UNKNOWN kitap kapağı

19. bölüm / 20

UNKNOWN

BÖLÜM 19 - Babam mı, Ethan mı?

Vaveyla Yazarı: Arisa Hoope

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: BÖLÜM 19 - Babam mı, Ethan mı?

Nora, Ethan'ın evinden döndüğü gecenin ardından ilk kez sabah uyandığında kendisini biraz daha hafiflemiş hissediyordu. Bu, hayatındaki sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyordu. Babasının nerede olduğunu hâlâ bilmiyordu, ağın kurucusu hâlâ peşlerindeydi ve ellerindeki dosya, cevaplardan çok yeni sorular barındırıyordu. Ancak artık bütün bunlarla tek başına mücadele etmek zorunda olmadığını düşünüyordu. Ethan'ın geçmişini öğrenmiş, onun sakladığı gerçeklerin arkasındaki nedenleri anlamıştı. Ona tamamen güvenmiyordu ama aralarındaki ilişki, yalnızca şüphe ve korkudan ibaret olmaktan çıkmıştı.

Yataktan kalkıp hazırlandı. Aynanın karşısında saçlarını toplarken dün akşam Ethan'la vedalaşmalarını düşündü. Onun kendisine bakışını, elini tuttuğunda geri çekilmeyişini ve kapının önünde söylediği sözleri hatırlayınca yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Ardından kendine kızar gibi başını iki yana salladı.

— Kendine gel, Nora. Daha çözmen gereken bir sürü şey var.

Çantasını alıp evden çıktı.

Üniversitede gün her zamanki gibi başladı. Koridorlar öğrencilerle doluydu; kimi sınava yetişmeye çalışıyor, kimi kahvesiyle bir köşede oturuyor, kimi de arkadaşlarıyla hafta sonu planları yapıyordu. Nora ders boyunca notlarını tuttu, hocasının anlattıklarını dinlemeye çalıştı. Birkaç kez aklı başka yerlere kaysa da kendisini toparlamayı başardı. Bir süredir hayatı, her an yeni bir tehlikenin ortaya çıkabileceği hissiyle geçiyordu. Normal bir günün içinde oturmak, sıradan bir dersi dinlemek bile ona tuhaf biçimde değerli gelmeye başlamıştı.

Ders arasında Emma yanına geldiğinde Nora defterini kapatıyordu.

— Son zamanlarda ortalarda pek görünmüyorsun, dedi Emma. Geçen hafta partiden sonra da doğru düzgün konuşamadık. Bir şey mi oldu?

Nora çantasını omzuna yerleştirdi.

— Biraz işlerim vardı.

Emma gözlerini kıstı.

— Senin şu işler dediğin şeyler, normal insanların işlerine pek benzemiyor gibi geliyor bana.

Nora istemsizce güldü.

— Her şeyi merak etmek zorunda mısın?

— En yakın arkadaşımın gizemli bir hayat yaşadığını düşünüyorsam evet.

— Gizemli bir hayat yaşamıyorum.

— Tabii. Ben de dünyanın en sakin insanıyım.

İkisi birlikte güldüler. Nora, Emma'nın yanında kendisini bir anlığına eski hayatına dönmüş gibi hissetti. Her şeyi anlatmak istiyordu ama arkadaşını bu işin içine çekemezdi. En azından henüz.

Günün geri kalanı sorunsuz geçti. Son dersin bitmesiyle öğrenciler sınıflardan çıkıp ana kapıya yöneldi. Nora da çantasını omzuna takarak merdivenlerden indi. Hava kapalıydı; sabahki güneş yerini gri bulutlara bırakmıştı. Rüzgâr, üniversitenin önündeki ağaçların dallarını hareket ettiriyor, kaldırımda yürüyen insanların paltolarını savuruyordu.

Nora telefonunu çıkarıp saate baktı. Ethan'dan yeni bir mesaj yoktu. Dün gece konuşmalarının ardından bugün ona yazmamıştı. Nora bunun nedenini düşünmemeye çalıştı. Belki işi vardı, belki de ona biraz alan bırakmak istiyordu. Telefonunu çantasına koyup kapıya doğru yürüdü.

Tam merdivenlerin sonuna geldiğinde karşı kaldırımda duran bir adam dikkatini çekti.

Üzerinde eski, koyu renkli bir palto vardı. Paltonun yakası kalkıktı, kumaşı yer yer yıpranmıştı. Saçları uzamış ve dağılmış, yüzü birkaç günlük sakalla kaplanmıştı. Omuzları çökmüş görünüyordu. İnsanların arasında durmasına rağmen sanki etrafındaki hiç kimseye ait değilmiş gibiydi.

Adam başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

Nora'nın adımları kesildi.

Önce gözlerinin kendisini yanılttığını düşündü. Karşısındaki yüz, yıllardır zihninde sakladığı çocukluk anılarından çıkıp gelmiş gibiydi. Birkaç saniye boyunca nefes alamadı. Kalbi öylesine hızlı atmaya başladı ki kulaklarında kendi nabzını duyduğunu sandı.

Adam ona doğru bir adım attı.

— Nora...

Nora'nın dudakları aralandı ama ses çıkmadı.

O yüzü tanıyordu. Çocukluğunda kendisini kucağına alan, elini tutan, ona masallar anlatan adamın yüzüydü. Fotoğraflarda gördüğü, annesine sormaktan hiç vazgeçmediği, yıllarca dönmesini beklediği yüz.

Babası.

Daniel Carter.

Nora'nın elinden çantası kayacak gibi oldu. Bir eliyle askısını kavrayarak olduğu yerde kaldı.

— Baba?

Daniel başını salladı. Gözleri kızının yüzünde dolaşıyor, sanki onun gerçekten karşısında olduğuna kendisi de inanamıyordu.

Nora bir anda ona doğru yürüdü. Öfke, özlem, şaşkınlık ve yıllardır biriktirdiği sorular birbirine karışmıştı. Babasının önünde durduğunda ona sarılmak mı yoksa hesap sormak mı istediğine karar veremedi.

Daniel etrafına bakındı. Yüzündeki gerginlik, kızını gördüğü andaki duygusallığı bastırmıştı.

— Burada konuşamayız. Benimle gel.

Nora kolunu tuttu.

— Hayır. Bir yere gitmiyorsun. Önce bana nerede olduğunu söyleyeceksin.

— Nora, lütfen.

— Beni yıllarca beklettin! Annem her sorduğumda sustu. Seni aradık, seni bulmaya çalıştık. Sen neredeydin? Neden dönmedin?

Daniel kızının sesini duyunca gözlerini kapattı. Bir an için onu kucaklamak istediği belliydi ama vazgeçti. Üniversitenin girişine ve çevredeki insanlara baktıktan sonra Nora'nın kolunu nazikçe tuttu.

— Kızım, çok zamanım yok. Beni her an bulabilirler. Burada olmam bile riskli. Ama seni korumam lazım.

Nora kaşlarını çattı.

— Nasıl yani? Baba, neredeydin bunca sene? Seni her yerde arıyorduk!

— Biliyorum.

— Biliyorsun mu? Hepsi bu mu?

— Nora, beni dinle. Şu an anlatabileceğimden çok daha fazlası var. Sana mail de atacağım, söz. Beni merak etmeyin, ben iyiyim. Ama şu an konu ben değilim. Senin bilmen gereken bir şey var.

Nora'nın içindeki sevinç, babasının sözleriyle yeniden korkuya dönüştü.

— Kim o zaman?

Daniel'in yüzü sertleşti. Birkaç saniye boyunca Nora'nın gözlerinin içine baktı. Ardından hiç beklemediği bir isim söyledi.

— Ethan, kızım. Ethan'a güvenme. Ne olur, ona güvenme.

Nora'nın yüzündeki ifade değişti.

— Ethan mı? Ne söylemeye çalışıyorsun baba?

Daniel bir adım daha yaklaştı ve sesini alçalttı.

— Ethan tehlikeli. O, ağın kurucusunun oğlu. Seni bulması tesadüf değildi. Bizi bulması da tesadüf değil. Babası, kendi oğlunu bizim üstümüze bilerek saldı.

Nora geriye çekildi. Bir an için dün Ethan'ın evinde geçirdiği saatler gözünün önüne geldi. Masanın başında oturup geçmişini anlatan adam, annesinin ölümünden bahsederken gözlerini kaçırışı, elini tutuşu ve kendisine gerçeği saklamayacağına dair verdiği söz...

Hepsi bir anda farklı bir anlam kazanmıştı.

— Hayır, dedi Nora. Ethan'ın babasıyla ilişkisi...

— Sana ne anlattığını bilmiyorum. Ama sana her şeyi anlattığını sanıyorsan yanılıyorsun.

— O, babasının yaptıklarından nefret ediyor.

Daniel'in bakışlarında acı bir ifade belirdi.

— İnsanlar bazen nefret ettikleri şeyleri bile kullanırlar, Nora. Hele ki güç söz konusuysa. Ethan'ın ne hissettiğini bilemem. Ama onun kim olduğunu biliyorum.

Nora'nın elleri titremeye başladı.

— O gece dosyada ne vardı? Bina 17'deki dosyadan mı bahsediyorsun?

Daniel başını salladı.

— Sen o dosyayı buldun mu?

Nora cevap vermedi. Sessizliği yeterliydi.

Daniel bir an gözlerini kapattı, sonra yeniden konuştu.

— O dosya, ağın tamamını ortaya çıkarabilecek kayıtların yalnızca bir kopyasıydı. Ben yıllarca onlar için çalıştım. Teslimat yaptım, belgeler taşıdım, sorular sormadan verilen emirleri yerine getirdim. Başlangıçta yaptığım işin ne kadar ileri gittiğini anlamıyordum. Anladığımda ise çok geç kalmıştım.

Nora'nın boğazı düğümlendi.

— Peki neden bıraktın?

— Çünkü ne taşıdığımı öğrendim. O belgelerde yalnızca para hareketleri ya da isimler yoktu. İnsanların nasıl susturulduğunu, kimlerin ortadan kaybolduğunu, kimin kime emir verdiğini gösteren kayıtlar vardı. Bazı insanların ölümünden sonra dosyalar siliniyor, onların varlığı bile yokmuş gibi davranılıyordu. Bir gün aynı şeyin sana yapılabileceğini anladım.

Daniel'in sesi kırıldı.

— Senin fotoğrafını onların kayıtlarında gördüğümde her şeyi bırakmaya karar verdim.

Nora gözlerini babasından ayıramıyordu. Çocukluğundan beri aradığı cevaplardan biri nihayet karşısındaydı ama gerçek, beklediğinden çok daha ağırdı.

— Peki o gece ne oldu? Ethan'ın babasıyla senin ne bağlantın var?

Daniel derin bir nefes aldı.

— Ethan'ın babası, ağın kurucusu. Ben onun için çalışıyordum. 12 Haziran 2004 gecesi Bina 17'de bir teslimat yaptım. Teslim ettiğim şeyin bir bölümünü benden geri istediler. Ama o sırada, asıl kayıtların bir kopyasının başka bir yerde tutulduğunu öğrenmiştim. Onlara her şeyi teslim etmedim.

— Ethan'ın babası bunu öğrendi mi?

— Bir şeylerden şüphelendi. Ama o gece asıl sorun benim teslimatım değildi. Ethan'ın babası, orada bulunan bir adamı öldürdü. Ben bunu doğrudan görmedim ama sonrasında ne olduğunu biliyorum. O olaydan sonra kayıtlar değiştirildi, tanıklar susturuldu ve herkesin ağzı kapatıldı. Ethan da o gece oradaydı.

Nora'nın zihninde Ethan'ın anlattıklarıyla babasının sözleri çarpıştı.

— Ethan bana her şeyi anlattı, dedi. O cinayeti gördüğünü, babasından kaçtığını, annesinin onu kurtardığını...

Daniel'in yüzü gerildi.

— Sana bunu anlattı mı?

— Evet.

Daniel bir süre sessiz kaldı. Nora, babasının bu bilgiyi beklemediğini fark etti.

— O zaman sana gerçeğin bir bölümünü anlatmış, dedi sonunda. Ama en önemli kısmını söylememiş olabilir.

— Hangi kısmını?

Daniel kızının iki elini tuttu. Parmakları soğuktu.

— O gece, Ethan'ın babasının öldürdüğü adamın elinde bir belge vardı. Ben o belgeyi teslimatın bir parçası olarak görmüştüm. Sonradan anladım ki o belge, ağın kurucusunu doğrudan suçlayabilecek bir kaydı içeriyordu. Ethan'ın babası o adamı öldürdü çünkü belgeyi almak istiyordu. Fakat belgeyi tamamen ele geçiremedi.

Nora'nın kalbi hızlandı.

— Çünkü sen onu sakladın.

— Evet. Bir bölümünü sakladım. Ama asıl kayıt başka bir yerdeydi. Benim görevim yalnızca onu taşımaktı. Ethan'ın babası bunu öğrendiğinde peşime düştü. Ben de elimdeki bilgileri dağıttım ve ortadan kayboldum.

— Peki Ethan bunun neresinde?

Daniel kızının gözlerine baktı.

— Bunu sana kesin olarak söyleyemem. Ama Ethan'ın seni bulması, seninle yakınlaşması ve dosyaya ulaşması... Bunların hepsinin yalnızca seni korumak için olduğuna inanmanı istemiyorum. Belki gerçekten seni korumaya çalışıyor. Belki de babasının ulaşamadığı şeyi bulmak için sana yaklaşıyor. Ben onun niyetini bilmiyorum.

Nora'nın içindeki bir şey çatladı. Ethan'ın kendisine anlattığı geçmişin yalan olduğunu düşünmek istemiyordu. Ama babasının sözleri de göz ardı edilemeyecek kadar ciddiydi.

— Bunu neden daha önce söylemedin? diye sordu Nora. Neden beni yıllarca yalnız bıraktın?

Daniel'in yüzünde derin bir pişmanlık belirdi.

— Çünkü seni bulurlarsa sana zarar vereceklerinden korktum. Sana yaklaşmam, seni izlemeleri için yeni bir neden olabilirdi. Annenin yanında kalmanı, sıradan bir hayat sürmeni istedim. Her şeyin biteceğini düşündüm. Ama bitmedi.

— Annem biliyor muydu?

— Bir kısmını biliyordu. Her şeyi anlatmadım. Onu da korumaya çalıştım.

Nora acı bir kahkaha attı.

— Herkes beni korumaya çalışmış. Ama kimse bana gerçeği söylememiş.

Daniel kızının elini daha sıkı tuttu.

— Haklısın. Bunu hak etmedin.

Bir an için Nora'nın bütün öfkesi dağıldı. Karşısındaki adam, yıllardır dönmesini beklediği babasıydı. Onu kaybettiğini düşündüğü günlerde hissettiği acı, öfkesi ve özlemi bir anda geri dönmüştü. Ona sarılmak istedi. Babasının kokusunu, sesini, çocukluğundan hatırladığı sıcaklığı yeniden hissetmek istedi.

Ama Daniel yeniden etrafına bakındı.

— Gitmem gerekiyor.

Nora'nın yüzü değişti.

— Hayır. Daha yeni geldin.

— Biliyorum, kızım.

— Bana bir şey daha anlatmadan gidemezsin!

Daniel cebinden küçük, katlanmış bir kâğıt çıkardı. Nora'nın avucuna bıraktı.

— Bunu sakla. Şimdilik kimseye gösterme. Sana mail atacağım. Orada her şeyi daha ayrıntılı anlatacağım. Ama lütfen, Ethan konusunda dikkatli ol. Ona hemen inanma.

Nora kâğıdı avucunda sıktı.

— Seni nasıl bulacağım?

— Şimdilik bulmaya çalışma. Ben sana ulaşacağım.

— Ya sana bir şey olursa?

Daniel'in gözleri doldu ama kendisini toparladı.

— Bana bir şey olmayacak. Söz veriyorum.

Nora bu sözü duymak istemedi. Yıllardır beklediği bir adam şimdi karşısında duruyor, ona yeniden beklemesini söylüyordu.

— Baba...

Daniel kızının başına elini koydu. Hareketi, Nora'nın çocukluğundan hatırladığı kadar tanıdıktı.

— Seni çok seviyorum. Bunu hiç unutma.

Ardından geri çekildi. Kalabalığın arasına karışmadan önce bir kez daha Nora'ya baktı ve başını hafifçe salladı. Sonra yürümeye başladı. Nora birkaç adım peşinden gitmek istedi ama babasının sözleri onu durdurdu. Onu takip etmek, hem kendisini hem de Daniel'i tehlikeye atabilirdi.

Daniel kısa süre içinde gözden kayboldu.

Nora kaldırımın ortasında tek başına kaldı. Avucundaki kâğıdı açıp bakmak istedi ama çevresinde insanlar vardı. Parmaklarını kâğıdın üzerine kapatarak çantasına koydu. Ardından üniversitenin duvarına yaslandı ve gözlerini kapattı.

Babası hayattaydı.

Yıllardır içinde taşıdığı en büyük sorunun cevabı buydu. Fakat bu cevap, beraberinde daha ağır bir soru getirmişti: Ya Ethan gerçekten ona yaklaşmak için görevlendirilmişse?

Nora telefonunu çıkardı. Ethan'ın sohbet ekranını açtı. Son mesajları hâlâ oradaydı. Dün akşam birbirlerine söyledikleri sözler, paylaştıkları yakınlık ve Ethan'ın gözlerindeki ifade, zihninde birbirine karışıyordu.

Ona hemen yazmak istedi. Babasının ortaya çıktığını, her şeyi anlattığını ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını söylemek istiyordu. Ama parmakları klavyenin üzerinde durdu.

Daniel'in uyarısı aklında yankılandı.

"Ethan'a güvenme."

Nora telefonu kilitledi. Önce annesiyle konuşmalıydı. Çünkü babasının anlattıkları doğruysa annesi de yıllardır saklanan gerçeklerin bir bölümünü biliyordu.

Nora annesinin evine vardığında kapıyı birkaç kez çaldı. Annesi kapıyı açtığında kızının yüzündeki ifadeyi görür görmez bir şeylerin ters gittiğini anladı.

— Nora? Ne oldu?

Nora içeri girdi. Çantasını koltuğun üzerine bıraktı ama oturmadı.

— Babamı gördüm.

Annesinin yüzündeki renk bir anda çekildi.

— Ne?

— Üniversitenin çıkışında karşıma çıktı. Hayatta, anne. Babam hayatta.

Annesi kapıyı yavaşça kapattı. Bir eliyle ağzını kapatırken diğer eli kapının kolunda kaldı. Bir süre konuşamadı. Ardından Nora'ya yaklaştı.

— Sana bir şey yaptı mı? İyi miydi? Nerede?

— İyiydi. En azından öyle söyledi. Ama bunların hiçbirini konuşmak için fazla zamanı yoktu. Bana Ethan'a güvenmememi söyledi.

Annesinin bakışları değişti.

Nora bunu fark etti.

— Sen biliyordun.

Annesi cevap vermedi.

— Anne, bana bak. Ethan'ın babasının ağın kurucusu olduğunu biliyor muydun?

Annesi yavaşça başını eğdi.

— Evet.

Nora birkaç adım geri çekildi.

— Ne zamandan beri?

— Babanın onun için çalıştığı dönemden beri.

— Ethan'ın kim olduğunu biliyor muydun?

— Hayır. Adını bilmiyordum. Ama ağın kurucusunun bir oğlu olduğunu biliyordum. Baban bana yıllar önce, bir çocuğun o dünyaya ait olmaması gerektiğini söylemişti. O çocuğun bir gün babasının yerini alabileceğinden korkuyordu.

Nora'nın boğazı düğümlendi.

— Peki neden bana hiçbir şey anlatmadın?

Annesinin gözleri doldu.

— Çünkü baban seni korumak istedi. Ben de onun isteğine uydum. Sana gerçeği anlatırsam seni bu işin içine daha fazla çekeceğimi düşündüm. Sen küçükken geceleri babanı sorardın. Her seferinde sana ne söyleyeceğimi bilemezdim. Seni koruduğumu sanıyordum, Nora. Ama belki de yalnızca seni cevapsız bıraktım.

Nora'nın gözleri doldu. Bu kez öfkesi daha sessizdi. Annesinin de korktuğunu anlayabiliyordu ama bu, yıllardır kendisinden saklanan gerçekleri daha kolay kabul etmesini sağlamıyordu.

— Babam bana Ethan'ın kendisine ve bana yaklaşmasının tesadüf olmadığını söyledi. Onun, babasının ulaşamadığı şeyi bulmak için bana yaklaştığını düşünüyor.

Annesi derin bir nefes aldı.

— Baban, Ethan'ın niyetini bilmiyor olabilir. Ama onun ailesinin kim olduğunu biliyor. Bu yüzden korkuyor.

— Peki sen ne düşünüyorsun?

Annesi bir süre kızının yüzüne baktı.

— Ethan'ın sana ne anlattığını bilmiyorum. Ama bir insanın babasından kaçmış olması, onun bütün sırlarını bildiği anlamına gelmez. Aynı şekilde, babasının yaptığı her şeyden sorumlu olduğu anlamına da gelmez. Kendi kararını vermelisin. Yalnızca korktuğun için ona inanma, ama yalnızca babanın söylediği için de onu suçlu ilan etme.

Nora bu sözleri beklemiyordu. Annesi ilk kez ona yalnızca susmasını ya da uzak durmasını söylemiyordu. Kararı kendisine bırakıyordu.

— Peki babam neden şimdi döndü?

— Bilmiyorum. Belki de artık saklanmanın yeterli olmadığını düşündü. Belki ağın yeniden harekete geçtiğini öğrendi. Ama onu bulmaya çalışma, Nora. Sana ulaşacağına söz verdiyse bekle.

Nora başını salladı. Annesine sarıldı. Uzun zamandır ilk kez, annesinin de bu hikâyenin içinde kendi korkuları ve pişmanlıklarıyla yaşayan biri olduğunu hissediyordu.

Bir süre sonra annesinin evinden ayrıldı. Eve giden yol boyunca Daniel'in sözleri zihninden çıkmadı. Ethan'ın anlattığı geçmiş gerçek olabilirdi. Annesinin söyledikleri de doğruydu. Ama babasının uyarısını görmezden gelmesi mümkün değildi.

Eve vardığında hava kararmıştı. Nora kapıyı açıp içeri girdi, çantasını masanın üzerine bıraktı ve ışığı yakmadan birkaç saniye durdu. Karanlık daire, her zamanki gibi sessizdi. Fakat bu kez sessizlik ona huzur vermiyordu.

Telefonunu çıkardı ve Ethan'ın sohbet ekranını açtı.

Nora: Konuşmamız gerekiyor.

Mesaj gönderildi. Ethan'ın cevabı birkaç dakika sonra geldi.

Ethan: Ne oldu? İyi misin?

Nora ekrana baktı. Parmakları titriyordu.

Nora: Babamı gördüm.

Bu kez cevap daha hızlı geldi.

Ethan: Daniel mı?

Nora'nın kalbi sıkıştı. Ethan'ın babasının adını bilmesi normaldi ama bu kadar çabuk anlaması, onu daha da huzursuz etti.

Nora: Evet. Bana senin hakkında bazı şeyler anlattı.

Ekranda yazıyor işareti belirdi, sonra kayboldu. Birkaç saniye sonra yeniden göründü.

Ethan: Nerede olduğunu söyledi mi?

Nora kaşlarını çattı. Ethan'ın ilk sorusu, babasının iyi olup olmadığı değil, nerede olduğu olmuştu.

Nora: Bana soru sorma, Ethan. Yarın yüz yüze konuşacağız.

Bu kez cevap gecikmedi.

Ethan: Tamam. Ama bu gece yalnız kalma. Kapını kilitle ve kimseye açma.

Nora'nın içinden soğuk bir ürperti geçti.

Nora: Neden?

Ethan: Çünkü Daniel'ın ortaya çıkması, yalnızca senin için önemli bir şey değil.

Nora mesajı okudu. Ona daha fazla soru sormak istedi ama vazgeçti. Telefonunu masaya bıraktı, kapının kilidini kontrol etti ve pencerelerin perdelerini kapattı.

Belki Ethan gerçekten onu korumaya çalışıyordu.

Belki de babasının söylediği her şey doğruydu.

Nora artık hangisine inanacağını bilmiyordu.

Çantasından Daniel'in verdiği katlanmış kâğıdı çıkardı. Masanın üzerine koydu ama açmadı. Babasının söz verdiği e-postayı bekleyecekti. O zamana kadar kimseye, Ethan'a bile, elindeki her şeyi anlatmayacaktı.

Bir bardak su almak için mutfağa yöneldi. Koridordan geçerken salonun karanlık köşesine kısa bir bakış attı. Her şey normal görünüyordu. Yine de içine yerleşen huzursuzluk bir türlü dağılmıyordu.

Bardağı tezgâha bıraktığı sırada arkasından bir ses geldi.

— Daniel seni buldu demek.

Nora dondu.

Ses, evin içinden gelmişti.

Yavaşça arkasını döndü. Salonun ışığı hâlâ kapalıydı. Koridorun sonundaki odanın kapısı aralıktı. Nora oradan içeri girdiğinde önce odanın köşesinde duran bir silueti gördü.

Elini duvardaki anahtara uzattı.

Işık yandığında Nora'nın karşısında duran adam, birkaç saniye önce karanlığın içinde gördüğü siluetten çok daha ürkütücü görünüyordu.

Üzerindeki siyah takım elbise kusursuzdu. Ceketinin omuzları tam oturuyor, siyah gömleğinin yakası koyu kravatıyla birleşerek ona sert ve mesafeli bir görünüm veriyordu. Gümüş rengi saçları geriye taranmıştı. Başındaki siyah fötr şapkanın gölgesi, soğuk gri gözlerinin bir bölümünü örtüyordu. Sağ elinde tuttuğu bastonun parlak başlığı, ışığın altında kısa bir an parladı.

İki elinde de siyah deri eldivenler vardı.

Adam, Nora'nın korkuyla geriye çekildiğini gördüğü hâlde yerinden kıpırdamadı. Yüzünde tehditkâr bir ifade yoktu. Hatta neredeyse nazik görünüyordu. Fakat bu sakinlik, Nora'nın içindeki korkuyu daha da büyüttü. Karşısındaki adamın kendisini tehdit etmesine gerek yoktu. Sanki odadaki her şey zaten onun kontrolündeydi.

— Dışarı çıkın, dedi Nora, sesini güçlü tutmaya çalışarak. Evime nasıl girdiniz?

Yaşlı adam başını hafifçe yana eğdi. Siyah eldivenli parmakları bastonunun sapında yavaşça hareket etti.

— İnsan kendi evinde bile kapının kilitli olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini ne zaman öğrenir, biliyor musun, Nora?

Nora cevap vermedi.

Adam şapkasının kenarına iki parmağıyla dokundu. Hareketi o kadar ölçülüydü ki sanki bir davette karşısındaki hanımefendiye selam veriyordu.

— Genellikle çok geç olduğunda.

Bir adım attı. Bastonunun mermer zemine değen sesi odada yankılandı.

— Benim adım Richard Cole.

Nora'nın yüzündeki renk çekildi.

Richard Cole, Nora'nın yüzündeki korkuyu dikkatle izledi. Ondan beklediği şey tam olarak buydu. İnsanların gözlerinde beliren o kısa tereddüdü, gerçeği anladıkları anda nefeslerinin değişmesini, kaçmak istedikleri hâlde nereye gideceklerini bilememelerini yıllardır tanıyordu. Fakat Nora'nın gözlerinde korkunun yanında başka bir şey daha vardı. Öfke.

Bu, babasından miras aldığı tek özellik olabilirdi.

— Ethan nerede? diye sordu Richard.

Nora kaşlarını çattı.

— Bunu neden bana soruyorsunuz?

Richard'ın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Siyah deri eldivenli eliyle şapkasının kenarını düzeltti.

— Çünkü oğlumun son zamanlarda verdiği kararlar beni şaşırtıyor. Ve ben, beni şaşırtan şeylerden hoşlanmam.

— Oğlunuzun nerede olduğunu bilmiyorum.

— Yalan söylemeyi babandan mı öğrendin, yoksa Ethan mı öğretti?

Nora'nın çenesi gerildi.

— Babamdan öğrendiğim tek şey, bazı insanların gerçeği hak etmediğidir.

Richard'ın gülümsemesi yavaşça kayboldu. Odanın içinde birkaç saniyelik sessizlik oluştu. Ardından adam, Nora'nın karşısındaki koltuğa doğru ilerledi. Bastonunun ucu zemine her değdiğinde çıkan ses, sessizliği biraz daha ağırlaştırıyordu. Koltuğa oturduğunda bile şapkasını çıkarmadı. Sanki Nora'nın evinde misafir olan kendisi değilmiş gibi rahatça bacak bacak üstüne attı.

— Daniel'ın sana benden söz ettiğini biliyorum. Muhtemelen beni oğlumu kendi çıkarları için kullanan bir canavar olarak anlattı. Belki de sana Ethan'ın benim tarafımdan gönderildiğini söyledi.

Nora cevap vermedi.

Richard başını hafifçe eğdi.

— Sana bir şey söyleyeyim, Nora. İnsanlar kendilerini kurtarmak istediklerinde geçmişi yeniden yazarlar. Baban da bunu yaptı. Ethan da yaptı. Aralarındaki fark, birinin kaçmayı seçmesi, diğerinin ise geri dönmesi.

— Ethan sizden kaçtı.

— Evet.

Richard'ın cevabı o kadar sakindi ki Nora bir an ne diyeceğini bilemedi.

— Yedi yaşındayken evimden kaçtı. Annesi onu benden uzaklaştırdı. Yıllarca onu aradım. Onu bulduğumda ise benimle konuşmak yerine saklanmayı seçti. Fakat insanlar büyüdükçe bazı şeyleri anlarlar. Güç, sorumluluk ve miras gibi.

Nora'nın içinden soğuk bir ürperti geçti.

— Ethan sizin yerinize geçmek istemiyor.

— Bunu sana kendisi mi söyledi?

Nora sustu.

Richard'ın gözlerinde küçük bir değişim oldu. Gülümsemesi geri dönmüştü.

— İşte sorun da bu. Sen onun söylediklerine inanıyorsun. Oysa benim oğlum, kimseye bütün gerçeği anlatmaz. Buna ben de dâhilim.

Nora sert bir ifadeyle:

— Artık gitmenizi istiyorum. Dedi

Richard yerinden kıpırdamadı.

— Elbette. Fakat gitmeden önce sana bir şey bırakmak istiyorum.

Ceketinin iç cebinden küçük, siyah bir zarf çıkardı. Zarfı Nora'nın masasına koydu. Üzerinde isim, adres veya herhangi bir işaret yoktu. Yalnızca ön yüzüne kırmızı mürekkeple yazılmış tek bir tarih vardı:

12.06.2004

Nora'nın nefesi kesildi.

Richard bunu fark etti.

— Bu tarihi tanıyorsun.

— İçinde ne var?

— Babanın sana anlatamadığı şeyler.

Nora zarfa uzanmadı.

— Neden bana veriyorsunuz?

Richard yavaşça ayağa kalktı. Nora'dan daha uzun değildi ama odada ondan daha büyük bir yer kaplıyormuş gibi görünüyordu. Bastonunu eline aldı ve şapkasının kenarını düzeltti.

— Çünkü artık büyüdün. Ve bazı gerçeklerin seni ne kadar korkutacağını görmek istiyorum.

— Beni korkutamazsınız.

Richard birkaç saniye Nora'nın gözlerine baktı.

— Bunu söylemen hoşuma gitti. Baban da ilk zamanlarda böyle konuşurdu.

Kapıya doğru yürüdü. Nora onun peşinden gitmedi. Richard kapının önünde durup arkasına döndü.

— Nora, sana son bir tavsiye vereyim. Oğluma âşık olabilirsin. Ona güvenebilirsin. Hatta onun için kendini tehlikeye bile atabilirsin. Bunların hiçbiri beni ilgilendirmez.

Nora'nın kalbi göğsüne sertçe vurdu.

Richard'ın sesi biraz daha alçaldı.

— Ama bir gün Ethan sana babasının neden o gece bir adamı öldürdüğünü anlatırsa, ona şu soruyu sor: O adamı gerçekten susturmak için mi öldürdü, yoksa Ethan'ın görmemesi gereken şeyi gördüğünü bildiği için mi?

Nora'nın yüzü bembeyaz oldu.

Richard kapıyı açtı.

— İyi geceler, Nora Carter.

Kapı kapandı.

Nora uzun süre olduğu yerde kıpırdayamadı. Sonunda masaya yaklaşıp siyah zarfa baktı. Elini uzatıp zarfı açmayı düşündü ama durdu. Babasının uyarısı, Ethan'ın anlattıkları ve Richard'ın son sorusu zihninde birbirine karışmıştı.

Telefonu titredi.

Ethan'dan mesaj gelmişti.

Ethan: Nora, lütfen cevap ver. Babamın nerede olduğunu öğrendim.

Nora'nın parmakları buz kesti.

Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.

Ethan: Eğer senin yanındaysa, ondan uzak dur.

Nora yavaşça başını kaldırıp kapıya baktı.

Richard çoktan gitmişti.

Ama masanın üzerindeki siyah zarf hâlâ oradaydı.

Ve Nora ilk kez, kendisini korumaya çalışan iki adamın da ona aynı gerçeği sakladığından şüpheleniyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 77