Sen Papatya Seversin kitap kapağı

34. bölüm / 36

34.Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 34.Bölüm

O gün işten biraz erken ayrılıp mezarlığa kadar tek başıma yürüdüm.
Annem bunu duysa asla izin vermezdi ama onun ve kimsenin haberi olmadan gittim.
Ancak tüm dertlerimi içimde büyüyen bu kocaman sıkıntıyı babamla paylaşırsam düzelecektim.
Oturdum babamın mezarının yanına içimde tuttuğum her şeyi anlattım.
Onu ne kadar çok özlediğimi, bizden ne kadar erken gittiğini tüm her şeyi ağlayarak anlattım.
Öyle özlemiştim ki babamı içimde ona karşı bir boşluk vardı hiçbir zaman dolmayan…
Sonra Leyla’mla dertleştim.
Ablasının nasıl bir fedakarlık yaptığını o da bilsin istedim.
Onu da çok özlemiştim.
Tekrar ona sarılabilmek ne büyük nimetmiş de ben bunu hiçbir zaman fark etmemişim…
Daha sonra halamla da dertleştim.
Halama onu hiç görmediğimi nasıl biri olduğunu bilmediğimi ama görmesem de bilmesem de anlatılanlardan ne kadar mükemmel birisi olduğunu bildiğimi anlattım.
Başıma gelenleri halamla da paylaştım.
Onun bıraktığı mektubu babam öldükten sonra bulmuştum. Okurken çok etkilendim. Halama mektubu okuduğumdan, belki kızın olur adı Fatma olur da o çok mutlu olur kısmından bahsettim. “Ben Fırat’a kavuşamadım ama belki Fatma Fırat’ını bulur.” diye yazmıştı halam.
Mektubu okurken gözümün önüne Mustafa gelmişti.
Benim Fırat’ım Mustafa’ydı hep böyle düşünmüştüm.
Halama hiç mutlu olamadığımı anlattım…
Fırat’ımı bulduğumu ama onun gibi benimde kavuşamayacağımı hiçbir zaman mutlu olamayacağımı anlattım.
O kadar uzun süre kalmıştım ki mezarlıkta dertleşmek o kadar iyi gelmişti ki…
Saatin çok geç olduğunu havanın epey bir kararmasından anladım.
Yerimden kalkıp hızla evin yolunu tuttum.
Eve doğru yürüyordum ki Mustafa’yı gördüm.
Tahminimce Mustafa da işten yeni çıkmıştı.
Bu saate kadar çalışmıştı demekki.
Onu görünce daha çok üzüldüm.
O kadar kötü bir durumdaydı ki sanki 17 yaşında değilde 30 yaşında gibiydi…
Tıpkı benim gibi onu da yaşı değil yaşadıkları mahvetmişti…
Yanıma doğru geldi ve canımı acıtırcasına şu sözleri söyledi;
“Emin misin Fatma, sabahtan beri düşünüyorum ama hayır sırf yoksuluz diye Cafer ağayla evlenmek istemiş olamazsın. Tamam benimle evlenme, tamam yine dost kalalım ama yapma gidip gerçekten Cafer ağayla nasıl evleneceksin? Sakın bana yok seviyorum yok şöyle böyle deme inanmam Fatma. Seni çok iyi tanıyorum ben. Ne oldu hadi anlat bana her zaman olduğu gibi çözümünü yine beraber bulalım olmaz mı?”
Gözyaşlarım durmuyordu ve onlar durmadıkça Mustafa’ya kendimi inandırmam çok zor olacaktı.
Başımı yerden kaldırıp;
“Düşünecek de açıklayacak da bir şey yok Mustafa. Neyi anlamıyorsun seni sadece bir dost bir arkadaş olarak görüyorum. Hayatımı da daha güzel geçirmek istiyorum hem bahsedildiği kadar kötü birisi değil Cafer ağa hem olsa bile seni ilgilendirmez, sen inanmasan da ben seviyorum onu aslında çok iyi birisi. Dostum olarak uyarı yaptın sağol ama bu kadar Mustafa hayatıma müdahale edemezsin şimdi çekil önümden evime gideceğim.”
“Madem öyle verdiğin karardan mutlusun ne diye ağlıyorsun o zaman Fatma?”
İçimden neden ağladığımı söylesem asla dayanamazsın bu olanlara asla müsaade etmezsin Mustafa diyordum.
“Ağlıyorum çünkü senin yüzünden, seninle tartışmak istemiyorum sen sevdiğim bir arkadaşımsın birde şu olanlara bak, ben nasıl ağlamayayım sen benim kararıma saygı bile duymuyorsun nasıl arkadaşız biz sanırım artık arkadaş olarak da kalmamalıyız.”
“Kararına saygı duymamak değil Fatma sadece bu işin altında başka bir şey var gibi seni tanıyorum sadece bunu söylemeye çalışıyorum sana, neden anlamıyorsun beni.”
“Demek ki tanıyamamışsın Mustafa ne diyeyim tanısaydın seni sadece arkadaş olarak gördüğümü bilir yaptığın o teklifi yapmaman gerektiğini bilmiş olurdun.”
Çok ağır konuşmuştum aslında Mustafa beni çok iyi tanımıştı normalde ona vereceğim cevabı da çok iyi biliyordu. Beni zaten en iyi tanıyan kişi Mustafa’ydı.
Ama yapamazdım ona gerçekleri ve onu ne kadar çok sevdiğimi anlatamazdım…
Sonra Mustafa tekrar konuştu;
“Seni çok iyi tanıdığımı sanıyordum bu yüzden bugün bu teklifi yaptım. Ne bileyim öyle güzel bakıyordun ki bana, sende beni seviyorsun sandım. Yanılmışım kusura bakma bir daha da yoluna çıkmam Fatma.”
“Eğer böyle bir nedenden dolayı yoluma çıkmayacaksak çıkma zaten Mustafa. Ne dememi bekliyorsun sana yalvarmamı mı? Bu kadar işte kabullen ben buyum en başından beri böyle bir insandım. Sen kafanda beni farklı bir konuma koymuş olabilirsin ama ben buyum kabullen artık. Böyle çocukça trip atmaktan da vazgeç.”
“Trip mi? Ben şuan sana trip mi atıyorum Fatma? Sen gerçekten beni anlamıyorsun ama tamam kabul. Ben ne dersem diyeyim sen kafanda her şeye karar vermişsin. Sana bu saatten sonra diyeceğim tek şey keşke…”
“Ne keşke Mustafa söyle yarım kalmasın cümlelerin.”
“Keşke hiç tanışmasaydık Fatma…”
Söylediği sözler kalbime bir ok gibi saplanmıştı.
Kalbimde kırılmadık yer kalmadı.
Henüz 17 yaşındayken kalbim o kadar çok kırılmıştı ki...
Olanlar beni bir hayli yıprattı.
Sürekli güçlü görünmek, sürekli bir başkası adına karar alıp sırf onlar üzülmesin diye yaşamak beni artık derinden yıpratıyordu…
Mustafa daha sonra hızla ayrıldı yanımdan ardından öylece bakakaldım.
O kadar haklıydı ki…
Herkes haklıydı tek bir haksız varsa o da bendim…
Ne desem boştu ama benden nefret etmesi şarttı. Yoksa benden asla vazgeçmez hayatına devam edemezdi.
Koşar adım eve geldim gözyaşlarımı silip içeriye öyle girdim.
Annem beni çok merak etmişti.
Neden geç kaldığım sorularını da cevapladıktan sonra Cafer ağanın en kısa zamanda gelip beni isteyeceğini artık işe gitmeyeceğim gibi detayları da anlattım.
Annem yine anlatıyordu bir şeyler ama benim ciddi olduğumun farkındaydı.
Kendimi daha fazla tutamıyordum dün geceden beri hiç uyumamıştım.
Gün boyu da ağlamıştım.
Gözlerim mahvolmuş durumdaydı.
Annem de Mustafa gibi madem kararlısın neden ağlıyorsun gibi sorular sormuştu ama onu da geçiştirmenin bir yolunu bulmuştum.
Herkesi bir şekilde geçiştiriyordum ama ya kalbim?
Çok fazla yalan söyler olmuştum ama hepsi sevdiğim insanlar içindi…
Yusuf’a baktım sonra.
Öyle masum uyuyordu ki.
Ona baktıkça verdiğim kararda ne kadar haklı olduğumu anlıyordum.
Tamam hepimiz çok acı çektik ama artık Yusuf acı çekmesin diye çabalayacaktım.
Her şeyi onun için yapacaktım.
Yusuf şuan hiç abla diyemese de Leyla tekrar geri gelmese de ben yine de ablaydım.
Yusuf’a yeterli bir abla olacak elimden geleni yapacaktım.
Ve günün birinde Yusuf kocaman adam olduğunda belki bu yaptığım fedakarlığı hayatı boyunca öğrenmeyecekti.
Ama olsun canı sağolsun. O tekrar konuşsun ve çok mutlu olsun diye elimden geleni yapacaktım.
Artık dayanacak gücüm kalmadığında kendimi uykunun kollarına bıraktım çok güzel rüyalar görerek sabaha kadar hiç uyanmadan uyudum…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

115okunma 26beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…