4. bölüm / 35
Sen Papatya Seversin4.Bölüm
Bölümler 35Şu an: 4.Bölüm
- 1 1.Bölüm1.166 kelime
- 2 2.Bölüm922 kelime
- 3 3.Bölüm1.017 kelime
- 4 4.Bölüm1.014 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.Bölüm943 kelime
- 6 6.Bölüm967 kelime
- 7 7.Bölüm1.051 kelime
- 8 8. Bölüm823 kelime
- 9 9.Bölüm1.117 kelime
- 10 10.Bölüm1.212 kelime
- 11 11.Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.098 kelime
- 13 13.Bölüm1.141 kelime
- 14 14.Bölüm921 kelime
- 15 15.Bölüm1.579 kelime
- 16 16. Bölüm1.204 kelime
- 17 17. Bölüm1.118 kelime
- 18 18. Bölüm1.202 kelime
- 19 19.Bölüm1.056 kelime
- 20 20. Bölüm904 kelime
- 21 21.Bölüm1.006 kelime
- 22 22.Bölüm1.156 kelime
- 23 23. Bölüm853 kelime
- 24 24.Bölüm939 kelime
- 25 25.Bölüm1.185 kelime
- 26 26.Bölüm1.146 kelime
- 27 27.Bölüm828 kelime
- 28 28.Bölüm1.109 kelime
- 29 29.Bölüm953 kelime
- 30 30.Bölüm914 kelime
- 31 31. Bölüm1.031 kelime
- 32 32.Bölüm1.135 kelime
- 33 33.Bölüm1.167 kelime
- 34 34.Bölüm960 kelime
- 35 35.Bölüm1.402 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Babam,12 saatlik yolculuğun sonuna geldiğinde herkesten sakladığı askerlik yapacağı o şehre gelmiş.Herkesten saklamış çünkü askerlik yapacağı yer Hakkâri Yüksekova Dağ ve Komando Tugayı’ymış. Aslında en çok annem için saklamış, zaten gideceğini duyduğunda yeterince üzülmüş birde gittiği yeri duyarsa perişan olur diye anneme bile söylememiş. Babam otobüsten iner inmez askeri birliğine teslim olmak için yola koyulmuş çünkü geldiği yere nazaran Hakkâri çok daha soğuk bir şehirmiş. Daha fazla dışarda duramayan babam en kısa sürede yerini bulmuş ve teslim olmuş.
1 yıllık ayrılık süreci işte o an başlamış. Babam,koğuşa geldiğinde yatağına oturup annemin gönderdiği paketi açmış.
Paketin içinde bir fotoğraf,bir mektup ve annemin babam için hazırladığı birkaç parça kıyafetten başka bir şey yokmuş.
Babam fotoğrafı ranzasının bir kenarına sıkıştırmış,her gün görebileceği bir kısıma koymuş. Çünkü o fotoğraf şu anlık Ayşe’sinden ona kalan tek yadigarmış.Birde mektup tabii açmış mektubu başlamış okumaya;
Musa’m bugün sensiz geçireceğim 1 yılın daha ilk zamanları buna nasıl dayanacağım sensizliğe nasıl katlanacağım bilmiyorum. Ben seni 2 hafta hiç görmediğimde bile evde olduğunu biliyordum. En azından oradaydın ama şimdi benden çok uzaklarda bilmiyorum seni şimdiden çok özledim.Sayılı gün çabuk geçer derler sahi geçermi sayılı gün bizim içinde Musa’m. Gittiğin yeri hepimizden sakladığın için sana mektup yazamayacağımı bildiğimden en azından bu mektubun yanında bulunmasını istedim. Nereye gittin şimdi nerde askerlik yapıyorsun ah Musa hiçbir şey bilmiyorum.
Ne zaman özlersen açıp okursun bu mektubu,birde fotoğraf koydum içine belki görmek istersin beni diye.Sen yaz ama bir ayda hatta iki ayda bir kere de yazsan razıyım ben. Senden bir kaç cümle duymak şu süreci hafifletecek en iyi şey olabilir. Seni çok seviyorum sevgi ve çok özlemle biricik Ayşe’n.
Babam mektubu da fotoğrafın yanına koyup bu hayatta annemi sevdiği için bir kez daha şükürler etmiş ve o an anlamış hayatındaki en doğru kararın annem olduğunun.
Ve babam için zorlu bir süreç başlamış.Askerlik sandığından da zor gidiyormuş, her ne kadar evde görmezden gelinen birisi olsa da en azından yuvası,yatağı hiç ilgi görmese de ailesinin yanındaymış.Dışarı çıkıp da Ayşe’sini gördüğü günleri şimdiden çok özlemiş.Sık sık annemin yazdığı mektubu okur fotoğrafına bakıp uzaklara dalarmış,sürekli düşünürmüş acaba Ayşe iyimi? Acaba ablama papatyalar götürüyormu?
Geçen süre içerisinde babam çok yakın bir dost edinmiş kendine artık can dostum diyecek birisini bulmuş sonunda.Yıllarca hiçkimseyle arkadaşlık kuramayan babam burda hayatının dostunu bulmuş.Davut abi,babama öyle güzel bir dost olmuş ki babamın başka hiçkimseye ihtiyacı olmamış. Davut abi, dert paylaştıkça azalır dermiş ve babam dertlendikçe onu dinler ona yoldaşlık yaparmış.Askerliğin ikinci ayına gelen babam anneme bir mektup yazmaya karar vermiş ve başlamış yazmaya,
Benim güzeller güzeli Ayşe’me;
Ayşe’m, seni öyle çok özledim ki burnumda tütüyorsun. Ayrılığımızın üzerinden tam 2 ay geçti ve geçmek bilmeyen tek şey sana olan özlemim oldu. Şimdi nasılsın ne yapıyorsun bilmiyorum ama umarım çok iyisindir.Ben iyim Ayşe’m beni hiç merak etme burda mükemmel bir dost buldum kendime Davut bana can yoldaşı oldu ,dertlerime derman oldu resmen. O olmasaydı belki toparlanamazdım.Ne zaman dertlensem ne zaman başım sıkışsa sanki Davut derdime hızır gibi yetişiyor bir görsen.Benim güzel sevdiğim gitti iki kaldı on ay sabredeceğiz Ayşe’m her şey düzelecek çok güzel zamanlarımız olacak döndüğümde seni isteyeceğim teyzenlerden ve biz çok mutlu olacağız,tüm engelleri aşacağız biz mutlu olmayı çok hak ediyoruz.
Artık sürekli bunları düşünüyorum iyi düşünüyorum ki iyi şeyler olsun.Seni çok seviyorum sarı saçlarından ve güzel gözlerinden öpüyorum sevgi ve hasretle…
Biricik sevdiğin Musa’n.
İzin gününde mektubu postaya vermek için dışarıya çıkmış babam.
Koğuşa döndüğünde en yakın arkadaşı Davut’u yatağında oturmuş elinde sazıyla türkü mırıldanırken bulmuş.
Babamın sesi çok güzel olduğundan hemde devresi ile anı biriktirmek istediğinden yanına oturup hadi sen çal, türküyü ben söyleyeyim demiş.
Davut abi çalmış babam söylemiş;
Sarı saçlarını deli gönlüme
Bağlamışım çözülmüyor Mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban
Yâr deyince kâlem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Âşk kağıda yazılmıyor Mihriban
Tabiplerde ilâc yoktur yârama
Âşk deyince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Âşk'a hudut çizilmiyor Mihriban
Babamın anneme sevda çektiği günden beri en sevdiği türkü hep bu olmuş ,askerden döndüğünde bir gün anneme de bu türküyü söylemek için şimdiden sabırsızlanmaya başlamış.
Ertesi gün saat beş sularında komutan koğuştan içeriye hızla girip,
“Operasyon için herkes 5 dakika sonra içtimada toplansın.”diye komut vermiş.
5 dakika sonra herkes içtimada toplanmış.
Ve komutan;
“Aranızdan 8 askeri seçeceğiz tim ile birlikte operasyon için yola koyulacaksınız, zorlu bir süreç bizi bekliyor artık düşmanlar sınıra çok yakın.”demiş.
8 asker seçilmiş,seçilenler arasında Davut abi ve babam da varmış.
Çok kısa süre içerisinde yola koyulmuşlar.
Operasyon tam 15 gün sürmüş 15 gün boyunca babam ve Davut abi birbirlerinin canını çok kez kurtarmış çok kez şimdi bir can borcun oldu, şimdi ödeştik diye aralarında şakalaşmışlar.
Ve artık gece iyice çökmüş.
Günlerdir, saatlerdir süren ilerleyişin ardından kısa bir mola daha vermişler.Babam ve Davut abi yan yana oturmuş, sırtlarını kayalıklara dayamışlar. Yorgunluktan konuşacak hâlleri bile kalmamış ama yine de birbirlerine bakıp gülümsemişler.O sırada askerlerden biri;
“Daha ne kadar var?” diye sormuş diğeri de ona .“Az kaldı.” demiş.
Davut abi de babama dönüp;
“Dönünce ilk iş uyuyacağım.”
“Sen mi? Sabah olmadan kalkarsın tanıştığımız günden beri çok uyuduğunu hiç görmedim.Sahi Davut ben geldiğimden beri sana her şeyimi anlattım sen hep derdime ilaç oldun ama ben senin bu uykularını bölen dertlerini hiç bilmiyorum sen bana hiç bir şey anlatmadın aşk olsun yani. ”
“Sana söz döndüğümüzde ben de sana anlatacağım her şeyi. Seni ilk tanıdığımda senin derdin zaten sana yetiyordu hele ablan beni o kadar etkiledi ki bir müddet kendime gelemedim,bir de benim dertlerimle kafanı şişirmek istemedim ama dönelim her şeyimi bilen tek dostum olacaksın.Bu sefer uyurum ama kalkmam haberin olsun çünkü öyle uykum var ki şurada bile uyurum vallahi.”
İkisi de sessizce gülmüş.Sonra bir anlığına her şey durulmuş. Uzaklardan gelen sesler dışında sadece nefesleri duyuluyormuş.
Davut abi başını geriye yaslayıp.
“Biliyor musun,buradan sağ çıkarsak sana bir şey daha söyleyeceğim,bunu benim hayatımda bilen tek kişi sen olacaksın can dostum,devrem.”demiş.
Babam ne kadar şimdi söyle dese de Davut abi “Az sabret yahu dönünce bol bol vaktimiz olacak şimdi değil dönünce söyleyeceğim.”demiş.
Babam çaresizce ”O zaman hemen dönelim de şu sadece benim bileceğim sırrı hemen öğreneyim.”demiş
Tatlı tatlı sohbet etmeye devam ederken gecenin sessizliği bozulmuş.Bir anda gelen saldırıyla her şey birbirine karışmış.
Ve o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmamış…
Bölüm etkileşimi
