RUHEFZA kitap kapağı

32. bölüm / 37

RUHEFZA

Bölüm 32

Vaveyla Yazarı: Sevgiliyazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: Bölüm 32

Sabah erkenden uyanıp üstümü değiştirdim. Aşağıya indiğimde herkes uyanmış kahvaltıyı bekliyorlardı. Kardeşlerimin yanına gidip oturdum. Annem erkenden Fırat abim ile konuşmuş babamdan haber almıştı. Bizde kahvaltıdan sonra hastaneye gidecektik. Biraz geçtikten sonra kahvaltı hazırdı ayağa kalktık tam masaya oturacakken kapı çalmıştı. annem babama bir şey oldu korkusuyla yüreği ağzına geldi. Ama birkaç saniye içinde kapıdan Fırat abimin girdiğini görünce hemen yanına gitti "Baban iyi mi Fırat" diye sordu. Fırat abim annemin korku ve endişesini anlayıp yanına geldi elini tuttu." evet iyi Rabia anne Ben sadece üstümü değiştirmek için geldim. hep beraber tekrar hastaneye gideriz" dedi. Annem hiçbir zaman Fırat abim ve cihan abimi bizden ayırmadı. Onlar da anneme karşı hiç saygısızlık yapmadılar hatta yeri geldiğinde anneme anne bile dediler. Abim odasına çıkıp duş alıp üstünde değiştirirken biz de masaya geçmiştik kahvaltıyı yaparken fırat abim geldi. birşeyler atıştırdıktan sonra beraber hastaneye gittik. Babamı normal odaya almışlardı. Kapı açıldı ve içeriye doğru bir kaç adım attım. annem gil çoktan içeriye girmişti ama suçluluk duygusu altında eziliyordum. Onu orada o yatağın içinde görünce gözyaşlarıma hakim olamadım, ama babamı daha fazla üzmemek için gözlerimi hemen sildim. Annem bir elini tuttuş öpüp yanağına götürüyordu. Bende babamın diğer elini tuttum tutar tutmaz oda benim elimi tutmuştu. Beni yanlız bırakma der gibiydi.
Annem babama " kendini nasıl hissediyorsun Abdullah beyim " diye sordu. Babam boş boş gözlerle anneme bakıyordu. Uyanıktı ama sorulara cevap vermiyordu, cihan abim lafa girdi " uyandığından beri tek kelime etmedi. Doktor ile konuştuğumda kalp krizi ile ilgili değil, hastanın kendi isteği ile sessiz kalmasıdır " dedi. Babam neden böyle bir karar almıştı. Şimdiye kadar sakladığı göz yumdu şeyler birer birer ortaya çıktığı için miydi. Babamın bu davranışları aklımı karıştırıyordu babam ile en son konuşmamız da amcamı öne sürmüştü yaptıkları için, babamın günahı neydi, neyin bedelini ödemişti. Herşey üst üste geliyordu. Telefonumun çalma sesini duydum, koridorda doğru çıkıp telefonumu çantamdan çıkardım arayan hazardı. Açmak ile açmamak arasında kalmıştım. Bir kaç sefer çaldıktan sonra telefonu açtım. "Alo Birce " diye hemen konuştu " efendim Hazar " dedim. "Nasılsın birce dünden beri aklımdan çıkmıyorsun " dedi. "İyiyim "dedim. Biraz sessizlik olduktan sonra Hazar tekrar konuştu"ben dün dediklerini çok düşündüm, evet haklısın çok büyük bir tepki verdim. Lütfen beni de anla başbaşa bir adamla aynı ofisin içinde saatler geçireceğin düşüncesi beni deli ediyordu" dedi lafını burada kestim ve "hala aynı şeyi söylüyorsan beni anlamamışsın Hazar, bana olan güvenin bu kadar mı. Senin gözünde nasıl bir kadınım söyle bana " dedim.
bir kaç ay içinde o kadar yıpranmıştım ki bana verdiği sözlerin hepsini unutmuş gibiydi Hazar.
Benden sonra hemen lafa girdi, "Olurmu öyle şey birce ben sana güveniyorum. Buna kıskançlıkmı dersin başka bir şey mi dersin ,bilmem ama benim sende gördüğümü bir başkası da görür diye çok korkuyorum. Baktığım gözlerine bir başkası da benim gibi bakacak diye deliriyorum lütfen anla beni canım" dedi. " Yaşadıklarımızı ne çabuk unuttun Hazar sen benim ilkim ve sonumsun demiştim sana, Ben de sana karşı bir şeyler hissetmeseydim sen bana açılmaya cesaret edebilir miydin, karşılıklıydı bazı şeyler Hazar, şimdi kalbimde ruhumun içinde sen varken bir başkasına karşı nasıl öyle bakabilirim yada bakılmasına izin verebilirim, öyle bir şey hissedersem ilk benim tepki vereceğimi unutuyorsun "dedim. Hazar sessiz kalmıştı dediklerime bir cevap bulamamıştı. uzun bir sessizlikten sonra sadece "haklısın özür dilerim "dedi. "Şu an konuşmak için çok müsait değilim hastanedeyim Başka zaman konuşalım" dedim ve telefonu kapattım. Az da olsa içimdekileri söyleyebildiğim için biraz rahatlamıştım. aslında onun da kötü niyetle yaptığını düşünmüyordum. Arkamı döndüğümde babamın odasına doğru gidecektim ki içeriden annemgil çıktı." Ne oldu neden çıktınız" diye sordum. Annem " hemşire geldi babanın biraz dinlenmeye ihtiyacı var " dedi. Herkes koridorda beklerken. Kimseye bir şey söylemeden biraz uzaklaştım bebeğimin kalp atışlarını duymak istiyordum.
Kadın doğumda randevu aldım. şansıma erken saatler olduğu için çok fazla beklememiştim. Sıram geldiğinde biraz heyecan biraz korku ile içeriye girdim. Doktorum sevecen sesiyle" birce hanım nasılsınız "dedi. "İyiyim teşekkür ederim siz nasılsınız "dedim. Sağolun, Sizi dinliyorum ne şikayetiniz var "dedi. Güldüm. " Şikayet değil de bir misafir var " dedim. O da güldü "kusura bakmayın yeni mi öğrendiniz "dedi. "evet dün burada öğrendim, ve kalp atışlarını duymak için geldim" Dedim. Doktor hanım da "buyurun o zaman daha fazla bekletmeyelim. bir an önce ufaklığın kalp atışlarını duyalım" dedi. Sedyeye uzandım ve karnımı açtım, soğuk bir jel döktükten sonra ultrason ile bakmaya başladı. Birkaç dakika doktor hanım sessiz sessiz ekrana bakıyordu. Endişelenmeye başlamıştım "Bir sorun mu var doktor hanım"dedim. Hemen o güleç yüzünü gösterip "merak etmeyin her şey yolunda hazır mıyız kalp atışlarını duymaya" dedi. evet dedim. O Kadar heyecanlanmıştım ki kalp atışlarının sesi geldiğinde gözlerimden akan mutluluk gözyaşlarını silerek, o sesi aklıma kazımak istedim. Ekrandan bakınca minik bir noktanın kalp atışlarını duyuyordum. Allah'ım beni bu minik yavruya anne olarak seçmişti. Doktor hanım "babamızı da çağırmak istermisiniz" dedi. " Henüz kimsenin haberi yok. Sürpriz yapmak istiyorum" dedim. Buradan çıktıktan sonra ultrason resmi ile hazarın yanına gidecektim.
Odadan çıktığımda çok mutluydum bebeğimin kalp atışlarını duymuştum, annemler yokluğumu fark etmeden geri yanlarına gittim. yarım saat kadar bekleyip ofise uğramam gerektiğini söyledim abime, babamın durumu için hala üzgündüm ama bebeğim için bir o kadar da mutluydum, bütün duygular bir araya karışmıştı, hazara sürpriz yapacaktım. arabalardan birini alıp hazarın şirketine doğru gittim. yaptıkları için pişmandı ben de hazarı sevdiğim için daha fazla uzatmak istemiyordum. Sekreteri kapıda beni görünce biraz afallamış gibiydi." Hoş geldiniz birce hanım, geldiğinizi hazar beye haber vereyim.biraz bekleyin lütfen "dedi. gerek yok haber vermene sürpriz yapacağım dedim. Içeriye girmemi istemese de daha fazla cevap vermedi. hazarın odasının kapısını çalmadan açtım. Gördüğüm manzara karşısında şok olmuştum. Hazarın hemen dibinde mini etekli bir kadın vardı. Yüzü hazara çok yakındı. Hazar beni görünce kadını elinin tersiyle itip yanıma geldi." Birce Canım göründüğü gibi değil, annemin uzaktan akrabası bizimle çalışması için annem çok ısrar etti " Dedi. Kadın yanımza dogru yaklaşıp" merhaba birce ben seher, selvi teyzemin uzaktan akrabasıyım" Dedi. hazara bakarak kapıya doğru gittim Hazar çıkacağım zannedip peşimden geldi.Tek kaşımı kaldırarak " Sehercim dışarı çık kocam ile konuşmam gereken şeyler var "dedim. Seher ateş saçan gözlerle arkasına bakmadan odadan çıktı.
Hazar bana doğru elini uzattı ama ben "sakın bana dokunma, geç otur şuraya" dedim. Geçip oturdu " ne o Hazar süt dökmüş kedi gibi oldun" dedim. " Ben bir şey yapmadım birce sadece sen yanlış anlarsın diye korktum "dedi. " bak buradayım bir yere gitmiyorum açıkla bana neydi bu seni öpmesi için bir kaç santim kalmıştı. Ben biraz daha geç gelsem ne olurdu burada " dedim. Birden. Ayağa kalktı" ne diyorsun birce yaparmıyım öyle bir şey" dedi. "Ama ben sadece can bey ile kahve içerken sen neden öyle bir şey yaptın, bak burada da biri geldiğinde yanlız oluyorsun isteyen her türlü yanlışı yapar önemli olan güven duymak, bu ömrü beraber geçireceğiz acısıyla tatlısıyla içinde bir şüphe varsa bitirelim " dedim. Sözümü kesip ayağa kalktı bana doğru geldi. Önümde diz çöktü ve Ellerimi tuttu " sakın öyle bir şey söyleme bir daha ben seni çok seviyorum, ve çok güveniyorum. Seni asla bırakmam "dedi. Hazar anlını anlıma dayamıştı. Ve tekrar konuştu " senden çok özür dilerim bircem. Sadece bir anlık kıskançlık diyebilirsin.senin Her an her şeyin de yanında olmak istiyorum, senin öyle güldüğünü görünce çok kıskandım, ben ise senin hayatına girdiğimden beri doğru düzgün güldüğü bile görmedim." Dedi.hazarı daha iyi anlamaya başlamıştım, o da beni anlamıştı. Daha fazla uzatmadan " yüzünü ellerimim içine aldım" seni çok seviyorum " dedim. lafımı bitirmeme izin vermeden Hazar beni öpmeye başladı sonra kalkıp Kapıyı kitledi, ellerimden tutup koltuğa doğru gittik. Sadece benim duyacağım seste " seni seviyorum"dedi.
Yine hazar'ın bana güven veren kollarındaydım ama içimi yiyip bitiren bir şüphe vardı, bazı şeyleri tamamen yerine oturtamıyordum. Kimdi bu seher bu kadar cüretkar bir tavırla benim konuşmaya cesaret etmişti, bu karşılaşma ile aklım çok karışmıştı. onun için hazara bebekle ilgili bir şey söylemeyecektim, en azından şimdilik, ve annesinin de o kadar masum olmadığını öğrenmesi gerekiyordu artık, Bizim mutlu olmamız buna bağlıydı. Hazarı annesinin gerçek yüzü ile tanıştırmam gerekiyordu. Yine önümde upuz uzun yorucu bir merdiven vardı. Ama bu sefer o kadar hoyratça çıkamazdım. Bebeğim vardı. Önceliğim onu korumatı hem hazarın annesinin bebeğime vereceği tepkiyi bilmiyordum. Düşmanın kızından bir torun istermiydi. Hayır hayır kesinlikle istemezdi. Gözünü tamamen hırs bürümüş o kadının, içini hiçbir şey yumuşatamazdı.onun için belli bir süre gizlemem en iyisi olacaktı yoksa bebeğime bir zarar verebilirdirdi. Uzandığımız koltukta hazarın başımı öpmesi ile irkilmiştim. O irkilme ile karnıma bir kramp girmişti. Acı ile uzandığım yerden kalkıp oturdum. İki elim ile karnımı tutmuş inliyordum. Hazar da elini karnıma attı, telaşlı bir şekilde " iyimisin canım ne oldu karnın mı ağrıyor "diye sordu. Bir kaç bir kaç dakika içinde geçmişti. " Kramp girdi sanırım, şuan daha iyiyim "dedim. Sırtımı göğsüne yasladı. Elini karnımdan hiç çekmemişti. Yavaş yavaş karnımı okşuyor, bir yandan da kulağıma beni ne kadar çok sevdiğini söylüyordu. Son cümlesi " Bizim Bir bebeğimiz olsa nasıl olurdu " dedi.
Hazar' ın bu sözüne çok şaşırmıştım diyebildiğim tek şey " istiyor musun " demek oldu. Hazar sorusu ile cevap vermişti ama ağzından bir daha duymak istiyordum. " Evet hemde çok istiyorum" dedi. Şuan içimden hazar'a bebeğimiz olacak demek istiyordum dilimin ucuna kadar geldi ama selvi hanımı hatırlayınca geri vazgeçtim tüm sözlerimi geri yuttum. Hazar annesine mutlaka bahsederdi, bunu göze alamazdım. Kalkmak istedim ama Hazar sıkı sıkı beni tutuyordu biraz daha kal dedi. Eli hala karnımdaydı, sanki hissetmiş gibiydi. İçimden "Sana söylemek için bu kadar geciktiğim için özür dilerim sevgilim ama beni anlayacağını düşünüyorum. " Dedim. buna o kadar çok inanmak istiyordum ki, böyle olacağına kendimi inandırmaktan başka bir şey elimden gelmiyordu. Hazarın elini tuttum, uzaklaşmadan karşında oturdum. "Benim şuan gitmem gerekiyor. Babamı merak ediyorum, onlarda beni merak etmiştir" dedim. Suratını asarak " seni çok özlüyorum ama ne zaman eve geleceksin" dedi. Babam kalp krizi geçirdikten sonra bir kere bile hazar babamın durumunu sormamıştı şimdi içinden acaba babam için neler geçiriyordur kim bilir. hazara dönüp" babam ile biraz daha kalmak istiyorum, hem annem ve kardeşlerimi de çok özledim, birkaç gün sonra gelirim" dedim. dediğim gün başıma geleceklerden habersiz söylemiştim bunu. Ayağa kalktım ceketimi giydim tam çıkacakken kapının önünde birden hazara döndüm. "Bana bak eğer o seher denen kız birdaha sana o kadar yaklaşacak olursa nefesini keserim haberin olsun" dedim. Bunu söylerken hazarın üstüne üstüne gidiyordum.
Duvara çarptığında gülerek beni duvar tarafına aldı." şu gözlerime iyi bak senden başkasına bakarsa kör olsun, dilim başkasına seni seviyorum derse lal olsun, kalbim senden başkası için atarsa dursun " dedi. Ama tam dursun diyeceği anda ağzını kapattım. O kelimeyi tamamlamasına izin veremezdim. Çünkü hazarın kalbi durursa ben de yaşayamazdım. Sıkıca boynuna sarıldım. " Sakın birdaha öyle şeyler söyleme, çünkü sen yoksan bende yokum". Dedim insan böyle delicesine sevdiği birine karşı nasıl aklı karışabilirdi ki, kalp ile akıl hep birbirine ters düşmek zorunda mı, sanki aklımdaki düşünceler kaybolmadan kalbim zindana atılmış gibi, aşkı için, aklın özgürlüğünü bekliyordu kalp. Ama biran olsun sevmekten vazgeçmiyordu. Hazarın beni böylesine çok sevdiğini bilmiyordum. O an göz yaşlarımı tutamadım. Hazar hepsini sildi, "ağlama lütfen gözlerinden tek bir damla yaş yere düşsün istemiyorum" dedi. İlk defa diline geleni özgürce söylüyordu, o sırada içeriye seher geldi. Kapıyı çalmadan birden içeriye dalmıştı. Beni ve hazarı bir köşede görünce gözünü dikmiş bize baktı sonrasında yapmacık hareketlerle " kusura bakmayın çıktınız sandım dosya bırakacaktım" dedi. Seher in gözleri önünde hazarı öptüm. Çantamı aldım kapıya doğru yaklaşıp "hadi seher dosyayı bırak da gel " dedim. Seher salına salına bıraktı ve" Hazar bey görüşürüz ben birazdan çıkarım " dedi. Ama hazar' ın gözü hala bendeydi.
"seher hadi çık seni bekliyorum. mesai bittiğinde herkes çıkacak zaten "dedim. Seher memnuniyetsiz bir şekilde kapıdan çıktı bende peşinden çıktım. Hazarın kapısının önünde seheri yakaladım. "Bana bak seher, bugün için görmezden geliyorum. Bundan sonra hareketlerine ve davranışlarına dikkat ediyorsun, yoksa değil burada çalışmak ,senin birdaha hiçbir yerde çalışmana izin vermem. beni karşına almak istemezsin ha birde bana birce değil birce hanım diyeceksin" dedim. Seher dişlerini sıkarak "tamam birce hanım "dedi. Arkama bakmadan güçlü adımlar ile uzaklaştım. Hastaneye gittiğimde herkes babamın odasında toplanmıştı. Babam daha iyi gözüküyordu. Hemşire benden sonra odaya geldiginde " istediğiniz zaman çıkabilirsiniz tüm tetkikler yapıldı. Şuan için riskli bir durum yok " dedi. Nasıl olur en azından bir kaç daha kalsaydı keşke, " babanız eve gitmek istediğini söyledi eve gideceğiz "dedi annem . Babamın önünde tartışmak istemediğim için abimi çağırıp koridorda konuştum. " Abi ne demek bu babam neden çıkıyor hastaneden " dedim. " Bizde istemiyoruz ama babam konuştu sadece' beni eve götürün 'diyip sustu tekrar " bizimde yapacak bir şey yok stresten ve sinirden uzak kalması gerekiyor "dedi doktor. söyleyecek bir şey kalmamıştı. Annem babamı hazırladı ve yarım saat içinde hastaneden çıkıp eve gelmiştik. Babam tekrar konuştu "birce beni mutfağa götür" dedi. Giderken "Kimse gelmesin" dedi. Mutfağa gittik kapıyı kapattım ve babam "sana herşeyi anlatacağım" dedi.
Babamın bana herşeyi anlatmasını beklemiyordum. Sessizce babamın oturmasına yardım ettiğim sandalyenin karşısına oturdum. Sonunda öğrenecektim ama içimde tarif edemediğim bir korku vardı. Gözlerimi babama dikmiş konuşmasını bekliyordum. Babam bakışlarını masadan kaldırıp bana baktı. Sonrasında konuşmaya başladı. " Ben gençken bir kızı çok sevdim, evlenmek istiyordum, bunu aileme bahsettiğimde izin vermediler. Bize de kaçmaktan başka bir yol gözükmedi. Gece geç saat olduğunda ikimizde evden çıktık. Evinin önüne gittiğimde kızı da alıp bizim bağ evimize gittik. Kimsenin aklına gelmez diye düşündüm. Burada iki gün kaldıktan sonra şehir dışına çıkacaktık, ama abim bizi bulmuştu.sevdiğim Kız ile kendi evleneceğini söyledi. Bunu asla kabul edemezdim abime çok öfkelenmiştim " dedi. Biraz soluklandı ve tekrar devam etti. " Silahımı çıkarıp abime uzattım benim sevdiğime göz dikmişti. Abime sıkmayacaktım, niyetim sadece korkutmak ve sevdiğim ile buradan gitmekti. Gençtim abim kadar çevik değildim önce o ateş etti bana ama isabet etmemişti. Abimin hamlesinden sonra olayın heyecanı ile bende iki el ateş ettim. Biri abimin koluna istabet etti. diğeri de sevdiğim kıza, yanıma gelmesine izin vermediği için abimin arkasında kalmıştı. Vurulduğunu önce fark etmedim ayakta duruyordu ama bir kaç saniye sonra o narin bedeni yere düştü. Onu öyle yerde kanlar içinde görünce siláhı kalbime dayadım ama abim izin vermedi, ben sıkmadan önce yetişti ve beni kalbime sıkmaktan kurtardı. Kurtardığını sandı."
Babamın gözlerinden akan yaşları sildim başını diğer tarafa doğru çevirdi" bana acıman için anlatmıyorum sadece bil istiyorum ve kararlarını ona göre ver kızım" dedi. Tekrar devam etti. " içimdeki acı git gide büyüyordu sevdiğim kız benim yüzümden can vermişti. Günlerce yatakta kaldım yemedim içmedim en sonunda abinlerin annesi geldi, ona o kadar benziyordu ki saçları, gözleri, bakışı, her şeye ona ait gibiydi, beni yavaş yavaş toparladı, baktı ,sevdi,ben de sevdim. Ama abim yine bu mutluluğuma kısa sürede gölge düşürdü. Beni eşim ve abilerin ile tehdit etti onu da elimden alacağını söyledi ve benim hakkımda söylenen herşeyin sebebi abimdir. bütün bu kötü işleri yapmama o beni zorladı. Hiçbir şeyi ben isteyerek yapmadım iki yıl sonra oda benim elime düştü, ben ise ondan sadece ailemi ve beni rahat bırakmasını istedim. Ama olan olmuştu herkes benden korkup nefret ediyordu. Şeytan ben, iyilik meleği o olmuştu. Ben ailem için herşeyi yaptım. Bir tek senin olayında itiraz edemedim çünkü seni kaçırmak ve öldürmek ile tehtit etti beni, uçaktan indiğinde fotoğraflarını attı bana, evlilik meselesini kabul etmek zorunda kaldım." Dedi. Nasıl bir düşmanlıktı bu aklım almıyordu. Ayağa kalktım ve babamın önünde durdum, dizlerimin üstüne oturdum. Babamın ellerini tuttum , " özür dilerim babacım farklı düşündüğüm için, senin böyle bir şeyi yapacağına inandığım için " dedim. bunları söylerken gözlerimden akan yaşlara hakim olamıyordum. babamın elini saçımda hissetim. " Kimsenin bir suçu yok yavrum tüm suç benim ailemi koruyamadım " dedi bunu söylerken çok mutsuz ve yorgundu.
Babamın elini öptüm, onu daha önce hiç böyle görmemiştim, şimdiye kadar unutmak istedigi ne varsa gün yüzüne çıkmıştı. Bunu amcamın yanına bırakamazdım, onunla yüzleşmek istiyordum. Babamın ellerini daha sıkı tuttup ve konuştum " babam bana bak lütfen sen sadece bizleri korumak için yaptın ne yaptıysan bunun suçlusu sen değilsin, asıl seni anlamadığımız için bir yerde de biz suçluyuz, seninle konuşmadan, seni dinlemeden evlendim ben, evet kocamı şuan seviyorum ama daha farklı olabilirdi, seninde rıza gösterdiğin bir şekilde ama oldu sonuçta değil mi bende, sende , herkeste hata yapabilir, senden şuan tek bir şey istiyorum hiçbir şey düşünmeden sadece dinleneceksin, çünkü sana bir şey olursa biz dağılırız" dedim. Son cümlede gözlerim dolmuştu. Neşeli bir şekilde "Hadi babacım dinlenme vakti dinlen yine konuşuruz" dedim. Sormak istediğim tek bir şey kalmıştı oda hazarın babasıydı. Babama bakıp " babacım sadece son bir şey sormak istiyorum sana hazarın babasını da mı sen öldürdün. "Dedim şaşkın ama bir o kadar da kendinden emin bir şekilde yanıt verdi. " Hayır kızım ben sadece sevdiğim kadının ölümüne sebep oldum, evet belki abimin zoru ile insanların mallarını aldım ama kimseyi öldürmedim. Biliyorsun abim ile yüzümüz ne kadar benziyor. O bir şey yaptığında benim üstüme kalırdı, ayrıca ben hazarı ilk defa senin yanında gördüm "Dedi. Babamın cevabı içimi rahatlatmıştı. Babamın koluna girdim ve mutfaktan çıktık. Annemler çıktığımızı görünce hemen yanımıza geldi.
Babamın iyi olduğunu görünce derin bir nefes aldılar. Babamla konuşmak istediğim her şeyi henüz konuşmamıştık, ama babamın bile isteye birşeyleri yapmaması beni çok mutlu etmişti. O akşam herşeyi unutup gerçek bir aile gibi hep beraber gülerek geçirmiştik. Herkes odalarına çıktı. Odamın kapısını açıp içeriye girdim. Çok yorgundum hemen Üstümü değiştirip uyumak istiyordum. dolabımın önüne gittim. Üstümü çıkaracağım sırada bir ıslık sesi duydum. Çığlık atıp arkamı döndüm. Ama hazarı görünce hemen sustum. " Ne işin var senin burada, nasıl girdin içeriye " dedim hazara, oda bana " seni görmek için herşeyi yaparım,sevgili karımı çok özledim" dedi. Bağırtıma yan oda da kalan Fırat abim kapının önüne gelmişti. " Birce iyimisin, ne oldu " dedi. "İyiyim abi böcek gördüm ondan öyle bağırdım " dedim. Kapıyı açmam gerekiyordu, hazarı köşeye çekip dışarıya çıktım. "İyiyim abi uyuyun lütfen, böcek görünce çok korktum " dedim. " Bakayım çıkarayım odadan rahat rahat uyu "dedi. Kapının önüne geçtim. " Yok abi gitti zaten bulamazsın hadi iyi geceler " diyip odaya girdim. Girer girmez Hazar beni kendine çekti. " Demek böcek öyle mi, seviyormusun peki bu böceği" dedi. Güldüm ve " evet Hemde çok seviyorum. " Dedim. Kapının önünde olduğumuz için kapıya kilitledim kimse gelmesin diye. Hazar beni kucağına aldı ve yatağa götürdü, yüzüme birkaç öpücük kondurdu. Aklıma birden babam ile konuşmalarımız geldi bunları hazar'a da anlatmam gerekiyordu onunda gerçekleri öğrenmesi gerekiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.