Bölümler 35Şu an: 35.Bölüm
- 1 1.Bölüm1.166 kelime
- 2 2.Bölüm922 kelime
- 3 3.Bölüm1.017 kelime
- 4 4.Bölüm1.014 kelime
- 5 5.Bölüm943 kelime
- 6 6.Bölüm967 kelime
- 7 7.Bölüm1.051 kelime
- 8 8. Bölüm823 kelime
- 9 9.Bölüm1.117 kelime
- 10 10.Bölüm1.212 kelime
- 11 11.Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.098 kelime
- 13 13.Bölüm1.141 kelime
- 14 14.Bölüm921 kelime
- 15 15.Bölüm1.579 kelime
- 16 16. Bölüm1.204 kelime
- 17 17. Bölüm1.118 kelime
- 18 18. Bölüm1.202 kelime
- 19 19.Bölüm1.056 kelime
- 20 20. Bölüm904 kelime
- 21 21.Bölüm1.006 kelime
- 22 22.Bölüm1.156 kelime
- 23 23. Bölüm853 kelime
- 24 24.Bölüm939 kelime
- 25 25.Bölüm1.185 kelime
- 26 26.Bölüm1.146 kelime
- 27 27.Bölüm828 kelime
- 28 28.Bölüm1.109 kelime
- 29 29.Bölüm953 kelime
- 30 30.Bölüm914 kelime
- 31 31. Bölüm1.031 kelime
- 32 32.Bölüm1.135 kelime
- 33 33.Bölüm1.167 kelime
- 34 34.Bölüm960 kelime
- 35 35.Bölüm1.402 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Rüyamda babamı, Leyla’yı ve Yusuf’u görmüştüm.
Sabah uyandığımda rüyam aklımdan bir türlü çıkmıyordu.
Babam, rüyamda işten eve dönmüştü ve benimle bir konuşma yapıyordu.
“Sen çok iyi bir ablasın benim güzel kızım günün birinde bana bir şey olursa gözüm asla arkada kalmaz. Sen ailen için her daim en iyi kararı verirsin.”
Bana sarılıp tekrar evden çıkmıştı. Arkasından baba diye ne kadar seslensem de dönmemişti.
Sonra Leyla geliyordu yanıma bana sarılıyordu daha sonra Yusuf…Aslında onların olduğu rüyalar çok güzeldi.
Rüyamda da olsa babamı ve Leyla’yı tekrar görmek çok güzeldi ama babamın söyledikleri gün boyu aklımdan hiç çıkmadı…
Sanırım çektiğim dertleri babamla paylaşınca yüreğime su serpmek için rüyama gelmişti…
Babamı öyle çok özlemiştim ki uyandığımda gözlerimi kapatıp tekrar yüzünü görmek için çabaladım ama bunun bir rüya olduğunu canım acıya acıya kabullendim.
O günden sonra hayat o kadar hızlı geçmeye başladı ki Cafer ağa ve bahsettiği kişi gelip beni annemden istediler.
Nişanlandık...
Hayatımın geçen en sıkıcı 6 ayından sonra ise düğün günüm gelip çattı.
Bu 6 ay içerisinde hiçbir zaman işe veya herhangi bir aktivite yapmak için dışarıya çıkmadım. Sadece annem ve Cafer ağa eşliğinde mezarlığa gidip geliyordum. Günlerimi pencere kenarında gizlice ağlayarak geçiriyordum. Her şeyi Cafer ağa karşılıyor her eksiği o gideriyordu. Yusuf’u bile okula o götürüp getiriyordu.
Yusuf’a bir sürü hediye aldığı için Yusuf onu çok seviyordu.
Sık sık bize gelip gidiyordu.
Parasıyla her şeyi hallettiğini düşünüyordu.
Onu bir türlü sevemiyordum…
Ama her şeye özellikle Yusuf için katlanıyordum…
Annem ise Cafer ağanın iyi biri olduğuna inanmıştı.
Beni hakikaten sevdiğine ikna olmuş durumdaydı.
Hatta bana aldığı hediyeleri gördüğünde;
“Kızım ne ince ruhlu bir beyefendiymiş bu Cafer ağa çok şanslısın.” Diyordu.
Bir de gerçekleri öğrense kim bilir ne hissederdi…
Mustafa’yı ise tam 6 aydır görmemiştim.
Onunla yürüdüğümüz yolu, uzun uzun ettiğimiz sohbetleri, beni güldürmek için verdiği çabaları çok özlemiştim…
Hayatım sürekli bir şeyleri özlemekle geçiyordu.
Babamı…
Leyla’yı…
Ailecek geçirdiğimiz o güzel günleri…
Yusuf’un konuştuğu günleri…
Annemin gözlerindeki o ışıltıyı…
Okula gittiğim günleri…
Babamın türkü söylediği günleri…
Şimdi ise Mustafa’yı…
Her daim sürekli bir şeyleri özlemekle geçen bir ömrüm olmuştu.
Tüm bunlar olmasaydı da keşke 12. yaşıma geri dönseydim. 12. yaşımın o son gününü kutlarken nasıl mutlu bir hayatım olduğuna tekrar geri dönebilseydim…
Ama artık evleniyordum.
Düğün günü her şey olması gerektiği gibi olmuştu.
Tüm köy davetliydi.
Ve köyün en güzel en ihtişamlı düğünü oluyordu.
Annem, Yusuf herkes o kadar güzel olmuştu ki ben de dahil.
Çok güzel bir gelin olmuştum.
Ama başımı çevirdiğimde görmek istediğim yüz Mustafa’nın yüzüydü Cafer ağanın değil…
Buralarda mı diye çok merak ediyordum.
Çünkü annesi ve Emine gelmişlerdi.
Gelip beni tebrik ettiklerinde Mustafa’nın annesi Ayten teyze bana sıkı sıkı sarıldı sonra gözlerimin içine bakıp;
“Ben seni çok sevdim Fatma, umarım hayatın boyunca çok mutlu olursun.” Dedi.
Güzel dilekleri için teşekkür edip yerime oturdum.
Daha sonra düğün devam ederken o sırada masaya ufak bir not bırakıldı.
Notu elime alıp, sağıma soluma baktım ama notu bırakan kişinin kim olduğuna bir türlü karar veremedim.
Gözümde kimse şüpheli durumunda değildi.
Notta ise;
“Son bir kez Fatma, 6 ay sonra son bir kez göreyim seni nerede olduğumu biliyorsun.
Arkadaşın, çok sevgili dostun.”
Kâğıtta sadece bunlar yazıyordu.
Mustafa’ydı bu.
Ve nerede olduğunu çok iyi biliyordum.
Her daim dertleşmek istediğimizde canımız çok sıkıldığına alt mahallenin orada oturup konuşurduk.
İşe gitmek için de orada beklerdik birbirimizi.
İyi de şimdi onun yanına nasıl gidecektim?
Düğünün bitmesine 2 saatten az vardı.
Üzerimde gelinlikle nasıl giderdim onun yanına.
Cafer ağanın masaya doğru geldiğini görünce hemen kâğıdı sakladım.
Yerimden kalkıp onunla konuşmaya başladım;
“Cafer ağa biliyorum düğünün bitmesine henüz 2 saatten az var ama ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum çok fazla yoruldum. Takdir edersin ki düğün saatlerdir sürüyor eğer senin için de sakıncası yoksa annemle bi yarım saat kadar eve gitsek sonra tekrar dönsek olur mu?”
Düğün yeri bizim eve çok yakındı hızlıca gidip gelebilirdim.
Niye gitmek istediğimi bilmiyordum ama son kez onu görmeyi bende çok istiyordum.
Cafer ağa kabul etti benimle de gelebileceğini söyledi ama ben reddettim annemle gitmemiz daha doğru olur dedim.
Onun burada kalıp misafirlerle ilgilenmesini söyledim.
Nihayet kabul ettiğinde annemle eve doğru yürümeye başladık.
“Ne oldu Fatma niye gidiyoruz eve daha düğün bitmedi ki?”
“Bitmedi ama sabahtan beri bu gelinliğin içinde mahvoldum. Bir nevi ihtiyaç molası gibi düşün annecim.”
“Ha tamam kızım doğru bunu hiç düşünmedim.”
Eve vardığımızda biraz oyalandıktan sonra anneme;
“Anne bizim tarladan bir kız Cafer ağadan çekindiği için gelememiş düğüne şu aşağıda beni bekliyormuş çok sevdiğim bir kızdı sen burada iki dakika otur ben bi görüp geleyim olur mu?”
Diye sordum.
Annem şüpheli bakışlar atmaya başladı.
“Ne alaka Fatma düğün bu neyden çekinmiş bu kız? Hem adı ne ben niye tanımıyorum katiyen olmaz kızım. Ayrıca birincisi sen nereden duydun orada olduğunu ikincisi tek gidemezsin birisi görse bu kız gelinlikle nereye gidiyor diye sormaz mı?”
“Adı Yeşim anne çok iyi bir kız sonra seni tanıştıracağım. Hem kime ne söz hemen gidip gelirim. Düğünde diğer arkadaşım söyledi orada olduğunu başka nereden duyacağım yahu. Gitmezsem kıza çok ayıp olur sen iki dakika otur ben hemen geleceğim.”
Annemi ikna etmek zor olsa da başarmıştım yanağına öpücük kondurup hızla evden çıkmıştım.
Başka arkadaşım olmadığı için inanması bir hayli zaman aldı.
Hızlı adımlarla Mustafa’nın bahsettiği yere geldim.
Oradaydı…
6 ay sonra ilk defa görmüştüm.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi…
Yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu biliyordum.
Ama Mustafa orada oturmuş beni bekliyordu.
Beni…
Kafasını çevirip beni gelinlikle gördüğünde gözleri dolmuştu…
O bana ben ona bakıyordum ama konuşamıyorduk.
Gözlerimden yaşlar süzülüyordu…
O an geldiğim için çoktan bin pişman olmuştum bile.
Ona ümit vermemek için elimden geleni yapmışken şimdi ne yapıyordum?
Nasıl böyle bir hata yaptığımın farkında bile değildim.
Kalbimin sesini dinlemiştim ve bu çok büyük bir hataydı.
Geldin işte her şeye rağmen geldin derse ne cevap verecektim?
Ama onu çok özlemiştim.
6 ay boyunca pencerenin önünde onu tekrar görmek için o kadar çok ağlamıştım ki…
Şimdi bu fırsatı son kez kullanmak istedim.
Son kez göreyim onu en azından son bir kez sesini duyayım diye gelmiştim.
Gelmekle büyük bir hata yapmıştım hemde çok büyük…
Sessizliği bozan ise ben oldum.
“Neden çağırdın beni Mustafa?”
Kekeleyerek zar zor konuştum.
“Son bir kez görmek istedim seni Fatma. Bir daha seni görür müyüm bilmiyorum. 6 ay boyunca hiç göremedim. Evden hiç çıkmadın. Ya da bilmiyorum belki de çıktın ama denk gelmedik. Her zaman seni burada bekledim ama gelmedin.”
“En son ki konuşmamızda keşke hiç tanışmasaydık demiştin Mustafa, şimdi ne değişti?”
“Sende biliyorsun ki onu ben acıdan söyledim yoksa seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun. Seninle ne kadar güzel anılarımız olduğunu da…”
“Neyse ne artık geçti gitti şimdi ne söyleyeceksen söyle Mustafa, gitmem gerek buraya geldiğim için de sakın ümitlenme ben gelmeseydim sen gelirdin ve düğünde yapacağın herhangi bir hata hayatını mahveder diye geldim.”
“Ama geldin Fatma ne olursa olsun geldin. O adamı çok sevseydin üzerinde gelinlikle asla bana gelmezdin. Bak biliyorum bunu söylemek için çok geç kaldım Fatma ama gel yapma kurban olayım. Ben hâlâ daha biliyorum ki bu işin altında başka bir şey var ve yine biliyorum ki o kalbinde yatan kişi benim kıyma bize ne olursun.”
“Bin kez söyledim sana ben seni arkadaş olarak görüyorum ve hep öyle gördüm. Hayır anlamıyorum niye kabullenmek istemiyorsun ki Cafer ağa senden daha zengin senden daha yakışıklı diye mi? Gerçekten bunun için mi çağırdın beni Mustafa?”
Sesim titriyordu çünkü o sonda söylediği “Yine biliyorum ki kalbinde yatan kişi benim.” sözü beni paramparça etmişti.
Ama eminim ki benim de sözlerim onun kalbinde hayatı boyunca kapanmayacak bir yara açmıştı.
Onu para konusundan vurduğum için beni asla affetmeyecekti.
Sinirli sinirli konuşmaya devam etti.
“Çok ağır konuşuyorsun Fatma ama yalan söylüyorsun buna adım kadar eminim. Sesinin titremesinden her şeyi anlayabiliyorum. Sırf canımı acıtmak için böyle söylüyorsun değil mi? Gurur yapıp senden vazgeçeyim diye değil mi? Söylesene Fatma hadi Allah aşkına söyle. Bak bu son şansın Fatma eğer gidersen bir daha ne olursa olsun dönmene asla izin vermem. Allah şahidim olsun ki bana daha sonra her ne anlatırsan anlat sana asla inanmam. Yapma kurban olayım bak her şeyi hallederim yeter ki tut elimden yanımda sen ol ben dünyayı karşıma alırım.”
Sırtımı Mustafa’ya döndüm gözlerimden dökülen yaşlara hâkim olamıyordum.
O kadar haklıydı ki ona bu acıyı yaşattığım için kendimi asla affetmeyecektim.
Ama yapamazdım. Mustafa bensiz de yaşamanın bir yolunu bulabilirdi.
Ne olursa olsun yaşayacaktı kendi yoluna bakacaktı sırf beni sevdiği için ölmesine izin veremezdim. Cafer ağa her şeyi yapabilecek güçte birisiydi. Hem Yusuf tekrardan konuşacak çok iyi bir hayata sahip olacaktı.
Gözyaşlarımı silip, derin bir nefes aldıktan sonra Mustafa’ya döndüm.
Tam cevap vermek için yeltenmiştim ama arkamdan öyle şiddetli bir şekilde Fatma kelimesini duydum ki olduğum yerde titremeye başladım…
Bölüm etkileşimi
