Sen Papatya Seversin kitap kapağı

33. bölüm / 35

33.Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 33.Bölüm

Eve vardığımda Yusuf ve annemi televizyon izlerken buldum.
Gözyaşlarımı sildim onlara bir şey belli etmek istemiyordum.
17 yaşındaydım ve hayat beni öyle zor bir kararla karşı karşıya bırakmıştı ki ne yapacağımı bilmiyordum.
Yusuf koşup bana sarıldı sanki onun sarılması bana güç veriyor gibiydi.
Yusuf gözlerimin içine öyle masum bakıyordu ki vicdanım beni kahrediyordu.
Onun tekrardan konuşmasını güzel bir şekilde okuyup meslek sahibi olmasını ne çok istiyordum.
Ama ben ne olacaktım?
Zaten okuldan, hayallerimden vazgeçmiştim.
Şimdi tam her şey düzeliyor derken, yeniden hayaller kuruyorken olanlarla beraber tekrardan hayallerimden nasıl vazgeçecektim.
Annemin yanına oturdum ve başımı dizlerine koyup ağlamaya başladım.
Kendimi ne kadar tutmaya çalıştıysam da olmadı.
Hıçkıra hıçkıra ağladığımda annem neler olduğunu sordu. Epey bir telaşlanmıştı.
Neden ağladığımı sorup duruyordu.
“Fatma, kızım ne oldu korkutma beni neden ağlıyorsun?” Diyordu.
Yusuf yanıma oturmuş o küçücük elleriyle gözyaşlarımı siliyordu.
Onlar böyle ilgilendikçe ben daha çok ağlıyordum.
Anneme sarılıp;
“Babamı ve Leyla’yı çok özledim anne. Ondan böyle gözyaşlarımı tutamadım.” Dedim.
Annem de benimle beraber ağladı.
O gün beraber uyuduk üçümüz beraber yer yatağında birbirimize sarılarak uyuduk.
Daha doğrusu onlar uyudu ben de sabaha kadar ağlamaya, bir karar vermeye devam ettim.
Sabah olduğunda ise uzun gecenin ardından nihayet bir karar verebilmiştim.
Elbette ki kendi mutluluğumu değil onların mutluluğunu seçecektim.
Mustafa’nın, Yusuf’un, annemin mutluluğu benim elimdeydi.
Herkes mutlu olsun diye ben kendi hayatımdan vazgeçecektim…
Zaten hiç uyumadığım için erkenden yataktan kalkıp kahvaltıyı hazırladım.
Annemi de Yusuf’u da uyandırdım.
Ve kahvaltıda annemle bu konu hakkında konuşmaya başladım.
Ona Cafer ağayla evlenmek istediğimi anlattım.
Onun Yusuf için yapabileceklerini anlattım.
Annem ise bana;
“Fatma sen neler söylüyorsun evlilik ne demek sen kaç yaşındasın ki? Hem doğrusunu söylemek gerekirse geçen gün söylediklerime üzülünce ben Mustafa’yı seviyorsun sanmıştım.” Dedi.
“Mustafa benim arkadaşım anne onu çok seviyorum onun değeri benim yanımda çok fazla ama evlenmek isteyeceğim kişi o değil. Ben Cafer ağayla evlenmek istiyorum. Cafer ağa hem çok zengin hemde çok efendi birisi. Onunda bende gönlü var Mustafa ise beni arkadaşı olarak görüyor. Hem ayrıca Yusuf tekrar konuşsun iyi bir eğitim alsın istiyorum neden anlamıyorsun?”
Bu şekilde karşılık verince annem baya bi şaşırmıştı.
Neredeyse 1-2 saat boyunca konuştuk.
Annem çok karşıydı sürekli bunun altında başka bir şey var deyip duruyordu.
Ama benim kararlı olduğumu görünce ve onu ikna etme çabamı fark edince Cafer ağayı sevdiğimi düşünüp kabul etmekten başka bir çaresi kalmadı.
“Yeter ki sen mutlu ol kızım demişti.”
Mutluluk?
Mutluluk neydi sahiden?
Ben Mustafa’sız nasıl mutlu olurdum ki?
Ama ailem iyi bir yaşam sürmezken de mutlu olamazdım.
Veya Mustafa’nın benim yüzünden başına bir şey gelirse de mutlu olamazdım.
Peki ailem mutluyken ben hiç istemediğim bir hayatı yaşıyor olsam bile mutlu olacak mıydım?
Aklımda düşüncelerle Yusuf’u öpüp evden çıktım.
Sendeleyerek yürüyordum. Gözyaşlarım istemsizce akıyordu.
Mustafa’yı bile unutmuştum onu her zaman beklediğim yerde beklemeden yürümeye devam etmiştim.
Mustafa arkamdan seslenince olduğum yerde durdum.
Mustafa yanıma gelip;
“Fatma sen beni neden beklemedin? Bir şey mi oldu iyi görünmüyorsun.” Dedi.
“Bir şey yok Mustafa biraz acelem var. Cafer ağa herkes erken gelsin dedi de ondan yani bir şeyim yok.”
“Tamam beraber gidelim işte hem sana bir şey diyeceğim ben, hani dün bahsettim ya.”
“Doğru ben onu tamamen unuttum hayrola ne diyecektin Mustafa.”
“Bir dakika sen kurdeleyi neden çıkardın saçından? Beğenmedin mi, kırıldı mı yoksa?”
Kurdeleyi saçımdan çıkarmıştım Mustafa’nın bugün söyleyeceklerini az çok tahmin edebiliyordum. Ve açıkçası ona ümit vermek istemiyordum.
Bu yüzden çıkarıp saklamıştım onu.
“Kırıldı Mustafa, o kadar üzüldüm ki ama maalesef kırıldı çok özür dilerim.”
“Tamam sen üzülme ben yenisini alırım sana hem ne özürü saçmalama daha neler. Fatma bak ben yani bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum senin ne tepki vereceğini de bilmiyorum ama söyleyeceğim artık.”
“Dinliyorum Mustafa, söyle artık.”
Ona biraz sert davranıyordum o da şaşırmıştı ama konuşmaya devam etti.
“Fatma, ben seni çok seviyorum ama bu öyle arkadaş gibi bir sevgi değil ben ömrümün sonuna kadar hayatımı seninle geçirmek istiyorum. Her anımda yanımda sen ol hep beraber yaşayalım istiyorum. Sana bunu söylemek çok zor oldu ne cevap vereceğini bir türlü tahmin edemiyordum ama artık söyledim. Eğer kabul edersen seninle evlenmek istiyorum. Belki çok zorlu zamanlar geçiririz ben sana hep mutlu oluruz hiç cefa çekmeyiz ya da hiç üzülmeyiz demiyorum üzüldüğümüz zamanlar da olur, mutlu olduğumuz zamanlar da olur. Ama ne olursa olsun her daim beraber oluruz sana söz elini bir dakika bile bırakmam.”
Ağlıyordum…
Mustafa’dan bu sözleri duymak hayalimdi.
Şimdi ise duymama rağmen cevap veremiyordum.
Mustafa olsaydı da cefasına da razıydım sefasına da ama hayat onu da elimden almak için çabalıyordu.
Hayalimde Mustafa bana bunları söylediğinde kabul edecek onunla musmutlu yaşayacaktım.
Ama şimdi o bunları söylerken ben sadece ağlıyordum…
Cevap vermeyince Mustafa telaşlanmıştı;
“Fatma ben özür dilerim niyetim seni üzmek değildi inan ki üzülmeni istemedim çok özür dilerim ne olur ağlama.”
Diye beni teselli ediyordu.
Ona nasıl hayır diyecektim?
Mustafa’yı nasıl kıracaktım?
Öyle merhametli, öyle mükemmel bir insandı ki.
Onu üzmek en son isteyeceğim şeydi.
Ama başına bir şey gelmesini benim yüzümden hayatının mahvolmasını da istemiyordum.
Benden cevap bekliyordu mecburdum ona bir cevap vermek zorundaydım. Benden ümidini kesmesini kendi hayatına bakmasını sağlamak zorundaydım.
Gözyaşlarımı silip konuşmaya başladım;
“Mustafa ben seni arkadaşım olarak görüyorum. Sen benim için her daim çok kıymetli bir arkadaş olarak kalacaksın. Ama evlilik bizim için imkansız zaten ikimizin de durumu belli akşam olsun da eve bir ekmek götürelim diye uğraşıyoruz. Kaldı ki birde bu sefil hayata ortak devam etmek bu imkansız. Hem ben uzun zamandır Cafer ağayla evlilik planları kuruyorum. Sen benim dostum olarak mutluluğumu istersin öyle değil mi?”
Mustafa kalakalmıştı.
Duydukları karşısında ne diyeceğini bilemedi.
Bende zaten konuşmasını beklemedim hızlıca uzaklaştım yanından.
Ağlayarak işe vardım.
Mustafa ne oldu ne hisseti bilmiyorum ama çok üzüldüğü kesindi.
Buna mecbur olmasam onu asla üzmezdim…
Cafer ağanın yanına gelip konuşmaya başladım;
“Teklifini düşündüm kararımı verdim. Seninle evleneceğim sende söz verdiğin gibi Yusuf’u ve annemi buradan gönderip iyi bir hayat sürmelerini sağlayacaksın. Yusuf tekrar konuştuktan sonra buraya dönecekler ve Yusuf eğitim görmeye devam edecek sende her türlü desteği sağlayacaksın. Ama bu kadar değil Mustafa’yı da buralardan göndermeyeceksin. Hatta tekrar burada işe başlayacak ama sen köyde verilen en yüksek maaşı ona vereceksin. Hiçbir zorlu işe Mustafa gitmeyecek onu her daim ayrı tutacaksın. Sabah onunla da annemle de konuştum seninle evlenmek istediğimi söyledim. İkisi de bir şey demedi yani düşündüğün gibi bir şey yok Mustafa’yla aramızda. Bu yüzden Mustafa’ya asla kötü davranmayacaksın benimde şartlarım bunlar Cafer ağa.”
“Sana da merhaba Fatma, tamam kabul tüm isteklerini yerine getireceğim. O zaman bugünde burada çalış son işlerini hallet daha sonra artık işe gelmene gerek yok. Mustafa’yı tekrardan alırım buraya köyün en yüksek maaşını da ona veririm. Bu istediğini de Mustafa’yla olan arkadaşlığın için istediğini varsayıp konuyu kapatıyorum. Sende verdiğin sözü tutup ondan uzak duracaksın. Onu gördüğünde selam dahi vermeyeceksin. Sanki hiç tanışmamışsınız gibi. O seninle konuşmaya çalışırsa da bir bahaneyle ondan uzaklaşacaksın. En kısa zamanda nişan, düğün işlerini başlatırız zaten. Benim kimsem yok annem babam vefat etti istemeye ise çok sevdiğim kıymetli bir büyüğüm var onunla geliriz.”
“Tamam”
Sadece tamam deyip Cafer ağanın yanından ayrılmıştım.
İşime devam ettim. Bir yandan gözyaşlarımı silip bir yandan çalışmaya devam ediyordum.
Omuzlarıma aldığım bu yükle hayatıma nasıl devam edeceğimi bilmiyordum.
İçimden ise, “Babam olsaydı bunların hiçbiri olmazdı.” diyordum…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

96okunma 20beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…