5. bölüm · Tek Öpücük
Tehlike
Ben anın şokundayken içeriye girerek yanıma oturdu. Hala şok içindeydim. Bu şokum uçak kalkışa geçene kadar sürdü. Kafamı yavaşça yanıma doğru çevirdim.
Benim yanımda oturuyor Aktuğ ile konuşuyordu. O kadında karşımda Aktuğ’un yanında oturuyordu. Hala nefes alışverişlerim düzensizdi. Ayağa kalktım ve geldiğimiz yöne doğru ilerledim. Civan kapının orada sandalyede oturuyordu. Beni görünce ayağa kalktı.
“Lavabo ne tarafta?” Başıyla ilerideki kapıyı işaret etti. Kafamı sallayarak teşekkür ettim ve kapının yanına doğru ilerledim. Kapının önüne gelince hızlıca kapıyı açarak içeriye girdim. Hemen lavaboya geçtim suyu açarak yüzümü yıkamaya başladım. Gözlerim doluyordu. Ağlamamam lazımdı. Bu sefer olmazdı.
Fakat gözlerim beni dinlemedi ve bir gözyaşı kalbimden firar etti. Sonrası zaten ağlama krizi. Neden istemediğim herşey
beni buluyordu? Ben ondan artık nefret ediyordum.
Gözlerim ve yüzüm yine kızarmıştı. Tekrar tekrar yüzümü yıkadım. Ama olmuyordu. Gözlerim kararıyordu. Elimle lavabonun mermerini sıkıca tuttum. Burada olamazdı. Son kez aynada kendime baktım. Ve kapıyı açarak çıktım. Ama yer ayaklarımın altında oynuyordu.
Civan’ın sesini duydum. “İyimisin sen?” Ama daha ona yanıt veremeden gözlerim kapandı. Ve bedenim kontrolünu kaybetti.
Sonrası ise acı bir karanlık…
.....
Gözlerimin üzerindeki ağırlığa rağmen gözlerimi açtım. Etrafa baktığımda hala uçakta olduğumu anladım. Uçak hala havadaydı. Burada revir gibi küçük bir odada yatıyordum. Ayaklarımı yere doğru uzattım. Ayağa kalktığım an başıma bir acı hüküm etti. Acıyla gözümü yumdum. O sırada bir ses duydum.
“İyimisin?” Bu Aktuğ’un sesiydi. Onu başımla onayladım. “İnmemize çok az kaldı” O önde ben arkada odadan çıktık. Tekrar koltukların olduğu yere gelince onun sesini duydum. “AA Aşkımcım uyandın mı? Seni merak ettik.”
“Aşkım değil Danla” Sırf inadıma o kelimeyi söylüyordu. “Uçak inişe geçecek otur” Aktuğ beyi başımla onayladım ve yanındaki koltuğa oturarak kemerimi taktım. O kadın sonradan karşıya geçmişti. Uçak inince kapıları açtılar.
Onlar indikten sonra inmek için bekledim. Kemerimi yavaşça söktüm. Sonrada uçağın kapısına doğru ilerledim. Merdivenleri inerek sonunda uçaktan indim. Derin bir nefes aldım. Sonunda oraya gelmiştik.
Milano-Malpensa havalimanındaydık. Civan’ı gördüm.
Bir arabanın içinden gelmem için elini sallıyordu. Siyah minibüse doğru ilerledim. Ve açık kapısından içeriye girdim. Aktuğ karşımdaydı,koruması ise yanımda
oturuyordu. Aklıma telefonum gelince cebimden çıkararak uçak modundan çıkardım. O sırada bir sürü bildirim ve arama ekrana düştü. Ve tekrar telefonum çaldı. Arayan Tuğkan’dı. Telefonu
açarak kulağıma götürdüm.
Fakat gelen bağırma sesiyle hemen kulağımdan uzaklaştırdım. “Danla!!”
Telefon Tuğkan’ın dı ama konuşan Ali’ydi. Telefonu kulağımdan uzaklaştırdığım için sesi ikiside duymuştu. Tekrar kulağıma yaklaştırdım. “Efendim” “Kızım sen
delirdin mi? Bana haber vermeden yurt dışına çıkıyorsun. Diğerlerinin haberi var benim neden yok?” “Çünki malımı
biliyorum. Gitmeme her türlü engel olurdun. Ayrıca sonunda haberin oldu. Hem bu konuşmayı sonra yaparız.
İşler nasıl gidiyor ondan haber ver?”
“Bak sırf konuşmamak için nasılda kıvırıyorsun. Nerdesin şuan?” “Havalimanından çıktık otele doğru gidiyoruz. Sizi sonra ararım ben” Ve daha fazla konuşmadan telefonu yüzüne
kapattım. Bunun içinde ayrı bağıracağını biliyordum. Aktuğ’un sesini duydum.
“Babandan izin almadan geldin herhalde?” “Babam yok. Abim arayan” Bakışlarımı yola çevirdim. Bu konu hakkında konuşmak bile istemiyordum. Bu şehrin yolları çok güzeldi. Araç durunca sırayla indik. Civan bagajdan bizim bavullarımızı çıkardı. Hava çoktan kararmıştı.
Burası Türkiye’den daha soğuktu. Bavulları alarak otele giriş yaptık. İçerisi çok sakin ve tatlıydı. Hemen lobiye doğru ilerledik. Çantamdan cüzdanımı çıkarıp içinden
kimliğimi aldım. Kimliklerimizi çalışan adama verdik. O bizim için ayrılmış odalara bakarken etrafı biraz daha inceledim. Gerçekten çok tatlıydı. Yılbaşı temalı ağaçlar vardı.
Yılbaşına çok az kalmıştı. Kimliklerimizi bize tekrar uzattı. Oda kartlarımızı da
önümüze doğru ittirdi. “İyi akşamlar” Tekrardan bu sefer asansörlere doğru ilerledik. Ben asansör için düğmeye
basarken Civan yanımda olsa bile Aktuğ bey yoktu.
“Aktuğ bey nerede?” “O asansöre binemez o yüzden merdivenlerden çıktı” Onu başımla onayladım. Asansör gelince yukarıdan gelenler indi bizde hemen bindik. O sırada aklıma gelenle duraksadım. O gece Sinem’in bizi gördüğü gece asansördeydi. Bunun altında başka bir şey varmış gibiydi.
Asansör durunca indik. Odalarımızın
önüne gelince durduk. Üçümüzde yan yana odalardaydık. Odamın önüne gelince uzandım ve Civan’ın elinden valizi aldım.
“Teşekkür ederim buraya kadar taşıdığın için” Bana şaşkınca baktı. Bu şaşkınlığı daha farklıydı. Sanki daha önce birisi ona teşekkür etmemiş gibi. Gülümsedim ve
arkamı dönerek odanın kapısını kartla açtım. Bavuluda içeriye sokarak kapıyı kapattım. İçeriye doğru ilerledim.
Bavulumuda arkamdan sürükledim. Odanın içi geniş ve ferahtı.
Küçük bir mutfak oturma grubu televizyon. Diğer koridorda ki odaya doğru ilerledim. Kapıyı açarak içeriye girdim. Burası yatak odasıydı. Birde balkonu vardı. Valizi
yere koyarak içini açtım. Hemen bir eşofman ve sweet çıkardım. Üzerimi değiştirdim. Mutfağa doğru ilerledim. Dolapları biraz karıştırınca ulaştığım kahveyle hemen kendime kahve yapmaya
başladım.
Sıcak su burada daha kolay bulunuyordu.
Musluklar sıcak su ile akıyordu. Bu yüzden kahve erkenden olmuştu. Kahvemide alarak odama geçtim. Valizden bir ceket aldım ve üzerime geçirdim. Balkona çıktım. Tatlı bir masa takımı vardı. Ve manzara çok
güzeldi. Kafamı sağa çevirince Aktuğ’u gördüm. O da balkondaydı. Kafamı sağa çevirdiğimde ise onu gördüm.
Ferit. Derin yaram. Anlaşmaları bozuklu diye hatırlıyordum. Neden geri dönmüşlerdi? Ben bir sene boyunca onu görmek zorundamıydım. Oflayarak alnımı
masaya vurdum. Çok ses çıkarmış olmalıyım ki ikisininde bakışlarını üzerimde hissettim. Ama dönüpte bakmadım. Elimi kısa saçlarımdan geçirdim.
Saçlarım gerçekten çok kısaydı. Neden bilmiyordum. Halbuki ben uzun saç
severdim. Kahvemden bir yudum aldım. Bu hayattan nefret etmeye başlamıştım. Soluma baktım. Onlar öpüşüyordu. Acıyla gözümü yumdum. Ve birkaç damla daha aktı gözümden.
Ben bunu görmek istemiyordum. Ve nefes alamıyordum. Ayağa kalktım. Ve lavaboya doğru ilerledim. Yine ağlama krizine girmiştim. Ağladım daha çok ağladım. Eşyaları savurdum. Çığlıkçığlığa ağladım. Ama odalar yalıtımlı olduğundan
kimse beni duymadı. Gerçi beni normalde yine duymazlardı. Etrafa baktım. Heryer dağınıktı. Sabunlar yerdeydi. Derin bir nefes aldım ve etrafı toplamaya başladım. Dağıttığım herşeyi tekrar tek başıma
topladım…
.....
Sabah erkenden uyanmış ve günün programını oluşturmaya başlamıştım. Zaten gecede hep uyuyamamıştım. Üzerime siyah kot pantolon, V yaka beyaz tişört ve siyah uzun kabanımı giymiştim. Altıma ise
siyah kalın topuklu bir bot giymiştim. Boynumda yine şarap bardağı resmi olan kolye vardı.
Takıntılı gibi bunu çıkarmazdım. Çantamın ve diğer eşyalarımında hazır olduğundan emin olduktan sonra odadan çıktım.
Asansöre doğru ilerledim. Ve burada olan asansöre bindim. Sabah Civan kapıma gelmiş ve yarım saat sonra toplantı için çıkacağımızı beni aşağıda bekleyeceklerini
söylemişti. Bende hemen hazırlanmıştım.
Saçlarım yine açıktı. Pek bağlamayı sevmezdim. Asansör kata gelince kapıyı açarak indim. Ve sonrada otelden çıkış yaptım. Hafiften yağmur yağıyordu. Beni bekleyen kapısı açık minibüse bindim. Yine hepimiz aynı yerimizde oturuyorduk. Araç hareketlendi ve yolculuk başladı.
“Bana bugünü kısaca özet geçermisin Aşkım?” Bana Aşkım demesinden gıcık alıyordum. “Tabiki. Saat onbirde bir toplantınız var. Bildiğim kadarıyla toplantıların hepsi aynı mekanda gerçekleşecek. İkinci toplantı. Saat birde.
Yani ilk toplantı bittikten sonra. Üçüncü toplantı saat dörtte. Toplantıların hepsi ard arda geliyor sizin için yorucu olabilir. İsterseniz saatleri erteleyebiliriz?”
Başını olumsuzca salladı. “Peki. Üçüncü toplantıdan sonra bir iş yemeğiniz var. Benim katılım sağlamamı istermisiniz?”
Yine başını olumsuzca salladı. “Bugünlük bu kadar “ Başımı cama yasladım ve yolculuğun bitmesini bekledim. Umarım bugün çok yorulmazdım…
....
Elimdeki kalemle kağıda zarif dokunuşlar bırakıyordum. İyikide yanıma çizim yapmak için defter getirmiştim. İlk iki toplantıya girmiştik. Son toplantıya Aktuğ bey girmemi istememişti. Bende çok yorulmuştum. Seslerden artık başım çatlıyordu.
Bende sıkıntıdan buradaki bir dut ağacını çiziyordum. Tablete gelen mesaj sesiyle tableti çıkardım ve gelen mesaja baktım. Yabancı numaradandı.
“Seni izleyen birisi var bülbülüm”
Kafamı kaldırdığımda Aktuğ beyin bana baktığını fark ettim. Onu fark ettiğimi görünce yanıma doğru ilerledi. Bende ayağa kalktım. “Ben iş yemeği için gideceğim sen
Civan ile otele dön” Onu başımla onayladım ve siyah minibüse doğru ilerledim. Kapısı açık olan araca binince araç çalıştı. Hava kararmıştı. Saate bakmak için telefonumu ararken aklıma gelenle elimi alnıma vurdum.
“Ne oldu?” “Biz toplantıya girerken telefonları bırakıp girmiştik ya benim telefonum orada kaldı. “ “Kızım sen
onu nasıl unuttun ya?” Bilmem der gibi başımı salladım. Telefonunu çıkardı ve birkaç tuşa basarak birisini aradı.
“Alo abi. Çıktın mı? İyi. Ya Danla hanım telefonunu unutmuş onu da çıkarken al sana zahmet. Tamam” “Ne dedi kızdımı?” “Hayır akşam geldiğinde telefonunu
alırsın” “Tamam. Teşekkürler” Başını eyvallah der gibi salladı. Kısa bir yolculuktan sonra otele geldik. Açılan
kapıyla ben insemde o inmedi.
“Sen gelmiyormusun?” “Hayır birkaç işim var” Başımla onu onayladım ve hızlıca
otele giriş yaptım. Yorgunluktan asansöre nasıl binip odaya geldiğimi hatırlamıyordum bile. Kendimi hızlıca
yatağa attım. Ve gözlerim yorgunlukla uykunun kollarına teslim oldu…
....
Gözlerimi yavaşça açarak etrafa baktım. Hava baya kararmıştı. Bayılmış gibi uyumuştum. Yatakta doğrularak
esnedim. Tabletime uzanarak saate baktım. Saat 21:12’di. Aktuğ bey çoktan gelmiş olmalıydı. Yataktan kalkarak lavaboya doğru ilerledim. Aynada ki yüzüme
baktım. Gerçekten uyurken ben ben değildim.
Saçlarımı ellerimle düzelterek ve oda kartını alarak çıktım. Yan odanın kapısının önüne geldim ve kapıyı çaldım. Bir süre sonra üzerinde eşofman takımıyla kapıyı
Aktuğ bey açtı. “Telefonumu almak için gelmiştim” İçeriye geçmem için başıyla içeriyi gösterdi. O önden ben arkadan içeriye girdik. Kapıyı arkadan kapadım. Telefonum orta sehpanın üzerindeydi.
Tam telefonumu almak için elimi uzatmıştım ki hızlıca telefonu aldı.Kaşlarımı çatarak ona baktım. “Telefonumu alabilirmiyim Aktuğ?” Mesai saatler dışında ona böyle seslenmemi o istemişti. “Alabilirsin ama bir şartla” “Dinliyorum şartını” “Ne oldu sana uçakta bir tuhaftın. Ve bu tuhaflığın ortakları görünce başladı. Aranızda bir bağlantımı var?”
“Yok bir şey. Ayrıca olsa bile sizi ilgilendirmez. Telefonumu alayım” Elimi ona uzattım. Omuz silkti. Oturduğu koltuğa doğru ilerledim. “Ver şu telefonu” “Sen
bana neden böyle olduğunu anlatmadan asla “ Üzerine doğru yürüdüm. Dizimi iki bacağının arasına koyarak hızlıca eline atıldım. Ama o benden daha hızlıydı.
Telefonu hızlıca uzaklaştırdı. Elimi daha da uzattım. Ama onun kolu daha uzundu. Yüzü yüzümün hemen altındaydı. Kafamı eğsem dudaklarımızın birleşmesi an meselesiydi. O sırada telefonumun ekranına bir bildirim
düştü. O göremesede ben o bildirimi gördüm. Yine yabancı numaradandı.
“Şuan Aktuğ’un alnına tutulan silahın sorumlusu olmak istemiyorsan. Bir şey yap ve onu silahın hedefinden çıkar”
Bakışlarım Aktuğ’a kaydı. Benim yüzümün kapatmadı yerden camın oradan kırmızı bir lazer ışığı tam alnının ortasındaydı. Beynim hem korku hemde tedirginlikle işlevini yitirdi. Ve bedenimin koruma mekanizması saçma bir şekilde çalışarak sırf onu
korumak için bir şey yaptı. Yakın olan yüzlerimizi daha da yakınlaştırıp hiç yapmamam gereken şeyi yaptım.
Ve onu tekrar öptüm. Hemdedudaklarından. Sanki bunu bekliyor gibi hemen karşılık verdi. Ama ben dehşet ve korku içinde ne yaptığıma odaklanamadım bile. Onu
kurtarmıştım ama onu öpmüştüm….
Hello ben geldimmmm biliyorum biliyorum çok özlendimmmm
Evet bu bölümün alintisi sunarrrr
"Komplocu beynim içinde bomba olduğunu düşünsene yaşamaktan umudunu kesmiş bir insanın ölümden korkacağını sanmıyordum"
Evet alıntı da geldiğine göre benim buradaki işim bittiii
Bir sonraki bölümde görüşürüzzzz
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤
