33. bölüm / 37
RUHEFZABölüm 33
Bölümler 37Şu an: Bölüm 33
- 1 Bölüm 1 -Eve geliş.375 kelime
- 2 Bölüm 2 -Aile327 kelime
- 3 Bölüm 3341 kelime
- 4 Bölüm 4352 kelime
- 5 Bölüm 5379 kelime
- 6 Bölüm 6395 kelime
- 7 Bölüm 7475 kelime
- 8 Bölüm 8452 kelime
- 9 Bölüm 9370 kelime
- 10 Bölüm 10408 kelime
- 11 Bölüm 11445 kelime
- 12 Bölüm 12405 kelime
- 13 Bölüm 13437 kelime
- 14 Bölüm 14426 kelime
- 15 Bölüm 15625 kelime
- 16 Bölüm 16651 kelime
- 17 Bölüm 17674 kelime
- 18 Bölüm 18867 kelime
- 19 Bölüm 192.713 kelime
- 20 Bölüm 20445 kelime
- 21 Bölüm 21405 kelime
- 22 Bölüm 22394 kelime
- 23 Bölüm 23462 kelime
- 24 Bölüm 24207 kelime
- 25 Bölüm 25417 kelime
- 26 Bölüm 26510 kelime
- 27 Bölüm 27422 kelime
- 28 Bölüm 281.044 kelime
- 29 Bölüm 29605 kelime
- 30 Bölüm 301.235 kelime
- 31 Bölüm 31376 kelime
- 32 Bölüm 322.984 kelime
- 33 Bölüm 332.284 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 Bölüm 341.325 kelime
- 35 Bölüm 352.833 kelime
- 36 Bölüm 362.828 kelime
- 37 Bölüm 37 final963 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hazarın elinden kurtulup onunda kalkması için yardım ettim. Noldu der gibi baktı fazla uzatmaya niyetim yoktu hemen söze girdim " seninle konuşmak istediğim bir şey var canım, nerden anlatacağım bilmiyorum ama bir yerden başlamam gerek, ama öncesinde fevri bir hareket yapmayacağına söz ver " dedim. "Tamam söz veriyorum hadi anlat artık" dedi. "Aslında bildiğin her şey yalan çünkü babam bana herşeyi anlattı." Yüz ifadesi değişmiş daha sinirli gözüküyordu. Hazarın öfkeli yüzünü gördüçe bende ne yapacağımı bilmiyordum" babam ne anlattıysa olduğu gibi anlattım. " Hastaneden eve geldikten sonra babam benimle konuşmak istedi, çünkü babamın kalp krizi geçirmeden önceki günün akşam, fazla ileriye gittim ve babamı çok üzdüm. Sonrasında da olan oldu, babam kalp krizi geçirdi " dedim. Hazar sırtımı sıvazlayıp" senin olanlarda bir suçun yok kendini suçlama" dedi. Keşke dediği gibi olsaydı o zaman kendimi bu kadar suçlu hissetmezdim , konuşmayan tekrar devam ettim. " Nerden başlamam gerektiğini bilmiyorum Hazar ama bildiğim tek şey babam masum, evet onunda kötülükleri dokunmuş insanlara ama bilerek ve isteyerek yapmamış, amcam onu zorlamış "dedim. Hazara babamın sevdiği kızdan bahsetmelimiydim kararsızdım. Zaten cümlem biter bitmez Hazar ayağa kalkmış bir ileri bir geri gidip geliyordu, karşımda durup " sen ne dediğinin farkındamısın gördüm yüzünü oydu " dedi. " Ama Hazar sen amcamı hiç gördün mü, ne kadar benziyorlar sadece babamın saçları daha çok ve amcamdan daha beyaz ayrıca boyu da uzun ona göre, babama sadece seni tanıyıp tanımadığını sordum oda daha önce hiç görmedim" dedi.
Hazar daha da öfkelenmişti kollarımdan sıkıca tuttu, " birce bana bir daha bu konuyu açma, kalbini kırarım, baban olacak adam hala yaşıyorsa yatıp kalkıp sana dua etsin " dedi. Hazar canımı yakıyordu, elinden kurtulup kollarımı ovuşturdum, hazarın gözleri bende kalmıştı öfke ile "adını duymak bile bana neler yaptırıyor, bana cevap versin diyip hızlı adımlarla kapıya doğru gitti. Onu hemen durdurmam gerekiyordu, aklıma gelen ilk şeyi söyledim. " Hamileyim "diye bağırdım arkasından eli kapıda kalmıştı. Başını çevirip bana baktı, " ne dedin sen " dedi. " Hamileyim dedim. " İki aylık, yarın eve geldiğimde sürpriz yapacaktım sana "dedim. Yanıma koşarak gelip bana sarıldı, başımın üstünden üst üste öpmeye başladı. "Bizim Bir bebeğimiz mi olacak şimdi " dedi. Evet demem ile beni kucağına aldı ve etrafında dönmeye başladı. Hazar beni durdurup" yarın hemen hastaneye gidiyoruz" dedi. Çantamın yanıma gidip içinden ultrason kağıdını çıkardım ve geri Hazarın yanına gittim. " Dün sana söylemeden sadece emin olmak için gittim. " Dedim. Yüzü biraz asıldı, beraber gitseydik ilk öğrendiğinde yanında olmak isterdim" dedi. Hazarın beline sarıldım ve bende yeni öğrendim zaten, yarın sana söyleyecektim "dedim. Çok hoşnut olmasa daha fazla üstlemedi, o an tek düşündüğü bebek olmuştu, babam için konuştuklarımızı unutmuş gibiydi. Elime bir delil geçmeden bir daha hazarla bu konuda konuşmayacaktım. Çünkü yıllardır tek şeye inanmış kolay kolay düşüncesini değiştiremezdim.
Sabah uyandığımda Hazar yanımda yoktu. Erkenden gitmiş diye düşündüm ama aniden dün akşam babama karşı düşünceleri gelmişti aklıma. Yataktan hızla kalkıp aşağıya indim. Salonda kimse yoktu, babamların odasına da gitmeye cesaretim yoktu onu orada göremem diye, Hazarın babama bir şey yapma ihtimali beni kahrediyordu. Her gün bu korku ile yaşayamazdım. Merdivenleri hızlı hızlı çıkarken ayağımı boşluğa atmıştım. Trabzanlardan tutundum ama bir kaç basamak aşağıya düşmüştüm. Merdivenden yuvarlanmama ramak kalmıştı. Düştüğüm basamağın üstünde oturdum ve içli içli ağlamaya başladım. Annemin ve babamın sesini duyunca ağlamam daha da şiddetlenmişti. Sanki ağladıktan sonra herşey geçecek gibi hissediyordum ama içten içe kendimi kandırdığımı da biliyordum. Annemin pamuk gibi elleri ellerimi tutunca kendimi daha iyi hissetim, babam da yavaş yavaş iniyordu merdivenlerden gözlerimi sildim ve ayağa kalkacaktım ki karnımda şiddetli bir ağrı hissettim. Annemin eşofmanıma bakıp ağzını tutması ile bakışlarım aşağı kaydı. Kanamam olmuştu. Annemin " hamilemisin sen " lafı kulaklarımda çınlıyordu, elimi karnıma atıp "bebeğim" diyebildim gözyaşları içinde. Annem kolumun altından tutmuştu. Abimi çağırıyordu. "Fırat, Fırat yetiş buraya gel " Diyordu. Abim koşarak yanımıza geldi ne oldu demeye kalmadan beni kanlar içinde görünce hemen aşağı indi beni kucağına aldı. Annemde peşimizden geliyordu. İçimden dua ediyordum. Bazen sözcükler ağzımdan sesli olarak çıkıyordu. Elim karnımda " sakın anneni bırakma bebeğim, Lütfen bırakma beni " dedim. Sözlerimi duyan abim anneme bakmıştı. Annemde başını sallıyordu.
Hastaneye gidene kadar kimseden tek kelime çıkmamıştı, hastaneye geldiğimizde abim beni kucağına aldı. Ve koşarak içeriye girdi. Kapıda bizi gören hemşire hemen bir sedye getirip kadın doğum acil bölümüne götürdü, daha önce yanına muane olmak için gittiğim doktor çıkmıştı karşıma beni görünce koşarak yanıma geldi. Ne oldu diye sordu, annem "merdivenlerden düştü, ayağa kalktığında kanaması başladı" dedi. Doktor önce ultrason karnıma baktı, ekrana kitlenmiş bakıyordu, yüzünde umutsuzluk vardı sanki, öyle görünce çok korkmuştum, gözlerimi sıkıca sıkmış, dişlerimi birbirine kenetlemiştim, sadece dua ediyordum, Bebeğime bir şey olmasın diye .bir kaç dakika geçmişti ama bana seneler gibi geldi o dakikalar . Tâki kullaklarımda bebeğimin kalp atış sesini duyana kadar, öyle bir sevinç kapladı ki içimi tüm acımı unutmuştum. Annem elleri kalbinde, yüzünde koca bir mutluluk ile baş ucumda bekliyordu, göz göze gelince ikimizde hem mutluluk gözyaşları döküp, hemde gülüyorduk elini başıma attı ve " şimdi benim yavrumun yavrusu mu olacak " dedi. Başımı salladım. Komuşmamız doktorumun sözü ile kesilmişti. "Birce hanım, kanamayı durdurduk, evet bebek şuan için çok iyi durumda gözüküyor sorun yok ama ama önümüzdeki kırksekiz saat çok önemli, iki gün sizi burada misafir edelim" dedi. Doktor çıkınca abim de gelmişti." İyimisin "diye sordu. " İyim abi "dedim. Annem abimi eve gönderi annem ve benim için bir kaç parça kıyafet ve telefonları Ebrar ile göndermesini istedi. Ebrar geldiğinde bir elinde çiçek buket diğer elinde bir kaç tane uçan balon, "teyze oluyorum" diye içeriye girdi.
Ebrar Sırf yüzümü güldürmek için yapmıştı, duygularına yenik düşüp gözlerinden istemsizce birkaç damla yaş düşürmüştü, hemen yaşlıları silip elimi tuttu iyi misin diye sordu iyiyim canım dedim onunla biraz konuştuktan sonra, telefonumu istedim. hazarı yanımda görmek istiyordum şu an bebeğimizin ve benim en çok ona ihtiyacımız vardı. telefonu elime aldığımda hazarı vakit kaybetmeden aradım. Hazar telefonu açınca, annem ve evrar biz bir su alıp gelelim dediler. Hazar " bircem günaydın" dedi. Olanları nasıl anlatacağımı bilmiyordum, sakince cevap verdim. " günaydın canım "dedim. "nasılsın, daha doğrusu nasılsınız bakalım" dedi. "iyiyiz" dedim. Bir şekilde söylemem gerekiyor "hazar canım panik yapma, sabah biraz rahatsızlandım şimdi hastanedeyiz" dedim. hazar hemen "ne, ne oldu, iyi misiniz gerçekten, hangi hastane, "diye üst üste sorular sormaya başladı." Canım sakin ol lütfen dediğim gibi ikimiz de iyiyiz yanımıza gelirsen daha iyi olacağız iki gün burada kalmamız gerekiyor "dedim. elimi karnıma atıp "bak bebeğimiz de babam gelsin diyor" dedim gülerek, Hazar "hemen geliyorum" dedi. Gerçekten de dediği gibi yarım saat geçmeden gelmişti. Kapı açılıp hazar ile göz göze gelince, hemen koşarak yanıma geldi boynuma sarıldı ve yüzüme daha yakından baktı. "Gerçekten iyimisin, bana doğruyu söyle, bak başka yere gidelim en iyi doktor neredeyse oraya gidelim." Dedi. Hazarın böyle üstüme titremesi bana tarifsiz duygular yaşatıyor. Özellikle annemlerim yanında beni daha da mutlu etmişti. Hazarın eli karnımda geziniyordu. Annemleri fark edince kendini toparladı.
"Kusura bakmayın lütfen birce'nin hastanede olduğunu duyunca ne yapacağımı bilemedim. Rabia hanım " dedi. Annem de " kusur olacak bir şey yok evladım. O senin karın, sizi böyle birbirinize bağlı görmek beni çok mutlu etti. Sabah bizde birce'yi öyle merdivenlerde görünce çok korktuk hemen hastaneye getirdik" dedi. Hazar da "Merdivenden mi düştü birce " dedi. Şaşkın ve üzgün bir surat ifadesiyle ile, annem o anı gözlerinden silmek istercesine " geldi geçti çok şükür, Allah birdaha yaşatmasın " dedi. Sabahtan ayak üstündeydi, çok yorulmuştu benim peşimden koşarken . Konuşmanın üzerine kapı çaldı ve içeriye abilerim ile babam gelmişti. İçimden Bir gerginlik olmasa bari diye geçirdim. Aslında ailemin hazara öfkeli olduğu konu beni kaçırması ve şirkete ortak olmasıydı. Çünkü kimsenin haberi yoktu, sadece Fırat abime babamın geçmişte yaptıklarından bahsetmiştim. Ama hazarı söylememiştim. Şuan bu oda da bulunan herkes çok gergindi. Herkesin yüzünden belli oluyordu. Ortalığı yumuşatmam gerekiyordu. "Hoşgeldin babacım, neden kendini yordun buraya kadar, keşke evde kalıp dinlenseydin" dedim. " Seni görmeden duramazdım kızım " dedi. Güleç bir şekilde babama baktıktan sonra abilerime baktım. " Fırat abim , cihan abim " dedim ikiside baş ucuma gelip anlımdan öptüler cihan abim " bizi çok korkuttun güzel kardeşim kendine daha çok dikkat et "dedi. "Ederim abim" dedim. Fırat abim hazara bakıp " iki dakika dışarıya gel de konuşalım" dedi.
Fırat abimin Hazar'a ne diyeceğini merak ediyordum, acaba kavga ederlermiydi, engel olsam mı diye düşünüyordum ama nereye kadar böyle devam edecekti, düşündükçe , bir şeylere engel olmaya çalıştıkça hep kendime zarar veriyordum, şuan burada olmamın sebebi de buydu babamı düşünüp endişelendiğim içindi, evet ben buyum yine olsa yine yapardım ama biraz bencil de olmak gerekiyor, herkesi kontrol edip, idare edezsin dedim. kendi kendime bunu söylerken bir yanımda neler düşünüyorsun böyle diyip kızıyordum kendime. İçimden bir ürperti geçmişti sanki, neler düşünüyordum böyle ben, önden çıkan Fırat abim ile göz göze geldik, bana gülümseyip öyle çıktı. Sonra peşinden Hazar çıktı. Oda bana bakıp aynı şekilde çıktı. Yarım saat olmuştu ama hala gelmemişlerdi. Merakım her dakika biraz daha artıyordu, Onlar gelene kadar aklımda neler geçiyordu bir ara yerimden kalkıp bakmaya niyetlendim ama kalkamadım. Sonunda kapı açıldı ve ikisi de içeriye geldi. Sakin sakin oturdular. Yarım saat sonra babamlar kalkınca annemleride eve gönderdim. Sadece ben ve Hazar kalmıştık. Yanıma geldi. Ona biraz yer açıp yanıma uzanmasini istedim kolunu başımın üstüne getirince başımı kaldırıp koluna bıraktım.sıkıca sarılmıştı bana. Sessizliği ilk o bozdu " nasıl düştün" dedi. Nerden başlayacağımı bilmiyordum. Daha sıkı sarılıp "seni yatakta göremeyince üzüldüm, aklıma akşamki konuşman geldi ama ihtimal vermedim. Aşağı indiğimde kimse yoktu. Herkese seslendim ama kimse yoktu. Sonra aklıma kötü şeyler geldi. Çok korktum ve hızlı hızlı merdivenlerden çıkmaya çalıştım. " Dedim. Bunları söylerken Gözyaşlarım hazarın gömleğini ıslatıyordu, en doğru kelimeyi seçmek ister gibi biraz düşündü ve sonra cevap verdi Hazar "Çok üzgünüm birce keşke yaşadıklarımızı geriye alıp düzeltebilsem böyle bir şansım olsa bunu yapardım emin ol, babama dokunmayacağım en azından ölümü benim elimden olmayacak, sana bu acıyı yaşatamam" dedi.
Hazardan bu sözleri duyduğum için çok şaşırmıştım. Ben daha farklı bir tepki bekliyordum. Bu sözleri bana o kadar iyi gelmişti ki yaşadığım bu suçluluk duygusunu biraz olsun hafifletmişti. Elim karnımda bebeğimi seviyordum içmden ona hep kızım demek geliyordu ama bebeğim diyordum. Hazarın elini de alıp karnıma bıraktım. " İçimde bir can taşıyorum, hergün biraz daha büyüdüğünü hissediyorum, her geçen dakika daha çok bağlanıyorum ona, ama kusursuz değilim, değiliz hata yapabiliriz. Önemli olan bu gibi anlarda birbirimize destek olmak, şuan yanımda olup benimle bu konuşmayı yaptığın için teşekkür ederim. " Dedim hazarda karşılık olarak başımın üstünden öptü, meraklı bir şekilde başımı kaldırıp hazara baktım. " Peki siz abimle ne konuştunuz"dedim. Güldü ve " merak ediyorsun değil mi ?" Dedi. Gülüp elimi göğsünün üstüne bıraktım. " Hadi ama Hazar anlat artık" dedim. Hazar biraz düşündükten sonra anlatmaya başladı. " Abin ile bugünki olay hakkında konuştuk, ve şirket hakkında konuşmamız gereken bazı şeyler vardı. " Dedi. İkimizde bu konuşmadan sonra sessizce uzanmış dinleniyorduk ama aklıma selvi hanım geldi Gelmeseydi iyi olacaktı ama geldi. Hazara sessizce "uyudunmu Hazar " dedim. Gözlerini açmadan "yok ne oldu" dedi. Usulca "annene bebeğinizin olacağını söyledin mi " dedim. " Evet seni bekliyordum ama bugün sabah evdeyken telefon ettiğinde annem de yanımdaydı öğrendi, çok şaşırdı oda " dedi. Korktuğum olmuştu sonunda selvi de öğrenmişti, sevinmemiş şaşırmışdı, o an aklıma gelen, evde yaşanacakları hazara ispatlayabilmek için kamera almaktı. Bebeğime asla zarar vermesine izin vermeyecektim.
Hastanede iki gün geçirdikten sonra bugün eve gidecektik. Hazar'ın öpücükleri ile gözlerimi açtım. O güzel kara gözleri ve uzun kirpikleri ile bana bakıyordu, " hadi uykucu uyan artık birazdan eve gideceğiz "dedi. Beraber birşeyler atıştırdıktan sonra hazırlanmıştık, son kez doktorun yanına gidip bebeğimizi görecektik. Hazar bugün ilk defa bebeğimizin kalp atışlarını duyacaktı, el ele tutuşup odaya doğru gittik. İçeriye girdiğimizde sevecen doktorum yine güler yüzüyle bizi karşılamıştı. Hazar zaman kaybetmeden bebeği görmek istiyordu. Sedye ye uzanıp doktorun gelmesini bekledim. Hazar yanı başımda elimi tutmuş bekliyordu ultrasonun ucu biraz karnımda gezdi ve doktorum hazara seslendi " bakın Hazar bey şurada gözüken fasulye tanesi sizin bebeğiniz " dedi Hazar belli belirsiz gözlerini kısıp ekrana baktı ve gülerek" bu kadar küçük mü? "dedi. Doktor hanımda güldü "evet o kadar küçük henüz ama hergün biraz daha büyüyor, peki kalp atışlarını duymaya hazırmısınız "dedi. Hazar evet dedi. Ses açıldığında ikimizde büyülenmiş gibi onun kalp atışlarını dinliyorduk. Her dinlediğimde hayranlığım ve sevgim biraz daha büyüyordu. Elimizde ultrason resmi ile eve doğru gidiyorduk. İkimizde çok mutluyduk. Evin kapısından içeri girdiğimizde selvi hanımın asık suratını görmüştüm. Hazarı görünce yüzüne yine o sinsi gülüşünü eklemiş sandalyesinde kollarını açmış bizi çağırıyordu. Hazar bana bakıp gözleri ile beni çağırdı Hazar önden gidip annesine sarılmıştı, benim ise gitmeye hiç niyetim yoktu,
Hazarın gözünde savaş açan ben olmayacaktım, selvi hanıma yaklaşıp elini tuttum ama elim öyle bir sıkmıştı ki parmaklarımı hareket ettiremiyordum, Canım çok acıyordu, bu sefer oyun sırası bana gelmişti, hazarın sırtını tutup " ah selvi hanım ne yapıyorsunuz, neden elimi sıktınız" dedim. Ve gözümden bir kaç damla yaş indi yanaklarıma, elimi çekip diğer elim ile kapladım, Hazar annesinin yanından kalkıp yanıma gelmişti. Elimi hazar'a doğru baksın diye uzattım. Elimin kızarıklığını görünce çok şaşırmıştı, annesinden böyle bir şey beklemiyordu, Hazar annesine doğru yaklaştı " neden bircenin elini bu kadar çok sıktın anne " dedi. Ondan mantıklı bir cevap vermesini bekliyordu ama selvi hanım hala şokunu atamamıştı ağzında lafları geveleyip duruyordu, hazar'ın yanına gidip elini tuttum göz yaşlarımın ıslattığı Yanağımı hazarın karşısında sildim. "Önemli değil canım, annen bana hala alışmadı zamanla kendimi ona sevdireceğim" dedim. Selvi hanımla göz göze gelmiştik elinden gelse kalkıp bana saldıracaktı, istediğim olmuştu sonunda. Hazarın elini tuttum ve kulağına eğildim " lütfen odamıza çıkalım, çok yoruldum" dedim. Hazar son kez annesine baktı ve" gidelim"dedi. Hazar ile odamıza çıktığımızda camın önünde ki koltuğa oturdu. Sessiz bir şekilde "seni buraya hiç getirmeyecektim" dedi dediğini duymuştum, hazarın önünde durup dizlerinin önüne oturdum. "Sana hep anlatmak istediğim buydu aslında sen yokken yada görmediğin zamanlarda selvi hanım bana hep böyle davranıyor, ilk evlendiğimiz gün benim banyoda küvetin içinde kendimden geçtiğim gün selvi hanım odaya gelip beni dövdü, saçlarımı çekip beni tehtit etti" dedim.
Bölüm etkileşimi
