16. bölüm · Tek Öpücük
Cambaz
Bana böyle bakan gözler katil olabilirmiydi? “Konuşmamız lazım” “Konuşalım, konuşalım ama yüzün bembeyaz olmuş. Birşeymi oldu?” Derin bir nefes aldım. Burnumun direği sızlıyordu. Mermerin üzerinden kalktım. Üzerimdeki kabanı omuzlarımdan kaldırdım. Ve ona doğru uzattım. Yavaş hareketlerle kabanı elimden aldı. Bendeki değişikliği fark etmiş olmalıydı. Eve doğru ilerlemeden arka tarafa doğru ilerledim. Ve daha öncede tahmin ettiğim gibi bu evin büyük bir arka bahçesi vardı. Arka bahçede masalar olsa bile onları umursamadan bakımlı olduğu her halinden belli olan çimlere oturdum.
Bir süre sonra yanıma oturan bedenini hissettim. Bakışlarını yüzümde hissediyordum. Ona doğru döndüm. “Ne diyeceğimi bilmiyorum.” “Konuya direkt bodoslama gir” Başımı onaylar gibi salladım. “Kerem sen kimsin?” “Anlamadım?” “Kimsin sen? Ne kadar tehlikenin batağındasın?”
Bana şaşkınca baktı. “Bizi duydun” Bunu daha çok kendisine sormuş gibiydi. Ellerini saçlarının arasından geçirerek derin bir nefes aldı.
“Hikaye uzun.” “Dinleyecek zamanımız olduğunu düşünüyorum” Gözlerini gözlerimden çekti ve gökyüzüne çevirdi. “Uzun zamandır bu camiadayım. Ve bazı düşmanlar edindim. Bunlar o kadar fazla ki yarısını tanımıyorum. Bu camia büyük. Heryerde beni tanıyan insanlar var. Kimisi sadece beni işlerim vasıtası ile tanırken kimisi ise tehlikeli tarafımı biliyor. Seni o gece tüm camia duydu. Eğer benden uzakta olursan başına olası bir durum gelebilir. Burada olmanın en büyük sebebi bu. Diğer sebep ise sende tehlikedesin. Bizim karşımızda olan kişi kim ise seni tanıyor olabilir. “
“Hikayenin uzun tarafını dinlediğimi zannetmiyorum” “Bilmen gerektiği kadarını biliyorsun” Bunu söylerken sesi çok soğuktu. Bana karşı sesi asla böyle olmazdı. Sanırım hayatının tehlikeli tarafı ile ilgili konuşmayı sevmiyordu. “Eğer beni camianın tehlikeli tarafıda biliyorsa. Ve bunlar hesaplayamayacağımız kadar fazlaysa hayatımın sonuna kadar senin yanında mı kalacağım? Yanında kalmam için bir sebepe ihtiyacım var”
“Sevgilimsin ya” “Yalandan sevgili” Bakışlarını gökyüzünden çekip bana çevirdi. “Bu durumu kimse bilmeyecek. “ “Eğer sen tehlikeli birisi isen bana zarar vermeyeceğini nereden bileyim?” “Sana zarar verecek olsam seni öpmezdim. “ “Bu mesele ne zamana kadar çözülür?” “Bilmiyorum.” Sinir yine bana yükleniyordu.
“Elin kolun uzun değilmi senin amına koyim? Tut birini bulsun o kişiyi” Kahkaha attı. Sesi boş bahçede yankı yapıyordu. “Sen bu camiada işlerin nasıl ilerlediğini zannediyorsun? Amacım ikimizide zor duruma düşürmek değil. Olabilecek en kısa sürede bu meseleyi çözeceğim. “ Başımla onu onayladım. Onuda anlamaya çalışıyordum.
“Ha bu arada okulunla konuştum. Bir süre gitmeyeceğini söyledim. İzinin var” Elimi saçlarımın arasından geçirdim. “Sağol ya benim adıma yaptığın birşeyi ben neden şimdi öğreniyorum?” “Senin için yaptım. Ayrıca bunu öğrensen istemeyeceğini biliyordum” “Pardonda sen kimsin de benim hayatıma müdahale ediyorsun?” “Senin öptüğün adamım” Elimle başıma vurdum.
“Ona bakarsan bende senin öptüğün kadınım. Hayatımın sonuna kadar senin hayatına karışabilirim” “Tabikide karışabilirsin” Bunları söylerken ciddiydi. “Saçmalama. Sen benim senin hayatına karışmamı sorun olarak görmüyor olabilirsin ama benim hayatıma karışamazsın” Sustu. “Zaten uzun bir hayatım olacağını zannetmiyorum. Bu işin sonunda ikimizden birisi canından olacak”
“Bunun olmaması için elimden geleni yapacağım” Tüm vücudumu ona doğru çevirdim. “Seninle bir anlaşma yapalım” O da bana döndü. “Ne anlaşması?” “Benim bir süre burada kalmam ve bir yere giderken sana haber vermem karşılığında sende bana bu konuyla ilgili tüm detayları vereceksin” “Tüm detaylar?” “Mesela peşimizdeki kişinin kim olduğunu bulunca bana haber vereceksin. Bu konu ile ilgili herhangi bir şey öğrendiğinde herkesten önce ilk benim haberim olacak” “Tamam”
Oturduğum yerden ayağa kalktım. Donmak üzereydim. Çok üşümüştüm ve umarım hasta olmazdım. Yiğitliğe bok sürdürmemek için üşüdüğümü belli etmemeye çalışıyordum ama hava buz gibiydi. Soğuğu çok pis yiyorduk. Arka bahçeden ön bahçeye gelince evin kapısına doğru ilerledim. O arkamdaydı. Gölgesini üzerimde hissediyordum. Bahçedeki yapboz parçası heykelini gösteren bir sürü ışık vardı. Arka bahçe o kadar olmasada ön bahçede çok fazla ışıklandırma vardı.
Kapının önüne gelince kapıyı çalmak için elimi kapıya uzattım. Aktuğ hemen elimi tuttu. “Uyumuşlardır anahtar ile girelim” Önüme geçerek kapıyı açtı. Bende hemen arkasından içeriye girdim ve kapıyı kapattım. Dışarıdaki havanın aksine bizi sıcak bir hava karşıladı. Aktuğ ayakkabılarını çıkarırken bende botlarımı çıkardım. Sabah Civan kulübeye geldiğinde yanında Sinem’in botları vardı. Bu saate kadar topuklu ile dolanmış olsaydım şimdiye cesedim bile donardı.
“Odan benim odamın yanında. Yukarıya çıkalım” O önde ben arkada merdivenlerin olduğu basamağa doğru ilerledim. Merdivenleri çıkarken etrafı inceliyordum. Büyük bir avize salonu ve merdivenleri aydınlatıyordu. Evin salonu ve oturma odası asla uyumlu değildi. Çünki birisi çok şahşahalı iken diğeri koyu tonlardaydı. Merdivenler bitince bir odanın önüne doğru ilerledik. Odanın önüne gelince kapıyı açtı. O önde ben arkada içeriye girdik.
Oda evin diğer taraflarına göre çok sadeydi. Beyaz tonlarda dizayn edilmişti. Yatağın üzerinde benim için bırakılmış bir çift gecelik takımı vardı. Bana dönerek konuştu. “Burada kaldığın sürece bu oda sana ait. “ “Kendi kıyafetlerimi evimden almam lazım. “ “Bir ara onu hallederiz. Ha bu arada unutmadan söyleyeyim yarın şirkete benimle geliyorsun” Onu başımla onayladım. Odadan çıkmak için adımladı. Tam çıkacaktı ki konuştu.
“İyi geceler”
“İyi geceler”
İyimi geceler demek isterdim. O odadan çıkınca yatağın üzerindeki kıyafetlere uzandım. Lacivert alt üst bir gecelik takımıydı. Üzerimdeki elbiseyi çıkardım ve hızlıca gecelik takımını giydim. Kendimi yatağın içine attığımda rahat bir nefes verdim. Acaba bana zarar veririmiydi? Ama eğer verecek olsaydı şuana kadar ölmüş olurdum. Umarım şu iş erken biterdi.
....
Üzerimdeki eteği bir kaz daha kimseye göstermemeye çalışarak düzelttim. Sabah Sinem sayesinde uyanmış ve kahvaltıya çağırılmıştım. Sinem bana giyecek kıyafet vermişti. Ama eteğin boyu çok kısaydı. Siyah etek dizlerimin tam üç karış üzerindeydi. Artı bir yırtmaçı vardı. Üzerimde ise koyu gir tonlarında bir gömlek vardı. Altıma siyah botlar giymiştim. Şimdi ise Aktuğ yatırımcılarından birisi ile konuşurken ona eşlik ediyordum.
“Aşkım şu evraklara birde sen bak istersen” Ayağa kalktım ve masasına doğru ilerledim. Eteğimin katlandığını hissediyordum. Yanına gelince gösterdiği evrağı elime aldım. Geldiğimden beri ne yapsa banada soruyor fikrimi alıyordu. Bu diğer insanları şaşırtıyordu. Yatırımcı olan Hamdi bey konuştu. “Yalnız Danlacım etek sana çok yakışmış” Bunu derken beni süzmeside cabasıydı.
Bakışlarım bir an Aktuğ’a döndü. Gözlerindeki ateş tüm şirketi yakacak kadardı. Ben tam konuşacakken Aktuğ konuştu. “Hamdi bey Civan bey sizi soruyordu. Bir yanına uğrayın isterseniz” Hamdi Beyin gözleri parladı. Ve heyecanla yerinden kalktı. Görüşürüz bile demeden odadan çıkarken onu izliyordum. Aktuğ’un sandalyesini çevirdiğini hissettim. Hamdi bey odadan çıkınca bir anda beni kolumdan tutarak kendine çekti ve kucağına oturttu.
Ben şokla konuşamazken bile o beni kendisine daha da çekti. Eli bacağımı buldu. “Bu eteği giyip hangi akılla şirkete geliyorsun acaba” Kaşlarımı çattım. “Sanane Kerem. Ayrıca bıraksana beni” Kucağından kalkmak için hareketlendiğimde beni kendisine daha da yasladı. Eli bacağımda yırtmacın olduğu tarafa kaydı. “Sen böyle bir etek ile benim şirketime geliyorsun sevgilim. Sana yan gözle bakacak her adamın canını alırım” Aklıma gelenle ondan uzaklaşmak istesem bile beni daha sıkı tuttu.
“Naptırdın lan adama?” Güldü. “Henüz bir şey olmadı ama bu olmayacağı anlamına gelmez” “Kerem burası senin elini kolunu sallayarak insan öldürebileceğin bir yer değil. Kendine gel” Güldü. Sanki dediklerimi duymuyor gibiydi. “Kimseyi öldürmüyorum güzelim” Elini yırtmacın sonuna kadar götürdü. Sanki bacağımı okşuyordu. Bu yakınlık bu pozisyon bana hiçte iyi şeyler hissettirmiyordu. Elimi boynuna doğru uzattım ve boynunu kavrayarak yüzünü yüzüme yaklaştırdım.
Onun bakışları hemen dudağıma kaysada ben konuşmaya başladım. “Sana benim hayatıma müdahale edemezsin demiştim. Kendine gel. “ Beni başıyla onayladı. Sanki bana odaklanmamıştı. “Aşkım eğer biraz daha kucağımda durursan kendimi tutamayacağım” Ellerini belimden çektiğini fark edince hızlıca kucağından kalktım. “Yürüyen libido” “Beni böyle yapan sensin Aşkım” Masanın etrafından dolanarak koltuğa doğru ilerledim. “Aşkım deme bana” “Canım sevgilim benim” Ona boş gözlerle baktım.
Koltuğun üzerindeki çantamı aldım. “Nereye gidiyorsun?” “Lavaboya gelmek istersen gel Kerem” Odanın kapısı çalınarak açıldı. İçeriye kadın çalışanlardan birisi girdi. “Aktuğ bey şu dosyaya bakmanız lazım” O Aktuğ’un yanına ilerlerken bende çıkmak için adım atmıştım ki sesini duydum. “Beni öpmeden mi gideceksin sevgilim?” Sinirle gözlerimi kapattım. Arkamı dönerek masasına doğru ilerledim.
Sandalyesinin yanına gelince sandalyesini bana çevirdi. Çalışan kadın masanın başında dosyaları çıkarıyordu. Yanağına doğru eğildim. Yüzümü avuçları arasına aldı. Ve dudaklarını dudağımın kenarına bastırdı. Kadının görmeyeceği şekilde kolunu sıktım. Ondan uzaklaşınca odadan çıkmak için adımladım. Kapının önüne gelince hızlıca kapıyı açtım ve odadan çıkarak kapıyı kapadım. Odaya ulaşan birkaç basamağı indim ve koridora çıktım.
Uzun koridorda bir süre yürüdükten sonra sağa saptım ve kadınlar tuvaletine doğru ilerledim. Tuvaletin önüne gelince kapısını açarak içeriye girdim. Çantamı askılığa asmak için ilerledim. O sırada kapının açılma sesini duydum. Kim geldi diye bakmak için arkamı döneceğim sırada ağzımda hissettiğim gazlı bezle bilincim yavaş yavaş kapandı....
....
Gözlerime hücum eden ışığı kimse engellemiyordu. Birbirine yapışmış kirpiklerimi zorla ayırarak gözlerimi açtım. İlk birkaç saniye boş boş etrafa baksamda sonra başıma gelenleri hatırladım. Ben kaçırılmıştım. Ellerim, kollarım bağlı ağzım ise bantlı bir şekilde oturuyordum. Bir arabanın içindeydim. Bir minibüsün. Arabanı kapısı açıldı. Ve içeriye iki kişi girdi. İkiside iri yarı adamlardı.
Ben onlara anlamazca bakarken konuşmadan görüş alanıma bir telefon uzattılar. Bana bir video izleteceklerdi. Telefonu tutan kişi videonun başlatma tuşuna basarak telefonu iyice yüzüme yaklaştırdı. Bir ses duyuldu. Karanlık ekranda sonradan beliren tek görsel üzerine loş ışık vuran bir masaydı. “Yanında durduğun adamın kim olduğunu bilmiyorsun. Bu hikayenin en masumu sensin ama hiç kimse kötü bir hikayede masumu umursamaz. “ Sesi sanki üzerinde oynanmış gibiydi. Çok fazla metalik geliyordu.
“Bir seri katille aynı çatı altında yaşıyorsun. Hatta o kişi ile sevgilisin. Eminimki onun ile sevgili olacağın zaman sana katil olduğunu söylememiştir. Bu işlerle olduğunu kötü birisi olduğunu. Tehlikenin göbeğinde olduğunu filan. “
Telefondaki ekran değişti ve önüme bir resim geldi. Ormanda gördüğümüz ceset. Bu fotoğraf gece çekilmişti. Ama ne zaman? Biz gittikten sonra mı biz gelmeden önce mi?
“Bu cesede ne kadar emek harcandığını görüyorsun değilmi? Boğazına ince ince işlenmiş kesikler. Ah çığlıkları hala kulağımda. Evet onu ben öldürdüm. Neden diye sorma çünki bende bilmiyorum” Gür bir kahkaha attı. “Ama doğru sen konuşamazsın çünki ağzın kapalı” Bir süre sadece güldü. Sonra konuşmaya devam etti.
“Şu hiçbirşeyi bilmeyişin. Etrafında dönenlerin farkında olmayışın. Masum hallerin. Belkide bizimki sana o yüzden deli gibi aşık” Yerimde hareketlendim.
“Sen zaten bilmiyorsun madem o zaman seninkinin sana anlatmadığı detayı ben anlatayım. Haberlerde filan görmüşsündür bir seri katil var Cambaz. İşte o seninki”
Kulaklarım uğulduyordu. Gözümün önüne bir sahne düştü. Tuğkanlarda oturuyoruz haberlerde üçüncü sayfada bir olay bülteni sarsıyor. Cambaz isimli bir seri katil. Öldürme biçimi ile insanları etkiliyor. Tehlikeli olduğundan dolayı çok fazla dışarıya çıkmamamız gerektiğini yoksa yeni kurbanın biz olabileceğimizi söylüyorlar. O an söylediğim söz aklıma geldi.
“Acısız öldürüyorsa ben buradayım”
Cambaz aslında Kerem Aktuğ Yücesoydu. Seri katildi. Aranan suçlulardandı. Bu kadarını beklemiyordum. Şimdi ben Cambaz’la aynı evde mi yaşıyordum?
Evettt bir bölümün daha sonuna geldikkj
Hersey yavas yavaş ortaya çıkmaya başlayacak sadede az sabır. En güzeliyle size mükemmel bölümler yazıp unutamayacaginiz bir kitap yazacağımmmm
Bu bölümün alıntısı
"Efendim" sesimin titrememesine dikkat ederek konuştum. "Efendin değil kölenim yavrum" "
Evettt alintimizda geldiğine göre ben kacarrr
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤
