RUHEFZA kitap kapağı

19. bölüm / 37

RUHEFZA

Bölüm 19

Vaveyla Yazarı: Sevgiliyazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: Bölüm 19

Okula gidip gitmediğini sordum. Fakat babası vefat ettikten sonra annesi ve kardeşleriyle tek başına kalmış onun için gidememişti. Küçük kızıa adını sorduğumda Azra olduğunu söyledi. Beni onların evine götürmesini istedim. Azra hayat dolu bir kızdı geleceği için önüne kocaman engeller konmuştu. Evlerine vardığımda tek katlı müstakil bir evdi ama içine girdiğimde hayat mücadelesi veren bir aile vardı. Annesi bana önce şüphe ile yaklaştı ama sonra tüm derdini anlattı. Anlattıkça ağladı benide ağlattı.içinde oldukları durum çok zordu. azranin diğer iki kardeşiyle tanıştım azradan çok küçüklerdi. Anneleriyse çok zayıftı ama güçlü olmaktan başka bir seçeneği yoktu. Adım atacak hali de. Evin durumu iyiydi fakat elektrik su olmadığı için bakımsız ve çocukların yaşayabileceği bir ortam olmatan çıkmıştı. Şoför ü yemek alması için göndermiştim bu akşam için yemeklerini yesinler yarın herşeyi halledecektim. Azra ve ailesi ile vedalaştıktan sonra. Eve gitmeden önce alışveriş yaptım. Azra, annesi ve kardeşleri için. Sonra ev için bir kaç mobilya aldıktan sonra temizlik şirketi ile konuşup evin adresini verdim. Biran önce yarın sabah olmasını istiyordum.
Eve vardığımda Hazar çokta gelmişti. Biraz gecikince merak etmiş belliydi bakışlarından. Tam konuşacağı sırada odaya doğru çıktım. Sonra bir kaç merdiven indim yanına gidecektim Ama hazardan uzak durmam gerekiyordu. Çünkü bana bilmediğim yabancı duyguları hissettiriyordu ve korkuyordum sanırım hazır değildim yaşadığım hissettiğim ne varsa ona dair unutmalıydım.iyi veya kötü herşeyi, bilmediğim duygular içine girmeyecektim. Sonunda üzülen ben olmak istemiyordum Odama çıktım. Yatağın üzerinde bir paket vardı. Yatağa doğru yaklaştım içinde ne olduğunu merak ediyordum. Acaba birisi için mi almıştı. Yoksa Konuştuğu biri mi var hayatında. Nasıl öğrenecektim diye düşünürken. O sırada kapı çaldı ve içeriye Hazar geldi. Yataktan uzaklaştım Hazar beni görmeden. Odaya girdi yatağa yaklaşıp Paketi eline aldı. Dışarı çıkacak sanıyordum ama aksine bana doğru geliyordu Ben uzaklaştıkça Hazar geliyordu. Önümde durdu paketi açtı ve içinden kırmızı şık bir elbise çıkardı. Bir kaç adım daha yaklaştı "Lütfen bunu benim için denermisin "dedi. Neden diye sordum. Çünkü görünce aklıma sen geldin. "Üzerinde nasıl olacağını merak ediyorum" dedi.
Ben sustukça Hazar daha fazla yaklaşıyordu. Elinden elbiseyi aldım ve hızlı adımlarla banyoya gittim. Kapıyı kapatır kapatmaz. Kapıya yaslandım. Kalbimin ritmi yine bozulmuştu. Elbiseyi askılarından tutup havaya kaldırdım. Çok güzel bir elbiseydi. Merakla Aynanın karşısına geçtim ve üzerime tuttum, Hemen denemek istiyordum.
Elbiseyi denedim ve toplu olan saçlarımı açtım, aynanın karşısında kendime bakarken hazarın odada bir şeye çarpma sesini duydum. Hemen kapıyı açtım ve endişeli gözlerim hazarı aradı. Şifonyerin önünde durmuş dizini tutuyordu. Beni görünce doğruldu ve gözleri ile baştan aşağı süzdü. Hazarı böyle şaşkın görmek hoşuma gidiyordu. Kendime güvenerek bir kaç adım odanın içine doğru yürüdüm. Hazara dönüp olmuşmu diye sorduğumda. " Hemde çok güzel olmuş "dedi. Ağzından kaçırmıştı belli ki sonrasında tekrar lafa girdi ve "çok yakışmış güle güle kullan "dedi. Ve " Ama önce bir şey daha var. Unutmadan şifonyerin üstüne duran bir mücevher kutusu vardı. Açtığında kırmızı yakut ile süslenmiş bir kolye Kutunun içine özenle yerleştirilmişti çıkarıp eline aldı bana doğru geldi. Takabilirmiyim diye sordu. Arkamı döndüm ve saçlarımı topladım. Neden her dediğini onaylıyıp yapıyordum ki şimdi. Yarım saat önce kendi kendime dediğim şeyler ne olacaktı. Hem cesaretim yok diyip sonrasında büyük adımlar atmamı anlamıyordum ama dediğim çok doğru bir şey vardı. Tüm dengem bozuluyordu. Hazarın nefesini ensemde hissetmem ile ürpermiştim. Yine çok yakındı bana kolyeyi taktıktan sonra sol elini belime doladı ve beni aynanın karşısına götürdü. Durduğumuz halde elini hala çekmemişti sonra sağ elini kaldırıp parmak uçları tenime değerek kolyenin ucunu düzeltti. Ve aynadaki suretlerimize beraber baktık.
İkimizde fark etmeden birbimize çok yaklaşmıştık Ayna bizim cesaret edemediklerimize tercüman olmuştu sanki. Kaçmadan ayrılmadan dakikalarca orada durduk. Teslim olmuştuk sanki dilimizden o cümleler çıkmasada yüreğimiz artık bir atıyordu kabullenmiştim. Hazarın iki elide belimdeydi. Tam arkamda durmuştu başımı onu göğsüne yaslanmıştım sol elimi hazarın yüzüne götürdüm gözlerimizi kapatmıştık ama o huzuru iliklerimize kadar hissediyorduk. Yüzlerimiz birbirine döndüğünde gözlerimizin içine korkmadan çekinmeden bakıyorduk. Hazar dudaklarını yarımladı tam bir şey söyleyeceği sırada annesinin bağırma sesine ikimizde koşarak aşağıya indik. Yere düşmüştü kim bilir belki de kendini yere attı bilerek. Neler düşünür hala gelmiştim yaşlı kadın neden kendini yere atsın ki, az önce düşündüğüm şey için kendime çok kızdım. Koşarak gidip bir bardak su getirdim. Baştan aşağı beni süzdükten sonra suyu alacağına" hayırdır ne bu halin gelin" dedi.
Hazarın hediyesi dedim. Hazar da elimi tuttu karıma hediye almak istedim. Yarın akşam önemli bir etkinlik var oraya katılacağız dedi. Haberim yoktu ama odada konuşamamıştık zaten. Elimdeki suyu almayınca masaya bıraktım. Geçmiş olsun olsun diyip yukarıya çıktım. Hemen üstümü değiştirdim ve yatağa girdim Hazar gelmeden uyumak istiyordum. Sabah olduğunda hazarın kollarında uyanmıştım. Sıkıca bana sarılmıştı. Sol elimi kurtardım kalkacaktım ama sonra dönüp hazara baktım. Yüzüne ,kirpiklerine, sakalına elimi saçlarında gezdirmek istedim. Elimi saçlarına daldırmak istedim ama o sırada Hazar gözlerini açıyordu uyuyor gibi gözlerimi kapattım bu sefer Hazar beni izliyordu.
Yavaşça gözlerimi araladım. Hazar ile bakışınca günaydın dedim. Oda bana günaydın dedi. Elini yüzüme götürdü önce elini yanaklarımda gezdirdi sonra saçlarıma götürdü. Saçlarımın okşanmasını hep çok sevmişimdir. Annemden hep isterdim yapmasını ama sadece hasta olduğum zamanlar yapardı. O kadar iyi gelirdi ki bana kendimi daha iyi hissederdim. elim ne zaman saçlarıma deydiğinde hep annemi hatırlardım. O sıcaklığını, sevgisini, kokusunu ve dokunuşunu. Böyle anlarda keşke hep çocuk kalsaydım diyorum kendime. Yatsam annemin dizlerine de okşasa saçlarımı. Anılara dalmıştım. Belki de özlemdi bilemiyorum. gözümden akan yaşı fark etmemiştim. Hazarın parmakları gözümün kenarında o bir damla yaşı silerken dönüp hazara baktım. Bana doğru yaklaştı önce gözümden akan yaşın yerini öptü sonra gözlerimi biraz aşağı kaydı nefesi nefesime değiyordu. Bana doğru yaklaştı. Tamda o sırada telefon çalmıştı Hazar sinir ile telefonuna baktı ama çalan onun değil benim telefonumdu. Hazar açma dedi ama açmam gerektiriyordu Azra ve ailesi ile ilgiliydi. Yataktan kalktım ve Dolaba kıyafet seçmek için gittim o sırada azradan bahsettim hazara. O da benim kadar üzülmüştü ve yapabileceği bir şey olup olmadığını sordu. Ben herşeyi halletmiştim ama gerekli bir şey olursa söyleyeceğim demiştim. Hazarda yataktan kalktı. İşini hallederken bu akşamı unutma sana bir sürprizim de olacak dedi. Yanağımdan öpüp yarım kalan öpücümden aldım dedi.

Yaptığı şey hoşuma gitmişti. Hazar banyo ya gittiken sonra arkasından baka kalmıştım. Liseli aptal aşıklara dönmüştük iyiyce. Yaptığım ne kadar doğruydu bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa oda teslim olmaktı bu sevdaya. Daha önce de demiştim tüm duygular bir arada yaşanırken ne kadar mantıklı olabilir ki insan. Hem hissettiğim şey için önüme ne gelirse savaşmaya hazır gibiydim hemde herşeyi geride bırakıp uzaklara kaçmak isteyen bir korkak gibi korkuyordum. Aşk diye bir şey gerçekten varmıydı sorusunu bir kaç ay önce duymuş olsam yok derdim ama şimdi o aşkı kalbimde hissedince her şey değişmişti. Bu aşkta sadece mutlu olmak istiyordum bana bu duyguları yaşattıran adamla. Artık kabul ediyordum hazara aşık olmuştum. Acaba o da gerçekten beni seviyormuydu Düşüncelerimin arasından çıkıp hazırlanmaya başladım. Azra ve ailesinin yanına gidecektim. Hazar' ın çıkmasını beklersem gecikecektim. Onun için not yazıp kıyafetlerinin üzerine bıraktım. Azra ' nın evine gittiğimde dışarıda bekliyordular. Ev için mobiyalar gelmiş, Temizlik işcileri evi temizliyordu. Azra koşarak yanıma geldi.onun ve kardeşleri için aldığım mobilyaları, kıyafetleri çok sevmişti. Kocaman sarıldık azrayla birbirimize. O minik kalbin kahramanı olmak çok güzeldi. Gözünden akan mutluluk gözyaşlarını sildim ve dedim ki. Gözünden hiçbir zaman yaş gelmesin mutlu olduğunda doyasıya gül prenses " dedim.
Ayrıca onun için bir sürprizim daha vardı. Bunu annesinin yanında söylemek istiyordum elinden tuttum ve annesinin yanına gittik
Azra merak ile bana bakıyordu. Annesi herşey için teşekkür edip duygulanmıştı. Ve nihayet söyleme vaktim gelmişti. Azra' yı okula göndermek istiyordum. Önüne eğildim ve ellerinden tuttum. Gözleri dolu dolu bana bakıyordu. Sesi haykırmak istiyordu ama boğazına takılmıştı sanki kelimeler. Zar zor " ama ben okul gidersem ailem" dedi ve daha fazla konuşamadı. Gözlerinin içi kıpkırmızı olmuştu. Azra ya sarıldım. Sanki bunu bekliyormuşcasına o küçük bedeni ile sımsıkı sarıldı bana. Sonra yüzünü ellerimin arasına aldım. Göz yaşlarını sildim. Ben artık senin yanındayım dedim. Ve arabadan Azra için aldığım sırt çantası ve kırtasiye ürünleri ile dolu çantayı istedim. Azra hepsine tek tek baktı. O kadar mutlu olmuştu ki. Hep gülüp o güzel kahkahalarını atıyordu. Onlarla biraz vakit geçirdikten sonra eve gelip hazırlanmam gerekiyordu. Hazar sürprizi olduğunu söylemişti.
Ben hazırlanırken hazarda gelmişti. Oda hazırlandıktan sonra beraber çıktık. Vardığımızda afişleri görünce çok şaşırmıştım. Çünkü bizim otelin afişleriydi. Hazara ne bu diye sormaya fırsatım olmadan. elimden tuttu ve içeriye girdik. Tüm gözler bize bakıyordu ailemin şaşkın bakışları ile karşılaşmıştım. Babam yanımıza doğru gelirken Hazar sahneye çağrıldı. Hazar konuşma yapmak için sahneye çıkmıştı konuşmasına başlayınca herkes pür dikkat olup onu dinliyordu.
" Herkese geldiği için çok teşekkür ederim. Hayatta ahlaki değerler esas alınmadan yapılan işler çok para kazandıra bilir. Ama ben bunu istemiyorum. Herzaman doğru bildiğim şeyden şaşmadım. Hep adil olmaya çalıştım. Bundan sonraki hayatımda öyle yapacağım. Adım attığım bu yeni süreçte yanımda olan sevgili eşim birce alpkaya teşekkür ediyorum. " Dedi. Tüm gözler bana dönmüştü ve alkışlamaya başladılar. Hazar sahneden inip yanıma geldi. Dans müziği çalınca Hazar elini uzattı " sevgili karım bana bu dansı lütfeder mi ". Elini tuttum ve kabul ettim. Dans ederken " ne yapmaya çalışıyorsun Hazar " dedim. Daha önce babam hakkında konuşmuştuk birce onu bitireceğimi biliyorsun. Artık Ben şirketteyken hiçbir şey yapamayacak. Bana yaşattığı hiçbir şeyi yanına bırakmayacağım. Hisselerin yarısı bende artık." dedi. Hazara diyecek bir şeyim yoktu. Gözlerimi hazardan aldım ve yere indirdim. Babamdı o benim nasıl böyle bir şey yapmışti ki aklım almıyordu. Babam için kalbim ve vicdanım arasında kalmıştım. Bir evlat babasının acı çekmesine nasıl razı gelebilirki. Bir yandanda mazlumun ahına nasıl göz yumabilirdim ki. Hazarın sesi ile irkilmiştim. "İyimisin birce "dedi
"Evet iyiyim "dedim ve gözlerim babam ve annem gile kaydı. Onlar için herşey emrivaki olmuştu. Babam ve abilerim çok sinirliydileder.
Ellerine geçsem bir kaşık suda boğarlardı beni. Dans bittikten sonra yerimize geçtik. Hazar karşı masada gördüğü arkadaşının yanına gitti. Ben telefonuma bakarken bir el belime sarılmıştı.
Ben Hazar geldi sanırken arkamdan Furkan sarılmıştı. Arkamı dönüp onu gördüğümde can havliyle ittirdim. Vazgeçmeyip yine yanıma gelecekti ki fırat abim yetişti. Furkanı kenara çekti ve kolunu arkadan tutmuştu. Kulağına eğildi ve birşeyler söyledi. Abim furkanın elini sıkmış olmalı ki Furkan'ın suratı acı ile buruşuyordu. Fırat abim geri çekildiğinde Furkan arkasına bakmadan babamın yanına geçti. Babamda furkana sinirlenmişti bunu suratından anlıyordum ama bir şey söylemedi. Hazarın, Furkan'ı görmemesi iyi olmuştu yoksa Hazar böyle bir şeyi asla kabul etmez furkanı døverdi.
Artık kavga dövüş istemiyordum. Yorulmuştum. Hemde çok yorulmuştum. Fırat abim gidecek'ken abime "dur gitme abi " dedim. Sesimdeki üzüntüyü, kırgınlığı hissetmiş gibiydi. Başka zaman söylemiş olsam asla durmazdı. Durup bana baktı. Fırat abim ile aramda çok başka bir bağ vardı. Konuşmadan anlaşıyorduk, çocukluğumdan beri bir şey olmuş olsa bana bakıp hemen anlardı. O benim her zaman kahramanım olmuştu. Yine öyleydi anlamıştı. Geçmiş gözümün önünde canlanınca abime sarıldım. O bana hala kırgındı. Beni sarıp sarmalamadı bu içimi daha çok açılmıştı sonra Daha sıkı sıkı sarıldım. Oda dayanamadı özlemişti küçük kardeşini sarıldı ve başımın üstünden öptü bunu hep yapardı. Gözlerimi kapattığımda yaş gözümden damladı abim görmeden sildim. o an anladım ki ailemi çok özlemiştim. Hazar bize bakıyordu ama önüne dönüp konuşmaya devam etti. abime herşeyi anlatmanın zamanı gelmişti.

Abime eğilip " abi sana anlatmam gereken şeyler var" dedim. "Dışarı çıkalım " dedi. Başımı sallayıp tamam dedim. Dışarı çıktığımızda kimse yoktu abim meraklı gözlerle bana bakıyordu. Furkandan bahsettim önce ebrarın bana söylediklerini söyledim " abi Furkan ebrarı gözleri ve konuşması ile taciz ediyor. Babamın haberi varmı yokmu bilmiyorum ama benden sonra amcam furkana ebrarı isterse kıyameti koparırım haberin olsun "dedim. Abim kaşlarını çatıp bana baktı " haberim yoktu." Furkan ebrarı rahatsız mı etmiş" dedi. "Evet abi bende Ebrar ile konuştuktan sonra onu aradım ayağını denk alsın diye ama benimle de abuk sabuk konuşup Ebrar hakkindaki düşüncesini bana söyledi.". Abim çok kızgındı sinirinde konuştuğumuz dakikadan beri sıktığı yumruğunu duvara vurdu yumruğunu bir kaç kez. Elini tuttum ve lütfen yapma abi dedim. Elini elimden çekti ve peki Hazar dedi biraz sustu sonra tekrar konuştu "sana bir şey yaptı mı" dedi. Abime Hazar ile aramızda geçen onca şeyi anlatamazdım. Beni zorla kaçırdığını o sürede başıma gelenleri anlaşmalı evliliğimizi. Hiçbirini anlamazdım. Biraz daha susarsam abim anlardı. " Hayır abi Hazar benim kocam seviyorum onu" dedim. Abim sessizliğe büründü o an gözlerini benden kaçırarak " canımdan çok sevdiğim kardeşimin bu şekilde evlenmesini istemezdim "dedi. Abim öyle diyince gözlerimden akan yaşlara hakim olamadım " ama zorla sevmediğim biri ile evlendirilmeme iznin vardı abi geldim yanınıza konuştum sizinle ben bana söylediğiniz lafı unutmadım. Çok iyi hatırlıyorum. Babam bir derse kim yok diyebilir dedin karşı dahi çıkmadın" abim bana doğru gelip bir adım attı ama elimi kaldırdım " dur abi " sen bana sahip çıkmadın eğer o gün arkamda dursaydın şuan bu durumda olmazdık "dedim. Arkamı döndüm gözlerimi silerek içeri girdim kapının önünde Hazar vardı.

Konuşmalarımızı büyük ihtimalle dinlemişti. İyimisin diye sordu evet iyiyim dedim. Gelip sarılmak istedi ama kendimi geri çektim. Şuan kim gelip sarılırsa dik duramayacaktım teslim edecektim kendimi hüzne. Geçmişe takılı kalmak istemiyordum ama Geçmiş hep önüme çıkıyordu. Hazar anlayışla karşıladı. Hazar ile konuşurken aklıma abime babamın insanları zor durumda bıraktığından haberi varmı diye soracaktım. Hazara bakıp" beni burada beklermisin geliyorum sonra eve gideriz " dedim. Hazarda tamam dedi. Islak gözlerimi ve yaş akan yanaklarımı ellerimle silip kendime gelmeye çalıştım. Abim bıraktığım yerde çömelip oturmuştu beni görünce ayağa kalktı birce dedi sadece geri geldiğime şaşırmıştı" abi sana bir şey soracağım ama bana doğruyu söyleyeceksin "dedim. Başını salladı"sor birce ne zaman sana yalan söyledim " dedi. " Abi babamın insanların hakkına girdiği, zorla mallarını alıp, kimini óldùrüp kimini sakat bıraktığını biliyormuydun "dedim. Gözleri kocaman açılmıştı. Belliki haberi vardı. " Sen nereden nasıl öğrendin "dedi. Doğruydu kahretsin ki böyle cani bir ailem vardı. Daha fazla kaldıramıyordum. " Bana bak birce bende gençtim ne yapabilirdim. elimden ne gelirdi, Babam beni dinlermiydi sanıyorsun "dedi. Gözlerimi kapatım çenem titreyerek konuştum" sen gençtin onlar çocuk, kadın, yaşlı dememiş hepsinin hakkına girmiş. Boğazımızdan haram lokma geçmiş abi bu yaşamımızda bize ait olanlar da başkalarının hakkı var "dedim. abim ses çıkarmadan beni dinliyordu." utanıyorum sizden. Nasıl bir günah işledim ki ailem siz oldunuz "dedim. Abimin tokadı ile yere düştüm.

"Kendine gel Birce Babamın günahını bana yükleyemezsin ben Bir şey yapmadım " dedi. Abimin o tokadını iliklerime kadar hissettim. Ama acıdığı için değil. Abim o tokadı bana değilde söylediklerimin gerçek olduğunu bildiği için kendine attı. Yerden kalkmadan "sustun " dedim. Abim bir şey demeden gözlerini kaçırdı benimde daha yüzlerine bakacak isteğim yoktu Başımı sola çevirdim karşıdan araba geliyordu ayağa kalktım. Ve arabanın camından biri dışarı çıktı elinde silah vardı. Abime doğrultmuştu. Kendimi abimin önüne siper etmiştim. Kurşunların biri omzumda diğer ikisi karnımdaydı. Canım çok acıyordu abimin kucağına düşmüştüm. Kulağımın dibinde abimin šilähıyla attığı kurşuñlarıñ seslerini duyuyordum. gözlerimin önünde ise hazarın telaşı vardı. Koşarak yanıma gelmesi,elimi tutması gitmiyordu aklımdan. Sanki son defa onu görecekmişim gibi hissediyordum. Gözlerimi daha fazla açık tutamıyordum sanki üzerinde dünyanın yükü varmış gibi. Hazar telefon ile ambulansı aradığında ben kendimden geçiyordum. O halimi gören Hazar elimi tuttu" bircem bırakma beni seni çok seviyorum lütfen bunu bana yapma kaldıramam" dedi. Çok fazla kan kaybediyordum. Abim ceketini çıkarmış karnıma tutuyordu hazarda. Omuzuma bastırdı. Artık dayanamıyordum. Sonunda ambulans sesini duymuştuk. abim hala şokta gibiydi. Kendini kaybetmişti. Ambulansa bindirmek için sedye ye uzatıldım.hazar elimi bir an olsun bırakmıyordu. Artık acıya dayanayıp bayılmıştım. Elim hazarın elinden kayıp boşluğa düşmüştü. Hazarın aklından o an neler geçiyordu kim bilir kaç senarya yazıp çizdi aklında . Her seferinde de beni kaybetmeye dayanamıyordum.

Hazar da ambulansa binmişti. Abim yolun ortasında dizlerinin üzerine çökmüş. Ambulansın arkasından baka kalmıştı. Babam dışarı abimin peşinden çıkmıştı. Abimi kanlar içinde görünce üzerini kontrol etmiş bir yarası olmadığını görünce derin bir nefes almıştı. "Neredesin oğlum nedir bu kan" dedi. ağzından sadece " birce " lafı çıkmıştı. babam aklına gelenleri silmek ister gibiydi abime "bağırarak ne oldu birceye" dedi. Abim içinde biriken göz yaşlarını daha fazla tutamadı. Ağlamaya başladı. " Birce benim önüme geçti, benim yüzümden vuruldu "dedi. Babam elini kalbinin üstüne koyup geri geri gitti ve arkasındaki duvara yaslandı ve" kızım nerede" dedi. annemin kapıda olduğunu bilmiyorduk. Annem " birce kızım beni kızıma görürün" diye ağlamaya başladı. Ne hale gelmiştik böyle ben canımla cebelleşirken ailem bana karşı pişmanlıkları yüzünden ağlıyordu. Bir kaç saat önce yüzlerine baktıklarımda arkalarını dönenlerin şimdi adımı haykırarak ağlamaları biraz tuhafıma gidiyordu. Çünkü hayat birini kırmak,üzmek, küsmek için fazla kısaydı. Cihan abim babamları böyle görünce önce merdivende oturan annemin önünde diz çöktü ve ne oldu diye sordu. Annem eliyle dizlerini dövüp " ah benim kınalı kuzum neredesin gel annenin yanına dedi Cihan abim babama döndüğünde babam başını salladı doğru dedi. cihan abim bağırarak daha dutuyorsunuz dedi hadi hastaneye. Cihan abim hepsini arabaya bindirip hastaneye getirmişti. Kapıdan içeri girdiklerinde adımı sorup hangi katta ameliyata girdiğimi öğrenmişlerdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.