RUHEFZA kitap kapağı

36. bölüm / 37

RUHEFZA

Bölüm 36

Vaveyla Yazarı: Sevgiliyazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: Bölüm 36

Gözlerimi açıp baktığımda ise karşımda canı gördüm. Elini elimden kurtarıp " korkuttuğum için çok özür dilerim, boynunda bıçak izi vardı, tesadüfen gördüm bende, hiç hissetmedim mi yaralandığını "dedi. Başımı sallayıp "hayır hisettmedim" Dedim. Bak bunun bile bize katkısı var. Darp raporu alırsak iyi olur. " Dedi. Başımı tamam anlamında salladım. Şuan aklım sadece bebeğimdeydi. Onu bu kadar çok üzdüğüm ve koruyamadığım için kendimi suçlu hissediyordum. Can bana dava için bilgi verirken hazarın sesi yine kapıdaydı. Benimle konuşmadan vaz. Hiç kimseye karşı kul hakkı yemez, haramdan korkardı.geçmeyecekti. Can'dan hazarı içeri almasını istedim. Can itiraz etsede dediğimi yapıp içeriye aldı. Hazar beni görünce yanıma gelip bana sarıldı. Ama ona bir tepki vermemiştim. Benim sarılmadığımı ve yüzümü çevirdiğini görünce gözlerini silip karşımda durdu " nasılsın birce, bebeğimiz nasıl ? " Diye sordu. Gözlerimle hazarı delip geçtim. " Gerçekten çok unrundamı Hazar, benim orada neler yaşadığımı biliyormusun, nasıl benim böyle bir şey yapacağıma inanırsın, beni nasıl suçlayabildin. " Dedim. Hazar başını öne eğip bana doğru gelmeye kalktı elimi havaya kaldırıp durmasını işaret ettim. "Sakın, sakın Hazar bir adım daha atmaya kalkma çok geç artık. " Dedim. Hazar gözlerinden akan yaşları silip" deme böyle lütfen, seni ne kadar çok sevdiğimi bilmiyormusun birce, sensiz yaşayamam ben, seni suçlamak istemedim, elinde bıçağı görünce ben ne olduğunu anlayamadım. " Dedi. " Annenin nasıl bir ruh hastası olduğunu bilmiyormuş gibi bende karımı mı suçluyum dedin Hazar, dinlemedin bile beni o Halimle orada ne kadar oturdum sen biliyormusun, nasıl korktum, haberin varmı senin. Allah'tan annene güvenmeyip ses kaydı aldım. Karakola da gittim, her şeyi de anlattım. Sizinle bundan sonra sadece mahkeme de görüşürüz" dedim. Hazar başını sallayıp "yok öyle bir şey birce ne seni nede bebeğimi bırakmam, ben asla seni şikayet etme gibi bir düşüncem olmadı, sadece o anın paniği ile seni orada bıraktım. Lütfen daha fazla uzatma "dedi.

Hazarın bu bencilliğini anlamıyordum ama bugün burada onunla aramızda ne varsa cözmemiz gerekiyordu, yoksa ne Hazar beni nede ben hazarı anlamayacaktım. " Uzatan ben değilim Hazar sensin, beni anla ve saygı duy istiyorum. Bu güne kadar iyi ,kötü, güzel, mutlu günlerimiz oldu, hep tolerans gösteren ben oldum, alttan alan ben oldum ama şimdi daha fazla alttan almayacağım bunu ne kendime nereye karnımdaki bebeğime yapmayacağım çünkü hep yalnız kalan ben oldum, şuan bu yataktan çıkmamam gerekiyor neden biliyor musun, çünkü düşük riskim var eğer ben bebeğimi kaybedersem sana bunu daha önce de demiştim kimseyi afettmem diye buna sende dahil" dedim konuşmak için ağzını açtı ama "sakın beni dinleyeceksin sadece Hazar, benim başıma neden bunlar geldi bilmiyormusun, senin yüzünden inandığın şeyler yüzünden, sana defalarca anlatmaya çalıştım, hiçbirinde beni dinlemedin, eğer yanımda olsaydın bana azıcık inansaydın bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Sırf sen bir yalana inanıp kötü bir şey yapma diye çabaladım. Tek başıma herşeyi öğrendim hemde en ince detayına kadar elimde senin inanacağın kanıtım bile var " dedim. Hazar ellerini birleştirmiş arada yumruklarını sıkarak beni dinliyordu başını kaldırıp yüzüme bakamıyordu. Söylediklerim altında ezilmişti. Önümdeki boş duvara bakıp geçirdiğimiz güzel günlerin hatırına sana ispatıyla her şeyi anlatacağım "dedim.

yıllar önce benim babam senin teyzene sevmiş evlenmelerine müsaade edilmeyince babam ve teyzen kaçmışlar benim amcam ikisini de bulup sözde babamın hatasını düzeltmek için babamın sevdiği ile evlenmeye kalkmış, babam böyle bir şeyi kabul etmeyince sevdiğini de alıp gitmek için silahın amcama doğru uzatmış ama yanlışlıkla sevdiğini vurmuş ,babam bunun acısını yaşarken, amcam ile senin annen plan yapmışlar çünkü senin annen benim babama aşıkmış herkese aslının öldüğünü söylemişler ama benim amcam olacak insan aslıyı alıp bir eve kapatmış iyileştikten sonra onunla o evde yaşamaya başlamış, senin annen de biliyormuş teyzen annene bir mektup bırakmış mektupta ne yazdığını bilmiyorum ama senin kuzenin furkan beni zorla evlendirmeye çalıştırdıkları çocuk senin teyzenin oğlu, amcam babamı tehtit etmiş, o sırada babamın karşısına aslıya benzer birisi çıkmış babam eşini kaybetmemek için amcamın tehtitlerine boyun eğmiş ama senin babanı benim babam öldürmemiş hazar. benim babam kimseyi öldürmemiş sadece babamı kullanmışlar, senin babanın vurulmasına gelince babanı amcam vurmuş annen ise göz yummuş bu olanlara ve amcamdan para almış karşılığında seni babama düşman etmek için sen de olmuşsun ayrıca sana bir haberim daha var annen yıllar önce zaten iyileşmiş yani sakat falan değil yürüyebiliyor onların hepsi senin kandırmak içindi. " Dedim. Yeter birce Hayır nasıl olur böyle bir şey olamaz, ben annemi kucağımda taşıdım, hastanelere götürüp getirdim. annem böyle bir şey yapmış olamaz hayır inanmak istemiyorum" dedi. Hazara cevap vermeden telefonumu alıp ses kaydını açtım. "Dinle" dedim. Hazar ses kaydını dinlerken dizlerinin üzerinde duramayıp yere oturdu ağzı açık bir şekilde dinliyordu.

Yerimden kalkıp hazarın sırtını sıvazlayıp kulağına her şey geçecek diye fısıldamak ve göğsümde onu avutmak istedim. Çünkü onu acı çekerken görmek beni daha çok üzüyordu. Sessizce ayağa kalktı, bana uzun uzun bakıp "özür dilerim" diyebildi, üzüntüden sesi kısılmış gibiydi, zar zor çıkmıştı ağzından kelimeler , bitkin bir şekilde kapıya doğru gitti. İçimde bir şeyler kopmuştu aşık olduğum adamı gözlerimin önünde her kelimemde daha da ezildiğini görmek beni de üzmüştü. İnşallah kötü bir şey yapmaz diye dua ediyordum. Aradan bir hafta geçmişti hazarı o hafta boyunca hiç görmemiştim. Selvi ise hastanede ikinci gün uyandıktan sonra ifadesi alındı, herşeyi itiraf ettikten bir gün sonra ise aniden fenalaşıp vefat etmişti. Hazar ise annesini defnettikte sonra ortalıktan kaybolmuş, nereye gittiğini kimse biliyordu. Nerede olduğunu düşünmekten bir hal olmuştum. Başına bir şey gelip gelmediğini bilmiyordum. Ona bir şey olacak diye çok korkuyordun. bir ay sonra ise amcam hapishanedeyken vefat etti. İçimde en ufak bir duygu kalmamıştı onlara karşı, ailemi de alıp doğa içinde herkesten uzakta çiftlik tarzında bir yere taşındık. Bebeğim 4 aylık olmuştu, Hazarın sadece iyi olup olmadığını ve nerede olduğunu merak ediyordum. Ona geri dönmeyecektim ama iyi olduğunu bilmek bana iyi gelecekti. Hem boşanmak ta istiyordum. Onca şeyden sonra bir arada olamazdık. Ama içimde ondan bir parça taşıyordum ikimizindi bu bebek günden güne büyüyordu dört gözle doğmasını, kokusunu içime çekmeyi bekliyordum, geçirdiğim bu zor günlerde tek dayanağım kızımdı, evet kız olacaktı cinsiyetini öğrenmiştim. Hazarda kızımız olmasını istiyordu keşke herşey bambaşka olsaydı, şuan Hazar ben ve bebeğimle evimizde hayalini kurduğumuz günleri geçirseydik. Ama o yine kaçmıştı herşeyden Keşkelerim çok fazlaydı...

4 ay geçmişti ama hala hazardan haber alamıyordum. Hazarla beraber gittiğimiz yerlere gidiyordum belki onu görürüm diye aklıma kötü bir şey getirmek istemiyordum. Bugün yine onu aramak için çıkacaktım. Onun sevdiği şekilde saçlarımı açtım önlerdeki saçlarımı arkaya doğru topladım ve küçük bir toka takıtım, sonra askılı elbisemi giyindim hava çok sıcaktı, karnımda epey büyümüştü doğuma çok az kalmıştı. Merdivenlerden dikkatli bir şekilde indim. Karnımla yürümek epey zor oluyordu. Fırat abim evlenmiş, cihan abimin ise hayatında biri vardı evlenme teklif etmeyi düşünüyordu, Ebrar ise hukuk kazanmış yurt dışındaki güzel bir okulda yüksek bir burs kazanarak okumaya gitmişti. Ali de onunla beraber gitti o da orada okumaya kararlıydı. Evde bir tek cimcimem neva kalmıştı. Yeğeninin dört gözle doğmasını bekliyordu, evdeki herkes ona küçük teyze diyordu, öyle dediğimizde çok hoşuna gidiyordu her gece yatmadan gelir karnımı sever öyle uyurdu. Hayatımız o kadar sadeleşmiştiki eski bizden eser yoktu. Annem bahçede küçük bir bostan kurmuş, bir kaç tane de tavuk almıştı, her gün taze taze yumurtaları toplar bize güzel bir kahvaltı hazırlardı. Babam ise gençleşmişti sanki burada. Arka bahçede ki büyük arazide geldiğimizde de ekili olan üzüm bağları vardı, bir taraf ise meyve bahçesiydi. Her gün kahvaltıdan sonra o bahçeye girer akşama doğru sepetlerini doldurarak gelirdi. Hiç unutmuyorum aşerdiğim bir gün sanki Hazar varmışcasına " Hazar üzüm alıp gelirmisin canım çok çekti" demiştim gülerek ama başımı çevirip baktığımda ise Hazar yoktu. Babam yerinden kalktı " kızıma şimdi gider üzüm getiririm" dedi. O gün o kadar ağladım ki odama çıkıp yatağın içinde yüzüme yastığı bastırmış ağlarken kapım çaldı, babam elinde bir tabak dolusu üzüm ile geldi. O üzümleri yerken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.

Geçirdiğim aylarda hep hazarın yokluğunu hissettim, ona olan sevgim değişmemişti, kırgınlığımın yerini ise korku doldurmuştu. Her gün kızıma babası ile aşkımızı, geçirdiğimiz güzel günleri anlatıyordum, artık hazarı bulup ona kavuşmak istiyorum, ona çok öfkeliydim ve kırgındım ama onsuzda yapamıyordum, sırf yüzüme yaşanan şeylerden sonra bir daha bakamayacağını, sevgimi hak etmediğini düşünerek gitti, hazarı çok iyi tanıyordum. o gün o hastane odasından gittiği an biran olsun gözümün önünden gitmiyordu. Salonda otururken can aradı. Hazardan bir haber mi var diye hemen telefonu açtım. " Alo Birce nasılsın" dedi. "İyiyim can sen nasılsın, bir haber mi var " dedim. "Yok öylesine aradım, seni merak ettiğim için" dedi. "İyiyim ben sağol aradığın için " diyip kapattım. Bu zor günlerimde hep yanımda oldu ve işlerli çok iyi idare etmişti. Açtığım kadın destek yerini de çok iyi idare ediyordu oraya gelen herkes elinde mesleği ile oradan ayrılıyordu, annem kahvaltıyı hazırlayıp hepimizi sofraya çağırdı, oturduğum yerden zar zor kalkarak sofraya oturdum, kahvaltımı yapıp zaman kaybetmeden çıktım, her gün önce evimizin sokağından geçip hazarı orada arıyordum, sonra beraber gittiğimiz yerleri gezdim, yine yoktu, çok yorulmuştum biraz dinlenip birşeyler yemek için bir restoranda durdum. Girer girmez içeride tek başına oturan birini gördüm hazara o kadar benzettim ki hemen yanına gittim sırtına dokundum ve bana dönüp baktığında bir yabancıydı, özür dileyip boş bir yere geçtim, bir şeyler söyleyip beklemeye başladım, artık kesin gözüyle bakıyordum hazarın başına bir şey gelmişti yoksa çoktan karşıma çıkar diye düşünüyordum.

Ağlamamı bir türlü durduramıyordum, derin bir nefes alıp elimi yüzümü yıkamak için lavaboya gidecektim ama ayağa kalkar kalkmaz bacaklarımın arasında su hissetim. Suyum gelmişti doğum başlamıştı olamaz henüz çok erken doğamaz, daha çok ağlamaya başladım ellerim havada kalmıştı biri arkamdan yaklaşıp hem sırtımı hemde elimi tuttu. arkama dönüp bakacağım sırada "dayan birce seni hastaneye götüreceğim "dedi. Bu Hazar'dı, sevinsem mi yoksa üzülsem mi karar veremiyordum. Aniden sancım da başladı Hazar beni kucağına alıp arabamın yanına götürdü, beni arabaya bindirip , hemen sürmeye başladı. "Dayan bircem dayan lütfen yetiştirceğim sizi "dedi. Başından beri Hazar orada beni mi izliyordu, arka koltukta oturduğum için hazarın omuzumu tuttum. "Sen basindan beri orada oturup beni mi izliyordun" dedim o sırada sancım da geldi için hazarın omuzunu sıktım. "Kötü bir neyetim yoktu birce, ben sadece sen sokakalarda gezerken başına bir şey gelmesin diye peşinden geliyordum." Dedi. Bağırarak "yani ben seni sokak sokak ararken sen hep oradamıydın Hazar, benim ağlamalarımı, göz yaşlarımı görmek hoşuna mı gidiyordu, neden yaptın bunu bana" dedim sancım giderek artıyor bağırarak "çabuk sür şu arabayı, doğum için henüz çok erken gelemez şimdi olamaz " dedim. Canım çok yanıyor du ama doğumun yaklaştığını hissedebiliyordum. Sakin sakin nefes almaya çalışırım telefonumu çıkarıp doktorumu aradım. " Doktorum yetişin doğum başladı sanırım suyum geldi yoldayım hastaneye az kaldı " dedim. Doktorum" Şimdi birce sakin olacaksın ve asla ıkınmayacaksın ben kapıda seni karşılayacağım geldiğinde her şey hazır olacak tamam mı ?" Dedi. " Tamam ama erken değil mi, riskli olmasın" dedim sözümü kesip" demek ki prenses bugün doğmaya karar verdi, onun için sakin ol bak kapıdaydı bekliyorum " dedi. Hazar oradan söze girdi" iki dakika ya oradayız geliyoruz " dedi.

Hazarın dediği gibi de oldu gerçekten hemen varmıştık. Araba durar durmaz kapısı açıldı ve doktorum ile Hazar inmeme yardım etti. Sandalyeye oturup hemen doğumhaneye götürdüler doktorumla daha öncesinde doğum için konuşmuştuk, ona güveniyordum ama bebeğime bir şey olacak diye çok korkuyordum çünkü henüz küçüktü erken doğacaktı bunun riskleri vardı. Derin derin nefes alıp sakin olmaya çalışıyordum doktorumun dediği gibi doğumhaneye gitmeyene kadar ıkınmayacaktım. Sedyeye çıktım, kalbimin sesi dışarıdan duyulacak kadar hızlı atıyordu, doktorum geldi ve bana ne yapmamı istediyse hepsini yaptım. Onbeş dakika geçtikten sonra bebeğimin ağlama sesi geldi. Çok küçüktü ama kendi çok güçlüydü, sesi tüm odayı doldurmuştu, acımı unutmuş sevinç göz yaşlarım akıyordu gözlerimden, anne olmuştum. O benim cennet bahçemdi, adına o an karar verdim. Aden olacaktı, doktor kucağıma verdiğinde teni tenime değmişti. Minicik parmaklarıyla tutmuştu parmağımı, o an bütün duyguları yaşıyordum. Bebeğime iyi bir anne olmak için elimden geleni yapacaktım. Kapı açıldı ve Hazar da girdi içeriye minik kızımızı gördüğünde göz yaşlarına o da hakim olamamıştı. Yanımıza yaklaştı kızının yüzüne dikkatle bakıyordu parmağını adenin eline deydirir deydirmez hemen onunda elini tutmuştu. Hazarı görünce kızıma hamileyken yaşadıklarım aklıma geldi ben onu sokak sokak ararken o bir hayalet gibi peşimdeymiş zaten, onu aradığımı bildiği halde gelmemişti, bugün çok farklı bir şey de olabilirdi ben onu ararken, sadece sevmek yetmiyormuş onu anladım, o sedye de kızım kucağımda iken ona bir söz verdim, Onun için iyi bir anne olacaktım. Hazar beni öpmek için eğildiğinde "boşanalım "dedim.

Bebeğimiz biraz erken doğduğu için o gün küvezde kalması gerekiyordu, ben ve hazar normal odaya geçtik.doktorum biraz dinlendikten sonra yürüyüp hareket etmemi istemişti, odaya geçip biraz oturduk hazara dönüp "bir şey demeyecek misin" diye sordum "ne diyebilirim ki birce ne dediysen hepsini hak ettim seni hak etmediğimi düşündüğüm için karşına çıkmadım ama seni o halde görünce dayanamadım, sizi o halde bırakamazdım " dedi. çok üzgündü ve pişman gözüküyordu, yine gözlerime bakamıyordu Hazar "ben elimden geleni yaptım hazar bizim için ama olmadı hep bir şey eksik kalıyordu hayatımın hep zor geçen zamanlarında sen kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırdın beni kendinden mahrum bıraktı, evet inkar etmiyorum seni çok seviyorum sana olan sevgim hiç tükenmeyecek gibi, ben hamile halimle düşük riskimin olduğunu bile bile yine de seni aramaya çıktım, belki geçtiğimiz sokaklarda belki evinizde bulma umuduna tutunmuştum, tekrar bir aile olmak istedim seni aradım taradım her yere gittim ama hiçbir yerde bulamadım. Meğerse sen zaten hep bizim yanımızdaymışsın ama kendini bir kez olsun göstermedim karşıma çıkıp beni istemediğini söyleseydin seni anlardım, ben bu kadar üzülüp ağlarken hiç mi için acımadı. Kaç sefer o sokaklarda fenalaştım, ağlama krizlerim tuttu, sen sadece uzaktan izledin, bu senin sevginde çektiğim son cezaydı, artık anne oldum sende baba, iyi bir anne baba olabiliriz, ama iyi bir karı koca olmayı başaramadık, "dedim. Canım cok yanıyordu ama geçmese de azalacaktı, çünkü hayatıma artık dünyalar tatlısı biri girmişti, Hazar da ayağa kalkıp yanıma geldi, "özür dilerim birce, haklısın ne söylesen haklısın, bencillik yaptım, tek acı çeken benim sandım ama yaptıklarım için çok fazla vicdan azabı çekiyorum, seni gerçekten çok sevdim ve sevmeye devam edeceğim, eğer izin veririsen, kızımın yanında olmak istiyorum bende senin dediğin gibi iyi baba olmak için elimden gelen ne varsa yapacağım" dedi. Böyle delicesine birbirimizi severken mutlu olmak için sadece sevgi yetmiyormuş bunu ikimizde çok iyi anladık..

Ailem geldikten sonra hazarı görünce çok şaşırmışlardı, hemşire tam zamanında odaya geldi. Hazardan bebeğin yanına gitmesini istedim ve ailemi karşıma aldım. " Biliyorum söyleyecek, anlatacak çok şey var ama size sadece şunu söylemek istiyorum. Biz hazar'la boşanıyoruz ve bir karar aldık kızımız için aden' imiz için iyi anne, baba olacağız, sizden de kararımıza saygı duymanızı istiyorum "dedim. Konuşmak isteseler de bir şey demediler bir kaç dakika sonra da Hazar Aden ile beraber geldi, hemşire " doktor hanım kuveze gerek olmadığını söyledi, emzirmek için getirdik bu prensesi "dedi. Herkes adenin yanına toplandı, annem gözyaşlarını tutmayarak" yavrumun yavrusu dogmuş, hoşgeldin aden'imiz " dedi. Babamda çok duygulanmıştı. Annem herkese "hadi hadi dışarı çıkın da, yavrucak karnını doyursun " dedi. Herkes dışarıya çıktı annem ve hemşire tek kalmıştı, kucağıma verdiklerinde için ilk sarılışımız geldi aklıma duygulanmıştım, göğsümü açıp hemşire bebeğin ağzına verdiğinde tarifsiz duygular içindeydim, gözleri ve kaşları hazara benziyordu, burnu ve dudakları da bana benziyordu, kapı tıkladı ve içeriye Hazar girdi, annem "ben bir babana bakayım "diyip dışarıya çıktı. Hazar yanımıza geldi almak istermisin diye sordum başını salladı ve aden' i kucağına aldı. Adenin mis kokusu hertarafa dağılmıştı. Hazar eğilip başına küçük bir öpücük kondurdu " çok güzel ama birce, aynı sana benziyor " dedi. Tebessüm edip "gözleri de aynı sen "dedim. Annem hazırladığım çantayı alıp gelmişti bezini ve elbiselerini değiştirirken zorlansakta alışmıştık. Aden uyudugunda Hazar kolumu tutup yürümeme yardım ediyordu, yürümek iyi gelmişti, hemşire odaya gelip çok fazla uyumasına izin vermeyin bol bol emzirin degdiği için saate bir emziriyordum. O günü hazarla beraber atlattık. Annemler beni almak için geleceklerini söyleselerde izin vermedim gelmelerine, hazarla beraber gidecektim.

Eve gitmek için hazırlandık tam çıkacağımız zaman can geldi. Bebeği sevdi bizi tebrik edip hediyesini taktı, o gittikten sonra bizde tamamen toplandığımız için çıkmak için hazırdık bebeğimizin son kontrolleri yapıldıktan sonra eve doğru yola çıktık, yol boyunca adenin sessizliğini dinledik, durduğumuz zaman Hazar dönüp dönüp bakıyordu, eve geldiğimizde ailemden çekindiği için gideceğini söyledi ama izin vermedim, kalması için ısarar ettim. Bizimkiler sürpriz hazırlamış bizi bekliyorlardı. İçeri girmemiz büyük bir coşku ve sevinçle karşılandı, hiç kimse Hazar dışlanmış hissetmesin diye onunla konuşuyorlardı, hayalini kurduğum ailem yanımdaydı, herkes aden'e hediyesini taktı Hazar cebinden 2 kutu cikardı, ilk kutuyu açtığında zarif bir kolye ve bilekliği vardı. Takmak için elini kolyeye attı ama geri vazgeçti, koleyeyi elime alıp takarmısın diye hazardan rica ettim. İkinci kutu ise Aden içindi. Beşiginin içine bıraktı. Kapı çalması ile hepimiz kapıya döndük başka birini beklemiyorduk, içeriye Ebrar ve Ali girdi büyük bir sevinçle gelip sarıldılar. Bir kaç ay içerisinde o kadar çok özlemiştik ki onları, o günü atlattıktan sonra günler su gibi akıp geçiyordu Hazar hergün kızını görmeye geliyordu, adenin kırkı'nın dolmasına bir gün kalmıştı annemler cihan abime kız istemek için Gaziantepe gidip geleceklerdi, annem kalayım dedi ama ben gitmeleri için çok ısrar ettim. Hazar aden'i görmeye eve geldiğinde, kimse olmayınca herkes nerede diye sordu, bende durumu anlattım bugün kızım ile başbaşayız dedim. Hazar da bizimle kalmak istedi. Önce bana uygun gelmesede kızı ile vakit geçirmek istemiştir diye kabul ettim. O gün hep beraber güldük eğlendik ben yemek hazırlamaya gittiğimde Aden hazarın kucağında uyumuştu, aden'i almaya gittim ama hazarın da uyuduğunu fark ettim, o an telefonumu çıkarıp bu güzel anın videosunu çektim. Gözlerim yine dolmuştu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.