24. bölüm · Tek Öpücük

Mutluluk

Ebru Ermeç

Klimanın soğuk havası yüzüme vururken havanın çok sıcak olduğunu ve dışarıya çıkmamam gerektiğini kendime hatırlattım. Bacaklarımı orta sehpaya uzattım. Dışarısı gereğinden fazla sıcaktı. Küresel ısınma ne saçma şeydi. İnsanların hayatını her yönden etkiliyordu. Yanımdaki boşluk dolduğunda bakışlarımı oraya çevirdim. Gamzelerini gösterecek şekilde bana gülümsedi. “Hamak kurdum akşamüzeri uzanırız” “Hava çok sıcak” Orta sehpaya doğru uzandım ve sürahideki suyu bardağa doldurarak ona verdim.

Suyu aldı ve kana kana içti. Alnında terler birikmişti. “Çizimler sonunda bitti. Hocaya teslim etmem gerekiyor. Ne zaman döneriz?” “İki güne döneriz diye düşünüyorum” Onu başımla onayladım. Bardağı sehpaya bırakarak elini belime atarak bana sarıldı. “Özledim seni” Güldüm. “Sadece yirmi dakika yanında yoktum” “O yirmi dakika bana yirmi sene gibi geldi.” Güldüm ve başımı göğsüne yasladım.

Okulların kapanmasına çok az kalmıştı. Hoca son sınavlarımız için çizim ödevi vermişti. Dün geceden beri Kerem ile çalışıyorduk. Çizim konusunda bana çok yardımcı olmuştu. Birkaç gün kaçamak yapmak istemiştik. Hiç kullanmadığım devamsızlıklarımı bugünler için harcıyordum. Onunla tam bir sene sonra görüştüğüm gece bizim miladımız olmuştu. Sonra beni asla bırakmamıştı. Olayların iç yüzünü daha da iyi öğrenmiştim.

Kerem gerçekten bu mafyacılık işlerinden kurtulmuştu. Şuan hayatına sadece işleri ile devam ediyordu. Bu işten kurtulma serüvenini bana anlattığı zamanı anımsıyordum. O gece çok ağlamıştı. Benden tekrar tekrar beni bıraktığı için özür dilemişti. Şimdi ise mutluyduk. Çocukların onu kabullenmesi zor olmuştu. Özelliklede Ali onu uzun zaman yani yaklaşık bir ay yanıma yaklaştırmamıştı.

Başımı kaldırarak çenesini öptüm. Bana saçlarımı öperek karşılık verdi. Başımı göğsünden kaldırarak bacaklarına yasladım ve ayaklarımı uzattım. “Kaç gecedir uyumuyoruz uyuyalım” Güldü. Başımın altından ve bacaklarımdan kollarını geçirerek beni kucağına aldı ve ayağa kalktı. “O zaman serin bir yerde yatalım” Cam verandaya doğru ilerledi. Cam kapıyı ittirerek açtı ve
verandaya çıktık.

Merdivenlerden inerek bahçeye çıktık. “Beni kucağına almak seni zorlamıyor mu?” Bakışlarını bana çevirdi. “Hayır çok hafifsin” “Ya da sen çok kaslısın” Güldü ve önüne döndü. Bir süre daha yürüdükten sonra şelale sesini duyunca geldiğimizi anladım. Beni şelalenin yanındaki iki ağaca bağladığı hamağa oturttu. Hemen yatar pozisyona geçtim ve ona yanımda yer açtım. Yanıma yattığında ikimizde hamağa sığamadık.

Tek bir hareketle beni üzerine aldı. “Böyle daha iyi” Başımı göğsüne yasladım. “Yaz ayında olsakta şelalenin yakınlarında olduğumuz için hava serindi. Şelaleden gelen su sesi, serin bir yer, sevdiğim adam. Şuan huzurluydum. Başımı göğsüne daha da yasladım. Gözlerimin üzerine daha da ağırlık çökerken gözlerimi kapattım. Şelalenin sesi beni mayıştırıyordu.

“Uykunmu geldi?” “Hmm hmm” Gülme sesini duydum ama beynim çoktan uyku moduna geçmişti....

...

Gözlerimin üzerindeki ağırlık rahatsız edici bir hal aldığında gözlerimi açtım. O sırada bir çift kahve gözle karşılaştım. Gülümsedi. “İyi uyudun mu?” “Senin yanında iyi uyumamam mümkün değil” Gülümsedim. “Seninle önemli bir şey konuşmam lazım” Onu başımla onayladım. Elini yanağıma yerleştirdi ve konuşmaya başladı.

“Seni tam bir senedir tanıyorum. Çok garip bir tanışmamız olsada bunu pek umursamıyorum. İkimizin el ele vererek atlattığı bir sürü olay var. İyiki yanımdaydın. Sen olmasan bazı şeylerle başa çıkamazdım. Seni sana terk ettim. Hemde en zor zamanında. Bunu senin için yaptım ama başkası olsa beni affetmezdi. Seni her zerremle seviyorum. Şimdi ise seninleyim. Sana istediğim zaman dokunabiliyor ve öpebiliyorum. Şimdi sana bir soru sormak istiyorum”

Uzun konuşmasının sonuna geliyordu. “Her gün senin yanında olmak ve sana tamamen ait olmak istiyorum. Ama bunun için birşey yapmalıyız” Kalbimin atış hızı değişmeye başlamıştı. “Benimle evlenirmisin?” Nefesimi tuttum. “Seni seviyorum” “Ve?” “Evet seninle evlenirim” Gamzelerini gösterecek kadar gülümsedi. Yanağıma derin bir öpücük bıraktı. “Bana ne kadar aşık olduğunu şimdi anlıyorum. Bana o kadar aşıksın ki parmağına taktığım yüzüğü bile bana bakmaktan fark edemedin”

Bakışlarım ışık hızı ile parmağıma döndüğünde gerçekten de parmağımda bir yüzük olduğunu fark ettim. Parmağımı kaldırarak yüzüme yaklaştırdım. Dudaklarımda aptal bir gülümseme vardı. Yüzük ortasında bir lotus çiçeği barındırıyordu. Kırmızı bir lotus çiçeği. Kırmızı lotus çiçeği sevgi ve tutkuyu temsil ederdi. Yüzüğün ön tarafına baktığımda çiçeğin altında D&A yazdığını gördüm. Adımı Aşkım diye değil Danla olarak yazdırmıştı.

Bakışlarımı ona çevirdim ve ona sıkıca sarıldım. “Seni çok seviyorum” Boynuma derin bir öpücük bıraktı. “Sana ve kokuna ölürüm kadın” Güldüm. “Bence buradan direkt nikah dairesine geçip sonrada üçüzler yapabiliriz “ Kahkaha attım. “Neyseki böyle bir senaryonun yaşanmayacağını ikimizde biliyoruz” Dudaklarını bükerek bana baktı. Bir ona bir dudaklarına baktım.

Baş parmağımı dudaklarına götürerek yavaşça üzerini okşadım. Sonrada dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Bunu bekler gibi bana karşılık verdi. İşte benim tüm hayatım bu iki dudağın arasındaydı. Bu adam bana çok tuhaf ve güzel şeyler hissettiriyordu. Şimdi bana evlenme teklifi etmişti. Ben bu adamın karısımı olacaktım?

Ben Aşkım Danla Yücesoy’mu olacaktım. Yakışırdı....

Evettt son bir bölüm kaldiii veda konuşması yapacağım diğer bölümde bu beni hem mutlu edecek hem üzecek mutlu edecek cunki yeni hikayelere yelken açacağız üzecek cunki bu hikaye bitti

Eğer beni takip etmek isterseniz ebruermec_27 hesabından takip edebilirsiniz

Evett bu bölümün alıntısı yok cunki sona geldik ve alıntı kalmadı

O yüzden bu zamana kadar yaşananları düşünün ve derin bir nefes alıp diğer bölüme geçinnnn

Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤