Bölümler 35Şu an: 16. Bölüm
- 1 1.Bölüm1.166 kelime
- 2 2.Bölüm922 kelime
- 3 3.Bölüm1.017 kelime
- 4 4.Bölüm1.014 kelime
- 5 5.Bölüm943 kelime
- 6 6.Bölüm967 kelime
- 7 7.Bölüm1.051 kelime
- 8 8. Bölüm823 kelime
- 9 9.Bölüm1.117 kelime
- 10 10.Bölüm1.212 kelime
- 11 11.Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.098 kelime
- 13 13.Bölüm1.141 kelime
- 14 14.Bölüm921 kelime
- 15 15.Bölüm1.579 kelime
- 16 16. Bölüm1.204 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm1.118 kelime
- 18 18. Bölüm1.202 kelime
- 19 19.Bölüm1.056 kelime
- 20 20. Bölüm904 kelime
- 21 21.Bölüm1.006 kelime
- 22 22.Bölüm1.156 kelime
- 23 23. Bölüm853 kelime
- 24 24.Bölüm939 kelime
- 25 25.Bölüm1.185 kelime
- 26 26.Bölüm1.146 kelime
- 27 27.Bölüm828 kelime
- 28 28.Bölüm1.109 kelime
- 29 29.Bölüm953 kelime
- 30 30.Bölüm914 kelime
- 31 31. Bölüm1.031 kelime
- 32 32.Bölüm1.135 kelime
- 33 33.Bölüm1.167 kelime
- 34 34.Bölüm960 kelime
- 35 35.Bölüm1.402 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annem ve babam eve vardıklarında babam korkuyla ve çekinerek çalmış kapıyı.
Kapıyı açan babaannem önce şaşırıp sonra sinirle anneme;
“Senin burada ne işin var be?”demiş.
“Anne, hele bir izin ver içeri girelim Ayşe’nin anlatacakları var.”
“Birde içeri mi alacağım ben bunu katiyen olmaz.Hem ne anlatacak nasıl seni bırakıp başka adamlara koştuğunu mu?”
“Anne öyle bir şey yokmuş bir dur Allah aşkına anlatacak kız.”
“Senin beynini yıkamış oğlum ama bizi asla kandıramaz. Şimdi hemen geldiğin yere dön Ayşe hanım. Başka kapıya hadi.”
Aralarındaki bu konuşmanın sesini duyan dedem de olaya dahil olmuş.
“Ne oluyor burada ne bu tantana.”
“Baba,anneme bir şey söyle bizi içeriye almıyor ki Ayşe bi anlatsın kendini.”
“Ooo Ayşe hanım senin ne işin var burada.”
Annem konuşmaya yeltenince babam susturmuş.
“Baba, böyle kapıda ayak üstü anlatılacak şeyler değil. Bari sen yapma bir izin verin girelim de oturup anlatalım her şeyi.”
Babamın zar zor çabasıyla bir şekilde eve girmişler.
Annem,babama anlattığı her şeyi bir bir dedeme ve babaanneme de anlatmış.
Cümlesini bitirir bitirmez babaannem yerinden doğrulup;
“Bu saçmalıklara inanacağımızı düşünmüyorsan değil mi. Sen bu anlattıklarınla ancak benim saf oğlumu ikna edersin biz yemeyiz böyle oyunları. Gittin evlendin sonra artık her ne olduysa pişman oldun, ne de olsa Musa affeder diye döndün geldin ama çok beklersin. Neriman’ı severdim Allah rahmet eylesin ama onu kullanarak böyle yalanlar atman çok ayıp şimdi defol evimden ve oğlumdan da bizden de uzak dur.”
Annem afallamış birden babaannemin söylediklerini idrak etmeye çalışmış.
İçinden “Teyzemi kullanmak mı? Bu nasıl bir itham etme şeklidir.” diye geçirmiş annem tam konuşacakken babam önce davranmış;
“Anne senin ağzından çıkanları kulağın duyuyor mu? Neler söylüyorsun sen böyle. Ayşe’yi azcık tanısaydın böyle laflar etmezdin ona karşı. Tamam gitmesine bende sinirlenmiştim ama anlattıklarını duyunca ben kendimi haksız buldum. Sen ise nasıl böyle laflar söylersin ya. Madem Ayşe’yi kovuyorsun beni de yok say artık anne. Hadi Ayşe kalk gidelim buradan.”
“Ayşe seni iyi kafalamış belli ki,sen hiçbir yere gitmiyorsun gitmesi gereken tek kişi var o da bu yalanc-“
“Anneeee! Bak büyüğümsün kalbini kırmak istemiyorum ama doğru düzgün konuş. Ayşe senin gelinin olacak yakında sen bunları ona nasıl söyleyebilirsin.”
“Ben bu kızı değil gelin almak kapıma…”
Deyip durmuş babaannem,çünkü babam ve annem devamını bitirmesini bile beklemeden kapıdan çıkmışlar.
Dedem de onların peşinden çıkıp;
“Musa dur hele oğlum bir şey diyeceğim.”
“Sende annemin söylediklerini söyleyeceksen boşuna yorulma baba.”
“Ayşe sen bize biraz müsaade et bakalım biz baba oğul biraz konuşalım.”
Annem onları yalnız bırakıp uzaklaşmış oradan.O an dedemin iyi şeyler söyleyeceğini düşünen babam ise hayal kırıklığına uğramış.
“Bak oğlum, burası küçük yer sen bugün Ayşe’yle evleneceğim diye tutturursan başımız çok ağırır. Hem abini biliyorsun o neler der hiç düşünmüyor musun?Annen söylediklerinde az çok haklı. İnsanların gözünde Ayşe seni terk edip giden bir kız şimdi el alem demeyecek mi bu kız gitti başkasıyla evlendi onu bıraktı şimdi tekrar Musa’ya geldi. Sen başkasının artığını alacak biri misin?”
Dedem annem gittiğinde ilk başlarda babama daha iyi davranmış hatta olaya Ayşe tarafından bak bile demiş ama bu olayda çok farklı davranmış. Babaannem ve amcam dedemi hep kendi taraflarında tutup onu hep doldururmuşlar.
Duydukları karşısında hayal kırıklığına uğrayan babam;
“Senin de annemin de tek derdi abim. Necdet ne der Necdet ne hisseder tek derdiniz bu baba. Bir kez olsun Musa ne hisseder diye düşünmediniz. Şimdi de düşünseydiniz karşıma geçip sevdiğim kız hakkında böyle ileri geri konuşmazdınız. El alem ne dermiş el alem kendi ayıbına baksın önce. Sırf onlar bir şey diyecek diye ben Ayşe’yi asla yarı yolda bırakmam. Ayşe çok yakında benim nikahlı karım olacak gücü yeten varsa engel olsun da göreyim. O son dediğin şeye gelince birincisi Ayşe hiç kimseyle evlenmemiş kimsenin artığı da değil. Ben ona inandıktan sonra kimsenin inanıp inanmadığı umrumda bile değil. İkincisi Ayşe bu zorlu şartlar karşısında biriyle evlenseydi ve sonra tekrar gelseydi bana olanları aynı şekilde anlatsaydı ben onu yine her türlü kabul ederdim. Çünkü sevda anlamaktır, dinlemektir, onu kırmadan etmeden sevmektir. Sevda karşındakine yâr olmaktır yara olmak değil. Ayşe bunca derdin arasında ben ümidimi keseyim diye ondan nefret etmemi bile göze almış. Siz Ayşe’nin nelerle savaştığını neler karşısında dik durduğunu anlayamazsınız. Anlamanızı da beklemiyorum zaten yolumuza taş koymayın o bize yeter.”
Bunları söyleyip annemin yanına gitmiş. Annemi ağlarken bulunca “Kalk Ayşe’m kalk işte şimdi gerçekten bizim bizden başka kimseniz yok.” demiş.
Oldukları yerden ayrılıp tekrar o ağacın altına dönmüşler.Annem konuşmaya başlamış;
“Şimdi ne yapacağız Musa,bana inanmadılar.”
“Kimsenin sana inanmasına ihtiyacımız yok biz birbirimize inandık bir yola çıktık o bunu demiş bu bunu demiş hiç kimseyle ilgilenmeyeceğiz. Bundan sonraki tek derdimiz sadece kendi yuvamızı kurmak olacak.”
“Öyle mi diyorsun Musa, iyi de kalacak evi nereden bulacağız böyle sokakta ne kadar yaşarız.”
“Benim biraz birikmişim var Ayşe, siz gittiğinizden beri eviniz hâlâ boş kimseye kiraya vermediler. Diyorum ki orayı tutsak hem içerisinde sizin eşyalar da vardır. Siz gittiğinizden beri öylece duruyor. Senin için de uygunsa orda bir müddet idare etsek olmaz mı? Ama tabii istemezsen anlarım.”
“Niye istemeyeyim Musa,orası benim büyüdüğüm ev. Çocukluğum orada geçti şimdi orada tekrardan yuvamı kurmak bu muhteşem bir şey.”
“O zaman yarın hemen tutalım orayı bir de düğün işi var tabii.”
“Nişanı,düğünü şunları geçelim Musa hem neyle yapacağız paramız mı var? Evi tutalım o biriktirdiğin parayla yarın nikah günü de alırız nikahımızı kıyar evimizde yaşarız. Benim tek derdim seninle mutlu bir hayat sürmek inan başka hiçbir şeyde gözüm yok.”
Bu konuşmanın üstüne orada öylece sabah etmişler az biraz uyku ile sabah olur olmaz işe koyulmuşlar. Babam evi tutar tutmaz annem temizlemeye başlamış. İki aylık kirayı peşin vermişler.
Babam kalan parayla ise şehre nikah günü almaya gitmiş, nikah günü aldıktan sonra eve bir kaç parça yiyecek bir de anneme hediye alıp dönüş yolunu tutmuş.
Döndüğünde ise karşılaştığı manzara hiç hoşuna gitmemiş.
Amcam evimizin önünde durup çok sesli bir şekilde bağırıyormuş.
Evimiz. Evet burası hâlâ bizim evimiz çünkü annem hatıraları yaşatmayı seven mükemmel bir insan. Bu eve geçici olarak taşınmalarında rağmen annem burada yaşamayı çok sevdiğinden bir daha hiç çıkmamışlar.
Neyse amcam öyle şiddetli “Musa” diye bağırıyormuş ki. Annem korkudan açamamış kapıyı.
Babam ise gelir gelmez amcamın ardından seslenmiş;
“Ne bağırıyorsun abi,hayrola ne istiyorsun.”
Bir iki demeden amcam öyle şiddetli bir tokat atmış ki babama, babam olduğu yerde sendelemiş.
Babama fırsat vermeden bir tokat daha atmış. Bir yandan vurup bir yandan da söyleniyormuş.
“Bizim ailemize ha böyle bir kızı gelin getireceksin öyle mi? Buna izin verir miyim sanıyorsun ben.”
Babam kendini geriye atıp cevap vermiş;
“Senden veya bir başkasından izin istediğimi hatırlamıyorum abi. Hem böyle bir kız derken Ayşe hakkında doğru düzgün konuş yoksa hiç iyi olmaz.”
“Ne yaparsın Musa, yahu sen bana ne yapabilirsin? Doğru konuşmuyorum işte ne olduğu belirsiz bir kız bu, bizim aileye yakışır mı böylesi?”
Bu laflar üzerine bir babam bir amcam derken yerde birbirlerine dalaşmışlar.
Annem ise kapıya sırtını yaslayıp korkudan ne yapacağını şaşırmış halde bekliyormuş.
Dedem ve babannem hızla babamları ayırmak için çabalamışlar neredeyse herkes babam ve amcamın başına toplanmış.
Amcam herkesin içinde acımasızca;
“Herkes duysun bu Ayşe her ne olduysa benim saf kardeşime geri dönmüş. Benim kardeşim de vicdan yaptığı için kabul etmiş ama bizim buna katiyen rızamız yoktur.”
Babam herkesin içinde böyle bir konuşmayı yaptığı için amcama iyice sinirlenmiş iki kardeş birbirine girmişler.
Babam da eski konuları açınca iş iyice çığrından çıkmış. Bir babamdan bir amcamdan derken en sonunda amcam cebindeki bıçağı çekmiş dedem, babannem oradaki insanlar araya girip ayırmaya çalışsa da o gün maalesef ki bıçak birine saplanmış…
Bölüm etkileşimi
