13. bölüm · Tek Öpücük

Dördüncüye Bırakmam

Ebru Ermeç

Dudaklarının sıcaklığı hala dudaklarımdayken elimi koluna uzatarak onu itmeye çalıştım. Evet çalıştım çünki bu hareketimle beni kendine daha da bastırdı. Onu kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum ama o bir yandan beni hala öperken diğer yandan beni kendine çekerek hareketlerimi kısıtlamaya çalışıyordu. Ne kadar o beni öpsede nefes nefese kalmıştım. Bir süre sonra benden ayrılmıştı. Tam konuşmak için ağzımı açarken dudakları tekrar dudaklarımı buldu. Bu sefer dilide devreye girmişti.

Dili ağzımın içinde yer edinirken zevkle mırıldanıyordu. Ellerimi tuttuğu için benden uzaklaşsın diye dudağını ısırdım. Acıyla inlerken hala dudaklarını dudaklarımdan ayırmamıştı. Bu adam cidden ayı gibiydi. Aksine dudakları dudağıma daha da sarıldı.

Ne kadar ellerimi ellerinden kurtarmaya çalışsam da olmuyordu. Aslında şimdiye kadar kasıklarına bir tekme savurup çıkabilirdim ama vücudunu vücuduma o kadar bastırmıştı ki her zerresini üzerimde hissedebiliyordum. Dudaklarını dudaklarımdan ayırınca bu sefer eli ağzımı buldu. “Sana dördüncüye bırakmayacağımı söylemiştim” Tek eli ile iki elimi tutarak kapıya yaslamıştı. Diğer eli ise ağzımı kaplamıştı. Vücudunun tamamının bana yaslı olduğunu da düşünürsek bulunduğumuz pozisyon fazla yakındı. Bir patron ve çalışanın olamayacağı bir pozisyon.

Elini yavaş yavaş dudaklarımın üzerinden çekti. Hızlıca konuşmaya başladım,sızlayan dudaklarıma inat. “Sen ne yaptığını zannediyorsun. Aktuğ asıl senin bu yaptığına taciz derler” Yalandı. Ona karşılık vermemek için ne kadar direndiğimi bilemezdi.

“Sende bugün bu kadar güzel olmayacaktın. Hep sen mi beni öpeceksin bu seferde ben öpeyim dedim.” Ellerimi ellerinden kurtardım. Gerçi o izin vermese bunu yapamazdım. “Sen ne yaptığının farkında değilsin. Benim seni öpmem kazaraydı.”

Güldü. Gamzelerini gösterecek kadar. “Kızım sen bana ne anlatıyorsun. Seninle tanıştığım ilk gece beni öpen sendin. Sonrasında otel odasında beni kendi isteğiyle öpende sendin. Daha uçaktaki olayı saymıyorum bile. Şimdi ben seni öpünce tacizcimi oldum?” “Ben seni öpdüğümde sen karşılık veriyordun. Ben senin gibi yapıp seni zorla öpmedim. Hem ayrıca sen beni neden öptün ki?”

Yüzünü yüzüme daha da yaklaştırdı. Dudakları tekrar dudaklarımın yanıbaşında durduğunda konuştu. “Belkide dudaklarımın canı senin dudaklarının tadını çekmiştir” Dudaklarını dudaklarıma sürterek benden uzaklaştı. Eli kapı kolunu buldu ve kapıyı açarak dışarıya çıktı. Kapıyı arkasından kapattım ve üst üste kilitledim.

Dizlerimde kalmayan dermanla sırtımı kapıya yaslayarak yere oturdum. Bu adam dizlerimi titretecek kadar beni etkiliyordu. Bir daha asla onun yanına yaklaşmamalıydım. Birkaç dakika yerde oturdum ayağa kalkacak gücü kendimde bulunca ayağa kalkarak lavabonun önüne doğru ilerledim.

Aynadaki aksime baktığımda dudaklarımın kızardığını gördüm. Kırmızı ruj etkisi yaratmıştı piç. Bu adamdan hemen uzaklaşmam lazımdı. Gerçekten tehlikeli bir adamdı. Kapıya doğru ilerledim ve kilidi açarak lavabodan çıktım. Koridoru yürüyerek kapının oraya geldim. Kapısı kapalı olan oturma odasının önüne gelince kapıyı açarak içeriye girdim. Beni gören Hakan abi yanına iki kere vurdu.

Hızlı adımlarla yanına doğru ilerledim ve oturdum. “Ee anlat bakalım benim kız. Okul nasıl gidiyor?” Aynur ablanın uzattığı çayı aldım ve konuşmaya başladım. “Ne yapayım abi. Okul ev dersler öyle dolaşıp duruyorum. Sen kendinden bahset asıl. Ne yapıyorsunuz Aynur ablamla?” “Valla bizde de aynı yoğunluk. Birbirimize bile vakit ayıramaz olduk. Arayı uzatmadan tekrar buluşalım ama” “Artık bundan sonra siz bize gelin. Hatta bir gün ayarlayalım Tuğkanlarda buluşalım”

Çayımdan bir yudum aldım. Ama dudaklarım yandığından bu inlememe sebep oldu. Piç kurusu nasıl öpmüşse dudaklarım yanıyordu. “Ne oldu kızım? O kadar hızlı içme şu çayı” “Evet ya bi an hızlı içince dudaklarım yandı” O sırada Aktuğ piç piç gülümsüyordu Suçunu biliyordu.

Çayı tekrar dudaklarıma götürdüm ve bu sefer yavaşça içtim. Dudaklarım hala yansada bu sefer tepki veremezdim çünki sorgularlardı. Ne diyecektim Aktuğ beni tuvalet köşesine çekti. Deli gibi öptü o yüzden dudaklarım yanıyor mu?

Bu gece umarım erkenden biterdi...

....

Sonunda arabama binince rahat bir nefes verdim. Çaylar içildikten sonra kahveleride içmiş ve evlere dağılmak için arabalara binmiştik. O olaydan sonra en azından bir süre yaşanılanları unutmuştum. Arabayı çalıştırarak çıkış kapısına doğru sürdüm. Korumalar kapıyı açınca hızlıca evden çıkış yaptım. Ancak kendimle baş başa kalınca yaşanılanlar aklıma gelmişti.

Yarın işe gitmem lazımdı. Sabah dokuz buçuk gibi şirkette olmam lazımdı. Saat iki olmadan şirketten çıkmam gerekiyordu. Sonrası ise derslerimle doluydu.

Uzun yol sıkıcı geleceğinden elimi kabanımın cebine atarak telefonumu çıkardım. Telefonu hemen arabaya bağladım. Ve o şarkıyı açtım. Giriş sesinden sonra içeriyi sesin dolduracağını bilerek son sese kadar açtım.

“Neyleyim üç günlük ömrümü”

“Bu gönül sensiz hiç güldümü?”

“Sevgilim önüme ölünü”

“Sunsan ben içerim kendimden geçerim."

"Senin için senden vazgeçerim”

“Sunsan ben içerim kendimden geçerim."

" Senin için benden vazgeçerim”

Nakarata bende şarkıcıyla eşlik ettim.

“Ben yağmuru gözlerinde bülbülü dillerinde"

“Günahı bedeninde tanıyıpta sevmişim”

“Dönmüyor yedi cihan esirin oluş zaman”

“İçip öyle sevmişim,seni öyle sevmişim”

Ben nakaratı söylerken gözüm yolda yanımda ki arabaya çarptı. Aktuğ arabanın içinde bana gülümseyerek bakıyordu. Müziğin sesini kıstım ve kapattım. İçimdeki müzik dinleme isteğini söndürmüştü. Eve daha hızlı ulaşmak için daha hızlı sürdüm. Fena derecede uykum gelmişti...

.....

“Danla o yataktan ne zaman kalkacaksın? Hadi akşama hazırlanman lazım” Oflayarak yorganı üzerime daha da çektim. Yorganı üzerimden atarak konuştu. “Kahvaltı hazır. Menemen bitmeden yetiş” Kapının kapanma sesini duydum. Sabah kalktığımda telefonuma bugün tatil olduğuna dair mesaj gelmişti.

Bugün yılbaşıydı. Yeni yıl. Aktuğ beyin adı altında bu gece için bir davet gerçekleşecekti. Tüm şirket çalışanlarının katılması zorunluydu. Haliyle bende gidecektim. Bu seneye çocuklarla girememek çok kötü olacaktı. Ama onlarda kendi şirketlerinde davete gideceklerdi.

Ne kadar staj bitsede davete katılım sağlayacaklardı. Zaten bu yılbaşında bizde ne yapacağımızı bilmediğimizden bu davet işleri bizim açımızdan iyi olmuştu. Sabah kızlara mesaj atmıştım,onlarda bana gelmişti. Anahtarım onlarda olduğu için kapının çaldığını duymamıştım. Yataktan kalkarak odadan çıktım ve lavaboya doğru ilerledim. Lavabonun önüne gelince kapıyı açarak içeriye girdim.

Kızlarda hazırlanmak için bana gelmişti. Lavabodaki işim bitince mutfağa doğru ilerledim. Uzun koridorda sağa dönünce direkt mutfak vardı. Hızlıca mutfağa giriş yaptım. Masada kahvaltı ediyorlardı. Onlara boş gözlerle bakarak hemen masaya kuruldum ve bir ekmek parçası kopararak menemene çöreklendim. Beyza saçlarıma iğrenerek baktı. Gece yatmadan önce saçma bir topuz yapmıştım. Ama kimin umrundaydı.

“Bir duşa girmen lazım. Saçlarının ahı gitmiş vahı kalmış” Onu takmadan menemeni yemeye devam ettim. Elim çay bardağına uzandığında dün olanlar aklıma geldi. Çayı içmeden önce söylediklerim ikisininde çayını püskürtmesine sebep oldu. “Aktuğ dün gece beni öptü”

“Ne!?” Omuz silkerek bir ekmek daha aldım ve menemene bandırdım. “Nasıl yani kızım şunu adam akılla anlatsana” “Dün Hakan abilerdeydim ne hikmetse kendiside oradaydı. Hakan abinin bir tanıdıkmış. Yemeği yedikten sonra lavaboya gittim. O sırada beni öptü işte. “

“Neden seni öptü” “Bunu ona sorduğumda “Belkide dudaklarımın canı senin dudaklarını çekmiştir” dedi” “Bu adamın sana aşık olmadığına eminmiyiz?” “Saçmala Gizem adam benim patronum artı aramızda dokuz yaş var” Umursamazca bana baktı. “Ee ben bunda sevgili olmanıza ya da onun sana aşık olmasına dair bir engel göremiyorum” “Aptal değilim bana aşık olsa anlardım. Ayrıca adam beni daha bir aydır tanıyor” “Sen bu adamın seni daha önceden tanımadığını nereden biliyorsun?”

İşte şimdi delinin aklına taş düşmüştü. Belkide beni daha önceden tanıyordu ve bana aşıktı. Bilemezdim. Masadan kalktım ve ellerimi sirkeledim. “Ben duşa gireceğim” “Gir tabi ama çabuk çık. Malum saat dörde kadar yattığın için” Evet dün gece uyuyamamıştım. “Merak etme zaten şofbenim saatlerce duş alacağım kadar güçlü değil” Onlar bu dediğime gülerken ben mutfaktan çıktım ve odama doğru ilerledim. Odanın önüne gelince kapıyı açarak içeriye girdim.

Banyoya doğru ilerleyince aklıma gelenle durdum. Ben neden lavaboya diye odamdakine değilde misafir lavabosuna girmiştim? Gerçekten aptallaşmıştım. Banyoya girerek suyu ayarladım. Banyodan çıkınca elbise dolabıma doğru ilerledim. Dolabın önüne gelince en başta duran elbiseyi çıkardım. Bu elbiseyi bir ay önce yılbaşına giyerim diye almıştım. Elbiseyi yatağa koyarak tuvalet aynama doğru ilerledim. Cam çekmecesini çıkardım ve içinden bana gerekli olan makyaj eşyalarını çıkardım.

Suyun dolma sesini duyunca üzerimdekileri çıkararak banyoya doğru ilerledim. Küvete girince rahat bir nefes verdim. Evet şofbeni bozuk bir evde küvet vardı. Aklıma gelenlerle yine ve yine parmaklarım dudaklarımı buldu. O anı her zerremde hissetmiştim. Ona alışmamam lazımdı. Dudaklarının sıcaklığını bilmemem lazımdı. Fakat dudaklarının sıcaklığı tıpkı en sevdiğim şarkı gibi ezberimdeydi.

Bir an gözlerimi kapattım. Ve o ana döndüm. O an ona karşılık verebilirdim. Hemde zevkle. Ama o işin sonunun iyi bitmeyeceğini biliyordum. Sadece zevklerim için onu kullanamazdım. Fakat inkar edemezdim ki aramızda güçlü bir çekim vardı.

Duşum bitince bornozuma sarılarak banyodan çıktım. Kızlar odamdaydı. Gizem konuştu. “Şimdi bu sıçanı prensese dönüş