17. bölüm / 19
MÜHÜRLÜ GEÇMİŞİN PEŞİNDE/BASILIYOR!Bölüm 18
Bölümler 19Şu an: Bölüm 18
- 1 Bölüm 1867 kelime
- 2 Bölüm 21.443 kelime
- 3 Bölüm 32.247 kelime
- 4 Bölüm 42.602 kelime
- 5 Bölüm 52.655 kelime
- 6 Bölüm 61.039 kelime
- 7 Bölüm 7764 kelime
- 8 Bölüm 82.611 kelime
- 9 Bölüm 91.493 kelime
- 10 Bölüm 10716 kelime
- 11 Bölüm 11704 kelime
- 12 Bölü, 121.190 kelime
- 13 Bölüm 141.116 kelime
- 14 Bölüm 15587 kelime
- 15 Bölüm 151.115 kelime
- 16 Bölüm 17493 kelime
- 17 Bölüm 18547 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Bölüm 192.133 kelime
- 19 Bölüm 201.116 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çamurun ortasında dizlerimin üzerine çöktüğümü fark ettiğimde rüzgâr yüzümü feci şekilde yakıyordu. Yağmur damlaları gözyaşlarıma karışıyor, göğsümün ortasında patlayan o devasa vicdan azabını söndürmeye yetmiyordu. Elimin altındaki ıslak toprağı sıktım. Avcumum içinden kayıp giden çamur değil, Hüma'nın hayatıydı sanki.
"Benim yüzümden..." diye haykırıyordu içimdeki zifiri karanlık ses. 'Her şey benim yüzümden.' Manon'un lanetli fermanını bu ekibe getirmeseydim, o hırsıma ve korkularıma yenik düşüp bu hikâyeye bulaşmasaydım Hilara hiçbir zaman peşimize düşmeyecekti. Layra o dondurucu zindanda zincirlenmeyecek, Hüma o iki kat zehirle dolu bardağı asla içmeyecekti. Hüma'nın o hep hayalini kurduğu pembe balo elbisesini de, o neşeli kahkahalarını da, yaşayacağı bütün güzel günleri de ben çaldım ellerinden.
Valer’e baktım. Atının yanında, dizginleri sımsıkı tutmuş bir heykel gibi duruyordu. Ama o zamanki ukala, kendinden emin Valer değildi bu. Omuzları çökmüş, gözlerindeki o hırslı ışık tamamen sönmüştü. Bakışları o kadar uzağa, o kadar boş bakıyordu ki... Kalbinin ve ruhunun yarısını o sarayın soğuk odasında bıraktığı her halinden belliydi. Ona Hüma'yı sorduğumda dudaklarının titreyişini görmek, bana bu dünyadaki en ağır tokatı attı.
"Benim yüzümden..." diye fısıldadım yine, kendimi tutamayarak. "Reno haklımıydı? Hilara'nın asıl istediği Manon'un fermanıydı. Eğer o fermanı bana vermeselerdi—"
"Kes sesini Eliza," dedi Aira aniden. Sesi öfkeli değildi; aksine, öyle büyük bir yorgunluk taşıyordu ki bağırmasından daha çok canımı yaktı. "Geçmişi değiştiremezsin. Vicdan azabın Hüma'yı geri getirmeyecek. Şimdi tek yapmamız gereken Layra'yı hayatta tutmak."
Aira haklıydı ama bu haklılık içimdeki yangını söndürmüyordu. Gecenin karanlığında, dağ patikasının kıvrımlarından geçerken sarayın kuleleri gözden kayboldu. Ama o karanlık siluet zihnime kazınmıştı bir kere. Hüma'nın kahkahası, o pembe balo elbisesini anlatırken gözlerinin içinin parıldayışı, Valer'e takılırkenki o muzip edası... hepsi rüzgârın uğultusuna karışıp kulaklarımda çınlıyordu.
Gözlerim Aira'nın sırtına takıldı. Normalde beni hiç sevmezdi. Bu ekibe katıldığım ilk günden beri bakışlarındaki o buz gibi mesafeyi, bana asla tam olarak güvenmediğini her fırsatta hissettirirdi. En ufak bir hatamda beni sertçe eleştiren, mesafesini bir zırh gibi koruyan Aira, az önce beni azarlarken bile garip bir şekilde yumuşaktı. Sesi öfkeden değil, sanki beni bu ezici vicdan azabının altında tamamen ezilmekten korumak ister gibi çıkmıştı. Yine de onun bu beklenmedik korumacı tavrı, içimdeki düğümü daha da derinleştirdi.
Aniden ön taraftan gelen at sesleriyle silkindim. Aira'nın şahin gözleri karanlığı yarıp ileriyi taradı. Elini havaya kaldırıp hepimizi durdurdu. Pelerininin geriye fırlatıp okunu yayından indirdi ama tetikteydi.
"Reno haklıymış," diye fısıldadı Aira, sesi buz gibiydi. "Aşağı vadide meşaleler yanıyor. Hilara çoktan fermanı çıkarmış. Bütün krallığa haber salmışlar; 'Kraliyet hainlerinin başını getirene servet, gizleyenlere ölüm var!'"
Valer aniden atının dizginlerini sertçe çekti. Atı kişneyerek durduğunda Valer yavaşça arkasına döndü. Gözlerindeki o yaşlı, kırılmış ifade yerini öyle tehlikeli, öyle karanlık bir soğukkanlılığa bırakmıştı ki ürperdim. Gözü kapalı saraya saldırmanın ölümden başka bir şey getirmeyeceğini biliyordu; intikam almak istiyorsa önce hayatta kalmalıydı.
"Körlemesine saldırmayacağız," dedi Valer, sesi gece kadar kararlıydı. "Hilara bizi öfkemizle avlamak istiyor, bu tuzağa düşmeyeceğiz. Önce duracağız, güç toplayacağız ve akıllıca vuracağız."
"Nereye gideceğiz peki?" dedi Boran, kucağındaki Layra'yı sımsıkı tutarak. "Liderimizin bedeni buz kesti, zamanımız yok!"
"Bizi asla arayamayacak tek bir yer var," dedim, elim istemsizce göğsümdeki fermana giderken. "Unutulmuşlar Vadisi... Krallık sınırının dışındaki o eski, terk edilmiş su değirmeni. Muhafızlar orayı lanetli sanıp yaklaşmaz, halk da korkudan adım atamaz."
Valer başıyla onayladı. "Oraya gidiyoruz. Atların nallarına bez bağlayın, iz bırakmayacağız. Ağaçların kuytularından ilerleyeceğiz. Layra'yı orada iyileştireceğiz, soluklanacağız... Ve Hilara'nın hiç beklemediği, sarayı temellerinden sarsacak o kusursuz planı orada kuracağız."
Bölüm etkileşimi
