RUHEFZA kitap kapağı

34. bölüm / 37

RUHEFZA

Bölüm 34

Vaveyla Yazarı: Sevgiliyazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: Bölüm 34

gözlerim dolu dolu Hazara baktım." Annen hiçbir zaman beni istemedi, bunu ondan beklemedim zaten ama tek istediğim birazda olsa bize saygı duymasıydı. Bu evde yaşadığım herşeye senin için katlandım. " Dedim. Hazarın eli yanağıma değdi " ben bu evde yaşananlara bu kadar kör ve sağır olduğum için özür dilerim senden en başından bilmeliydim, Annemin böyle yapacağını, ama annem işte o kadar acı çekti, yaşadıkları hiç kolay değildi, şimdi ona sırtımı dönemem birce" dedi. Başımı sallayıp " sakın zaten bende böyle bir şey istemem senden, bu eve çaresizce gelen birce değilim, selvi hanımın yaptıklarını, söylediklerini görmezden geliyorum, ama bunu da sana söyeyeyim Hazar eğer annen bebeğime bir zarar vermeye kalkarsa seni de asla affetmem. " Dedim. Hazar' ın dolan gözleri yanaklarından boşaldı. Kaşlarını çatıp, başını iki yana salladı. "Hayır birce sakın annem torununa böyle bir şey yapmaz" Dedi. Hazarın önünden kalktım' " ben yapar demedim, eğer yaparsa dedim ve tekrar diyorum eğer bebeğimin başına onun yüzünden bir şey gelirse kimseyi affetmem. "Dedim hazarda ayağa kalktı " eğer öyle bir şey olursa bende affetmem birce "dedi. Hazarın elinden yine tuttum "hadi uyuyalım artık çok yorgunum "dedim. Kaç gündür ofise de uğrayamamıştım. Bu gidişle bir kaç gün daha uğrayamayacaktım. Can la konuşup neler yaptığını öğrenmem gerekiyordu. Sabah olduğunda gözlerimi hazarın bana aşk dolu bakışları ile uyanmıştım. Yüzümü sevip "sabahlari seni izlemeyi çok seviyorum, birde bazen uyku arasında kaşlarını çattığında çok güzel oluyorsun " dedi. " Sadece kaşlarım çatık iken mi beni güzel buluyorsun" dedim. "Seni her halin ile güzel buluyorum " dedi. Kollarımı birbirine bağlayıp yatağın içinde oturdum. "Az önce öyle demedin ama" dedim. Bana yaklaşıp sarıldı "güzelim, sadece o andaki güzelliğinden bahsettim sana, " dedi. Saçlarımı biraz dağıtıp" bu halinle de çok güzelsin, sadece benim güzelimsin"dedi.
Hazarın kollarında sevgisini iliklerime kadar hissederek uyanmıştım. Hergün ona daha fazla aşık oluyordum. Karşımda en saf, en içten haliyle duruyordu, onun bana karşı sevgisinden şuphem yoktu, içimin titreyerek baktığı adama tüm gerçekleri onu incitmeden söylemenin yollarını düşünüyordum. Yataktan çıkıp bizim için kahvaltı hazırlamak istiyordum. Sabahlığımı giyinip aşağı indim, Hazar arkamdan bende birazdan yardıma geliyorum diye sesledi. Merdivenlerden inerken aşağıda selvi hanım beni bekliyordu. "Günaydın selvi hanım " dedim. Tehtitkar suratı ile " bana bak akşam ki yaptığın şeyi unuttum sanma bunu sana ödeteceğim. "Dedi merdivenlerden tamamen indim ve tam karşısında durdum. Selvinin yardımcısı da bir adım öne çıktı. Tek kaşımı kaldırıp ona baktım, yüzümü tekrar selvi hanıma döndüm. Ellerim ile tekerlekli sandalyesinin her iki yanında tuttum. "İster unutun, ister unutmayın selvi hanım siz bilirsiniz, ama emin olunki Hazar da unutmayacak davranışlarınıza dikkat etseniz iyi olur " dedim. Yüzüne karşı babamın masum olduğunu bunu size yapanın o olmadığını söylemek istiyordum ama şuan yapmayacaktım bunu zamanı vardı, bu sadece selvi' nin daha çok üstüme saldırmasına sebep olurdu. Hem elimde henüz kesin bir delil yoktu. Kolumu sıkıca tutup beni kendine doğru çekti. Yukarıda kapının sesini duymuştum. Hazar aşağı inecekti. Aradığım fırsat ayağıma gelmişti. Bir eli ile kolumu tutarken diğer elini karnıma götürdü. " Karnındakine mi guveniyorsun sen, bebek hele bir doğsun seher ona güzel analık yapacaktır" dedi. Hazarın yukarıda bizi dinlediğini biliyordum içimden her ne kadar selvi' ye haddini bildirmek varken yapmayacaktım. Kolumu kurtarıp kendimi dikkatlice merdivende oturdum. Karnımı tutup yüksek sesle ağlamaya başladım. "Bebeğimden ne istiyorsunuz, neden beni ittiniz, "dedim. Hazarın merdivenlerden inme seslerini duyunca daha şiddetli ağlamaya başladım. "Ne demek istediniz seher bebeğime nasıl annelik yapacak, seher ile hazarın ilişkisi mi var ? Dedim"
Hazarın tam arkamda durduğunu hissetmiştim. Selvinin yüzündeki ifadeyi görünce hazarın nasıl öfkeli olduğunu az çok tahmin edebiliyordum. Hazar eğilip beni kaldırmaya çalıştı. Hazara bunu yapmak istemiyordum ama benim yanımda olması için bu gerekliydi. Selvi hanım da geçmişte yaşananlarda parmağı vardı. Geçmişi aydınlatabilmek için hazarın benim yanımda olması şarttı. Hazarın beni tutan kolunu ittirip, "senin seherle ne ilişkin var annen ne demek istedi, bebeğimi nasıl benden alıp ona verecek" dedim. bunları söylerken iç çeke çeke ağlıyordum. Hazar beni tutup " yok öyle bir şey birce nerden çıktı o , anne!! " Diye bağırıp selviye baktı. Hızlı adımlarla ona yaklaşıp yüksek sesle " şuan dua et ki annemsin, şu kızın gözünden akan bir damla yaş için taş taş üstünde bırakmam. Anladın mı beni, seheri de bir daha ofiste görmek istemiyorum. Görürsem kolundan tutup dışarı atarım. " Dedi. İçimden sürekli "özür dilerim sevgilim, lütfen affet beni ama annenin senden sakladığı yüzünü görmen gerekliydi" dedim. Selvi benden böyle bir hamle beklemiyordu. Oğluna "ben öyle demek istemedim beni kızdırınca bir anlık ağzımdan çıktı" diyordu. Ama Hazar konuşmasına fırsat vermeden, " sen nasıl benim çocuğum, senin torunun olacak bebeği ittirirsin anne aklım almıyor kinin, öfken, nefretin kendi torunundan büyük mü? "Dedi. Bunu söylerken annesine karşı büyük bir kırgınlık ve hayal kırıklığı vardı. Hazar arkasını dönüp yanıma geldi. Beni oturduğum yerden kaldırdı ve göz yaşlarımı sildi. "Gidiyoruz buradan "dedi. Hazarın sözlerini duyan selvi, sandalye nin. Kollarını sıktı, ve ayaklarını yere bıraktı tüm dikkati hazardaydı, benim onu gördüğümü fark etmemişti. Ayaklarını haraket ettirmişti, az önce gördüm şey karşında şaşkınlığımı gizleyemeden elim ile ağzımı kapatmıştım.
Selvi hanım yürüyebiliyor muydu, bunuda yapmışmıydı gerçekten, selvi hanımın geçmişte yaşanan olaylardan dolayı parmağının olduğunu düşünüyordum ama az önce emin oldum selvi hanımın da kesinlikle bu işte bir parmağı vardı. selvi hanım babamdan neyin intikamını almak istiyordu acaba her şey gittikçe karmaşık bir hal almaya başlamıştı. Hazar, şaşkınlık içinde kalmış yüzüme odaklanmış bakıyordu, arkasını dönüp Selvi hanım'a baktığında" bir şey mi oldu " dedi bana başımı iki yana doğru salladım, şu an hazara Selvi Hanım'ın yürüdüğünü söylersem hazar daha fazla yıkılacaktı, yıllarca annesi tarafından kandırılmak kolay bir şey değildi, bunu şimdi açıklayamazdım her şey ortaya çıktığında elbette ki selvi hanımın bu yaptığını yanına bırakmayacaktım. arkamıza bakmadan Hazar ile önce odamıza çıktık. Hemen dolaptaki iki valizi çıkarıp bir kaç parça birşeyler aldık yanımıza, gideceğimiz evdeki çalışanı aradı ve biz gidene kadar evin hazır olmasını istedi. Hazar sürekli yanıma gelip iyi olup olmadığımı soruyordu hazırlanıp aşağı indik, tam çıkacakken selvi hanım, hazarla konuşmaya çalıştı ama Hazarın tek kelimesini dinlemeye niyeti yoktu evden çıktığımızda Hazar önce kahvaltı yapacağımız bir yere götürdü beni, yol boyunca da konuşmamıştık masada da devam etti bu durum. Hazarın düşündüklerini bilmek istiyordum. Bunu yaptığın için suçluluk duyuyordum ama selvi hanımın bana yapmadığı bir şeyi göstermemiştim, ben sadece hazarın da onun söylediklerinden haberi olsun istemiştim. Ellerimi masanın üzerinde birleştirip "özür dilerim Hazar, annen ile benim yüzümden aran açıldı "dedim. Ama Hazar hemen ellerimi tutup "senin hiçbir suçun yok birce ben sadece kendime kızıyorum, nasıl izin verdim sana karşı bu kadar ileri gitmesine, evet annem ama sende benim karımsın çocuğumun annesi olacaksın, nasıl seni bebeğin ile tehtit eder, senden vazgeçebileceğimi nasıl düşünür aklım almıyor." Dedi.
Hazarın beni böylesine sevmesi ve değer vermesi beni daha çok güçlü yapıyordu. Yerimden kalkıp hazara sarıldım. " Seninle iyiki yollarımız karşılaştı, herzaman yanında olacağım " dedim. Kahvaltı geldiğinde ben yemeğe başladım ama Hazar ağzını bir şeye sürmüyordü elimdeki çatalı masaya bıraktım. Hazar benim yetmediğimi görünce "ne oldu beğenmedin mi " dedi. "Hayır beğendim ama sen de yemezsen yemeyeceğim," dedim. "Şimdi canım istemiyor. Tok hissediyorum" dedi. "Sen yemezsen ikimizde kararlıyız babası yemeyeceğiz" dedim. Zorla da olsa hazara kahvaltısını yapması için ikna etmiştim. Biraz oturup çay da içtikten sonra kalkıp eve geçmiştik, içeriye girdiğimizde her yer temizlenmiş, mutfak alışverişi yapılmıştı. O gün Hazar işlerini evden hallederken bende, Can ile konuşup neler olup bittiği öğrendim. Kurduğum iş yeri tamamen bitmiş ve gelen davaları da titiz bir çalışmayla yapmıştı. Ben yokken tek başına bu kadar iyi iş çıkarması beni şaşırtmıştı doğrusu, can'ın bu çalışkanlığı takdire şayandı. Zorlandığım bir zamanda çıkmıştı karşıma can ve gerçekten çok yardımı dokunmuştu bana, bende kendimi biraz daha iyi hissetiğim de vakit kaybetmeden işimin başına gidecektim telefonu kapattıktan şömine başında oturmuş yanan odunları izliyordum. Hazar geldiğinde yanıma oturup arkamdan bana sarıldı. Hiç ses çıkarmadan sessizliği dinleyip, dinleniyorduk, biraz geçtikten sonra Hazar ile sohbet etmeye başlamıştık laf lafı açmış konu ailere gelmişti, hazara Selvi Hanım'ın ailesini sordum. Yıllar önce bir teyzesi olduğunu ama onunda sevdiği ile kaçtıktan sonra kaçtığı adamın onu öldürdüğünü söyledi. Teyzesinin olayından sonra da hazarın babası ile Selvi Hanım'ı görücü usulü ile evlendirmişler. Anneannesi ve dedesinin köye gittiken bir kaç sene sonra da vefat etttiklerini anlattı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.