu belliydi ama evin her köşesinde bir kontrol duygusu da hissediliyordu.
Kapıyı Ethan açtı.
Üzerinde siyah bir tişört ve koyu renk pantolon vardı. Saçları her zamankinden daha dağınıktı. Nora onu ilk kez bu kadar gündelik bir hâlde görüyordu. Partideki karanlık ortamın, arşiv odasının ve peşlerindeki adamların olmadığı bir yerde Ethan daha farklı görünüyordu. Daha gerçek. Bu durum Nora'yı nedensizce daha fazla tedirgin etti.
Ethan kapının önünden çekilerek ona yol verdi.
— Hoş geldin.
Nora içeri girdi, çevresine kısa bir bakış attı.
— Burası tam olarak beklediğim gibi.
Ethan kapıyı kapattı.
— Bu iyi bir şey mi?
— Henüz karar vermedim. Fazla düzenli. İnsan burada bir şeylerin ters gitmesine izin vermezmiş gibi görünüyor.
Ethan hafifçe gülümsedi.
— Beni tanımaya başlamışsın.
— Kendini bu kadar önemli görmeyi ne zaman bırakacaksın?
— Sen beni tanımaya başladığında.
Nora ona döndü. Ethan'ın yüzündeki ifade alaycıydı ama bakışları birkaç saniye boyunca Nora'nın yüzünde kaldı. Aralarında dün geceden kalan, ikisinin de açıkça adını koymadığı bir yakınlık vardı. Nora bunu görmezden gelmeye çalışıyordu; Ethan ise onu rahatsız edecek kadar farkında görünüyordu.
— Dosya nerede? diye sordu Nora.
Ethan'ın gülümsemesi silinmedi ama bir adım geri çekilerek koridorun sonundaki odayı işaret etti.
— Çalışma odasında. Kahvaltı etmediysen önce bir şeyler yiyebilirsin.
— Ethan.
— Tamam. Dosya.
Onu çalışma odasına götürdü.
Oda evin geri kalanından biraz farklıydı. Büyük bir kitaplık, geniş bir masa, duvara asılmış birkaç harita ve masanın karşısındaki raflarda sıralanmış klasörler vardı. Pencerenin önünde iki koltuk bulunuyordu. Masanın üzerinde ise dün gece Bina 17'den çıkardıkları dosya, dizüstü bilgisayar ve birkaç boş kâğıt duruyordu.
Nora dosyayı gördüğü anda sandalyelerden birine oturdu.
— Dün gece eve giderken bana her şeyi anlatacağına söz verdin.
Ethan karşısına oturdu.
— Söz verdim.
— O zaman başlayalım. Ve bu kez bana yalnızca bilmem gerektiğini düşündüğün şeyleri anlatma. Ne biliyorsan hepsini anlat.
Ethan birkaç saniye sessiz kaldı. Ardından dosyayı açıp Nora'nın önüne çevirdi.
— Önce babandan başlayalım.
Nora'nın yüzü ciddileşti.
Dosyanın ilk sayfasında Daniel Carter'ın fotoğrafı vardı. Altında kişisel bilgiler, ağ içindeki görev tanımı ve yıllara ayrılmış teslimat kayıtları bulunuyordu. Ethan, sayfaları tek tek çevirdi. Bazı tarihler kırmızıyla işaretlenmiş, bazı adreslerin üzeri çizilmişti. Birkaç sayfada ise aynı sembol tekrar ediyordu: koyu renkli bir daire ve içinden geçen kırmızı çizgi.
Nora parmağını sembolün üzerinde gezdirdi.
— Bu işareti daha önce gördüm. Bina 17'deki adamın yüzüğündeydi.
— Evet.
— Bu, babamın çalıştığı kişilerin işareti.
— Evet.
Nora başını kaldırdı.
— Bunu zaten biliyordum. Bana yeni bir şey söyle.
Ethan itiraz etmedi. Dosyanın ortasındaki sayfayı açtı. Üzerinde babasının adı, bir teslimat numarası ve birkaç satırlık rapor vardı.
TESLİMAT TAMAMLANMADI. İÇERİĞİN BİR KISMI EKSİK. DANIEL CARTER'IN BULUNMASI GEREKİYOR. YAKINLARI TAKİP ALTINDA TUTULACAK.
Nora'nın boğazı düğümlendi. Son satırı bir kez daha okudu.
— Yakınları... Ben miyim?
— Sen de.
— Babam bir şey sakladığı için beni mi takip ettiler?
— Seni yalnızca babanın kızı olduğun için takip etmediler. Senin varlığın, babanın sakladığı şeyin bir parçası olabilir.
Nora dosyayı masaya bıraktı.
— Bu nasıl mümkün olabilir? Ben o zamanlar çocuktum.
— Biliyorum.
— Hayır, bilmiyorsun. Ben hiçbir şey bilmiyordum. Babamın ne yaptığını bilmiyordum. Neden gittiğini bilmiyordum. Annemin neden her sorumdan kaçtığını bilmiyordum. Şimdi bana çocukluğumun bile birilerinin kayıtlarında bulunduğunu söylüyorsun.
Sesindeki öfke giderek yükselmişti. Ethan araya girmedi. Nora ayağa kalkıp pencereye doğru yürüdü. Dışarıdaki bahçeye baktı, ancak gördüğü hiçbir şey zihnindeki düşünceleri susturmuyordu.
— Benim fotoğrafımı neden saklamışlar?
Ethan bir süre cevap vermedi.
— Çünkü baban seni korumaya çalışıyordu.
Nora arkasını döndü.
— Bu bir cevap değil.
— Haklısın.
Ethan ayağa kalktı, masanın diğer tarafına geçerek dosyadan ayrı duran bir belgeyi çıkardı. Bu belge diğerlerinden daha eski görünüyordu. Kenarları sararmış, birkaç bölümü silinmişti. Üst kısmında Bina 17'nin adı ve 12.06.2004 tarihi yazılıydı.
Nora'nın yüzü değişti.
— Bu tarih...
— O geceye ait kayıtların bir bölümü. Sana daha önce gösterdiğim görüntülerin bulunduğu gece.
Nora belgeyi aldı. Birkaç satır okunabiliyordu. Katılımcıların isimleri, giriş saatleri ve bazı kodlar listelenmişti. Ancak belgenin alt kısmında, diğerlerinden farklı olarak bir olay raporu vardı. Bazı kelimeler silinmişti; geriye kalanlar ise Nora'nın içini ürpertti.
YETKİSİZ TANIK. OLAY YERİNDE ÇOCUK BULUNDU. GÖRGÜ TANIKLIĞI ENGELLENDİ. KAYITLARIN KALDIRILMASI EMREDİLDİ.
Nora yavaşça başını kaldırdı.
— O çocuk kimdi?
Ethan'ın yüzündeki ifade değişti. Bir anlığına, Nora'nın daha önce onda hiç görmediği bir şey belirdi. Korku değildi yalnızca. Yıllardır içine gömdüğü bir anının, istemeden yeniden yüzeye çıkmasının verdiği ağırlıktı.
— Bendim.
Odadaki sessizlik, tek bir kelimeyle değişmişti.
Nora elindeki belgeye baktı, sonra Ethan'a. Birkaç saniye boyunca konuşamadı.
— Sen... yedi yaşındaki çocuk sen miydin?
Ethan başını salladı.
— Evet.
Nora'nın zihninde eski görüntü canlandı. Küçük çocuk, babasının yanında duruyordu. Boynunda metal bir kolye vardı. Harf tek başına parlıyordu: E.
— O kolye, dedi Nora yavaşça. Üzerinde E harfi olan kolye...
— Benim kolyemdi.
Nora oturdu. Bir anda Ethan'ın kendisinden neden bazı şeyleri sakladığını, o kaydı neden tekrar açmamasını istediğini ve Bina 17'yle ilgili konuşurken neden bazen gözlerini kaçırdığını daha iyi anlıyordu. Ama anlamak, henüz affetmek değildi.
— Bana neden daha önce söylemedin?
Ethan karşısındaki sandalyeye oturdu. Ellerini masanın üzerinde birleştirdi. İlk kez, vereceği cevabı önceden hazırlamış gibi görünmüyordu.
— Çünkü o geceyi hatırlamak bile istemiyordum. Bir de senin o görüntüyü izlediğini öğrendiğimde... geçmişimin seni de içine çekmesinden korktum.
— Ben zaten içindeyim, Ethan. Bunu sen de biliyorsun.
— Biliyorum.
— O zaman anlat.
Ethan gözlerini kısa bir süre kapattı. Konuşmaya başladığında sesi her zamankinden daha alçaktı.
— Babam beni oraya götürdüğünde yedi yaşındaydım. Bana bunun önemli insanlarla tanışacağım bir yer olduğunu söylemişti. Çocuk aklımla onun yaptığı işin ne olduğunu anlamıyordum. Babamın yanında durmam, sessiz olmam ve sorular sormamam gerektiğini biliyordum. O gece de bana aynısını söyledi.
Nora dikkatle dinliyordu.
— Bina 17'ye girdiğimizde bir sürü insan vardı. Bazıları babamı tanıyordu, bazıları onunla konuşmak için bekliyordu. Benim için hepsi yabancıydı. Bir süre babamın yanında kaldım. Sonra sıkıldım. Babam başka bir odaya geçtiğinde koridorun sonundaki kapının aralık olduğunu gördüm.
Ethan bir an durdu. Parmakları birbirine daha sıkı kenetlendi.
— İçeri girmemem gerekiyordu. Ama içeriden sesler geliyordu. Birinin bağırdığını duydum. Önce kavga ettiklerini sandım. Sonra kapıdan baktım.
Nora nefesini tuttu.
— Ne gördün?
— Babamı gördüm. Karşısında bir adam vardı. Adamın yüzünü hâlâ hatırlıyorum. Babamla tartışıyordu. Elinde bazı belgeler vardı. Babam ondan belgeleri istedi. Adam vermeyi reddetti. Sonra...
Ethan sustu. Nora onun devam etmesini bekledi. Onu acele ettirmedi.
— Sonra babam silahını çıkardı, dedi Ethan. Adamı vurdu.
Nora'nın eli ağzına gitti. Ethan'ın bakışları masadaki belgeye sabitlenmişti.
— Adam yere düştüğünde ses çıkardım. İstemeden. Babam başını çevirdi ve beni gördü. O an gözlerime baktığında ne düşündüğünü bilmiyorum. Ama bana doğru yürümeye başladı. Ben de kaçtım.
— Ethan...
— Koridor boyunca koştum. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Yalnızca oradan çıkmam gerektiğini düşünüyordum. Babamın adamları beni görürse beni de öldüreceklerine inanmıştım. Çocuk olduğumu biliyordum ama gördüğüm şeyi unutamayacağımı da anlamıştım. Babamın beni susturmak isteyeceğini düşündüm.
Ethan ilk kez Nora'nın gözlerine baktı.
— O gece hayatımda ilk kez babamdan korktum. Ve ondan sonra bir daha ona eskisi gibi bakamadım.
Nora, karşısındaki adamın yalnızca güçlü bağlantıları olan, her şeyi kontrol altında tutmaya alışmış biri olmadığını gördü. O kontrolün altında, yedi yaşındayken bir cinayete tanık olan ve o geceden kaçmak zorunda kalan bir çocuk vardı.
— Eve mi gittin? diye sordu.
— Evet. Odama çıktım, dolabı açtım ve eşyalarımı toplamaya başladım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Birkaç kıyafet, biraz para ve yanımda taşıdığım küçük şeyleri çantaya koydum. Bir yere saklanırsam beni bulamayacaklarını sanıyordum.
— Annen seni gördü.
Ethan'ın yüzünde acı bir gülümseme belirdi.
— Evet. Annem odama girdiğinde beni çantamın başında buldu. Nereye gideceğimi sordu. Önce ona bir şey söylemedim. Babamın beni bulacağını düşündüm. Annemse karşıma oturdu ve bana yalan söylemememi istedi. Sanırım o an, artık her şeyi tek başıma taşıyamayacağımı anladım.
Nora'nın bakışları yumuşadı.
— Ona anlattın mı?
— Her şeyi. Adamı, babamı, kaçtığımı... Hepsini.
— Sana inandı mı?
Ethan hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
— Bana inandı. Çünkü annem babamın kim olduğunu benden daha iyi biliyordu.
Bu cümle odada ağır bir sessizlik bıraktı.
— Annen de babanın yaptıklarını biliyor muydu? diye sordu Nora.
— Ağın varlığını biliyordu. Babamın kimlerle çalıştığını, ne kadar gücü olduğunu da biliyordu. Ama bir insanı öldürebileceğini gerçekten düşünüp düşünmediğini bilmiyorum. Belki de bilmek istemiyordu. Babamın evdeki hâliyle Bina 17'deki hâli birbirinden farklıydı. Annem yıllarca o iki insanın aynı kişi olduğuna inanmak istemedi.
Ethan sandalyesinde geriye yaslandı.
— O gece beni kurtaran şey, annemin benden gerçeği saklamamı istememesi oldu. Beni banyoya götürüp yüzümü yıkattı. Sonra odama döndü ve eşyalarımı toplamama yardım etti. Bir süre sonra babamın özel şoförünü çağırdı. Ona yüklü miktarda para verdi ve beni şehirden uzak, kimsenin kolayca bulamayacağı bir yere götürmesini istedi.
— Peki seninle gelmedi mi?
— O gece gelemedi. Babamın şüphelenmesini istemiyordu. Evde kalıp her şey normalmiş gibi davranması gerekiyordu. Şoför beni güvenli bir yere götürdü. Annem, orada beklememi ve kimseye nerede olduğumu söylemememi tembihledi.
Nora kaşlarını çattı.
— Yani seni gönderdikten sonra babanla aynı evde kalmaya devam etti?
— Bir süre. Bana ulaşmaya çalışmadı. En azından doğrudan değil. Sonra, birkaç ay geçtikten sonra annem yanıma geldi. Yanında çok az eşya vardı. O gün bana bir daha o eve dönmeyeceğimizi söyledi.
— Baban sizi aramadı mı?
Ethan'ın yüzü sertleşti.
— Aradı. Ama annem onun karşısına çıkacak kadar hazırlıklıydı. Babamın elindeki bazı belgeleri almıştı. Ayrıca yıllar boyunca kendi adına biriktirdiği parası ve mülkleri vardı. Babamın bütün gücünün kendisinden kaynaklandığını düşünmesini istiyordu. Oysa annemin kendisine ait bir hayatı, kendi varlığı ve kendi kararları vardı.
Nora, Ethan'ın yıllar boyunca nasıl bir hayat kurduğunu şimdi daha iyi anlamaya başlıyordu.
— Peki sonra?
Ethan pencereye baktı. Bahçedeki ağaçların yaprakları rüzgârla hafifçe hareket ediyordu.
— Annemle birlikte uzun süre saklandık. Önce başka bir şehirde yaşadık, sonra daha uzak bir yere taşındık. Adımı değiştirmedim ama geçmişimi mümkün olduğunca geride bıraktım. Annem bana güvende olabilmem için ne gerekiyorsa öğretti. İnsanlara ne zaman güveneceğimi, bir şeyin arkasındaki gerçeği nasıl arayacağımı, birinin bana yalan söylediğini nasıl anlayacağımı...
Dudaklarında kısa, acı bir gülümseme belirdi.
— Sanırım sonuncusunda biraz fazla başarılı oldum.
Nora ona baktı.
— İnsanlara güvenmemeyi öğrenmek, onlara yalan söyleme hakkı vermez.
Ethan başını ona çevirdi. Nora'nın sözlerinde haklılık vardı ve bunu inkâr etmedi.
— Biliyorum.
— Beni koruduğunu söyleyip benden önemli şeyleri sakladın. Babam hakkında bildiklerini, kim olduğunu, Bina 17'de ne yaşadığını... Bunların hepsini kendi başına kararlaştırdın.
— Evet.
— Bunu bir daha yapmanı istemiyorum.
Ethan birkaç saniye boyunca ona baktı.
— Bir daha senden gerçeği saklamamaya çalışacağım.
Nora'nın kaşları kalktı.
— Çalışacağım mı?
— Sana bir daha asla hiçbir şeyi saklamayacağıma söz verirsem yalan söylemiş olurum. Bazı şeyleri henüz bilmiyor olabilirim. Bazılarını söylemek için doğru zamanı bulmam gerekebilir. Ama seni ilgilendiren bir konuda kararını elinden almayacağım. Bunu yapmayacağım.
Nora bu cevabı beklemiyordu. Mükemmel değildi ama dürüsttü. Ethan ilk kez kendisini haklı çıkarmak için konuşmuyordu.
— Devam et, dedi.
Ethan başını salladı.
— Annem geçen yıl vefat etti.
Nora'nın yüzündeki ifade değişti.
— Üzgünüm.
— Bir süredir hastaydı. Son zamanlarında yanındaydım. Elimden gelen her şeyi yaptım ama onu kurtaramadım.
Sesinde ne dramatik bir kırılma ne de kendisine acındırma çabası vardı. Yalnızca, üzerinden zaman geçmiş olsa da hâlâ yerini bulamamış bir acı vardı.
— O öldükten sonra tamamen yalnız kaldım, diye devam etti. Babamın dünyasından uzakta büyümüştüm ama onun ne yaptığını öğrenmekten hiç vazgeçmedim. Annemin ölümünden sonra geriye dönüp bakmam gerektiğini anladım. Çünkü saklanarak yaşadığım sürece babamın yaptıklarının başkalarının hayatını mahvetmeye devam edeceğini biliyordum.
— Bu yüzden ağı araştırmaya başladın.
— Evet. Önce eski kayıtları bulmaya çalıştım. Sonra ağın kimlerle çalıştığını, kimlerin para aktardığını ve hangi insanların kaybolduğunu araştırdım. Zamanla kendi bağlantılarımı kurdum. Bana çalışan insanlar var. Bilgi toplayanlar, kayıtları inceleyenler, güvenlik işlerini yönetenler... Ama hiçbiri benim için her şeyi yapabilecek insanlar değil. Onlara güvenmemin bir sınırı var.
Nora dosyaya baktı.
— Babamı da bu sırada mı buldun?
— Daniel Carter'ın adını daha önce duymuştum. Baban, ağın kurucusunun doğrudan emir verdiği kişilerden biriydi. Ancak diğerlerinden farklı olarak, bir noktadan sonra verilen her emri yerine getirmemeye başladı. Bazı teslimatların içeriğini sakladı. Bazı belgeleri teslim etmedi. Sonra da ortadan kayboldu.
— Peki beni ne zaman öğrendin?
— Babanın eski kayıtlarını incelerken. İlk başta senin yalnızca onun kızı olduğunu biliyordum. Sonra çocukluk fotoğraflarını ve bazı notları buldum. Babanın seni neden bu kadar dikkatli sakladığını anlamaya çalıştım.
Nora'nın zihninde annesinin yüzü canlandı. Yıllardır babası hakkında konuşmaktan kaçınan, her soruya eksik cevaplar veren kadın... Belki de sessizliği, yalnızca geçmişe duyduğu kırgınlıktan kaynaklanmıyordu.
— Annem bütün bunları biliyor olabilir mi?
— Bazılarını biliyor olabilir. Ama sana ne kadarını anlattığını bilmiyorum. Onunla konuşmanı engellemeyeceğim.
Nora, Ethan'ın bu kez annesiyle ilgili bir karar vermeye çalışmamasını fark etti.
— Peki bütün bunları yapacak parayı nereden buldun? diye sordu. Bir evin, çalışanların, bağlantıların var. Bu kadar insanı çalıştırmak ucuz değil. Bütün bunları tek başına nasıl kurdun?
Ethan'ın yüzünde ilk kez hafif bir şaşkınlık belirdi. Ardından başını salladı.
— Bunu sormanı bekliyordum.
Masasının yanındaki çekmeceyi açtı ve içinden ince bir dosya çıkardı. İçinde tapu kayıtları, şirket belgeleri ve banka hesaplarıyla ilgili evraklar vardı.
— Annem, hayatı boyunca kendi adına biriktirdiği serveti bana bıraktı. Evler, araziler, kiraya verilen mülkler, yatırımlar... Babamın ağıyla hiçbir ilgisi olmayan, annemin kendi varlığı. Vasiyetinde bunların tamamını bana bıraktı.
— Hepsini mi?
— Evet. Yalnızca para değil. Yaşayabileceğim, çalışabileceğim ve kimseye muhtaç olmadan ayakta kalabileceğim bir düzen de bıraktı. Bazı evleri kiraya veriyorum. Diğer mülklerden gelir elde ediyorum. Yatırımlarım var. Bunlar bana hem kendi hayatımı sürdürme hem de ihtiyaç duyduğum insanlarla çalışma imkânı sağlıyor.
Nora belgeleri inceledi. Rakamların tamamını anlamasa da Ethan'ın anlattıklarının gerçek olduğunu görebiliyordu.
— Yani bütün bunları babanın parasıyla yapmadın.
— Hayır. Babamın bana vereceği tek bir kuruşa bile ihtiyacım yok.
Bu sözdeki kesinlik Nora'nın dikkatini çekti. Ethan'ın babasına karşı duyduğu öfke, yalnızca geçmişte gördüğü cinayetten kaynaklanmıyordu. Babasının kendisi üzerinde kurmak istediği hâkimiyeti reddediyordu. Kendi hayatını, kendi imkânlarıyla kurmuştu. Annesinin bıraktığı miras, ona yalnızca para değil, babasından bağımsız bir gelecek de sağlamıştı.
— Peki neden hâlâ onun peşindesin? diye sordu Nora. Onu durdurmak mı istiyorsun, yoksa intikam mı almak istiyorsun?
Ethan uzun süre cevap vermedi.
— Başlangıçta intikam istiyordum. Bunu inkâr etmeyeceğim. Yedi yaşında gördüğüm şeyin hesabını sormak istedim. Annemi yıllarca korkuyla yaşamaya zorlayan, insanları kendi çıkarları için kullanan ve herkesin kendisinden korkmasını sağlayan adamdan nefret ettim. Ama zamanla anladım ki onu öldürmek ya da onun yerini almak, yaptıklarını ortadan kaldırmayacak.
— O zaman ne istiyorsun?
— Ağın kimlere zarar verdiğini ortaya çıkarmak ve babamın insanları kontrol etmek için kullandığı sistemi dağıtmak. Ama bunu yapabilmem için önce neyi sakladığını anlamam gerekiyor.
Nora, masadaki dosyaya döndü.
— Ve babamın sakladığı şey bunun bir parçası.
— Evet.
— Babam o belgeleri neden teslim etmedi?
Ethan dosyanın arka kısmındaki sayfaları çevirdi. Bir sayfada teslimatın yapıldığı günün tarihi, teslim alan kişinin kodu ve dosyanın içeriğine dair kısa bir açıklama vardı. Ancak asıl içerik listesi eksikti.
— Bu teslimat, ağın yalnızca para ve bilgi alışverişi yaptığı sıradan bir işlem değildi. Babamın sakladığı şey, bazı kişilerin isimlerini, ödeme kayıtlarını ve ağın yürüttüğü gizli faaliyetlerle ilgili belgeleri içeriyor olabilir. Kesin olarak söyleyemiyorum. Çünkü orijinal içeriğe ulaşamadım.
— Ama babamın bunları aldığını biliyorsun.
— Evet. Kayıtlar, teslimatın Daniel Carter'a verildiğini gösteriyor. Ancak teslimatın tamamı ağa geri dönmemiş.
Nora'nın kalbi hızlandı.
— Peki neden benim çocukluk fotoğrafım dosyada?
Ethan fotoğrafın bulunduğu sayfayı yeniden açtı. Nora'nın küçük hâli, eski bir fotoğrafın içinde gülümsüyordu. Arka planda annesinin evinin penceresi görünüyordu. Fotoğrafın altında kısa bir not vardı:
DANIEL CARTER'IN AİLESİ. KORUMA VE TAKİP.
Nora'nın yüzündeki renk çekildi.
— Beni izliyorlarmış.
— Evet.
— Ne zamandan beri?
— Bu kaydın tarihi, senin çocukluğuna ait. Ama takibin ne zaman başladığını bilmiyorum.
Nora fotoğrafı eline aldı. Bir süre ona baktı. Fotoğraf çekildiğinde muhtemelen babasının sırlarını, ağın varlığını ya da kendisinin bir dosyada yer alabileceğini bilmiyordu. Sadece bir çocuktu. Şimdi ise o görüntünün, yıllar önce birilerinin önüne konulmuş bir belge olduğunu öğreniyordu.
— Babam beni korumak için bir şey sakladıysa neden bunu bana söylemedi?
Ethan'ın sesi yumuşadı.
— Belki de seni bu dünyadan uzak tutmak istedi. Belki de gerçeği anlatırsa seni daha büyük bir tehlikenin içine sokacağını düşündü.
— Herkes benim adıma karar vermiş. Babam, annem, sen... Herkes beni korumak için gerçeği saklamış. Ama kimse bana ne olduğunu sormamış.
Ethan'ın yüzündeki ifade ağırlaştı. Nora'nın söylediklerine karşı savunabileceği bir şey yoktu.
— Haklısın, dedi. Ve bunun için senden özür diliyorum.
Nora gözlerini ondan ayırmadı. Ethan'ın özrü, bütün sorunları ortadan kaldırmıyordu. Ama ilk kez, onun kendisini yalnızca korunması gereken biri olarak görmediğini hissediyordu.
— Benden bir şey daha saklıyor musun? diye sordu.
Ethan düşünmeden cevap vermedi. Bu kez kelimelerini seçmesi, Nora'nın dikkatinden kaçmadı.
— Babamın hâlâ ağın başında olduğunu biliyorum. İnsanların çoğu onun öldüğünü ya da yıllar önce ortadan kaybolduğunu sanıyor. Ama ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Bazı kararlar hâlâ onun onayıyla alınıyor. Bazı insanlar onun adını duyduklarında hâlâ korkuyor.
— Ve seni geri istiyor.
Ethan'ın çenesi gerildi.
— Evet. Benim onun yerini almamı istiyor. Beni yıllarca bulmaya çalıştı. Bazen doğrudan, bazen başkalarını kullanarak. Şimdi ise babanın yarım bıraktığı şeyin peşinde olduğu için yollarımız yeniden kesişti.
Nora sandalyesinde doğruldu.
— Yani benim babamın sakladığı şeyi bulmak istiyor. Sen de aynı şeyi arıyorsun. Ama farklı nedenlerle.
— Doğru.
— Peki babamın sakladığı şeyin bende olabileceğini düşünüyor musun?
Ethan'ın bakışları Nora'nın yüzünde sabitlendi.
— Evet. Ama bunun ne olduğunu henüz bilmiyorum.
Nora bir süre sessiz kaldı. Sonra masadaki bütün belgeleri yeniden düzenledi. Tarihlere, isimlere ve işaretlere baktı. Artık parçalar arasında bir bağ görebiliyordu. Babası ağ için çalışmış, sonra bir şey saklamıştı. Ethan'ın babası ise hem ağın kurucusu hem de oğlunun çocukluğunda bir cinayet işlemiş adamdı. Ethan o gece gerçeği görmüş, annesi sayesinde kaçmış ve yıllar sonra kendi imkânlarıyla geri dönmüştü. Şimdi ise ikisi de aynı geçmişin içinde, birbirlerinden farklı nedenlerle cevap arıyordu.
— Bir şey anlamıyorum, dedi Nora.
Ethan ona döndü.
— Neyi?
— Beni neden şimdiye kadar hayatta bırakmışlar? Eğer babam bir şey sakladıysa ve beni de izliyorlarsa neden yıllarca hiçbir şey yapmadılar?
Ethan'ın yüzündeki ifade yeniden ciddileşti.
— Çünkü senin ne bildiğini bilmiyorlardı. Babanın sana bir şey bırakıp bırakmadığından emin değillerdi. Seni izlediler, ama doğrudan yaklaşmak istemediler. Son zamanlarda bazı kayıtlar yeniden ortaya çıktı. Üniversitendeki dosya, eski bilgilerin güncellenmesi ve Bina 17'deki hareketlilik... Bunların hepsi ağın seninle ilgili araştırmayı yeniden başlattığını gösteriyor.
— Demek ki artık beni yalnızca izlemiyorlar.
— Hayır.
— Benden bir şey istiyorlar.
— Evet.
Nora başını eğdi. İçinde büyüyen korkunun yanında, giderek güçlenen bir öfke de vardı. Hayatı boyunca kendisine anlatılmayan şeylerin başkalarının elinde silaha dönüşmesine izin vermeyecekti.
— O zaman onları bulacağız, dedi.
Ethan ona dikkatle baktı.
— Nora, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorsun.
— Biliyorum. Ama senin beni evine çağırıp bütün bunları anlatman, artık benim de karar verebileceğim anlamına geliyor. Beni dışarıda bırakmayacaksın.
Ethan bir süre sessiz kaldı. Sonra başını hafifçe salladı.
— Seni dışarıda bırakmayacağım.
Nora gözlerini kıstı.
— Bu kez gerçekten mi?
— Bu kez gerçekten.
Nora, onun sözlerine tamamen güvenmeye hazır değildi. Fakat Ethan'ın bakışlarında ilk kez yalnızca koruma içgüdüsü değil, ona duyduğu saygı da vardı.
Ethan masanın üzerinden uzanıp Nora'nın elinin yanındaki kâğıdı aldı. Parmakları kısa bir an Nora'nın parmaklarına değdi. İkisi de geri çekilmedi. Aralarındaki sessizlik, odadaki ağır konuşmaların ardından beklenmedik bir sıcaklık taşıyordu.
— Sana bir şey sorabilir miyim? dedi Ethan.
— Sor.
— Bana hâlâ kızgın mısın?
Nora dudaklarını birbirine bastırdı. Birkaç saniye düşündükten sonra ona döndü.
— Evet.
Ethan başını salladı.
— Anladım.
— Ama bu, senden uzak durmak istediğim anlamına gelmiyor.
Ethan'ın bakışları değişti. Nora'nın söylediği sözler, aralarında bir süredir duran mesafeyi tamamen ortadan kaldırmamıştı ama o mesafenin artık yalnızca güvensizlikten oluşmadığını ikisi de biliyordu.
Ethan yavaşça elini uzattı ve Nora'nın elini tuttu. Hareketi temkinliydi; sanki geri çekilmek isterse ona alan bırakıyordu. Nora elini çekmedi.
— Sana karşı hissettiklerim, seni tehlikeden uzak tutma isteğimden ibaret değil, dedi Ethan. Bunu bilmeni istiyorum.
Nora'nın kalbi hızlandı. Bu sözleri duymayı beklemiyordu. Ethan'ın ona karşı hissettiklerini açıkça söylemesi, aralarındaki her şeyi daha gerçek hâle getiriyordu.
— O zaman beni korumak için benden uzak durmaya çalışma, dedi Nora. Bana güvenmeyi öğren.
— Öğreniyorum.
Nora ona baktı. Ethan'ın yüzünde alıştığı o kendinden emin ifade vardı ama bu kez gözlerinin arkasında saklanmaya çalışmadığı bir kırılganlık da bulunuyordu.
Nora biraz yaklaştı. Aralarındaki mesafe azaldığında Ethan'ın bakışları bir an dudaklarına indi, sonra yeniden gözlerine döndü. Nora bunu fark etti ve geri çekilmek yerine elini onun elinde biraz daha sıkı tuttu.
— Beni öpmeyi düşünüyorsan, dedi Nora, önce sorman gerekebilir.
Ethan'ın dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.
— Peki, öpebilir miyim?
Nora bir an onu bekletti. Sonra başını hafifçe yana eğdi.
— Bu kadar uslu olabileceğini düşünmemiştim.
— Senin yanında bazı alışkanlıklarımı değiştirmem gerekiyor gibi görünüyor.
Nora gülümsedi.
— Belki de.
Ethan ona doğru eğildiğinde Nora geri çekilmedi. Dudakları buluştuğunda öpüşmeleri aceleci değildi; önce temkinli, sonra ikisinin de günlerdir bastırdığı duyguların ağırlığıyla daha derinleşen bir yakınlığa dönüştü. Nora bir elini Ethan'ın omzuna koydu. Ethan diğer eliyle onun yüzüne dokunduğunda, Nora bir an için bütün dosyaları, eski kayıtları ve peşlerindeki insanları unutabildi.
Ama yalnızca bir an için.
Birbirlerinden ayrıldıklarında Nora alnını Ethan'ın alnına yasladı.
— Bu, sana tamamen güvendiğim anlamına gelmiyor, diye fısıldadı.
Ethan hafifçe gülümsedi.
— Bunu zaten beklemiyordum.
— Güzel. Çünkü seni hâlâ sorgulayacağım.
— Bundan hiç şüphem yok.
Nora gülümsedi ama ardından masadaki dosyaya baktı. Gerçekler, öpüşmeleriyle ortadan kaybolmamıştı. Babasının nerede olduğu hâlâ bilinmiyordu. Annesinin neleri bildiği hâlâ belirsizdi. Ethan'ın babası hâlâ hayattaydı ve onların peşindeydi.
Nora elini Ethan'ın elinden çekip dosyayı yeniden önüne aldı.
— Bunu bitirmeliyiz, dedi. Babamın sakladığı şeyin ne olduğunu bulmadan hiçbir yere varamayacağız.
Ethan onun yanına oturdu.
— Birlikte bulacağız.
Öğleden sonra boyunca belgeleri incelediler. Teslimat tarihlerini karşılaştırdılar, eski kayıtların üzerindeki kodları not ettiler ve aynı isimlerin geçtiği sayfaları yan yana koydular. Birkaç kez aynı tarihe geri dönmek zorunda kaldılar. Ancak saatler ilerledikçe bir ayrıntı belirginleşmeye başladı: Daniel Carter'ın kayıp teslimatından sonra ağın bazı kayıtları değiştirilmişti. Birkaç isim silinmiş, bazı ödeme hareketleri farklı şirketlerin üzerine aktarılmıştı. Birileri yalnızca bir belgeyi saklamamış, o belgenin ortaya çıkarabileceği bağlantıları da gizlemeye çalışmıştı.
Nora kalemini masaya bıraktı.
— Babam yalnızca bir şey çalmamış. Birilerinin kim olduğunu ortaya çıkarabilecek kanıtları da elinde tutmuş.
— Evet, dedi Ethan. Ve bu yüzden onun peşine düştüler.
Nora sayfanın altındaki son notu okudu. El yazısı diğerlerinden farklıydı. Harfler aceleyle yazılmış, son cümle yarım bırakılmıştı.
"Asıl kayıt, Carter'ın teslim ettiği dosyada değil. Anahtar..."
Cümlenin devamı yoktu.
Nora sayfayı Ethan'a uzattı.
— Anahtar ne?
Ethan notu dikkatle inceledi. Ardından dosyanın kapağına, teslimat numarasına ve eksik sayfalara baktı.
— Bilmiyorum, dedi. Ama bu, babanın sakladığı şeyin doğrudan bir belge olmayabileceğini gösteriyor. Belki bir erişim anahtarı, belki kayıtların yerini gösteren bir bilgi. Bunu henüz kesinleştiremeyiz.
Nora'nın aklına yıllar önce yazdığı sayı geldi: 48-17-09. O kodun babasının geride bıraktığı şeyle bağlantılı olduğunu biliyordu. Ama artık onun her sorunun cevabı olmadığını da anlamıştı. Kod, yalnızca daha büyük bir yapının kapısını açan parçalardan biri olabilirdi.
— Bu notu daha önce görmüş müydün? diye sordu.
— Hayır. Dosyayı dün gece ilk kez bu kadar ayrıntılı inceleme fırsatım oldu.
Nora başını salladı. Bu kez Ethan'ın cevabını sorgulamadı. Çünkü ilk kez, ikisinin de bilmediği bir şeyin karşısında birlikte durduklarını hissediyordu.
Akşam yaklaşırken Ethan belgeleri düzenleyip dosyaya yerleştirdi. Nora kalkıp paltosunu aldı. Kapıya doğru yürüdüğünde Ethan da onunla birlikte geldi.
— Seni eve bırakayım, dedi.
Nora ona yan gözle baktı.
— Kendi başıma gidebileceğimi söylemiştim.
— Biliyorum.
— O zaman?
Ethan kapıyı açtı.
— Seninle biraz daha vakit geçirmek istiyorum. Bu kez bahanem bu.
Nora gülümsemesini saklayamadı.
— En azından dürüst olmaya başladın.
— İlerleme kaydediyorum.
Dışarı çıktıklarında hava serinlemişti. Ethan kapının önünde bir an durdu, Nora'nın yüzüne baktı.
— Eve vardığında bana mesaj at.
Nora kaşlarını kaldırdı.
— Yine mi?
— Evet.
— Ethan, evim çok uzakta değil.
— Biliyorum.
— Ve başıma bir şey gelirse bunu mesaj atarak çözemezsin.
Ethan'ın yüzündeki gülümseme hafifledi.
— Bunu da biliyorum. Ama en azından güvende olduğunu öğrenebilirim.
Nora ona birkaç saniye baktı. Sonra elini uzatıp Ethan'ın elini tuttu.
— Peki. Eve varınca yazarım.
Ethan parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi ve elini hafifçe sıktı. Nora ayrılmadan önce ona bir kez daha yaklaştı, yanağına kısa bir öpücük kondurdu.
— Bu, sana tamamen güvendiğim anlamına gelmiyor, diye tekrarladı.
Ethan gülümsedi.
— Bunu üçüncü kez söylüyorsun.
— Çünkü üçüncü kez hatırlatmaya ihtiyacın var.
Nora uzaklaşırken Ethan kapının önünde kaldı. Birkaç adım sonra arkasına döndüğünde hâlâ kendisine baktığını gördü. Bu kez bakışlarından rahatsız olmadı. Aksine, yüzünde beliren küçük gülümsemeyi saklamak için önüne döndü.
Eve vardığında telefonunu çıkardı.
Nora: Eve geldim. Hayattayım. Mutlu musun?
Ethan: Fazlasıyla.
Nora yatağının kenarına oturup son mesajı okudu. Ardından telefonunu bırakarak masanın üzerindeki kendi notlarına baktı. Babasının yarım bıraktığı şeyin ne olduğunu hâlâ bilmiyordu. Ama artık yalnızca cevap arayan korkmuş bir kız değildi. Geçmişin kendisine ait olmadığını söyleyen insanlara rağmen, kendi hayatının kontrolünü eline almaya başlamıştı.
Ve Ethan, ilk kez, ona yalnızca korunması gereken biri gibi değil, yanında durmasını istediği biri gibi bakıyordu.
Nora defterini açıp sayfanın en üstüne tek bir cümle yazdı:
"Babam neyi sakladıysa, onu bulacağım."
Bu kez bir başkasının kendisine yol göstermesini beklemeyecekti.
Bölüm etkileşimi
