14. bölüm / 19
MÜHÜRLÜ GEÇMİŞİN PEŞİNDE/BASILIYOR!Bölüm 15
Bölümler 19Şu an: Bölüm 15
- 1 Bölüm 1867 kelime
- 2 Bölüm 21.443 kelime
- 3 Bölüm 32.247 kelime
- 4 Bölüm 42.602 kelime
- 5 Bölüm 52.655 kelime
- 6 Bölüm 61.039 kelime
- 7 Bölüm 7764 kelime
- 8 Bölüm 82.611 kelime
- 9 Bölüm 91.493 kelime
- 10 Bölüm 10716 kelime
- 11 Bölüm 11704 kelime
- 12 Bölü, 121.190 kelime
- 13 Bölüm 141.116 kelime
- 14 Bölüm 15587 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Bölüm 151.115 kelime
- 16 Bölüm 17493 kelime
- 17 Bölüm 18547 kelime
- 18 Bölüm 192.133 kelime
- 19 Bölüm 201.116 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sırtıma çarpan buz gibi suyun şiddetiyle bir kez daha sarsıldım. Dondurucu damlalar saçlarımdan süzülüp şakaklarıma akarken, zincirlerimin şıngırtısı zindanın soğuk taş duvarlarında çınladı. Ama bedenimi kavuran bu dondurucu soğuk, ruhumdaki o devasa yıkımın yanında hiçbirikti. Bakışlarımı bir saniye bile karşı hücreden ayıramıyordum. Kirpiklerim buz tutacak kadar donmuştu, çenem kontrolsüzce titriyordu ama zihnimdeki o felaket çığlıklarını susturmaya yetmiyordu bu acı.
"Duyuyor musun beni Hüma?" diye fısıldadım yeniden. Sesimde bir liderin otoritesinden ziyade, kırılmış bir insanın yalvarışı vardı. "Söz verdin... O baloda o elbiseyi giyecektin. Valer’i çıldırtıp o ukala gülüşünü yüzünden silecektin... Şimdiyse beni burada, bu tek kişilik zindanda kendi vicdanınla yalnız mı bırakacaksın?"
Tam o sırada zindanın ağır demir kapısı gıcırtıyla açıldı. Hilara’nın çizmelerinin taş zeminde çıkardığı o kibirli, ritmik sesler yankılandı. Yanında köpeği gibi sadık olan Jaden, yüzünde o iğrenç, tatmin olmuş gülümsemeyle adımlıyordu. Efendi Hilara gelip zincirlendiğim direkte durdu. Parmağının ucuyla çenemi kavrayıp başımı yukarı kaldırdı. O acımasız ve karanlık otorite gözlerinden okunuyordu.
"Kudretli Lider Layra..." dedi Hilara, sesi zehir gibi tatlı ama bir o kadar da emrediciydi. "Hâlâ o cansız bedene mi bakıyorsun? Yazık. Oysa ekibin şu an sığınakta senin ve onun yasını tutmakla meşgul. Eliza’nın o masum vicdanı şimdi nasıl da kıvranıyordur, düşünebiliyor musun? Buraya, ayağımıza getirdiği fermanın bedelini Hüma ödedi."
Jaden, Hilara’nın arkasından öne çıkıp cebinden çıkardığı gümüş bir elma bıçağıyla oynamaya başladı. Dudaklarında sinir bozucu bir sırıtışla Hüma’nın yattığı hücrenin parmaklıklarına yaklaştı. "Sahi, Efendimin emriyle o iki şişe zehri zorla boğazından aşağı dökerken çıkardığı o sesler hâlâ kulağımda," dedi alayla gülerek. "Nasıl da çırpındı, elini ayağını nasıl da kaybetti ama... O cılız bedeninin o kadar kimyasala dayanamayacağını biliyordum. Bir ara gözlerinin içi kanadı, dudaklarının kenarından akan zehirle pat diye yığılıverdi. Gerçekten eğlenceli bir gösteriydi."
Gözlerimden artık buz gibi su damlaları değil, saf bir nefret süzülüyordu. Zincirlerimi son gücümle sarsarak öne atılmaya çalıştım. Paslı demirler bileklerimi kesip kanatırken acıyı hissedemiyordum bile. "Siz canisiniz!" diye bağırdım, sesim zindanın nemli duvarlarında çınlayarak. "Onlar gelecek... Siz o tatlı uykularınızda zafer sarhoşluğu yaşarken, bu duvarları başınıza yıkacaklar! Valer seni o kılıçla dilim dilim edecek Hilara. Boran bu zindanın taşlarını tek tek göğsünüze fırlatacak!"
Efendi Hilara bu tehdidime sadece alaycı ve soğuk bir kahkahayla karşılık verdi. "Gelsinler Layra, canımıza minnet! Zaten Eliza o fermanı kendi elleriyle bana teslim etmeye kuzu kuzu gelecek. Ama buraya vardıklarında karşılarında ne bulacaklar biliyor musun? Hiçbir şey. Çünkü siz çoktan tükenmiş olacaksınız."
Efendi Hilara, arkadaki iki iriyarı muhafıza dönüp kısa bir emir verdi: "Hüma’nın bedenini oradan çıkarın. Hiç dokunmayın, üstünü başını temizlemeyin. Tam da o iki şişe zehri içirdiğiniz anki gibi acıması ve perişan haliyle üst kata, benim sorgu odama götürün. Onunla işim henüz bitmedi."
Muhafızlar derhal hareket geçip Hüma’nın hücresinin kapısını açtılar. Hüma’yı zehir içirilirken o perişan haliyle—dudak kenarlarından süzülen zehir izleriyle, üstü başı darmadağınık halde—kollarından tutup sürükleyerek dışarı çıkarırlarken dehşetle çırpınmaya başladım. Hüma’nın başı arkaya düşmüş, kolları iki yanına cansızca sarkmıştı. Yüzü morarmış, bembeyaz kesilmişti; en ufak bir yaşam belirtisi gösterip göstermediğini bile seçemiyordum.
"Bırakın onu!" diye haykırdım, zincirlerimi koparmak istercesine çıldırmış gibi hareket ederek. "Bırakın! Nereye götürüyorsunuz onu? Dokunmayın ona!"
Jaden, Hilara’nın peşinden yürürken durup bana döndü. Parmağını dudaklarına götürerek "Şşt..." yaptı. "Çok bağırma Lider. Sesin kısılacak. Daha Eliza geldiğinde onun çığlıklarını dinleyeceksin."
Hilara da arkasını dönüp zindanın merdivenlerine doğru ilerledi. Hüma’nın o zehirler içinde cansız gibi duran bedeni koridorda gözden kaybolurken, ağır demir kapı yüzüme büyük bir gürültüyle kapandı.
Zindan yeniden o zifiri karanlığa ve ölümcül sessizliğe büründü. Zincirlerime asılı kalmış halde karanlığın ortasında yalnız kaldım. Hüma’nın nereye götürüldüğünü, ne halde olduğunu ve üst katta Efendi Hilara’nın elinde onu nasıl bir kaderin beklediğini bilmeden, içimi kemiren çaresizlikle baş başaydım...
Bölüm etkileşimi
