14. bölüm / 35
Sen Papatya Seversin14.Bölüm
Bölümler 35Şu an: 14.Bölüm
- 1 1.Bölüm1.166 kelime
- 2 2.Bölüm922 kelime
- 3 3.Bölüm1.017 kelime
- 4 4.Bölüm1.014 kelime
- 5 5.Bölüm943 kelime
- 6 6.Bölüm967 kelime
- 7 7.Bölüm1.051 kelime
- 8 8. Bölüm823 kelime
- 9 9.Bölüm1.117 kelime
- 10 10.Bölüm1.212 kelime
- 11 11.Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.098 kelime
- 13 13.Bölüm1.141 kelime
- 14 14.Bölüm921 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15.Bölüm1.579 kelime
- 16 16. Bölüm1.204 kelime
- 17 17. Bölüm1.118 kelime
- 18 18. Bölüm1.202 kelime
- 19 19.Bölüm1.056 kelime
- 20 20. Bölüm904 kelime
- 21 21.Bölüm1.006 kelime
- 22 22.Bölüm1.156 kelime
- 23 23. Bölüm853 kelime
- 24 24.Bölüm939 kelime
- 25 25.Bölüm1.185 kelime
- 26 26.Bölüm1.146 kelime
- 27 27.Bölüm828 kelime
- 28 28.Bölüm1.109 kelime
- 29 29.Bölüm953 kelime
- 30 30.Bölüm914 kelime
- 31 31. Bölüm1.031 kelime
- 32 32.Bölüm1.135 kelime
- 33 33.Bölüm1.167 kelime
- 34 34.Bölüm960 kelime
- 35 35.Bölüm1.402 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annemin ilk yaptığı bir iş bulmak olmuş.
Akşama kadar dolaşmış ve bir çorbacıda bulaşıkçı olarak işe başlamış. Patron ile anlaşmış, yatacak yeri olmadığını gidecek bir ailesi olmadığını her şeyi bildirmiş ve dükkanda kalıp orada yemek yiyeceği için bunların bedeli maaşından kesilecekmiş.
Bu şekilde çalışmaya başlamış ve kazandığı paraları biriktiriyormuş. Bu çorbacıda tam 3 ay çalışmış…Bazen o kadar yalnız hissediyormuş ki kendini dayanacak gücü kalmıyormuş ama sabır annem sürekli sabretmiş…
Hatta bir gün yere düşürdüğü tabak elini kesince saatlerce hüngür hüngür ağlamış. Ama aslında eli kesildiği için veya canı yandığı için değil kimsesiz olmasına çaresiz kalmasına ağlamış… Güçlü duruşu kendini tutuşu bir yerde patlaklık vermiş…
Biraz para biriktirdikten sonra ilk yaptığı teyzesinin mezarına gitmek olmuş. Onca ay çalışıp bir lirasına bile dokunmamış biriktirdiği paranın.
Çünkü annemin önceliği her daim sevdikleriymiş.Sırf teyzesinin mezarına gidebilmek için bile para biriktirmek zorunda kalmış. Birde tabii babamın yanına gitme konusuna henüz karar veremediğinden olur da karar verirsem cebimde iki kuruş olsun diye parasına dokunmuyormuş.
Nihayet mezarlığa gidebilmiş.
Ve mezarlığa gider gitmez bir çocuk gibi gözyaşları dökülmüş,içinde tuttuğu her şeyi teyzesi ile dertleşmeye başlamış;
“Teyzem,gönlü güzelim kalbi temizlim benim her şeyim. Keşke yanımda olsaydın nelerle başa çıktığımı görseydin.
Belki kızardın bana yine.
‘Yıpratma bu kadar kendini ah Ayşe’m’ derdin. Olsun sen olsaydın da sitem de etseydin kızsaydın da ama yine de sen olsaydın.
Sen yanımdayken yine bir şekilde devam edebiliyordum teyze sana belli etmesem de çok kez yorulduğum üzüldüğüm zamanlar oluyordu ama kendime hep şey diyordum olsun Ayşe teyzen var sırtını yasladığın biri var hele teyzen iyi olsun yine eskisi gibi düzenini oluşturursun.
Şimdi ne diyeyim kendime ben teyzem,nasıl teselli edeyim kendimi? Sen yoksun Musa yok. Senden sakladığım tek bir şey var teyzem yıllarca senden hiçbir şey saklamadım. Tek sakladığım şey ise hani sen demiştin ya ben eniştemi tanırım karşılıksız bir şey yapmaz o diye haklıydın teyze.
Benden senin tedavini üstlenmesi karşılığında burada başka biriyle evlenmemi teklif etti.
Ve ben kabul ettim.
Ama tam evlenecekken karşı taraf vazgeçti. Zaten verdiğim bu söz omuzlarıma çok büyük bir yüktü. Vazgeçmelerine öyle mutlu oldum ki.
Mecburdum teyze denemek zorundaydım en azından. Şimdi vicdanım rahat hiç değilse diyorum ki ben elimden geleni yaptım ama olmadı.Ya o zaman sana bir şey olsaydı o zaman ne yapacaktım? Ömür boyu acaba Musa’yı seçmeseydim de gitseydim teyzem iyileşir miydi diye aklımı yerdim. Böyle işte teyzem şimdi sende yoksun Musa da.
Onun yüzüne nasıl bakacağım ki hem belki evlenmiştir bile.Karşısına çıksam ne diyeceğim evlenmişse bunu hiç kaldıramam dayanamam ki. Ama sen olsaydın git derdin git yüzleş derdin bilirim seni.
Ben o kadar güçlü müyüm bilmiyorum teyze,sana ihtiyacım var hemde çok. Hem buradan gidersem senin yanına nasıl geleceğim köşeye sıkıştım kaldım.
Hani hayat devam ediyor diyorlar ya ediyor teyze gerçekten ediyor. Sabah da oluyor,akşam da oluyor, yemek de yeniyor,insanlar da konuşuyor. Ölenle ölünmüyor doğru ama insanın içindeki bazı şeyler sonsuza kadar ölüp gidiyor…
Seni de eniştemi de unutmadım teyzem. İkinizi de asla unutmadım sadece siz olmadan yaşamaya çalışıyorum hayata tutunmaya çalışıyorum…”
Annem neredeyse 4-5 saat kalmış orada.
Teyzesinin yanından gitmek hiç istemiyormuş. Sanki teyzesinin yanında olmak onu biraz da olsa güvende hissettiriyormuş.
Sonunda ayrılmış mezarlıktan yol boyu ağlamış.
Aklı bir taraftan babama gitmek,bir taraftan da burada kalmaya devam etmek arasında gidip geliyormuş.
Geçen bu sürelerin sonunda yine aynı iki insan varmış ama birinde artık aynı duygular yokmuş.
Ve o biri babammış…
Annem her gün biraz daha özlemiş babamı her gece içinden en çok babamla konuşmuş.
Ama babam için durum çok başkaymış.
Annem babamı özlediği için hüngür hüngür ağlarken babam her geçen gün terk edilmenin acısını daha fazla yaşamış. Annemin neden gittiğini anlamak yerine, ona karşı içinde büyük bir öfke biriktirmiş. Annem hâlâ onu bütün kalbiyle severken babam artık annemden nefret ediyormuş.
Belki de en acı tarafı bu olmuş onlar için. Biri çaresiz kaldığı için gitmiş,diğeri sevildiğini bilmeden, gitme nedenini bilmeden nefret etmeyi seçmiş.
Babam her geçen gün daha fazla nefretle dolmuş bir taraftan aile baskısı bir taraftan annemin onu terk edişi artık daha fazla ağır gelmeye başlamış.
Yine çok dertlendiği bir gece bu sefer elinde sazı ile yaslanmış bir ağaca ve başlamış türkü söylemeye;
Bir ay doğar ilk akşamdan geceden neydem neydem geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Uykusuz mu kaldın dünkü geceden neydem neydem geceden
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
Yüce dağ başından aşırdın beni neydem neydem yâr beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Madem soysuz göynün bende yoğudu neydem neydem yoğudu
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş perişânım ben
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
Aşağıdan gelir eli boş değil neydem neydem boş değil
Söylerim söylerim göynüm hoş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Bir güzeli bir çirkine vermişler neydem neydem vermişler
Baş yastığı gendisine eş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Baş yastığı gendisine eş değil
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
Ve türkü bittiğinde babamın ağzından şu sözler dökülmüş;
“Madem soysuz göynün bende yoğudu neydem neydem yoğudu niye doğru yoldan şaşırdın beni.”
Yerinden doğrulmuş tam ayağıya kalkıp bir kaç adım atmış ki arkasından bir ses adını söylemiş.
Sadece bir kelime “Musa”demiş,
arkasındaki kişi.
Bu ses babamın aylarca duymayı beklediği, geceleri sessizlikte hatırladığı o sesmiş.
Babamın adımları bir anda durmuş.
Gözlerini kapatmış.
Önce hayal olduğunu sanmış ama içinden “hayır duydum gerçekten duydum.”diye geçirmiş.
İçinde biriken bütün özlem, kırgınlık ve nefret hepsi tek bir nefeste göğsüne oturmuş.
Ama babam arkasını dönmemiş daha doğrusu dönememiş.
Çünkü kimin geldiğini en çok da babam biliyormuş.
Bölüm etkileşimi
