30. bölüm / 37
RUHEFZABölüm 30
Bölümler 37Şu an: Bölüm 30
- 1 Bölüm 1 -Eve geliş.375 kelime
- 2 Bölüm 2 -Aile327 kelime
- 3 Bölüm 3341 kelime
- 4 Bölüm 4352 kelime
- 5 Bölüm 5379 kelime
- 6 Bölüm 6395 kelime
- 7 Bölüm 7475 kelime
- 8 Bölüm 8452 kelime
- 9 Bölüm 9370 kelime
- 10 Bölüm 10408 kelime
- 11 Bölüm 11445 kelime
- 12 Bölüm 12405 kelime
- 13 Bölüm 13437 kelime
- 14 Bölüm 14426 kelime
- 15 Bölüm 15625 kelime
- 16 Bölüm 16651 kelime
- 17 Bölüm 17674 kelime
- 18 Bölüm 18867 kelime
- 19 Bölüm 192.713 kelime
- 20 Bölüm 20445 kelime
- 21 Bölüm 21405 kelime
- 22 Bölüm 22394 kelime
- 23 Bölüm 23462 kelime
- 24 Bölüm 24207 kelime
- 25 Bölüm 25417 kelime
- 26 Bölüm 26510 kelime
- 27 Bölüm 27422 kelime
- 28 Bölüm 281.044 kelime
- 29 Bölüm 29605 kelime
- 30 Bölüm 301.235 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 Bölüm 31376 kelime
- 32 Bölüm 322.984 kelime
- 33 Bölüm 332.284 kelime
- 34 Bölüm 341.325 kelime
- 35 Bölüm 352.833 kelime
- 36 Bölüm 362.828 kelime
- 37 Bölüm 37 final963 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve vardığımızda selvi hanım hala uyanıktı. Bizi görünce gözlerini doldurdu ve "nerede kaldınız çocuklarım sizi çok merak ettim "dedi.
Hazar annesinin yanına gidip "merak etme anneciğim birce ile bu akşam dışarıda geçirmek istedik." dedi selvi hanım'ın gözlerindeki hırsı ve kıskançlığı apaçık belli oluyordu, insanların bu yapmacık tavırlarından, sahte hislerinden, yalanlarından, dolanlarından bıkmıştım artık daha fazla yanlarında kalmak istemediğim için" iyi akşamlar "deyip yukarıya çıktım. üstümdekileri çıkarıp yatağa girdim. hazar odaya geldiğinde moreli bozuk bir şekilde "neden aşağıda anneme öyle davrandın" dedi. "Yorgun olduğum için iyi akşamlar diyip odaya çıktım ne var bunda " dedim." kadın bizi o kadar merak etmiş beklemiş bu saate kadar en azından içini rahatlatacak bir şey söyleyebilirdin bu davranışını senden beklemezdim" dedi. yatağın içinde doğrulup "nasıl bir davranış sergiledim ki bunu benden beklemiyordun, Kime nasıl davranacağımı senden ya da bir başkasında öğrenecek değilim hazar onun için bu konuşmayı bir daha yapmazsan sevinirim ne zaman annene karşı bir saygısızlık yaptığımda o zaman konuşursun "dedim. sırtımı hazara dönüp uyudum. Ilk defa bu yatağa birbirimize dargın olarak girmiştik. koca yatağı içinde birbirini itmiş birer mıknatıs gibiydik sabah olduğunda hazır benden önce uyanmış ve gitmişti ben de hazırlanıp kahvaltı yapmadan çıktım.
Iş yerine geldiğimde can gelmiş ve birçok işi yapmıştı ayrıca ona verdiğim işleri de halletmişti, yeni projem ile ilgili neredeyse her şey hazırdı. geriye bir tek tuttuğumuz yerin düzenlenmesi ve açılışı kalmıştı insanlar yavaş yavaş haberdar olmuş kayıt yaptırmak için geliyorlardı bu beni son zamanda yaşadığım olaylar dışında en çok mutlu eden şey olmuştu can'ın hallettiği bunca işten sonra ona bir yorgunluk kahvesi hazırladım ve beraber içerken biraz sohbet ediyorduk, can bana başına gelen birkaç komik talihsiz olaydan bahsederken içeriye hazar girdi bizi can ile kahve içip gülerken görünce" pardon konuşmanızı böldüm." diyip sinirle kapıyı çarpıp dışarıya çıktı. Yerimden kalktım hazar'ın peşinden dışarıya doğru çıkacaktım ki telefonumu çalıyordu. telefonu açıp "anne acil değilse seni birazdan arayayım" dedim. dışarıya doğru gidecektim ki annemin ağlamaklı sesiyle olduğum yerde durdum kötü bir şey olmuştu belliydi ne oldu demeye korkuyordum, annem ağlayarak" birce çabuk gel kızım baban kalp krizi geçirdi hastanedeyiz şu an" dedi.başım dönüyor, midem bulanıyordu benim yüzümden olmuştu, ben babamın üstüne çok gitmiştim, her şey benim yüzümden oldu. telefonum elimden yere düştü o an gözlerim kararmış ve bayılmıştım. Kendime geldiğimde hastanedeydim baş ucumda Ebrar ve can duruyordu. Ne oldu bana derken içeriye annem girdi.
Şişmiş ve kızarmış gözlerle yanıma geldi. uyandığım görünce ağlayarak bir eliyle elimi tuttu diğer eliyle başımı sevdi, babama bir şey mi olmuştu annem onun için mi bu kadar üzgündü ,babama bir şey mi oldu diye sormak istiyordum ama boğazımda bir türlü bu sözcükler çıkmıyordu, sesim kısılmıştı sanki başımı çevirip ebrara baktım anılamıştı beni, "babam iyi abla ameliyathaneden çıktı ve şuan tedbir amaçlı yoğun bakımda tutuluyor" dedi. Bir hafifleme gelmişti o an, derin bir nefes alıp başımı yastığa bıraktım. Küçük kardeşim ali koşarak odaya geldi "doktor geldi anne sizinle konuşacakmış" dedi, annem aceleyle çıktı ebrar peşinden koşmak istedi ama dönüp bana baktı" git ablacığım git ben de geliyorum "dedim tamam diye başını salladı ve annemin peşinden gitti odada bir tek can kalmıştı sanırım kimse hazar'a haber vermemişti ayağa kalkmak istedim ama yine başım dönüyordu can hızlı adımlar ile yanıma gelip kolum tuttu "birce hanım lütfen biraz oturun" dedi. geri yatağa oturdum şimdi hazara haber vermesem her şey daha kötü olacaktı ve hazar'ın desteğini ihtiyacım vardı. telefonumu çıkardım ve hazarı aradım uzunca çaldıktan sonra tam kapatmak üzereyken telefonu açtı sitemli bir şekilde efendim dedi "seni de rahatsız ettim hazar ama şu an hastanedeyim onu haber verecektim belki yanımda olursun" dedim. arkadan kadın sesine benzer bir ses geldi ve sonrasında bir sessizlik oluştu belki de ben yanlış duymuştum Fazla önemsemedim.
Hazar bu sefer endişeli bir ses tonuyla" sen iyi misin diye sordu evet şu an iyiyim babam kalp krizi geçirmiş ben de babamın haberini aldıktan sonra bayılmışım gözlerimi açtığım da hastanedeydim "dedim. " hangi hastane hemen geliyorum "dedi. nerede olduğumu söyleyip kapattım o sırada doktor içeri gelmişti "birce hanım kendinizi nasıl hissediyorsunuz?"dedi "biraz başım dönüyor ama daha iyiyim" dedim. doktor" bu aralar kendinize biraz dikkat etmeniz gerekiyor zaten biliyorsunuzdur bu aylarda bu gibi durumlar yaşanabilir onun için bol bol dinlenmelisiniz "dedi doktorun ne dediğini anlamamıştım "hangi aylarda" dedim" haberiniz yok mu birce hanım hamilesiniz "dedi. Doktor can'a dönüp "gözünüz aydın eşiniz 2 aylık hamile 'dedi. Doktorun lafını bitirmesine izin vermeden" ben eşi değilim çalışanıyım "dedi can, şaşkınlığımı henüz atamamıştım ben hamile miydim elim istemsizce karnıma gitti gerçekten içimde bir can mı taşıyordum. Doktor bey odadan çıktıktan sonra cana " döndüm kimsenin haberi olmayacak sadece sen bileceksin can hazara ben söylemek istiyorum." dedim can da anlayışla "tabii ki birce hanım benim böyle bir şeyi söyleme gibi bir hakkım yok zaten bu sizin bileceğiniz bir şey "dedi ve "ben kapıda bekliyorum bir şeye ihtiyacınız olursa seslenirsiniz" dedi can odadan çıktıktan sonra yatağın içine geri uzandım elimi karnımdan bir türlü çekemiyordum anne olmaya hazırmıydım.
Ben yaşadığım şoku atamadan Hazar gelmişti. Sinirli bir şekilde içeriye gelip kızgın bir yüz ile bana bakıyordu ne oldu Hazar demeye kalmadan söze girdi "bu kapıdakinin burada ne işi var neden bana haber vermiyorsun" dedi. Hazarın tavrı karşısında şaşkınlığımı atamadım. "Önce bir gelip nasıl olduğumu sorsaydın Hazar, bu kadar mı merak ettin beni senin o kapıdaki dediğin olsaydı belki daha farklı bir şey olabilirdi bana ayrıca o benim çalışanım Hazar beni o getirdi hastaneye" dedim. Dediklerim karşısında az da olsa yumuşamıştı ama hala gergindi" alacak başka bir çalışan bulamadın mı illa erkek mi olması gerekiyor "dedi. Yerimden kalktım hazarın karşısında durdum ne demek istiyorsun dedim." Aptal değilsin birce ne demek istediğimi anladın benim karım tek bir erkek le aynı yerde çalışmaz" dedi. Elimi kaldırdım hazara tokat atacaktım ki elimi yüzüne yakın bir yerde durdurdum ve geri çektim" bana güvenin bu kadar mı hazar sen onca kadın çalışanlarının arasına gittiğinde Ben de senin için böyle mi düşünmeliyim bu senin yaptığın kıskançlık değil, daha fazla böyle mide bulandırıcı konuşmalarını duymak istemiyorum bir süre uzak kalsak iyi olur" dedim. Birkaç adım geri çekildim Hazar bana doğru gelecekti ki elimi kaldırdım ve dur dedim "bunca dediğin şeyden sonra onları düzeltecek bir cümle yok şu an Hazar" dedim hazar arkasını döndü kapıya gitti kapıya açık çıkacakken daha fazla ayakta duramıyordum yere düşecektim Bir elim karnımda dikkatli bir şekilde yere oturdum adım atmaya takatim yoktu. Hazar kapıda beni yerde görünce koşarak yanıma geliyordu.
beni yerden kaldırmak istedi ama bana dokunmasına izin vermedim. çünkü hazar kalbimde öyle bir yara açmıştı ki bana karşı duyduğu güvenin böylesine az olması beni çok yaralamıştı, ben ona sonsuz güvenirken onun bana söyledikleri yenilir yutulur gibi değildi, birbirimizden biraz uzak kalmamız gerekiyordu. "ben kalkarım dedim" ve yatağa tutunup ayağa kalktım. hazar arkasını döndü ve gitti. Öylece arkasından bakakaldım. ben akşam bana dediklerini bir kenara bırakıp yine de hazarı aradım ve yanıma gelmesini istedim annesiyle aramızda geçenleri bilmediği için uzatmadım bile ama onun bugün yaptıklarına bir dur demeliydim, kendimi toparlayıp bende odadan çıktım ve babamı görmeye annemlerin yanına gittim. Herkes yoğun bakımının önünde oturmuştu yüzlerinde buruk da olsa bir sevinç vardı. Ebrar ve Ali beni görünce koşarak yanıma geldiler Ebrar lafa girdi "abla babamın durumu şu an beklenilenden daha iyiymiş böyle giderse en kısa zamanda iyileşecekmiş" dedi. babamı ayakta görmeden içim rahat etmeyecekti. Fırat abim çocukları annemin yanına gönderip benimle konuşmak istediğini söyledi " Birce eşinin haberi var mı burada olduğundan, sen de rahatsızdın neden gelip yanında değil 'dedi. " Az önce buradaydı abi ben sizinle karşı karşıya getirmek istemediğim için konuşup burada kalmak istediğimi söyledim ben de sizinle beraber eve geleceğim yoksa içim rahat etmeyecek" dedim.
Bölüm etkileşimi
