13. bölüm / 39
UMBRAEBÖLÜM 13
Bölümler 39Şu an: BÖLÜM 13
- 1 BÖLÜM 11.108 kelime
- 2 Bölüm 21.085 kelime
- 3 Bölüm 3932 kelime
- 4 Bölüm 4935 kelime
- 5 Bölüm 5887 kelime
- 6 Bölüm 6779 kelime
- 7 Bölüm 7771 kelime
- 8 Bölüm 8614 kelime
- 9 Bölüm 9408 kelime
- 10 Bölüm 10617 kelime
- 11 BÖLÜM 11472 kelime
- 12 BÖLÜM 12638 kelime
- 13 BÖLÜM 13444 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14.BÖLÜM579 kelime
- 15 15.BÖLÜM633 kelime
- 16 16.BÖLÜM746 kelime
- 17 17.BÖLÜM738 kelime
- 18 18.BÖLÜM1.125 kelime
- 19 19.BÖLÜM540 kelime
- 20 BÖLÜM 20584 kelime
- 21 BÖLÜM 21768 kelime
- 22 BÖLÜM 22637 kelime
- 23 BÖLÜM 23657 kelime
- 24 BÖLÜM 24612 kelime
- 25 BÖLÜM 25518 kelime
- 26 BÖLÜM 26561 kelime
- 27 BÖLÜM 27509 kelime
- 28 BÖLÜM 28566 kelime
- 29 BÖLÜM 29730 kelime
- 30 BÖLÜM 30641 kelime
- 31 BÖLÜM 31626 kelime
- 32 BÖLÜM 32488 kelime
- 33 BÖLÜM 33437 kelime
- 34 BÖLÜM 34457 kelime
- 35 BÖLÜM 35424 kelime
- 36 BÖLÜM 36377 kelime
- 37 BÖLÜM 37351 kelime
- 38 BÖLÜM 38469 kelime
- 39 BÖLÜM 39584 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akademinin taş kulesindeki odada rüzgârın sesi pencereleri dövüyordu.
Elira, ahşap masanın ucuna oturmuş, parmaklarını boynundaki çatlak obsidiyen kolyenin keskin kıvrımlarında gezdiriyordu. Kaelen’ın amfideki sözleri zihninde yankılanıp duruyordu:
Kül Vadesi’nin çamurlu sokaklarında büyürken öğrendiği ilk kural, soyluların asla bedelsiz el uzatmayacağıydı. Bir parça kuru ekmek için bile köylüleri günlerce tarlalarda çalıştıran o saraylı kanı, şimdi bir meleze koruma vadediyordu. Fakat Kaelen’ın gözlerinde gördüğü şey basit bir kibir ya da tuzak değildi; o altın kartalın dehşetinden beslenen, gerçeğe aç saf bir merak ve yaklaşan fırtınanın farkında olan bir stratejistin kaygısıydı.
"Bir altın kafes teklif etti sana."
Odanın loş köşesindeki gölgeler ağır ağır toplandı. Duman kıvrımları dağıldığında, mermer kadar beyaz teni ve kar rengi saçlarıyla Morvath belirdi. Taş duvara yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Gümüşi gözleri, Elira’nın yüzündeki düşünceli ifadeyi inceliyordu.
"Kafes olduğunu nereden biliyorsun?" diye sordu Elira, başını kaldırmadan. "Konsey'in ordusu kapıya dayanırsa Valerius tek başına bizi koruyamaz. Annem hâlâ Kül Vadesi'nde, savunmasız. Kaelen'ın arkasındaki hanedan gücü, Konsey'in elini kolunu bağlayabilir."
Morvath yavaş, sessiz adımlarla masaya doğru yaklaştı. Her adımında odadaki meşalenin alevi hafifçe geri çekiliyor, gölgesi duvarda devasa bir yırtıcı kuş gibi kımıldıyordu. Masanın kenarına, tam Elira’nın karşısına ellerini dayadı.
"O çocuk güneşe tapıyor, Elira," dedi Morvath, sesi buz gibi bir nehir yatağı kadar pürüzsüzdü. "Güneşin soyundan gelenler karanlığı kalkan yapamaz; sadece onu anlamaya çalışırken yanarlar. Sana kalkan olmak istemiyor; seni çözmek, o kartalının önünde neden diz çöktüğünü kendi aklına sığdırmak istiyor."
"Bunu biliyorum," dedi Elira, zifiri siyah gözlerini Morvath’ın gümüşi bakışlarına dikerek. "Fakat zayıf tarafı da bu. Merakı. Eğer Konsey bize saldırmak için bir ferman çıkarırsa, yanımızda akademinin veliahtının durması bize zaman kazandırır. Senin kim olduğunu öğrenmek istiyor."
Morvath’ın dudaklarında alaycı, ince bir tebessüm belirdi. "Öğrenirse kaldırabilecek mi sanıyorsun? Gökyüzünün asıl sahibinin kim olduğunu, kanatlarımın altındaki o kadim anlaşmayı anladığında o çocuk arkasına bakmadan kaçar mı, yoksa kılıcını kalbine mi saplar?"
"Ben kaçmasına da saplamasına da izin vermem," dedi Elira, sesindeki kararlılık odayı dolduran soğukluğu bile bastırarak. "Artık kurban değiliz Morvath. Bunu amfide gösterdik. Eğer Kaelen bizimle yürümek istiyorsa, şartları o değil biz koyarız. Kalkanını kullanırız; ama dizginleri asla ona vermeyiz."
Morvath kızın yüzüne uzun uzun baktı. Gözlerindeki o kadim fırtına bir anlığına yerini derin bir memnuniyete bıraktı. Soğuk, mermer parmaklarını uzatıp Elira’nın masadaki elinin üzerine koydu. Dokunuşu teni donduracak kadar serindi ama aralarındaki bağ sayesinde Elira sadece sarsılmaz bir güç hissetti.
"O halde onunla oyna," diye fısıldadı Morvath, gözleri bir avcının dikkatiyle parıldayarak. "Altın tüylü kartalın efendisi kendi gölgesinden korkana kadar ona istediği kadar yaklaş. Ama unutma... Işık ne kadar parlarsa, arkasında bıraktığı gölge o kadar ölümcül olur."
Morvath gümüşi tozlara ayrılarak Elira’nın çatlak taşına geri çekildiğinde, Elira ayağa kalktı. Kararını vermişti. Kaelen’ın uzattığı eli geri çevirmeyecekti; ama o eli, kendi savaşının kılıcı yapacaktı.
Bölüm etkileşimi
