21. bölüm · Tek Öpücük

"BUNU SANA YAPTIM"

Ebru Ermeç

Acıyan boğazım rahatsız edici bir hal alınca birkaç ilaç içmiştim. Ama vücuduma pekte yaramamıştı. Son zamanlarda o kadar fazla ilaç kullanıyordum ki artık bazıları tesirini kaybetmişti. Tedaviye başlayalı birkaç hafta olmuştu. Tabiki bu işler öyle hemen olmuyordu. Vücudum kemoterapiye yanıt vermiyordu. Çok zorlanıyordum. Bunun böyle olacağını az çok tahmin ettiğimden tedaviyi istemiyordum. Kerem ve diğerleri bana bu konuda güçlü olmam için çok fazla destek oluyorlardı. Özellikle Kerem herşeyi en ince ayrıntısına kadar kontrol ediyordu. Bu kadar kontrolcü bir adam olduğunu bilmiyordum.

Tedavim için en iyi doktorları çağırttırdığını söylemişti. Bugün onlar gelecekti. Lavabonun kapısını kapatarak yatağıma doğru ilerledim. Kerem beni görünce hemen oturduğu koltuktan kalkarak yanıma doğru ilerledi. “Kızım sana yürüyeceğin zaman bizi çağır diyorum” Belimden sıkı sıkı tutarak beni yatağa oturttu. Yataktan sarkan bacaklarımı elleri ile kaldırarak yatağa uzanmamı sağladı. Üzerimi ince battaniye ile örtünce bana son zamanlarda çok ilgili davrandığını fark ettim.

Bu telaşının sebebi birkaç gün önce kemoterapide vücudumun uyuşması sonucu hareket edememiştim. O an ki endişeli bakışları hala aklımdaydı. Vücudum diğer insanların aksine tedaviye farklı bir şekilde yanıt veriyordu. Yemek masasını önüme getirdiğinde aynı zamanda oturduğu sandalyeyi de masaya yaklaştırdı. Masanın üzerindeki yemeklere baktım. Buraya hamburger sokmanın yasal olduğunu düşünmüyordum. Gerçi hastanenin benim kaldığım katını tamamen kapatan adamdan ne bekliyordum ki.

Eli ilk olarak kaşığa uzandı ve hastanenin yaptığı çorbadan bir kaşık alarak bana uzattı. “Bunu içmek istemiyorum” “İlacı içmezsen şekeri alamazsın” Güldüm. Kaşığa yaklaşarak çorbayı ağzıma vermesi için ağzımı açtım. Kaşığı bana doğru yaklaştırdığında bir an gözlerimi kapattım ve açtım. Tam o sırada çorbayı bana içirmek yerine dudakları dudaklarımı buldu. O hunharca dudaklarımı öperken ben hala anın şokundaydım. Tam ona karşılık verecekken benden uzaklaştı. Alnını alnıma yaslayarak konuştu. “Senin beni öpmene izin veremem güzelim. Yoksa bu odadan sağ çıkamayız”

Alnını alnımdan ayırdığında oturduğu sandalyeden kalktı ve hızlı adımlarla odadan çıktı. Bu yaptığına anlam veremesem de omuz silkerek hamburgerimi yemek için paketini açtım. Ben tam hamburgerimden bir ısırık alırken kapı çaldı ve açıldı. İçeriye girenlerle kocaman gülümsedim. Hakan abi ile Aynur abla gelmişti. “Deli kız yine yaptın yapacağını” Güldüm. Tabi bunu ağzımda yemek varken yapınca bir tuhaf olmuştu ama kimin umrundaydı.

Karşıma oturduklarında her gelenin yaptığı gibi konuşmaya başladılar. “Bunu neden bize anlatmadın kızım?” Derin bir nefes aldım. Herkesle uzun uzun bu meseleyi konuşup kendimi açıklamaktan yorulmuştum. “Abi şu meseleyi konuşmasak ha olan olmuş zaten bu saatten sonra konuşmanın bize bir yararı yok” Hamburgerimden bir ısırık daha aldım ve önümdeki kolamdan bir yudum daha aldım.

Son günlerde Kerem ile daha da iyi anlaşıyorduk. Tedavi süreci yüzünden okulu dondurmak zorunda kalmıştım. Ama sınavlara hala açıktan girmeyi düşünüyordum. Eğer bu sene giremezsem seneye diğer derslerimle beraber bu sınavlarıda vermek zorunda olacaktım. Bana kalsa tedavi olmazdım ama çok ısrar ediyorlardı. Ona ne olmuştu bilmiyordum. Kerem onu öldürmezdi buna emindim ama yaşatmazdı da. Daha bir problemi halledemeden diğeri ortaya çıkıyordu.

Kerem aranan bir seri katildi. Ben daha bunun şokunu ve ona karşı başlayan korkumu atlatamadan hatta yaşayamadan o ortaya çıkmış ve bana hayatımın şokunu yaşatmıştı. Olaylar o kadar ard arda oluyordu ki artık hangisine şaşıracağımı bilemiyordum. Ama nereden bilebilirdim ki şuan şaşırdığım olayların aslında bana çok küçük geleceğini...

“Tamam kızım ama zamanı geldiğinde bu olaylar için benden güzel bir dayak yiyeceksin” Bunu diyen Aynur ablaya gülerek cevap verdim. “Eğer yaşarsam” Bunu dememle gözleri doldu. “Deme öyle” Titreyen sesi onun ne kadar çabuk ağlayabileceğini bana bir kez daha hatırlatmış oldu. “Danla kızım benim seninle konuşmam gereken bir konu var. Aynur bizi biraz yalnız bıraksan” Aynur abla ayağa kalkarak bana doğru ilerledi ve alnıma bir öpücük kondurdu. Odanın kapısına doğru ilerlerken bende önümdeki yemek masasını kendimden uzaklaştırdım. Kapının kapanma sesini duyunca Hakan abiye döndüm.

“Konu nedir abi?” Öne doğru eğilerek ellerini birbirine kanatladı. “Konu Kerem, Kerem Aktuğ Yücesoy” Ve anlatmaya başladı.....

...

Gözlerimdeki yaşları titreyen ellerim ile silerken titreyen sesim ile konuştum. “Nasıl yani? Peki Civan ve Sinem onlar biliyorlar mı?” Beni başıyla onayladı. “Nasıl ya böyle bir durum söylenmez mi? Ben şimdi onlara nasıl inanacağım? Sen neden bana bunları daha önceden söylemedin?” “Sana bunları anlatacağım kadar yakın olduğunuzu düşünmüyordum ama sevgili olduğunuz haberleri boy boy magazinde olunca bunu söylemeye karar verdim. Sana da anca ulaşabildim zaten uzun zamandır ortalıkta yoksun. Sahi nerelerdesin sen?”

Annem beni öldürmek istiyor diyemedim ya. “Onu boş ver. Bana bu meseleyi anlattığından kimseye bahsetme. Bu durumu kimler biliyor bilmiyoruz. Sen benden başka kimseye bu durumdan bahsetme. “ “Bu durumu sadece sen, ben ve diğer üçlü biliyor” Hıçkırıklarım dayanılmaz bir hal alırken artık nefes alamıyordum. Nasıl olurdu? Benim tanıdığım Kerem böyle bir insan değildi.

Odanın kapısının açılma sesini duyduğumda ne kadar toparlanmaya çalışsamda Kerem geldi ve bu halimi gördü. “Ne oldu sana?” O sırada hızlı adımlarla bana doğru ilerliyordu. Yanıma ulaştığında ellerimi sıkıca tutarak bana baktı. “Yavrum anlat bana ne oldu?” Sustum. Konuşamazdım. “Bitanem konuşurmusun Aşkım” “Hakan abi ile biraz duygusal bir konuşma yaşadık sadece” Kapının kapanma sesini duyunca irkildim. Hakan abiler çıkmıştı.

“Yavrum şimdi senin için çağırttığım doktorlar geldi. Onlarla görüşmen lazım. Sonra geliriz biraz uzanırsın” Onu başımla onayladım. Yataktan kalktığımda beni belimden tutarak odanın çıkışına doğru ilerletti. Çocuklar bugünden itibaren evlerinde kalacaklardı. Ben onları kovmasam buradan gidecekleri yoktu. Yanımda olmak istiyorlardı ama burada rahat değillerdi.

Kerem’e de söylüyordum. “Git ve evde dinlen ben burada iyiyim” dememe rağmen hala yanımdan ayrılmıyordu. Odadan dışarıya çıktığımızda hemen yan odaya girerek koltuklara oturduk. Karşımızda dört tane üç erkek bir kadından oluşan dünyaca ünlü doktorlar vardı. “Ben Açelya Danla hanım. Bu süreçte sizin yanınızda olacak doktorlardan birisi. Emin olun ki bu zorlu süreci beraber atlatacağız “ Mavi gözlü adam konuştu.

“ Bu süreç düşündüğünüzden hatta tahmin ettiğinizden daha zor olacak. Sizi zorlayacak hem psikolojik hem bedensel anlamda. Bu yolculukta daha az acı çekmeniz için elimizden geleni yapacağız” Şuan aklımda dolanan acı dolu düşüncelerle onların bana yaptığı aptal motivasyon konuşmasına odaklanamadım. Onlar konuşmaya devam ederken ben hala aklımdaki düşüncelerle cebelleşiyordum. Bir süre sonra onları dinlemediğimi fark eden Kerem belimden tutarak beni ayağa kaldırdı.

“Bize müsaade zaten tedaviye yarın başlayacaksınız. Biraz dinlense iyi olur. “ Beni sıkıca tutarak odadan çıkardı. Yan odaya girdiğimizde hızlı adımlarla yatağa doğru ilerledim. O da yanımda ilerleyerek yatağın yanına geldi. Yatağa oturdum ve ayağımdaki hastane terliklerini çıkararak yatağa uzanarak yana kaydım. “Yatsana yanıma” O da ayakkabılarını çıkararak yanıma uzandı. Hemen başımı göğsüne yasladım ve kokusunu içime çektim.

Bu adamın kokusu bir başkaydı. Teninin kokusu bile beni ona aşık edebilirdi. Eli ile saçımı okşamaya başladı. “Ne oldu yavrum? Kafan bir dağınık” “Sadece uyumak istiyorum” “Aşkım” “Efendim” Derin bir nefes aldı. Aldığı nefesle şişen göğsünde kafam bir anlığına yükseldi. “Beni seviyormusun?” “Senden etkileniyorum. Ama sana aşıkmıyım bilmiyorum”

“Ben seviyorum seni. Hemde delicesine. Aşığım sana. Kokun olmadan geceleri uyku giremez oldu gözüme. Üzerimde nasıl bir etkin olduğunu sen düşün artık. Ellerim saçlarına değmezse sanki bir yanım eksilmiş gibi hissediyorum. Aldığın her nefesi başkalarının yanında alırsan benim yanımda almadığın için kıskanıyorum. “ Başımı kaldırarak ona baktım. Çenemi tutarak yüzünü yüzüme yaklaştırdı.

Ve fısıldadı. “Ölüyorum sana kadın”

Dudakları dudaklarımı bulduğunda normalde beni hunharca öpecek olan adamın dudakları bir milim bile oynamadı. Sanki dudaklarımın tadını ezberlemek ister gibi durdu. Bende bir şey yapmadım. Bir süre sonra dudaklarının baskısı dudaklarımdan gitti. “Uyu yavrum” Gözlerimi kapattım ve başımı göğsüne daha da soktum.

Başıma bu zamana kadar gelen tüm olaylar gözümün önünden geçerken uykum geliyordu. İlaçların kötü yanı ise uykumu getirmesiydi....

....

Gözlerimi zorla açtığımda derince esnedim. Bu uyku bana iyi gelmişti. Yanıma baktığımda Kerem’in olmadığını gördüm. Neredeydi? Yatakta oturur pozisyona geldiğimde hastane terliklerini ayağıma geçirecekken bakışlarım komidine çarptı. Bir zarf vardı. Zarfı alarak önüne arkasına baktım. Arkasında Kerem’in adı yazıyordu. Bana aşk mektubu yazdığı düşüncesi aklıma gelince gülümsedim.

Zarfı açarak içinde yazanları okumaya başladım.

“Aşkım Bitanem bu satırları sana yazarken neler hissettiğimi bir bilsen keşke. Sen bu satırları okuduğunda ben sana olan aşkım ve aklım arasında cebelleşiyor olacağım. Bazı şeyler oluyordu. Gerçi bazı şeyler hep oluyordu ama ben sonradan fark ettim. Bazı insanlar hiç yakınım olmayanlar beni uyardı. Benden insan aklının almayacağı şeyler istediler. Senin için. Yapacağım çünki ben senin için canımı ile veririm. Sana deli gibi aşığım ve bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Kimse hayatıma girmeyecek ya da kimsenin dudaklarının tadı hafızamın en ücra köşelerinde yer edinmeyecek.

Ama bu saatten sonra ben yanında olamayacağım. Seni hep bir adım uzaktan izleyecek ve sana ömürümü adayacağım ama sana yaklaşayamayacağım. Seni hayattan ve kendimden korumam lazım. Bunun tehlikeli şeylerle ilgilenmemle alakası yok. Sadece bazı insanların tavsiyeleri mantıklı geldi. Ve bizi korumak için gitmek zorundayım.Seni bırakmak istemiyorum ama mecburum. Evet daha önce başına gelen olayın aynısı yaşandı. Bunu sana yaptım sevgilim.

Sana deli gibi aşık ve hayatını sana adayan adam Kerem Aktuğ Yücesoy’dan Gözlerinin rengini ezbere bildiğim Aşkım Danla Bilge’ye...”

Gözümden düşen yaşlar kağıdı ıslatırken ben sadece yazıları izliyordum. Beni bırakmıştı? Aynı Ferit gibi beni bırakmıştı. Hıçkırıklarım artarken elim ile yüzümü kapatarak ağlamaya başladım. Ben ondan hoşlanırken bana böyle yapması kalbimi acıtmıştı. Bir insan neden severken giderdi?

Ağladım, ağladım ve ağladım. O gün bana ağlamam için verilmiş gibi ağladım. Ama çığlılarımı kimseye duyuramadım. Çünki Sessiz olan Çığlıklar kimseler tarafından duyulmazdı....

Evettttt bir bölümün daha sonuna geldikkkk Kitabın bitmesine çok az kaldiii sizde derin izler bırakmasına özellikle dikkat edeceğim (her anlamda)

Bu bölümün alıntısı yokkk dhdhdhdh cunki bölüm yetişmiyor ama diğer bölümde olacak merak etmeyiniz

Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤