Bölümler 35Şu an: 17. Bölüm
- 1 1.Bölüm1.166 kelime
- 2 2.Bölüm922 kelime
- 3 3.Bölüm1.017 kelime
- 4 4.Bölüm1.014 kelime
- 5 5.Bölüm943 kelime
- 6 6.Bölüm967 kelime
- 7 7.Bölüm1.051 kelime
- 8 8. Bölüm823 kelime
- 9 9.Bölüm1.117 kelime
- 10 10.Bölüm1.212 kelime
- 11 11.Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.098 kelime
- 13 13.Bölüm1.141 kelime
- 14 14.Bölüm921 kelime
- 15 15.Bölüm1.579 kelime
- 16 16. Bölüm1.204 kelime
- 17 17. Bölüm1.118 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18. Bölüm1.202 kelime
- 19 19.Bölüm1.056 kelime
- 20 20. Bölüm904 kelime
- 21 21.Bölüm1.006 kelime
- 22 22.Bölüm1.156 kelime
- 23 23. Bölüm853 kelime
- 24 24.Bölüm939 kelime
- 25 25.Bölüm1.185 kelime
- 26 26.Bölüm1.146 kelime
- 27 27.Bölüm828 kelime
- 28 28.Bölüm1.109 kelime
- 29 29.Bölüm953 kelime
- 30 30.Bölüm914 kelime
- 31 31. Bölüm1.031 kelime
- 32 32.Bölüm1.135 kelime
- 33 33.Bölüm1.167 kelime
- 34 34.Bölüm960 kelime
- 35 35.Bölüm1.402 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aslında amcamın niyeti o bıçağı babama saplamakmış ama iş bu ya bıçak o gün dedeme saplanmış. O an herkes orada öylece donup kalmış.
Amcam bir de aniden korkup bıçağı hızla geri çekince elindeki kanlı bıçağa bakarak olduğu yere çöküvermiş.
Babamın “Baba” feryadını duyan annem hızla kapıya çıkıp olanları görünce hemen babamın yanına koşmuş.
Babaannem bir yandan dedemin başında feryat figan ağlarken bir yandan da amcam için ağlıyormuş.
Konu komşu herkes toplanmış. Yengem gelip olanları görünce amcamla konuşamamış bile.
Polis,jandarma,ambulans ortalık resmen yangın yeri olmuş.
Amcamı hemen orada tutuklamışlar, dedemi de hastaneye kaldırmışlar.
Ama dedemin durumu çok ağırmış…Babaannem,babam,annem,yengem ve bir kaç komşu hep beraber hastaneye gitmişler.
Babaannem hastanede sanki tüm suç anneminmiş gibi birden annemin saçından tutup;
“Her şey senin yüzünden pis yalancı sen gelmeseydin kocam bu hale düşmez oğlum babasını bıçaklamazdı.”diye çemkirmeye başlamış.
Babam, annemle babaannemi ayırıp sinirle konuşmuş;
“Anne olanlarda Ayşe’nin ne kabahatı var Allah aşkına. Sen kendi oğlunun yaptığı hatayı niye Ayşe’den çıkarıyorsun? Babam ameliyatta canıyla uğraşırken senin yaptıklarına bak.”
“Sen hiç konuşma Musa,zaten hep senin Ayşe sevdan yüzünden bunlar başımıza geldi.”
Babam uzatmak istemeyerek susmayı tercih etmiş. Ameliyathanenin önüne neredeyse 1 saat kadar beklemişler.
Nihayet ameliyattan çıkan doktor;
“Hastanın yakınları sizler misiniz?”diye sormuş.
Babam hemen;
“Evet ben oğluyum babam nasıl doktor bey iyi mi? İyileşecek mi?” diye sormuş.
Ama doktorun yüz ifadesinden vereceği haber zaten başlı başına çok belliymiş.
“Maalesef yapılan tüm müdahalelere rağmen hastayı kurtaramadık.Başınız sağolsun.”
Sadece bu kadar,doktor sadece bu kadar şeyi söyleyip gitmiş.
Ölüm çok kolay söylenebilen ama yaşayana dünyanın en büyük acısı olan çok ağır bir yüktür. Babam,babaannem hatta oradaki herkes o an duydukları cümlenin altında resmen ezilmişler.
Ölüm bu kadar kolaymış işte. Bir varmış bir yokmuş misali…
Babam sırtını duvara yaslayıp;
“Ne yani benim babam öldü mü şimdi?” diyerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış.
Babaannemin feryadı ise hastanenin tüm koridorlarında yankılanmış.
Ve babaannem bayılıp yere yığılmış…
Zar zor eve dönmüşler. Konu komşu herkes toplanmış. Babaannemi ve babamı bir saniye bile yalnız bırakmamışlar.
Babaannem az bir şey kendine gelince kafasını kaldırıp da annemi görür görmez;
“Defollllll!!!!” Seni utanmaz,arlanmaz sen bide benim evime mi giriyorsun. Edepsiz seni.” diyerek bağırmaya başlamış.
Her ne kadar komşular engel olmaya çalışsa da babaannemi durdurmak ne mümkün. Annemi kovduğu yetmez gibi birde babama dönüp;
“Sende defolup gideceksin seni de gözüm görmesin Musa. Şunu sakın unutma baban senin yüzünden öldü her şeyin suçlusu sensin.”
Babam da annem de bu söylenilenleri hiç hak etmemişler. Hiçbir suçları yokken tüm ceza her zamanki gibi onlara kesilmiş.
Oradan ayrılıp kendi evlerine dönmüşler.
Babamın peşinden bir kaç komşu gelip teselli vermişler ama babamın artık hiçbir şeye takati kalmamış. O gece annemle bile bir kelime dahi etmemiş.
Ertesi gün cenaze işlemleri bittikten sonra annem,zar zor babamla konuşmaya başlamış.
“Önce Fatma abla sonra eniştem ve teyzem şimdi birde Yaşar amca ah Musa hayat sevdiklerimizi bir bir elimizden alıp götürüyor farkında mısın?”
“Evet Ayşe’m sanki bir şeyin bedelini ödüyor gibiyiz bunca acı bunca dert bilmiyorum o kadar yoruldum ki şu hayattan dün annemi gördün değil mi? Her şeyin suçlusu olarak bizi görüyor. Bir kez olsun demedi ki Necdet nasıl yaptı bunu varsa yoksa Musa suçlu. Artık kendimi iyice yalnız hissediyorum ne olursun en azından biz bir daha asla ayrılmayalım.”
“Ayrılmayacağız Musa, sana söz ölüm bizi ayırana kadar bir daha asla ayrılmayacağız. Seni asla yalnız bırakmam ben hep senin yanında olacağım. Annene bir şey deme o da şuan çok büyük bir sınavdan geçiyor önce kızı sonra eşi öldü şimdi oğlu da hapise düştü. Annen şuan birilerini suçlayarak rahatlatıyor kendini bırak karışma zaman geçtikçe her şey düzelecek zaten ben inanıyorum.”
“Sahi bunca olanlara rağmen hâlâ her şeyin düzeleceğine inanıyor musun Ayşe.”
“Elbette inanıyorum Musa, çünkü Allah’tan asla ümit kesilmez.”
Eve vardıklarında her şey artık daha zor gitmeye başlamış.
3 gün boyunca taziyeye gelip gidenler olmuş.
Babaannemin evine ayrı babamın evine ayrı gelip gidiyorlarmış.
Babam ve annem cenazeden sonra babaannemin yanına yine gitmek istemişler ama babaannem katiyen içeriye almamış onları.
3. gün mevlüt de okuttuktan sonra kalabalıklar iyice çekildiğinde ortada olmayan bir kişi artık çok dikkat çekmeye başlamış.
Yengem en son cenaze günü ortalarda gözükmüş bir daha da hiç uğramamış kimseye.
Annem bir ara babama;
“Yengeni gördün mü hiç?” diye sormuş.
Babam ise;
“Görmedim Ayşe inan ki bir daha da hiçbirini görmek istemiyorum.” diyerek konuyu kapatmış.
Böylece tam 2 haftanın sonuna varmışlar. 2 hafta boyunca ne babaannem gelmiş ne de artık babamlar gitmiş.
Annem, babamı git diye ne kadar zorlasa da babam artık kovulmaya doyduğunu gitmek istemediğini bildirmiş.
Amcamın mahkemesine ise babaannem hariç hiç kimse gitmemiş.
Babaannemin eve dönerken sendeleyerek yürüdüğünü gören annem yine de dayanamamış. Koşup babaannemin yanına gelip yardım etmek istemiş ama nafile. Babaannem çok kinli biri olduğundan anneme;
“Sakın bir adım daha atma git o kocana da söyle Necdet’e tam 14 yıl hapis cezası verdiler duydun mu beni? Tam 14 yıl şimdi gidin kına yakın elinize.”
Babaannem hırsla ayrılmış oradan.Annem ne kadar adım atmaya çalışsa da babaannem nuh diyip peygamber demiyormuş.
Eve dönünce babama;
“Abine 14 yıl hapis vermişler Musa annen söyledi az evvel.”
“Hak ettiğini bulmuş ne diyeyim, karısı da onu bırakıp gitmiştir belki en nihayetinde babasının katili olan adamla kim evli kalmak ister ki.”
Annem tam konuşacakken kapı çalmış.
Gelen komşulardan biriymiş.Annem ve babamla mühim bir konu hakkında konuşmaya gelmiş.
“Selamın aleyküm gençler ben sizinle bir şey konuşmaya geldim.” demiş.
Babam hemen;
“Tabii hoşgeldin aleykümselam teyze, gel buyur otur şöyle.” demiş.
“Musa oğlum sizin böyle nikahınız olmadan bu evde yaşamanız doğru değil. Annenle biraz evvel konuştuk ama değil bizi böyle bir konuda desteklemek siz cümle içinde olunca dinlemedi bile. Resmi nikahınızı,düğününüzü bilmeyiz acınız taze bunların da zamanı gelince elbet köy olarak size destek oluruz. Ama şimdilik size de uyarsa caminin hocası sizin en azından dini nikahınızı kıysın. Ne dersiniz?”
Babam devam etmiş;
“Çok sağolun,hepinizden Allah razı olsun teyze ne diyelim çok doğru düşünmüşsünüz yarın nikahımızı kıyalım sana da uygunsa Ayşe?”
“Olur olur Musa çok doğru düşünmüşler.”
Komşu daha fazla rahatsızlık vermek istemediğini bildirip ayrılmış evden.
Ertesi gün babam ve annemin dini nikahları kıyılmış.
Babamın resmi nikah için aldığı gün ise iptal edilmiş. Çünkü annem şimdi resmi nikah kıyılmasını doğru bulmamış.
Aradan bir ay geçmiş acılar hafiflese de yaralar her daim açık kalmış…
Annem bu süreçte babama elinden geldiğince destek olmaya çalışmış ve yeterince mükemmel bir destekçi olmuş da…
Annemle babam sık sık halamın,dedemin ve annemin eniştesinin mezarına gidip gelmişler.
Ne olursa olsun her gidişte de halama papatya götürmüşler.
Babam her zamanki gibi en çok halamla dertleşmiş en çok orada hıçkırıklarla ağlamış…
Ve bu geçen süre içerisinde yengemden ise bir daha asla haber alınamamış…
Yengemin evine gidenler orada hiç kimsenin olmadığını söylemişler.
Ev resmen kapı duvarmış…
Yengem,annemin de babamın da artık çok umrunda değilmiş. Babam yengesini merak dahi etmiyormuş eğer abimi terk edip gittiyse de haklı diye düşünüyormuş.
Biz ise yengemin evden giderken hamile olduğunu,amcamı nasıl terk ettiğini 14 yıl sonra çok acı bir şekilde öğrenecektik…
Bölüm etkileşimi
