Bölüm 7

Vaveyla Yazarı: aişe hüma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: Bölüm 7

Uluorman’ın devasa ağaçları sisli havayı bir zırh gibi kaplıyordu. Adımlarımız nemli toprakta sessizce ilerlerken, Hüma’nın nefes alışverişlerinin ağırlaştığını fark ettim. Sargılı böğründeki sızı yüzünden adımlarını aksatmamak için büyük bir irade gösteriyordu ama dudaklarını ısırmasından acı çektiği belliydi.
Valer bir an durup Hüma’nın yanına yanaştı. Bu kez alaycı değil, oldukça ciddi bir sesle konuştu: "Yeter bu kadar inat Hüma. Yüzün kireç gibi oldu. Şurada devasa kayalıkların arkasında kuytu bir yer var, birkaç dakika duracağız."
Hüma itiraz etmek için ağzını açtı ama Valer kararlı bir şekilde koluna girip onu kayalığın gölgesine doğru yönlendirdi. Hüma derin bir nefes vererek sırtını soğuk taşa yasladı: "Sadece beş dakika... Sonra devam ederiz."
Elowen hemen çantasından taze su matarasını çıkarıp Hüma’ya uzattı. Boran kayalıkların tepesine tırmanıp etrafı gözlemlemeye başlarken, Aria ve Reno ise sisin içinde izlerimizi kapatmak için biraz geride kaldı.
Sessizlik çöktüğünde, han masasında duyduğumuz haberlerin ağırlığı zihnime bir balyoz gibi indi. Bir kayanın üzerinde oturup ellerime baktım. Yıllarca korkuyla adını andığım, beni sarayın duvarları arasında tutan Kral Manon ölmüştü. Üstelik bir uçurumun kenarında, arkasından itilerek... Ve şimdi o tahta Hilara oturuyordu.
Layra yanıma gelip sessizce oturdu. Zümrüt yeşili gözlerinde ne bir korku ne de tereddüt vardı. "Derin düşüncelere daldın Eliza," dedi yumuşak bir sesle.
"Manon..." diye fısıldadım, bakışlarımı sisli ağaçlara çevirerek. "Yıllarca onun gölgesinden kaçtım Layra. Şimdi ise öldüğünü, bir uçurumdan aşağı itildiğini öğreniyorum. İçimde bir hafifleme olması gerekirdi belki... Ama Hilara’nın o tahta oturduğunu bildikçe, sanki o gölge daha büyümüş gibi hissediyorum."
Valer kılıcını toprağa saplayıp önümüzde durdu: "Çünkü Manon en azından ne olduğunu belli eden bir düşmandı. Hilara ise sinsice arkadan yanaşıp kralını bile uçuruma itecek kadar gözü kararmış biri. Külede sana bakarken gözlerinde o tahtın hırsı vardı Eliza. Manon’un ölümü bir son değil, Hilara’nın başlattığı daha kanlı bir oyunun başı."
Hüma mataradan bir yudum alıp bize katıldı: "Ama tek bir şeyi hesaba katamadı ukala. Eliza artık yalnız değil. Bıçak Sırtı Kayalıkları’nda kralını uçurumdan itip kraliçelik ilan etmek kolay... Zor olan, halkın gözündeki o sahte tacı koruyabilmek. Eliza’nın elindeki mühürlü ferman ve yanındaki bu ekip, onun tahtını başına yıkmaya yeter."
Layra hafifçe gülümsedi ve elini omuzuma koydu: "Hüma haklı. Hilara krallığın iplerini eline aldığını sanıyor olabilir. Ama bizim nereye gittiğimizi, bu yürüyüşün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyor. Dinlendiğimize göre toparlanalım. Direnç Kampı artık çok uzak değil."
Valer kılıcını kınından çekip sırtına astı ve Hüma’ya elini uzattı: "Kalk bakalım şampiyon, yürüyüş dersimiz devam ediyor."
"Yürüyüş dersimiş..." diye mırıldandı Hüma, sesindeki muzip tonu kaybetmemeye çalışarak. "Dua et de bu yarayla bile senden daha hızlı yürümeyeyim ukala."
Valer hafifçe tebessüm edip elini bıraktı. "Göreceğiz şampiyon, göreceğiz."
Boran kayalıkların tepesinden kayarak yanımıza indi. Devasa kalkanını sırtına düzgünce yerleştirirken yüzündeki ciddi ifade her zamankinden daha derindi.
Omuzundaki eski kılıç yarasını ovuşturup doğrudan Layra’ya baktı.
"Üst patikada hareketlilik yok ama sis giderek koyulaşıyor," dedi Boran, sesi adeta guruldayan bir gök gürültüsü gibi çıkarak. "Direnç Kampı’na giden ana vadi geçidi şu an Hilara’nın devriyeleriyle doludur. Yıllar önce bu dağlarda muhafızlık yaparken bu sisin adamları nasıl tuzağa düşürdüğünü çok gördüm. Doğrudan kampa gidemeyiz. Önce geceyi geçirecek, izimizi tamamen kaybettirecek güvenli bir sığınak bulmamız ve önümüzü görmemiz lazım."
Elowen hemen öne çıktı. Sırtındaki ağır ot çantasını düzelterek Boran’a katıldı: "Boran haklı. Sadece devriyeler değil, Hüma’nın durumu da kritik. Yarası derin ve bu nemli dağ havası iltihaplanmayı tetikler. Ayrıca Manon’un ölümünün arkasındaki sırrı ve o mühürlü fermanın gerçekte ne anlama geldiğini anlamadan bodoslama bir kampa dalmak bizi açık hedef yapar."
Layra haritasını cebine koyup Elowen’e döndü: "Aklında neresi var Elowen?"
Elowen parmağıyla sisli vadinin batı kanadını gösterdi: "Bıçak Sırtı’nın altındaki Eski Maden Sığınağı. Yıllar önce terk edildi ama içeride temiz su kaynağı ve dağ şifalı otları var. Hüma’nın yarasını orada tam olarak temizleyebilirim. Ayrıca babamın bana bıraktığı eski krallık mühürleri kitabından fermanın üzerindeki sembolleri incelemem gerek. O ferman sadece bir kâğıt değil, Manon’un sakladığı devasa bir gizemin anahtarı."
Aria ve Reno da arka izleri kapatıp yanımıza ulaştığında Boran devasa cüssesiyle en öne geçti. Kılıcını kınından yarı yarıya çekerek sisin içine baktı.
"Öyleyse liderliği ben alıyorum," dedi Boran kararlı bir sesle. "Bu dağların kayalıklarını karış karış bilirim. Elowen’in dediği sığınağa ulaşana kadar tek bir hata bile yapmayacağız. Gece çökmeden başımızın çaresine bakmamız gerek."
Hüma yanımda yürürken Elowen onun diğer tarafına geçti ve nazikçe kolunu destekledi.
"Sana güveniyorum Elowen," dedim, gözlerimi Elowen’in çantasına takılı duran o kadim simgeye çevirerek. "Bu fermanın ve Manon’un ölümünün arkasındaki gerçekleri çözmek zorundayız. Hilara’nın karşısına neyle çıktığımızı bilmeden hareket edemeyiz."
Elowen bana bakıp güven veren bir tebessümle başını salladı: "Gerçekler her zaman saklandıkları yerden çıkarlar Eliza. Yeter ki doğru soruları sormayalım."
Boran’ın önderliğinde, sisli dağ patikasından batıya, Eski Maden Sığınağı’na doğru dik adımlarla tırmanmaya başladık. Yolumuz hâlâ çok uzundu ve karanlık çökmeden kendimizi korumamız gerekiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.