10. bölüm / 20
UNKNOWNBölüm 10 - Yeni Ben
Bölümler 20Şu an: Bölüm 10 - Yeni Ben
- 1 UNKNOWN311 kelime
- 2 Bölüm 2 - Hatırlıyor Musun?541 kelime
- 3 BÖLÜM 3 - Kapının Ardında464 kelime
- 4 BÖLÜM 4 - O Numara318 kelime
- 5 BÖLÜM 5 - Geçmişten Kalan475 kelime
- 6 BÖLÜM 6 - Annemin Bildiği427 kelime
- 7 BÖLÜM 7 - Neden Gitti?350 kelime
- 8 Bölüm 8 - Yalnız Gel1.266 kelime
- 9 Bölüm 9 - Güven1.084 kelime
- 10 Bölüm 10 - Yeni Ben882 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm 11 - Söylenmeyenler1.016 kelime
- 12 Bölüm 12 - Son Koz823 kelime
- 13 Bölüm 13 - İlk Parça1.259 kelime
- 14 Bölüm 14 - Eski Kayıt782 kelime
- 15 Bölüm 15 - Tesadüf mü?892 kelime
- 16 Bölüm 16 - Aynı Kapının Ardında1.462 kelime
- 17 Bölüm 17 - Karanlığın İçinde1.900 kelime
- 18 BÖLÜM 18 - GERİDE KALANLAR4.367 kelime
- 19 BÖLÜM 19 - Babam mı, Ethan mı?3.454 kelime
- 20 Bölüm 20 - Özür dilerim sevgilim!2.365 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bina 17 artık sadece geçmiş değildi.
Geçmiş, onun peşinden geliyordu.
Nora bilgisayarın karşısında birkaç dakika daha oturdu.
Ekran çoktan kararmıştı.
Ama gördüğü görüntüler zihninde hâlâ canlıydı.
Babası.
Bina 17.
İnsanlar.
Ve o çocuk.
Yaklaşık yedi yaşında.
Bir adamın yanında duran küçük bir çocuk.
Nora'nın en çok takıldığı şey ise adamın yüzünü görememiş olması değildi.
Çocuğun neden orada olduğuydu.
Bir çocuğu böyle bir yere neden getirirlerdi?
Nora bunu anlamıyordu.
Saatine baktı.
Sabah olmak üzereydi.
Gözleri yanıyordu.
Son birkaç gecedir doğru düzgün uyumamıştı ve artık bedeni bunu hissettirmeye başlamıştı.
Bilgisayarı kapattı.
Bu kez fişini çekmedi.
Sadece ekranın kapanmasını bekledi.
Sonra yatağına gitti.
Telefonunu komodinin üzerine bıraktı.
Alarmı kurdu.
Ve kendine bir söz verdi.
Sabah olduğunda bunu düşünmeyecekti.
En azından birkaç saat.
Üniversiteye gidecekti.
Dersine girecekti.
Bir şeyler yiyecekti.
Normal bir gün geçirecekti.
Çünkü son birkaç gündür hayatının tamamı, hiç tanımadığı insanların geçmişi olmuştu.
Nora'nın kendi hayatı da vardı.
Alarm çaldığında Nora gözlerini açmak istemedi.
Elini uzatıp telefonu buldu.
Alarmı susturdu.
Birkaç saniye tavana baktı.
Sonra dün gece verdiği sözü hatırladı.
Normal bir gün.
Yataktan kalktı.
Duşa girdi.
Çıktığında aynadaki yüzüne baktı.
Gözlerinin altında koyu halkalar vardı.
Saçlarını toplarken kendi kendine söylendi.
Bugün hiçbir şey araştırmıyorsun.
Bir an durdu.
Hiçbir şey.
Mutfakta hızlıca kahvaltı hazırladı.
Bir şeyler yerken telefonu masada duruyordu.
Ekran birkaç kez yandı.
Nora bakmadı.
Bir süre sonra dayanamadı.
Telefonu eline aldı.
Bildirimler üniversiteden, birkaç uygulamadan ve bir arkadaşından gelmişti.
UNKNOWN'dan hiçbir şey yoktu.
Nora telefonunu tekrar bıraktı.
Bunun neden içini hafifçe rahatlattığını anlamadı.
Üniversiteye vardığında kampüs her zamanki gibiydi.
İnsanlar derslere yetişmeye çalışıyordu.
Birileri kahve taşıyordu.
Bir grup öğrenci merdivenlerin yanında oturmuş konuşuyordu.
Nora kalabalığın içine karıştı.
İlk dersine girdi.
Defterini açtı.
Hocayı dinlemeye çalıştı.
İlk yarım saat fena gitmedi.
Sonra hocanın tahtaya yazdığı bir tarih gözüne ilişti.
Nora'nın zihni bir anda tekrar geceye döndü.
12.06.2004.
Kalemi elinde durdu.
Hoca bir şey anlatmaya devam ediyordu.
Nora kendini zorladı.
Dersi dinledi.
Not aldı.
Bir süre sonra düşünceler gerçekten dağıldı.
Ders bittiğinde Nora farkında olmadan derin bir nefes aldı.
Çantasını topladı.
Koridora çıktığında telefonu eline aldı.
Bu kez bilinçli olarak mesajlarına baktı.
UNKNOWN hâlâ yazmamıştı.
Nora birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra telefonu cebine koydu.
Onu aramayacaktı.
Sürekli onun cevaplarını beklemek istemiyordu.
Eğer gerçekten bir şey biliyorsa, bir gün söylemek zorunda kalacaktı.
Öğle arasında üniversitenin yemekhanesinde tek başına oturdu.
Çatalıyla tabağındaki yemeği karıştırırken aklına annesi geldi.
Annesi.
Babası.
Ve yıllardır anlatılmayan şeyler.
Nora'nın babası hakkında bildiği her şey birkaç cümleden ibaretti.
Onu terk etmişti.
En azından Nora böyle düşünüyordu.
Ama UNKNOWN'ın söylediği bir cümle bütün bunları değiştirmişti.
"Baban gitmedi. En azından senin düşündüğün gibi değil."
Nora yemeğini bıraktı.
Belki de annesiyle tekrar konuşmalıydı.
Ama ne soracağını bilmiyordu.
"Babam neden gitti?" diye sorsa annesi yine aynı cevabı verebilirdi.
Yıllardır verdiği cevabı.
"Bazı şeyleri bilmen gerekmiyor."
Nora bundan artık nefret ediyordu.
Yemeğini bitirdi.
Sonraki dersine girdi.
Sonra bir tane daha.
Gün ilerledikçe zihni biraz daha normale döndü.
Akşamüstü kampüsten çıktığında yorgundu.
Ama bu kez yorgunluğu korkudan değildi.
Normal bir günün yorgunluğuydu.
Ve bu his hoşuna gitmişti.
Eve dönerken markete uğradı.
Buzdolabının neredeyse boş olduğunu fark etmişti.
Makarna, yumurta, peynir ve birkaç sebze aldı.
Kasadan çıktıktan sonra poşetleri elinde taşırken bir an durdu.
Karşı kaldırımda bir adam vardı.
Siyah mont.
Eller ceplerde.
Nora'ya bakıyor gibi geldi.
Nora'nın adımları yavaşladı.
Adam başını çevirdi.
Sonra yürümeye devam etti.
Nora birkaç saniye onu izledi.
Belki de sadece tesadüftü.
Son günlerde her yabancıyı şüpheli görmeye başlamıştı.
Kendi kendine kızdı.
"Her şeyi buna bağlama."
Yürümeye devam etti.
Eve geldiğinde ilk yaptığı şey bilgisayarı açmak olmadı.
Yemek yaptı.
Masaya oturdu.
Televizyonu açtı.
Uzun zamandır ilk kez arka planda bir şeyler oynarken yemek yedi.
Telefonu masanın diğer ucundaydı.
Birkaç dakika sonra ekran yandı.
Nora bakmadı.
Sonra tekrar yandı.
Bu kez dayanamadı.
UNKNOWN.
Mesajı açtı.
UNKNOWN: Bugün seni rahatsız eden bir şey oldu mu?
Nora birkaç saniye düşündü.
NORA: Hayır.
Mesajı gönderdi.
Bir süre sonra:
UNKNOWN: İyi.
Nora telefonunu bıraktı.
Bir dakika sonra tekrar aldı.
NORA: Beni neden soruyorsun?
Cevap hemen gelmedi. Nora bu kez beklemedi.
Telefonu masaya bıraktı. Yemeğine devam etti.
Birkaç dakika sonra tekrar baktığında yalnızca bir mesaj vardı.
UNKNOWN: Çünkü normal bir gün geçirmeni istiyorum.
Nora mesajı birkaç saniye okudu. Sonra ekranı kapattı. Bu cümle garip bir şekilde hoşuna gitmişti.
Ama bunu kendine itiraf etmek istemedi. O gece Nora ders çalıştı. Notlarını düzenledi. Ertesi haftaki sınav tarihlerini kontrol etti.
Bir ara annesine mesaj yazdı.
"Yarın müsait misin?"
Annesinden cevap geldi.
"Akşam olabilirim. Neden?"
Nora uzun süre cevap yazmadı.
Sonunda:
"Seni görmek istiyorum."
Annesi kısa bir süre sonra:
"Tabii. Gel."
Nora telefonu bıraktı.
Belki de cevapları UNKNOWN'dan değil, annesinden istemeliydi.
Belki babası hakkında bilmediği şeyleri ilk kez ondan öğrenebilirdi.
Gece yarısına doğru Nora yatağına girdi.
Bu kez bilgisayarı açmadı.
Telefonunu da yatağından uzağa bıraktı.
Gözlerini kapattı.
Fakat uyku hemen gelmedi.
Zihninde yine o fotoğraf vardı.
Bina 17.
Babası.
Ve çocuk.
Nora çocuğun yüzünü düşünmeye çalıştı. Tam seçemiyordu. Ama adamın elini tuttuğunu hatırlıyordu.
Çocuk adama yakındı.
Sanki kalabalık bir yerde kaybolmamak için onun elini sıkıca tutuyordu.
Nora'nın aklına tuhaf bir düşünce geldi.
Belki de o çocuk oraya kendi isteğiyle gitmemişti.
Belki ne olduğunu bile bilmiyordu.
Belki babası...
Hayır.
Nora düşüncesini tamamlamadı. Gözlerini kapattı. Bu gece geçmişi çözmeye çalışmayacaktı. Yarın annesiyle konuşacaktı.
Sonra üniversite.
Sonra hayat.
Gizem ne kadar büyük olursa olsun, Nora'nın hayatı onun etrafında durmayacaktı.
Ve belki de UNKNOWN'ın bilmediği bir şey vardı.
Nora artık onun verdiği cevapları beklemek yerine kendi cevaplarını bulmaya başlayacaktı.
Bölüm etkileşimi
