35. bölüm / 37
RUHEFZABölüm 35
Bölümler 37Şu an: Bölüm 35
- 1 Bölüm 1 -Eve geliş.375 kelime
- 2 Bölüm 2 -Aile327 kelime
- 3 Bölüm 3341 kelime
- 4 Bölüm 4352 kelime
- 5 Bölüm 5379 kelime
- 6 Bölüm 6395 kelime
- 7 Bölüm 7475 kelime
- 8 Bölüm 8452 kelime
- 9 Bölüm 9370 kelime
- 10 Bölüm 10408 kelime
- 11 Bölüm 11445 kelime
- 12 Bölüm 12405 kelime
- 13 Bölüm 13437 kelime
- 14 Bölüm 14426 kelime
- 15 Bölüm 15625 kelime
- 16 Bölüm 16651 kelime
- 17 Bölüm 17674 kelime
- 18 Bölüm 18867 kelime
- 19 Bölüm 192.713 kelime
- 20 Bölüm 20445 kelime
- 21 Bölüm 21405 kelime
- 22 Bölüm 22394 kelime
- 23 Bölüm 23462 kelime
- 24 Bölüm 24207 kelime
- 25 Bölüm 25417 kelime
- 26 Bölüm 26510 kelime
- 27 Bölüm 27422 kelime
- 28 Bölüm 281.044 kelime
- 29 Bölüm 29605 kelime
- 30 Bölüm 301.235 kelime
- 31 Bölüm 31376 kelime
- 32 Bölüm 322.984 kelime
- 33 Bölüm 332.284 kelime
- 34 Bölüm 341.325 kelime
- 35 Bölüm 352.833 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 Bölüm 362.828 kelime
- 37 Bölüm 37 final963 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hazarın anlattıklarından sonra. aklıma bir şeyler geliyordu ama gerçekten olabilir miydi böyle bir şey, selvi hanım sırf eşinin intikamını değil de kız kardeşinin mi intikamını mı almak istemişti, yada içinde farklı nedenler mi vardı? Bunu öğrenmek için yine babamla konuşmam gerekecekti. Şömine başında geçirdiğimiz saatler sonunda ikimizinde uykusu gelmişti, orada o sıcaklıkta uyumuştuk. Uyandığımda içeride orta yaşlarda tatlı bir teyze kahvaltı hazırlıyordu. Uyandığımı görünce sevecen bir yüzle bana doğru bir kaç adım attıktan sonra ne olduysa arkasına bakmadan kendini zorlayıp hızlı adımlarla mutfağa gitti. İlk defa görmüştüm onu neden böyle yaptığına anlam veremedim. Odama çıkıp üstümü değiştirdim camdan dışarıya baktığımda hazarın sinirli bir şekilde telefon konuşması yaptığını gördüm. Ne dediğini merak ettiğim için camı açtığımda başını kaldırıp yukarıya baktı. Hazara Yakalanmıştım aklıma gelen ilk şeyi söyledim. " Kahvaltı hazır hadi gel canım " dedim. Ve camı geri kapattım. Aşağı indiğimde kahvaltı hazırlayan teyze bir elinde demliği masaya bıraktıktan sonra sofrada yer açıp diğer elindeki yumurta tavasını sofraya bıraktı, benim aşağıya indiğimi fark ettiğinde de iki eli birbirine dolandı ve elini sıcak tavaya yapıştırdı, bağırmadı ama canının yandığı yüzünden belliydi, hiçbir şey yokmuş gibi mutfağa gitti. Bu kadın neden bana böyle davranıyordu, acaba selvi hanım yüzünden mi böyle yapıyordu. Sandalyenin başına kollarımı dayayıp düşünürken hazarın sırtıma dokunması ile düşüncelerimden çıkmıştım. Hazarla beraber kahvaltı yaptıktan sonra işi olduğu için çıkacağını söyledi, bu iyi olmuştu hazardan sonra bende babamla konuşmaya gidecektim, sonrasında ofise uğrayıp geri dönerim diye düşündüm ve Hazar çıktıktan sonra bende çıktım.
Yolda giderken babama sormak istediğim şeyleri, düşündüm, aklımda o kadar çok soru vardı ki hangisinden önce bahsetsem bilemiyordum. Eve vardığımda annemleri gördükten sonra babamın yanına çalışma odasına çıktım. Beni görünce çok sevinmişti. Yerinden kalkıp yanıma geldi. Babamla beraber karşılıklı oturduk. Halini hatrını sorduktan sonra konuya girdim. " Babacım tekrar konuyu açıp seni üzmek istemiyorum ama benim bazı cevaplara ihtiyacım var ve sorabileceğim senden başka kimse yok, kendini üzmeden sadece soracağım sorulara cevap verebilir misin ?" Dedim. Başını sallayıp "olur kızım ama sende bana söz ver bak artık iki canlısın kendin kadar onu da düşünmelisin "dedi. "Merak etme babacım ikimizde iyiyiz ben sadece merak ettiğim için soruyorum" dedim. Senin sevdiğinin adı neydi ve kız kardeşi varmıydı. Babam sorduğum soruya şaşırarak. Adı aslıydı, kız kardeşi vardı evet Selvinaz' dı. Amcan çok belli etmese de selviyi sevdiğini hissederdim. İkimiz adına o zamanlar çok mutluydum. Ama taki bir gün abim sevdiğim kızı benden almaya çalışana dek." Dedi. babamın Üzüntüsünü yüzünde görüyordum ama aklım babamın son cümlesindeydi. Hazar' ın annesi babamın sevdiği kadının kardeşiydi. Nasıl bir karmaşanın içindeydik böyle, her öğrendiğim şeyden sonra daha fazla şaşırır olmuştum.
Ama sorulara devam ettim "Peki selvi hanım evlendimi babacım onun için mi amcamı reddetti". Babam geçmişi hatırlamaya çalışır gibi biraz düşündü ve cevap verdi. " Bizim konuştuğumuz sıralarda kimse yoktu hayatında, selvi bacısı aslıya birini sevdiğini söylemişti ama kim olduğunu söylemiyordu, aslı öldükten sonra bir daha kimseyi görmedim, aileside ortadan kaybolmuştu bende perişan haldeyken abinlerin annesi ile karşılaştım, anlatmıştım sana oda vefat ettikten sonra bir daha evlenmek istemedim ama annen Rabia ile şans eseri tanıştık beni gerçekten çok sevmişti bende onu çok sevdim. Elimi nereye atsam kuruduğunu düşünüyordum ama Rabia hanım bana umut oldu, sizleri bana verdi, abinlerine kendi doğurmuş gibi analık yaptı bir gün of demedi yaşadığı şeyler için. " dedi. Biraz durup geçmişi hatırlayıp gülümsedi, "seni hastanede kucağıma verdikleri günü daha dün gibi hatırlıyorum "dedi ve devam etti " çok zayıftın gören çok yaşamaz Diyordu ama ne ben nede annen hiçbir zaman sana dair umutlarımızı kaybetmedik. Her geçen gün hayata daha sıkı sıkı bağlandın. Çok güzeldin, hala da öyle çok güzelsin" dedi. Gözleri dolmuştu gülerken yanaklarından gözyaşları süzüldü. Onları silip elimi tuttu "benim için senden önemli bir şey yok kızım, hiçbirşeyin peşine düşme bırak herşey bilindiği gibi kalsın." Dedi. içimden olmaz babacım yapamam, yoksa kocam boş yere babama düşmanlığına devam edecek, ikinizi de çok seviyorum, bu işin peşini bırakmaya niyetim yok dedim ama sesli olarak babamın elini tutup "tamam babacım sen merak etme" dedim ve bu sefer ofise gitmek için yola koyulmuştum.
Yolda giderken bazı şeyleri oturtmaya çalışıyordum. Selvi hanım, kız kardeşi aslı' nın ölümüne sebep olmuş olabilir miydi, peki ya amcam ile nasıl bir bağlantısı vardı. Amcam sırf selvi'ye inat olsun diye kız kardeşi aslıyla mı evlenmek istemişti, babama rağmen olabilirmiydi, peki ya selvi hanım kime aşıktı, kardeşinden bile saklayacağı kimi seviyordu? Aklımda yine çözümsüz kalan binbir soru dolanıyordu ama pes etmek yoktu, hiçbir soru cevapsız kalmayacaktı. Ofise vardığımda can masa başında oturmuş çalışıyordu, bu kadar çalışkan olması beni şaşırtıyordu ama azmi ve çabası ile çok iyi yerlere geleceğini biliyordum. Benim geldiğimi görünce can ayağa kalktı ve mutlu bir şekilde "hoşgeldin birce hanım, sizi böyle ayakta görmek çok güzel "dedi. Geldiğime gerçekten çok sevinmişti. Arkadaşça kolunu tuttum ve "birce demen yeterli bence can, çalışmak dışında arkadaşızda unutma"dedim. Mahcup bir şekilde" tamam birce" dedi. Gerçekten iyi ve saf biriydi, her ne yaşamış olursa olsun güçlü olmayı, doğru bildiğinden şaşmamıştı, onu ilk gördüğümde nasılsa şimdi de öyleydi. Biraz oturduktan sonra çalıştığı dosyaları getirdi sonra hayalim olan projenin bitmiş halini gösterdi. Tüm izinler halledilten sonra açılmaya hazırdı. Tanıdığım ve tanımadığım tüm güçlü kadınlar orada hayallerine kavuşacaklardı, bunun mutluluğu ve gururu bam başkaydı. Can'ında burdaki emeği çok fazlaydı. Can ile biraz işlere baktıktan sonra geri eve dönmem gerekiyordu.
Arabama binip eve doğru giderken telefonum çaldı, arayan Hazar'dı telefonu açtığımda ilk "canım nasılsın nereye gittin " demek oldu. "Sağol canım iyiyim arabadayım eve geliyorum " dedim. "Tamam eve geldiğinde konuşuruz" dedi. Merak ettiği belliydi, eve gittiğimde Hazar hemen kapıya gelmişti, hiçbir şey söylemeden bana sarıldı, kulağıma eğildi ve sessizce "seni çok merak ettim" dedi. Bende ona sarılıp " iyiyim,sadece annemleri görmeye gittim, dönerkende ofise uğradım "dedim. "Hadi gel biraz dinlen çok yorulmuşsundur" dedi. Kızar sanıyordum ama, tepki vermemesi beni şaşırtmıştı, Hazar' la o gün bazı şeyleri aştığımıza inanmıştım ve çok mutlu olmuştum. Her şeyin açığa çıkmasını en çok Hazar için istiyordum. Bunu onun için yapacaktım. Biz hazar'la kanepede oturmuş konuşurken çalışan teyze de sofrayı hazırlıyordu, yukarıya çıkıp üstümüze rahat bir şeyler girdikten sonra sofraya indik önce ben inmiştim aşağıya sofra henüz tamamen hazırlanmamıştı teyzeye yardım etmek için mutfağa gittim aslında onunla sohbet etmek de istiyordum benden neden kaçtığını merak ediyordum. Mutfağa gittiğimde eline ekmek sepetini almış salona gidecekti ki arkasında beni görünce sıçrayıp korktu, çok uzak olmadığım için hızlı adımlarla yanına yaklaşıp ekmek sepetini tuttum. Biraz da olsa şaşkınlığını üstünden attıktan sonra "kusura bakmayın hanımım dalmıştım" dedi. Ekmek sepetine tezgahın üzerine bırakıp titreyen ellerini tuttum ve şöyle dedim "asıl siz kusura bakmayın, mutfağa size yardım etmek için girince korkuttum sizi, ayrıca sizinle tanışmak istedim sohbet ederiz diye düşündüm"dedim. Titremesi biraz da olsa Durmuştu sakin olmaya çalışarak "Ben sadece bu evde çalışanım sizin gibi bir hanım neden benimle konuşmak istesin ki " deyince hem şaşırmış hem de üzülmüştüm.
Yıllarca demek ki bu şekilde muamele gördüğü için Benim de aynı şeyi yapacağımı düşündü, ama daha samimi bir şekilde ellerini daha da şefkatle tuttun" lütfen öyle bir şey düşünmeyin, sizi ilk gördüğümde ne kadar tatlı bir teyze demiştim ayrıca bana birce diyeyin lütfen" dedim. Ürkek bir şekilde Birce dedi ama sonrasında hemen hanımı ekledi. Daha fazla korkutmak istemiyordum onu ekmek sepetini alıp salona gittim hazarla yemek yerken çalışan teyzeyi sordum. Hazar da elindeki kaşığı bırakıp "hatun teyze aslında yıllarca annemin yanında çalıştı ama ne oldu bilmiyorum Bir gün annem hatun teyzeyi kovduğunu söyledi. hatun teyzeyi o kadar çok seviyordum ki neredeyse o beni büyütmüştü ben de annemden gizli o ve eşine bu evde çalışmasını söyledim. Öncesinde her ne kadar evi onlara teklif etsemde kabul etmediler. Emekleri olmayan bir şeyi alamayacaklarını söylediler. Bende daha fazla ısrar edemedim ve Bahçede bulunan müştemilatta kalıp eve bakmalarını istedim." Dedi. Hazarın merhametine bir kez daha denk gelmiştim. Ve yemeğimizi yerken aklımda tek şey vardı selvi hanıma en yakın olan kişiymiş, mutlaka onunla konuşmalıydım belki de benim kim olduğumu biliyordur ve Selvi hanımdan korktuğu için yanıma yaklaşmamıştır. Diye düşünüyordum, Yemeği yiyip uyumaya gittikten sonra bir sağa bir sola dönüp durdum. Sabaha kadar bu ihtimali düşündüm. erken bir vakitte kalkıp evin içinde dolanmaya başladım. Koltukta oturmuş dışarıyı izlerken dış kapı açıldı. Önce korkttum kimin geldiğini görmemiştim sonra hatun teyze gözüktü. Beni görünce o da korkmuştu. En yakın yere oturup elini kalbine koydu. Mutfağa gidip bir bardak su getirdim. İçmesine yardım ettim. Karnımda hafif bir sancı vardı. Yüzümün buruşup elimin karnıma gittiğini görünce bu sefer o yerinden kalktı ve oturmama yardım etti. Bu anı kullanmalıydım.
Karnımı tutup ağlamaya başladım. Bunu yapmadan önce içimden Hazar uyanmasın diye dua ediyordum. Ve hatun teyzenin elini tutup konuşmaya başladım " çok korkuyorum bebeğime bir şey olacak diye, buraya da selvi hanımın bana yaptığı zorbalıkları Hazar kendi gözleri ile gördüğü için geldik, bebeğimi benden alıp başka birine vermekle tehtit etti, hazarın görmediği neler neler var daha " dedim göz yaşlarımı sildim ama tekrar akıyordu yine kendim silecektim ama bu sefer sırtımda bir el hissettim. Diğer eli ile göz yaşımı silip " ağlama kuzum, sanada bebeğine de yazık, kimsenin onunla savaşmaya gücü yok " dedi. Bu sefer kararlı bir şekilde konuştum. " Selvi hanımın neler yaptığını biliyorum. Eminim ki sizde biliyorsunuz ve ona yanlış yaptığını söylediğiniz için kovuldunuz yanından öyle değil mi ?" Dedim bakışlarım hatun teyzenin yüzündeydi. Ellerini benden çekip önüne döndü ve gözlerini karşıya dikip öylece durdu. "Önüne geçip oturdum. " Lütfen sessiz kalmayın neler olduğunu biliyorum ama herşeyi tamamen ve eksiksiz öğrenmeliyim. Selvinaz da gerçek ismi ona kadar biliyorum" dedim. Bakışlarını bana dikti ve "Olayları nereye kadar biliyorsun " dedi. Ona bildiklerimi anlattım. Ellerimden tutup geri kanapeye oturmamı istedi. Bir kaç saniye durup konuşmaya başladı "sana bildiklerimi anlatacağım ama sadece bu akşam için ondan sonra benden öğrendiğini unutacaksın" dedi. Ellerini tutup "söz veriyorum hatun teyze senden öğrendiğimi unutacağım "dedim.
Hatun teyzenin yüreği bildiklerini taşıyamıyordu artık, bu konuşma ona da iyi gelecekti. Ne kadar zamandır susuyorsa konuşamadan önce yüzünden bir kaç damla yaş süzüldü ve konuşmaya başladı " Selvinaz gençken baban Abdullah beye çok aşıktı bunu babana söylemeye niyet ettiği gün kardeşi aslı ve babanın birbirini sevdiğini öğrendi, Selvinaz çok öfkelenmişti, aslı'daki masumluk kimse de yoktu, kibar ve sevgi doluydu. Selvinaz da iyi biriydi ama çok hırslıydı, hırsı yüzünden herşeyi yapabilirdi. Onları gençliğimden beri tanıyorum. Bir gün amcan selvinazın karşına çıktı, onu sevdiğini söyledi ama selvinaz onunla alay edip, amcana babanı sevdiğini söyledi. Uzunca bir süre böyle devam etti aileler evliliğe razı gelmeyice aslı ve Abdullah kaçmaya karar verdiler. Selvinaz amca'nın yanına gelip onları bulursa, amcana kendisi ile evleneceğini söyledi, ama amcan selvinaza tamam dese de aslıyı kendisine alacaktı. Sonra o olay oldu baban yanlışlıkla aslıyı vurdu. Aslı öldü sandı ama ölmemişti, amcan babanı gönderdik ten sonra aslıyı hastaneye götürdü nasıl oldu bilmiyorum ama aslının hastane kayıtları filan hiçbir şey yoktu, Aslı bir ay içerisinde kendini toparlamıştı. Gitmek istedi ama amcan aslı'yı o eve mahkum etti. Ve onunla nikahsız yaşamaya başladı aslı ne kadar canına kıymaya çalışsada yapamıyordu çünkü hamile olduğunu öğrenmişti. Ama aslının yaşadığını başından beri Selvinaz biliyormuş, amcan ile plan yapmışlar. Aslı doğumda vefat etmeden önce başına gelenleri bir mektup ile selvinaz'a anlatmıştı. Selvinaz kardeşinin mektubu ile perişan olmuştu. Hiçbir zaman o mektupta ne yazdığını öğrenemedim. Selvinaz da o günden sonra amcan 'dan ve herşeyden uzak durdu. Sonra bir gün evlendiğini duydum. hazar küçük yaştayken, amcan tarafında, kendisinin sakat ve kocasının öldürüldüğü duyduk, ama Baba'nın üstüne kaldı, kızım bilki babanın bir suçu yok o yapmadı. " Dedi. Duyduklarıma inanamıyordum, bu kadar kötülük fazla değilmiydi "ama selviyi ben ayakta gördüm, yani yalan söylüyor "dedim.
Konuşup konuşmamaya karar verdikten sonra hatun teyze konuşmaya başladı " Selvinaz kocasının kan parası olarak amcandan yüklü miktarda para aldı ve hazarı babana düşman etti, amcan selvi'ye öyle söylemişti çünkü ama amcan selvinazı gerçekten vurmuştu, Selvinaz ayağa kalkmak için çok çabaladı fizik tedaviye gitti, bir çok ameliyat oldu ve vurulduktan beş yıl sonra yavaş yavaş yürümeye başladı. Bende çok sonradan öğrendim. Selvi benimle konuşur derdini anlatırdı bir gün ona yaptığının yanlış olduğunu söylediğimde beni kovdu, kimseye bir şey anlatmama için de beni de tehtit etti." Dedi. Hatun teyze'nin göz yaşları yanaklarından süzülüyordu. Selvinin onun omuzlarına yüklediği yük çok fazlaydı. Göz yaşlarını sildim ama her defasında yenisi akıyordu bunca yıl bunları saklamak kolay değildi. Birinin gelip gelmediğini kontrol edip bir soru daha sordum. "Hatun teyze peki amcam ile aslının çocuğu kim, Hazar mı ? " Hatun teyze başını sallayıp "onu bilmiyorum kızım emin değilim, çünkü bebek de aslından sonra yok olmuştu, Hazar olduğuna ihtimal vermiyorum çünkü Hazar ölen babasına çok benziyor, ama amcanın oğlu furkanı gördükçe gözümün önüne hep aslı geliyor, benimki sadece bir his başka da bir şey bilmiyorum" dedi. Yanımdan kalktı ve " benden bu kadar bu gece anlattığım hiçbir şeyi birdaha konuşmayacağım birce kızım umarım beni anlarsın " dedi ve mutfağa doğru gitti. Selvi ve amcam yapmıştı her şeyi, isimlerini söyleyince bile tiksiniyordum. Selvi'nin hatun teyze den haberi yoktu. Kimden öğrendiğimi tahmin edemezdi, gündüz selvi'le konuşmaya gidecektim. Herşeyi bir bir yüzüne vuracaktım. Evet yapacaktım bunu Hazar için babam için ve tanımasamda aslı için hepsi için tek tek yüzleşecektim. Oturduğum kanapeye uzanıp uykuya daldım.
Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama birinin beni kucağında taşıdığını hissetim. Gözlerimi aralayıp hazarın yüzünü görünce boynuna daha fazla sarılıp geri uyudum, beni yavaşca yatağa bırakıp, oda arkamdan bana sarıldı, kulağıma sessizce bir şeyler fısıldadı " kokun olmadan uyuyamıyorum anlasana, sakın birdaha benden uzakta uyuma " dedi saçlarımı koklayıp nazikçe başımı öptü, uykudan gözlerimi açamıyordum ama hazara doğru dönüp kadifemsi yüzündeki sert sakallarını okşayıp bir öpücük bıraktım. Sonra hazarın o sıcak kollarının arasına daha fazla sokulup uyudum. Sabah yine gözümü onun kollarının arasında açtım. Öyle bir sarılmıştım ki beni bırakıp kalmamıştı. Saçlarımı okşarken "seni kaçak gece nereye gittin öyle, hadi gittin geri niye gelmedin, " dedi gülerek bende güldüm. Ve " dediklerin kulağımda hala Hazar bey demek bensiz uyuyamıyorsun öyle mi ? " Dedim. " Hiçbir kelimesini unutmasanız iyi olur birce hanım kelimesi kelimesine doğru" dedi. "Unutmam hemde hiçbir zaman" dedim. Mutluğumuzun bozulmaması için dua ediyordum. Beraber kahvaltı yaptıktan sonra Hazar iş yerine uğradı yine o gittiken sonra bende çıktım evden. Hazar beni koruması için peşime uzaktan takip etmesi için koruma tutmuştu haberim yoktu bende arabaya bindikten sonra selvi 'nin evine doğru gittim. Arabamdan inmeden önce telefonumdan ses kaydını açtım. Herşeyi selvinin ağzından duymadan Hazar inanmayacaktı, arabadan inip emin adımlarla eve doğru yürüdüm. Kapıyı çaldım ve bana kapıyı açan selvi oldu " bu kadar çabuk karşı karşıya geleceğimizi beklemiyordum " dedi. kötü kötü gülerek. "Fazla bekletmeyeyim seni dedim, konuşacaklarım var " gözlerini dikmiş bana bakıyordu içeriye geçip kapıyı açık bıraktı bende peşinden içeriye girdim.
Salona geçip kanapeye oturdu. "Neden buraya kadar geldin gelin hanım ben zaten yanına gelecektim hesabımızı kapatmak için " dedi. Sözleri beni korkutsa da belli etmemeye çalışarak karşıdaki kanapeye oturdum. " Artık saklamıyorsun yürüdüğünü, yoksa yaptığın Bütün kötülükleri itiraf mı edeceksin "dedim tek kaşımı kaldırmış ne diyeceğini merak ediyordum. Oturduğu kanapeye daha da yayılarak "keyfim bugün böyle istiyor böyle kalacağım , katilin kızı sen ne cüretle benimle böyle konuşuyorsun " dedi. " Neler bildiğimi bilsen karşımda böyle konuşamazdın" dedim. Tedirgin olmuştu ama yine eski halini bozmadan konuştu " söyle bakalım küçük şeytan ne biliyorsun" dedi. Oturduğum yerden kalktım ellerimi arkada birleştirdim. "Yerinde olsam benimle böyle konuşmazdım, " dedim. Ne söyleyeceğimi merak ettiği için sesini çıkarmadı. Bende ellerim arkada kenetlenmiş ,bir sağ bir sol yürürken lafa başladım. "Geçmişte yediğin haltları biliyorum selvi, hiç boşuna inkar etme elimde kanıtlarım da var. Amcama yardım ederek aslının ölümüne sebep olmanız , babama olan aşkın, hazarı kandırman, amcamdan para alman, yani kısacası herşeyi biliyorum, ha bir tek bir şeyden emin değilim onu da sen söylersin artık, söyle bakalım aslının çocuğu Furkan mı? " Dedim. Selvi' nin söylediklerim karşısında çok şaşırdığı belliydi nerden nasıl öğrendin der gibi bakıyordu ama sakince oda yerinden kalktı, " nerden nasıl öğrendin bilmiyorum ama akıllı kızmışsın çözmüşsün herşeyi, aslının bebeğine gelince doğru tahmin, o bebek furkandı. " Bunu söylerken gülüyordu sanki son defa benimle konuşuyormuş gibi herşeyi anlatmaya başladı. Sonra gözü birden merdivenlere takıldı sürekli onunla beraber olan kadın merdivenlerde belirip başıyla selvi hanıma bir şeyi onaylayıp geri yukarıya çıktı. Selvi hanım bana doğru yaklaşırken bir eli sırtındaydı. Karşımda durup arkasından bıçak çıkardı.
Bıç@ğı bana doğrultup Kulağıma egildi." Şu karnındaki bebek olmasa tereddüt etmeden bu bıç@ğı sana saplardım." Bıç@ğı karnıma doğru indirdi "belki hala tereddüt etmem kim bilir ha yapayım mı birce "dedi. O an iliklerime kadar o korkuyu hissetim. Diyebildiğim tek şey " torununa mı kıyacaksın, ruhun bu kadar mı kötü" dedim. Ağladığımın farkında değildim, kendimden çok bebeğim için korkuyordum, içimden dua edip bir an önce bu durumdan kurtulmak istiyordum. Selvi bıçağı karnımdan sonra boğazıma doğru çıkardı. Yüzündeki şeytani gülümsemsi beni ürkütüyordu, daha fazla bakamayıp gözlerimi kapattım dışarıdan hazarın sesi gelince içimi bir umut kaplamıştı, beni takip eden hazarın adamı buraya geldiğimi ona haber vermişti. Gözlerim camdan dışarıya bakmaya çalışırken Hazar diye bağırdım. Selvi elindeki bıçağı benim elimi tuttup kendi karnına s@pladı, acı içinde yüzü buruştu, birden acı hissetmiyor gibi bana bakıp bıç@ğı tekrar çıkarıp tekrar sapladı. Geriye doğru düştüğünde bıç@k elimde kalmıştı. Olduğum yerde titriyordum. Hazar kapıyı açıp içeriye girdiğinde elimde bıç@k, annesini yerde k@nlar içinde görmüştü. Annesini benim öldürdüğümü düşünecekti, Bir kaç saniye öylece bize baktı ne yapacağını bilemiyordu sonra koşarak annesine doğru gitti. Bana bakıp " ne oldu birce, anneme ne oldu, neden yaptın bunu " diyordu elimde bıç@ğı görünce benim yaptığımdan çok emin bir şekilde benimle konuşmuştu, elim titriyordu sa
Bölüm etkileşimi
