Sen Papatya Seversin kitap kapağı

26. bölüm / 35

Sen Papatya Seversin

26.Bölüm

Yazar: Aslı Timarli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 26.Bölüm

Babam ve Leyla’nın ölümünün üstünden 1 hafta geçmişti.
Biz evimizin hemen arkasında oturan Nurcan teyzenin evinde kalıyorduk.
Annem eve bir daha girememişti, keza bizde öyle.
Duvarlar, halılar her yer kanla kaplıydı.
Annemin ağlamaktan sesi gitmiş, gözleri mosmor olmuştu.
Yusuf desen hiç konuşmuyordu.
Ben mi?
Ben, boşluktaydım. Ağlıyordum üzülüyordum ama annem ve Yusuf için sanırım daha dirayetli durmaya çalışıyordum.
Çünkü Yusuf durup durup bizim yüzümüze bakıyordu. Konuşmuyordu ama eminim ki içinde fırtınalar kopuyordu.
Annem ağladıkça elini uzatıp onun gözyaşlarını siliyordu.
Yusuf’un haline ayrı, annemin haline ayrı üzülüyordum.
Günlerimiz ağlamayla, hüzünle geçer olmuştu.
Nurcan teyze sağolsun bizi misafir ediyordu ama nereye kadar edecekti?
Biz nereye kadar onun evinde kalacaktık.
Nurcan teyze yalnız yaşıyordu, eşini yıllar önce kaybetmiş kızı da farklı bir yerde doktorluk yaptığından o da hayatına yalnız devam ediyordu.
Benim hayallerimi birileri, bir yerde, bir şekilde gerçekleştiriyordu…
Nurcan teyze çok ilgili bir kadındı, Yusuf’la çok ilgileniyordu. Konuşması için elinden geleni yapıyordu.
Bize evini açmıştı. Taziyeye gelenleri ağırlıyor bize ev sahipliği yapıyordu.
Annem hiç kendinde değildi. O doğum günümde neşeyle kahkahalar atan kadından geriye ağlamaktan sesi kısılmış, yüzü gözü şişmiş, konuşmak dahi istemeyen bir kadın kalmıştı.
Cenaze günü öyle kötü olmuştu ki neredeyse uyanık kaldığı süre çok azdı.
Sürekli düşüp bayılıyordu.
Yusuf’u cenaze günü götürmemiştik.
Aslında beni de götürmeyeceklerdi ama asla kabul etmedim Yusuf Nurcan teyzeyle evde kaldı.
Ama ben gittim.
Gidip gördüm, babamı ve Leyla’yı nasıl gömdüklerini gördüm…
Hayatın bir avuç topraktan ibaret olduğunu gördüm…
Babam ve Leyla’yı halamın yanına gömmüşlerdi.
Başımı bir an çevirdim ki tüm sevdiklerimiz yavaş yavaş toprak oluyordu.
Biz ise buna hiçbir şey yapamadan sessizce şahit oluyorduk…
Sonra bir an babamın sözleri geldi aklıma;
“Şimdi onu kıskanmanı anlıyorum ama günün birinde tüm her şeyini ona vermek için çabalayacaksın. Çünkü sen ablasın sen bizim her şeyimizsin ilk göz ağrımızsın, söz ver şimdi bana Leyla’yı herkesten çok seveceğine ve her şeyden koruyacağına.”
Bu cümleleri bana Leyla doğduktan sonra söylemişti bende ona söz vermiştim.
Ama sözümü tutamamış, Leyla’yı koruyamamıştım.
Onu gözlerimin önünde toprağa veriyorlardı…
Ben ise hiçbir şey yapamıyordum.
Babamı toprağa verdikleri an ayrı, Leyla’yı toprağa verdikleri an ayrı acıttı canımı…
Leyla’nın tabutu küçücüktü.
O daha küçük bir kızdı, hayalleri vardı. Büyüyecekti, genç kız olacaktı, abla kardeş birbirimizi yiyip hemen tekrar barışacaktık. Kıyafetler için kavga edecektik.
Peki ya babam?
Babam bizimle daha uzun yıllar yaşayacaktı, torunları olacaktı, dede olacaktı, yaşlanacaktı…
Ama ne Leyla büyüyebildi ne babam yaşlanabildi.
Hayalleri, hayatları yarım kaldı.
Onların da bizim de hayatımız, hayallerimiz yarım kaldı…
Neden mi?
Cenazenin 4.günü öğrendim bende o gün olanları.
Babamın da Leyla’nın da hatta bizim de neyin bedelini ödediğini o gün öğrendim.
Annem çok ağlayınca Yusuf daha çok üzülmüştü, birde ev çok kalabalık olduğundan biraz dışarı çıkarmak istedim.
Yusuf’la dışarıdaki taşın üstüne oturduk.
O hiç konuşmasa da onu anlayabiliyordum.
Sordum Yusuf’a;
“Yusuf’um, canım kardeşim. Senden şu süreçte bir kelime dahi duymak beni çok rahatlatacak. En azından benimle bir kelime bile etmeyecek misin?”
Ama cevap vermemişti, başını omuzuma yasladı, gözlerinden yaşlar usulca dökülmeye devam etti…
İçeriyi gösterince annemin yanına gitmek istediğini anladım.
İnsanlar evden yavaş yavaş çıkıyordu.
Eve doğru geldiğimizde eğilip Yusuf’un ayakkabılarını çıkarırken, Nurcan teyzenin ve annemin konuşmalarını işittim.
Yusuf’a orda beni beklemesini anlatıp oturmasını söyledim.
Ve iyice yaklaştım.
Nurcan teyze, anneme o günü anlatıyordu.
Meğer her şeye şahit olan tek kişi Nurcan teyzeymiş.
Annemin sesi kısık olduğundan zar zor konuşabiliyordu.
“Nurcan abla, o gün biz evde yokken neler oldu Allah aşkına, artık aklımı kaçıracağım.”
“Ayşe kızım, bunları sonra konuşalım inan ki şuan bunları duymak sana hiç iyi gelmeyecek.”
“Hayır bilmedikçe,duymadıkça daha kötü oluyorum Nurcan abla. Ne olursun anlat biricik sevdiğime, güzeller güzeli kızıma o gün neler oldu?”
“Vallahi Ayşe ben o gün çamaşır yıkıyordum. Tam çamaşırları bitirdim asmak için ilerliyordum ki sizin kapının önünden bağırma sesi duydum. Arkayı dolanıp önce izledim. Yemin ederim ben onun elinde o an silah görmedim. Görseydim hiç engel olmaz mıydım? Baktım ki bağıran Necdet.
Sonra Musa çıktı dışarıya;
“Senin ne işin var burada abi hapis cezan bitti mi senin?” Dedi.
Necdet de ona;
“Bitti ya ama şimdi asıl hapis hayatım başlayacak.” deyince önce anlamadım dinlemeye devam ettim.
O sırada Leyla içeriden koşup geldi. Musa’nın arkasında durup;
“Baba ne oluyor” dedi.
Musa da;
“Bir şey yok kızım hadi içeriye gir, bebeğinle oynamaya devam et ben hemen geliyorum.” deyip Leyla’yı gönderdi.
Sonra Necdet konuşmaya başladı;
“Bak bak bak kızın, karın, sen oh be ne güzel ne keyifli bir aile kurmuşsun öyle. O kızın kolu niye yok? Bak Allah yaptıklarını böyle böyle göstermiş sana ahım yanına kalır mı sandın?”
Musa sinirlendi biraz;
“Leyla hakkında doğru düzgün konuş, hem sanane bunlardan benim ailemden sanane yahu. Evet çok iyi bir aile kurdum şimdi Ayşe ve diğer çocuklarım da gelir. Madem çıkmışsın hapisten şimdi defol git burdan. Benden de, Ayşe’den de çocuklarımdan da uzak dur duydun mu beni?” Diye bağırdı biraz.
Necdet etrafa bakıp konuşuyordu. Ama beni görmedi ve devam etti.
“Sen aileni kurdun ama benim gençliğim hayatım mahvoldu Musa, benim karım bana bir mektup bırakıp terk etti beni. Biliyor musun mektupta hamile olduğunu normalde bana söylemek için sürpriz yapacağını ama benden iyi bir baba olmayacağını yazmıştı. Neymiş ben babamın katiliymişim. Oysa hepsi senin yüzündendi. Şimdi evladım neredeyse 14 yaşına varmıştır. Ama ben evladım ve karım nerede hayatımın sonuna kadar öğrenemeyeceğim. Sende benim gözümün önünde hayatına, ailenle mutlu yaşamaya devam edeceksin öyle mi? Buna izin verir miyim sanıyorsun?”
“Sen yaptıkların bedelini ödüyorsun adi adam, sen terk edilmeye mahkum bir insansın yengem çok doğru demiş sen katilsin ve bunun bedelini ömür boyu ödeyeceksin.”
Necdet etrafa bakıp duruyordu.
Sonra bir tık daha sessiz konuşmaya başladılar ben artık onları duyamıyordum.
Tam müdahale etmek istedim ki Necdet sizin evden içeriye girdi. Bende herhalde birbirlerini ikna ettiler, abi kardeş sakince konuşacaklardır diye evime doğru yürümeye başladım.
Ama tam evimin kapısından içeriye girecekken iki el silah sesi duydum. Çok korktum ama aklımın ucundan asla Musa ve Leyla geçmedi.
Başka bir şey oldu sandım.
Koşarak geldim sizin evin önüne. Diğer komşular da hep dışarıya çıktılar. Bir de baktık ki Necdet sizin evden elinde silahla çıktı, kapıdaki taşın üzerine çöktü.
Gördüklerime,duyduklarıma inanamadım.
İlk ben girdim içeriye.
Musa’yı ve Leyla’yı öyle yerde kanlar içinde görünce çöküp kaldım.
Neye uğradığımı şaşırdım.
Sonra polisler geldi, siz geldiniz devamını zaten sende biliyorsun Ayşe, aynen böyle oldu olaylar.”
Annem ağlamaktan helak olmuştu.
Nurcan teyze anlattıkça ben olduğum yerde annem orada ağlıyordu.
Leyla ve babam bu yüzden mi ölmüşlerdi?
Amcam olacak o adam aklınca bizden intikam mı almıştı?
Bunları düşündükçe içimi öylesine bir nefret kapladı ki…
Leyla’nın ve babamın son cümlelerini duymak mahvetti bizi.
Yengemin gidişini, giderken hamile olduğunu çok acı bir şekilde öğrenmiş olduk.
Hayat bize çok acımasızca davranmıştı…
Annem daha çok ağlamaya başladı, Nurcan teyze Leyla’nın geldiği kısımı anlatınca annem hıçkırıklarla ağlıyordu.
Duydukları onu iyice yıpratmıştı.
“Keşke o gün hiç gitmeseydim şehre, Leyla’m da Musa’m da yanımda olsaydı.” diye kendini suçluyordu.
Keşke o gün evde kalsaydık, ölecekseydik de beraber ölseydik.
Ya da hep beraber gitseydik.
Bilmiyorum ama keşke her koşulda yan yana olsaydık.
Böyle birbirimizden ayrı olmak çok zordu.
Zaman onlarsız geçmek bilmiyordu.
Babamla Leyla gitmişti biz ise bitmiştik…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

209okunma 61beğeni 15yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…