37. bölüm / 39
UMBRAEBÖLÜM 37
Bölümler 39Şu an: BÖLÜM 37
- 1 BÖLÜM 11.108 kelime
- 2 Bölüm 21.085 kelime
- 3 Bölüm 3932 kelime
- 4 Bölüm 4935 kelime
- 5 Bölüm 5887 kelime
- 6 Bölüm 6779 kelime
- 7 Bölüm 7771 kelime
- 8 Bölüm 8614 kelime
- 9 Bölüm 9408 kelime
- 10 Bölüm 10617 kelime
- 11 BÖLÜM 11472 kelime
- 12 BÖLÜM 12638 kelime
- 13 BÖLÜM 13444 kelime
- 14 14.BÖLÜM579 kelime
- 15 15.BÖLÜM633 kelime
- 16 16.BÖLÜM746 kelime
- 17 17.BÖLÜM738 kelime
- 18 18.BÖLÜM1.125 kelime
- 19 19.BÖLÜM540 kelime
- 20 BÖLÜM 20584 kelime
- 21 BÖLÜM 21768 kelime
- 22 BÖLÜM 22637 kelime
- 23 BÖLÜM 23657 kelime
- 24 BÖLÜM 24612 kelime
- 25 BÖLÜM 25518 kelime
- 26 BÖLÜM 26561 kelime
- 27 BÖLÜM 27509 kelime
- 28 BÖLÜM 28566 kelime
- 29 BÖLÜM 29730 kelime
- 30 BÖLÜM 30641 kelime
- 31 BÖLÜM 31626 kelime
- 32 BÖLÜM 32488 kelime
- 33 BÖLÜM 33437 kelime
- 34 BÖLÜM 34457 kelime
- 35 BÖLÜM 35424 kelime
- 36 BÖLÜM 36377 kelime
- 37 BÖLÜM 37351 kelime · Okuduğun bölüm
- 38 BÖLÜM 38469 kelime
- 39 BÖLÜM 39584 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kaelen’ın cansız bedeni Elira’nın kollarında soğurken, ovadaki zaman bir kez daha durdu.
Ne savaşın sesleri ne de Nihilus’un o sağır edici kükremeleri Elira’nın kulaklarına ulaşıyordu. Genç kızın zihninde sadece dipsiz, sağır edici bir sessizlik vardı. Babasını Sis Dağları’nda kaybetmişti; canından bir parçayı o uçurumun dibine gömmüştü. Şimdi ise ona ilk kez bir insan gibi bakan, onu unvanlarıyla değil ruhuyla seven tek kişiyi, Kaelen’ı kurban vermişti.
Neden?
Bu güç neye yarıyordu? Kök Kaynak olmak, etrafındaki herkesin küle dönüşünü izlemek demekse, bu lanetli miras neden ona verilmişti?
Nihilus tepelerinde devasa bir dağ gibi yükseldi. Binlerce gölge kol Elira ve Kaelen’ın üzerine inmek üzereydi. "Ağla küçük fani! Gözyaşların bu dünyanın sonunu değiştiremez!"
Tam o sırada, kayalıkların arasından bir silüet fırladı.
Morvath.
Fakat bu Morvath, Elira’nın tanıdığı o sakin, kibirli muhafız değildi. Mermer beyazı tenindeki çatlaklardan oluk oluk gümüş ışık sızıyordu. Kar beyazı saçları alev almış gibi havaya dikilmişti. Morvath, Elira’nın göğsündeki o mutlak acıyı kendi ruhunda öyle bir şiddetle hissetmişti ki, suret ile taşıyıcı arasındaki sınır tamamen erimişti.
Morvath iki ayağının üzerinde durmadı.
Bedenini tamamen feda ederek, varoluşunun en ilkel, en vahşi formuna—o asırlık gökyüzü canavarına—dönüştü. Kanatları tüm Kuzey Ovası’nı örtecek kadar devasa bir gece fırtınasına evrildi.
"DOKUNAMAZSIN!" diye gürledi Morvath.
Devasa karanlık kuş, doğrudan Nihilus’un o dev kızıl gözüne doğru intihar dalışı yaptı. Nihilus’un gölge kolları Morvath’ın kanatlarını delip geçti, etini parçaladı; fakat Morvath durmadı. Mermer pençelerini doğrudan o kızıl gözün merkezine sapladı.
"Elira!" diye haykırdı Morvath, sesi kızın zihninde bir veda gibi yankılanarak. "Babanın mirasını... ve o çocuğun canını boşa çıkarma! BENİ KULLAN!"
Elira başını kaldırdı.
Gözlerindeki o son fani yaş damlası kurudu.
Zifiri siyah irislerin etrafında dönen o evren fırtınası, bu kez saf bir gazap alevine dönüştü. Elira ayağa kalktı. Yavaşça Kaelen’ın göğsünden ayrıldı.
Genç kız iki kolunu birden gökyüzüne kaldırdığında, Sis Dağları’ndan ta başkente kadar uzanan tüm yeryüzü ikiye yarıldı. Göğsündeki mühür patlamadı; aksine içe doğru çökerek evrenin ilk kara deliğini yarattı.
"Nihilus..." dedi Elira. Sesi artık bir fısıltı değildi. Bu ses, yeryüzünün altındaki tektonik plakaların, gökteki yıldızların ve ölen tüm Suretlerin ortak çığlığıydı.
"Sen yokluğu mu istiyorsun?"
Elira tek bir adım attı.
"O halde sana yokluğun asıl sahibini göstereyim."
Bölüm etkileşimi
