Sen Papatya Seversin kitap kapağı

8. bölüm / 35

8. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 8. Bölüm

Başka bir çaresi olmayan annem,dedeme mektup yazmaya karar vermiş ve teyzesinin yanına gidip;
“Teyze,ben iyice düşündüm yine de mektubu yazmaya karar verdim.” demiş.
Bunları söylerken bile o kadar üzülmüş ki,hayatın onu böyle bir babaya muhtaç edişine içten içe çok kırgınmış…
Neriman teyze;
“Yani ne desem bilemedim Ayşe ,ben mektuptan sonra asla yazmazsın diye düşünmüştüm. Doğrusunu söylemek gerekirse çok şaşırdım.”
“Ne bileyim teyze eniştemin vefatı, son yaşadığımız şeyler beni bir hayli etkiledi. Belki ileride verdiğim bu karardan pişman olacağım ama yine de şuan yazmak istiyorum.”
“Peki benim güzel kızım,sen nasıl mutlu olacaksan öyle olsun. Hadi o zaman yaz bakalım.”
Bu konuşmanın üzerine annem odasına gitmiş ve mektubu yazmaya başlamış;
Merhaba Baba;
Baba? Sahi bu böyle söyleniyordu değil mi? “Baba” şuan yazarken bir yandan da sesli söylüyorum. Bu kelimeyi söylemeyeli o kadar zaman olmuş ki…Kiminin babası ölür bu kelimeye hasret kalır, kiminin babası hayattayken evladına bu kelimeyi hasret bırakır.İşte sen hayattayken evladına hasret bırakanlardansın…Dün, yıllar önce teyzeme yazdığın mektubu okudum biliyormusun?Mektubu öyle acımasızca yazmıştın ki sanki mektupta bahsettiğin senin kızın değilmiş gibi.Ama doğru ben zaten senin kızın değilim sahi ben kimim ne için varım? Babası tarafından terk edilmiş,yuvaya atın gitsin ya diye elinin tersiyle itilmiş bir kızım.Senden nefret ediyorum ama sana şuan,bir o kadar da muhtacım.Şimdi diyeceksin ki yahu sen kimsin ne istiyorsun?Belki beni unutmuşsundur. Varlığımdan bile haberin yoktur senin.Ben Ayşe,yıllar önce hayatından bir çöp gibi çıkardığın Ayşe. Kendimi anca bu kadar tanıtabiliyorum. Ne istediğime gelirsek,yıllar önce bana hiçbir türlü yazmayın aramayın sormayın demişsin ama inan hiç istemesem de buna mecburum…Hani beni bıraktığın sonra bir mektupla isterseniz yuvaya atın dediğin insanlar varya bana öyle güzel annellik babalık yaptılar ki seni gözüm hiç aramadı bile…Ama şimdi eniştem vefat etti teyzem de buralarda tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandı. Evet, teyzem çok hasta doktor çok iyi bir bakıma ve çok iyi bir hastanede tedaviye ihtiyacı var dedi. Eniştem vefat ettiği için bizim artık ,teyzemle birbirimizden başka kimsemiz kalmadı. Hatta istersen yalvarırım bile bunca zaman hiç bir iyiliğin dokunmadı bana. Lütfen, bari teyzemin benim yanımda olmasına yaşamasına yardım et.Senden bunca yıl sonra tek bir ricam var bunu kızın olduğum için yapma çünkü ben senin kızın değilim. Çünkü babalık öyle doğduktan sonra birilerinin umuduna bırakıp arkanı dönüp gitmekle olmuyor .Sen bu iyiliği yıllarca aynı yastığa başını koyduğun annem için yap.Hiç kimsenin hatrı yoksa onun için yap şimdi onun kız kardeşi hasta ve annem hayatta olsaydı emin ol bu haberle yıkılırdı.
Varlığından haberin bile olmayan Ayşe’den.
Annem, mektubu yazıp kendini dışarıya atmış o kadar kötü olmuş ki bir taşın üzerine oturmuş ,hayatını gözden geçirmiş ve ağzından çıkan tek söz neden olmuş.Neden ben neden ben diye hem ağlamış hem eline aldığı taşları karşı tarafa doğru fırlatmış.Neriman teyze gelmiş içerden sarılmış anneme ,içeriye almış ve tıpkı bir anne gibi bağrına basmış saçlarını okşamış…
Ertesi gün mektubu postaya verip eve dönmüş annem. Aklı ise bir yandan teyzesinde bir yandan babamda bir yandan dedemden gelecek cevaptaymış…
Bu sırada buralardan hiç haber alamayan babam ise askerliğine devam ediyormuş.
Zaman geçmek bilmez bir hâl almış babam için, git gide daha da zorlanıyormuş.
Bazenleri Davut abinin şehit olduğunu unutup koğuşa hızla girip “yahu Davut şu komutana çok sini-“
diyince duraksarmış sözünü bile bitiremeden Davut abinin yatağındaki sazı ile bakışıp eline alıp ağlamaya başlarmış…
Babamın anneme ,annemin dedeme yazdığı mektubun üzerinden tam 1 ay geçmiş.
Babam ,son mektupta adresi bildirdiğinden annemden ha bugün cevap gelecek ha yarın cevap gelecek diye günleri sayarken ; annemde dedemden bir cevap gelecek mi yoksa kızı gibi mektubu da görmezden mi geldi diye düşünüp dururmuş.
Tabii bu sırada Neriman teyzenin durumu ise daha kötüye gidiyormuş,artık neredeyse yiyecek hiçbir şeyleri kalmamış.Komşulara fazlasıyla borçlanmaları yetmezmiş gibi bir yandan da aylardır ödenmeyen kiraları yüzünden, ev sahibi yakında evi boşaltın diye sürekli gidip geliyormuş…
Askerliğin 7. Ayına ulaşan babam ise annemden beklediği mektup gelmeyince yine mektuplar yazmaya başlamış , ama yazdığı her mektubu daha sonunu getirmeden yırtıp atıyormuş.
Kendi kendine “acaba Ayşe benden vazgeçmiş olabilir mi ?” Ya da acaba “Ayşe’yi başkasına mı verdiler, benim mektuplarım Ayşe’ye ulaşmıyor mu?”diye kafayı yiyecek kadar düşünüp dururmuş.
Bir gün yine o kadar çok dertlenmiş ki dayanamamış başlamış türkü söylemeye;
Bu gün çay bulandı yarın durulmaz
Gurbette ölenin gözü yumulmaz
Muhabbetli dosttan gönül ayrılmaz
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Eğlen turnam sana haber sorayım
Kanadın altına mektup sarayım
Yelken açıp gitme ben de varayım
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Bülbül ne yatarsın bahar erişti
Eski derdim yenisine karıştı
Sıla da bir bir hatırıma düştü
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Bülbül'ün mekânı daldan daladır
Felek yüzümüze güler aldatır
Şimdi sevdiğimin gözü yoldadır
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Yükseğinde nemli nemli karım var
Engininde ala gözlü yârim var
Çok zamandan beri intizârım var
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Ezeli de Karac'oğlan ezeli
Döküldü dalların gülü gazeli
Gurbet ilde ben neylerim güzeli
Yol ver dağlar ben sılama gideyim

Türkü bittiğinde gözlerinden bir damla yaş dökerek “ Şimdi sevdiğimin gözü yoldadır, yol ver dağlar ben Ayşe’me varayım.” diyerek içini öyle bir özlemle çekmiş ki sanki tüm özlemini bu türkünün sözlerine sığdırmış…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

356okunma 135beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…