Melez | JV 6-Aethel

Vaveyla Yazarı: Melisa Özgün

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Melez | JV 6-Aethel

Kırık camlardan içeri dolan gece rüzgârı odanın içindeki sessizliği daha da ağırlaştırıyordu. Gözlerim hâlâ pencerenin önündeydi. Magnus çoktan karanlığın içinde kaybolmuştu ama geride bıraktığı tek şey kırık camlar değildi.
Jax birkaç saniye boyunca olduğu yerde hiç kıpırdamadan durdu. Ardından bakışlarını yavaşça göğsüne çevirdi. Siyah gömleğinin üzerine yayılan kanı umursamadan, yaraya saplanan koyu renkli mermiyi kavradı ve tek hamlede bedeninden çekip çıkardı.
Metal zemine düşen mermi odanın içinde tok bir ses çıkardı.
Yere eğilip mermiyi yeniden eline aldı. Ucuna geçirilmiş siyaha çalan odun parçasına dokunduğu anda yüzündeki ifade ilk kez değişti.
“…Aethel.”
Sesindeki o tek kelime bile odanın havasını değiştirmeye yetmişti.
“Ne dedin?” diye sordum.
Jax cevap vermedi. Bakışları hâlâ elindeki parçadaydı. Tam o sırada kapı iki kez tıklandı. Elias içeri girdi. İlk başta kırık camlara baktı. Ardından yere damlayan kana… Son olarak da Jax’ın avucundaki siyah parçaya. Olduğu yerde kaldı.
“Aethel mi o?”
Jax başını hafifçe salladı. “Evet.”
Elias’ın yüzündeki ifade sertleşti. “Bu mümkün değil.”
Bakışlarını Jax’tan ayırmadan devam etti.“Onu sen yok etmiştin.”
Jax elindeki parçayı sessizce çevirdi. “Öyle sanıyordum.”
Odanın içine ağır bir sessizlik çöktü.
Dayanamayıp araya girdim. “Aethel ne?”
Elias kısa bir an sustu. Sanki ne kadarını anlatması gerektiğini tartıyordu.
“Kadim bir ağaç.” dedi sonunda. “Ama önemli olan ağacın kendisi değil. Odunu.”
“Odunu mu?”
Başını salladı.
“Aethel’in odunu tek başına kimseyi öldürmez. Fakat…” Cümlesinin devamını getirmeden önce kısa bir an Jax’a baktı. “Bazı kadim ritüellerin başlayabilmesi için gerekli olan ilk parçadır.”
“Nasıl bir ritüel?”
Elias’ın bakışları yeniden Jax’a döndü.
Jax yalnızca tek kelime söyledi. “Yeter.”
Elias konuşmayı olduğu yerde kesti.
Ben ise ikisine sırayla bakıyordum. “Hiçbir şey anlamıyorum.”
Jax mermiyi avucunda kapatıp pencereye doğru yürüdü. “Anlamaman…” dedi arkasını dönmeden “şimdilik senin için daha güvenli.”
Elias sustu. Odanın içine yeniden sessizlik çöktü. Ben hâlâ hiçbir şey anlamıyordum.
“Magnus bunu neden kullansın ki?”
Bu kez cevap veren Jax oldu. Bakışlarını pencereden görünen karanlığa çevirdi.
“Çünkü bana bir şey hatırlatmak istedi.”
“Neyi?”
Jax’ın çenesi hafifçe kasıldı.
“Bunun…” dedi elindeki Aethel parçasına bakarak. “yalnızca bir başlangıç olduğunu.”
Jax, avucundaki Aethel parçasına son bir kez baktıktan sonra mermiyi çalışma masasının üzerine bıraktı. Odanın içini yeniden ağır bir sessizlik kapladı. Söylenecek onlarca şey vardı ama ikisi de konuşmamayı tercih ediyordu. Sonunda Jax ceketini omzuna aldı ve kapıya yöneldi.
“Dinlen.” dedi bana bakmadan.
Ardından Elias’a döndü.
“Gel.”
İkisi birlikte odadan çıktı. Kapı kapanır kapanmaz derin bir sessizlik çöktü. Birkaç saniye olduğum yerde kaldım. Masanın üzerindeki fotoğraflara yeniden baktım. Babamın Jax’la aynı karede gülümsediği o fotoğraf gözümün önünden gitmiyordu.
Bütün bunların içinde babamın yeri neydi? Cevabını bilmiyordum Ama öğrenmek istiyordum. Koridora çıktığımda aşağı kattan boğuk konuşma sesleri geliyordu. Merdivenlere doğru birkaç adım attım. Korkulukların arasından aşağı baktığımda Jax ile Elias’ın giriş salonunda durduklarını gördüm. Jax sırtını bana dönmüş, kırılan camlardan görünen karanlığı izliyordu. Elias ise onun tam karşısındaydı.
“Bunca yıldan sonra neden şimdi?” diye sordu Elias. Sesini alçaltmasına rağmen öfkesini gizleyemiyordu. “Babam neden geri döndü?”
Jax uzun süre cevap vermedi. “Döndüğü yok.”
Bakışlarını dışarıdan ayırmadan konuşmaya devam etti. “Sadece beklemeyi bıraktı.”
Elias’ın çenesi sertleşti. “Ritüel…”
Jax başını hafifçe eğdi. “Evet.”
“Kael başarısız oldu.”
Jax bu kez Elias’a döndü. Yüzündeki ifade her zamanki kadar sakindi. “Kael hiçbir zaman asıl oyuncu değildi.”
Bu cümleyle birlikte içime garip bir ürperti yayıldı. Demek ki ormanda yaşanan her şey, sadece daha büyük bir planın parçasıydı. Elias gözlerini Jax’ın göğsüne çevirdi. Gömleğin üzerindeki kan kurumuştu ama yaranın bulunduğu yerde koyu renkli bir iz hâlâ seçiliyordu.
“Yara kapanmamış.”
Jax gömleğini hafifçe yana çekti. Göğsündeki yaranın etrafına siyaha çalan ince damarlar yayılmıştı.
Elias’ın yüzü yeniden gerildi. “Gerçekten bulmuş olmasına şaşırıyorum.”
“Hayır.” Jax sakinliğini bozmadan başını iki yana salladı. “Sadece bir parçasını.”
“Sence devamı…”
“Bulunursa…” diye sözünü tamamladı Jax. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. “O zaman işler gerçekten değişir.”
Tam o sırada ayağım merdivenin ahşap basamağına takıldı. Tahta hafifçe gıcırdadı. İki kardeş aynı anda başlarını yukarı çevirdi. Nefesimi tuttum. Yakalandığımı anlamıştım. Jax’ın yüzünde en ufak bir şaşkınlık yoktu. Sanki orada olduğumu en başından beri biliyordu.
“Dinlemeyi bitirdiysen…” Bakışları doğrudan bana kilitlendi. “aşağı in, Fray.”
Yavaşça merdivenlerden indim. İkisinin karşısında durduğumda odadaki sessizlik yeniden ağırlaştı.
“Dinlemek gibi bir niyetim yoktu.” dedim. “Sadece…”
Sözüm yarıda kaldı. Jax kaşını hafifçe kaldırdı. “Sadece merak ettin.”
Dudaklarımı birbirine bastırdım. “Evet.”
Bu kez Elias hafifçe gülümsedi. “Bu özelliğin hiç değişmiyor.”
“Çünkü kimse bana doğru düzgün cevap vermiyor.”
Jax kısa bir kahkaha attı. “Belki de doğru soruları sormuyorsundur.”
Tam ona karşılık verecektim ki dışarıdan kuvvetli bir rüzgâr esti. Kırık camlardan içeri dolan soğuk hava salondaki perdeleri savurdu. Jax’ın yüzündeki gülümseme bir anda silindi. Gözlerini gecenin karanlığına çevirdi. Sanki orada, benim göremediğim bir şeyi hissediyordu.
Jax tam konuşmasını bitirmişti ki yüzündeki ifade bir anda değişti. Parmakları göğsündeki yaranın üzerine gitti. Çenesi sertçe kasıldı. İlk başta bunu yine önemsemeyeceğini sandım. Fakat bir sonraki adımı atarken dizleri hafifçe boşaldı.
“Evet…” diye mırıldandı Elias. “Beklediğim buydu.”
Jax ayakta kalmaya çalıştıysa da birkaç saniye sonra dengesini tamamen kaybetti. Elias hızla yanına yetişip kolundan tuttu.
“Jax.”
“İyiyim.”
“Sana hiç benzemiyor.”
Jax cevap vermedi. Soluk alışverişi belirgin şekilde ağırlaşmıştı. Elias onu salondaki uzun kanepeye doğru götürdü. Jax sonunda itiraz etmeyi bırakıp oturdu, ardından sırtını yavaşça yasladı.
“Gömleği çıkar.”
Jax sinirli bir bakış attı. “Elias.”
“Şu an tartışacak durumda değilsin.”
Kısa bir sessizliğin ardından Jax düğmelerini açmaya başladı. Gömleği omuzlarından sıyrıldığında istemsizce nefesim kesildi. Göğsündeki yara kapanmamıştı. Aksine, Yaranın çevresine siyaha çalan ince damarlar yayılmış, teninin altında canlıymış gibi ilerlemeye başlamıştı.
Elias’ın yüzü gerildi. “Bu normal değil.”
“Fark ettim.”
“Aethel tek başına bunu yapmaz.”
Jax başını kaldırmadan konuştu. “Biliyorum.”
Elias birkaç saniye boyunca yaraya baktı. Sonra gözleri bir anda değişti. “Hayır.”
Jax ilk kez ona baktı. “Neymiş?”
Elias yaranın kenarına biraz daha yaklaştı.“Bu sadece Aethel değil.”
Sessizlik. “Magnus’un mermisi sana bu kadar uzun süre acı çektirmezdi.”
Jax’ın kaşları hafifçe çatıldı. “Ne demeye çalışıyorsun?”
“Emin değilim.” dedi Elias. “Ama üzerinde başka bir şey var.”
Yaraya dikkatle baktı. “Sanki…” Parmaklarını yaranın etrafında gezdirdi ama doğrudan dokunmadı. “bir öz ya da zehir.”
Jax’ın yüzündeki ifade sertleşti. “Cadı büyüsü.”
“Evet.”
Elias bu kez hiç tereddüt etmedi. “Birisi o mermiyi ritüelden önce hazırlamış.”
Odanın içini ağır bir sessizlik kapladı.
“Ne kadar sürer?” diye sordum.
İkisi de bana baktı. Elias doğruldu.
“Bilmiyorum.”
Ardından hızla ayağa kalktı.
“Bekle. Nereye gidiyorsun?” diye sordum.
“Kütüphanenin altındaki serada birkaç bitki var.”
Jax başını hafifçe kaldırdı. “Gece çiçeğini getirme.”
“Başka seçeneğimiz yok.”
“Elias.”
“Bu yara kapanmıyor.”
İki kardeş birkaç saniye birbirlerine baktılar. Sonunda Elias derin bir nefes alıp kapıya yöneldi.
“Beş dakika.”
Kapıyı hızla açıp koridora çıktı. Elias aceleyle odadan çıktıktan sonra salona ağır bir sessizlik çöktü. Dışarıdan gelen rüzgâr, kırık camlardan içeri doluyor ve perdeleri usulca dalgalandırıyordu. Jax, kanepenin sırtlığına yaslanmıştı. Soluk alışları hâlâ sakindi ama göğsündeki yaranın etrafına yayılan koyu damarlar her geçen saniye biraz daha belirginleşiyordu. Masanın üzerinden temiz bir bez alıp suyla ıslattım. Yanına yaklaştığımda gözlerini açmadan konuştu.
“Buna gerek yok.”
“Ben öyle düşünmüyorum.”
Cevap vermedi.
Bezi dikkatlice yaranın üzerine bastırdım. Kurumuş kan yavaşça silinirken ilk kez yüzündeki kasların hafifçe gerildiğini gördüm. Acısını belli etmemeye çalışıyordu ama bunu tamamen gizleyemiyordu.
“Belli ki canın yanıyor.”
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Sandığından daha az.”
“Yalan söylemeyi de biliyormuşsun.”
Bu kez gözlerini açtı. Kızıl bakışları birkaç saniye boyunca yüzümde dolaştı.
“Beni şaşırtıyorsun, Fray.”
“Neden?”
“Birkaç saat önce benden nefret ediyordun.”
Bezi yeniden suya batırıp yaranın kenarını temizlemeye devam ettim.
“Hâlâ senden hoşlandığımı söylemedim.”
Kısa bir kahkaha attı.
“Bunu duymak içimi rahatlattı.”
İlk kez istemsiz olmadan gülümsedim.
“Küstahlığın şu hâlinde bile değişmiyor.”
“Değişirse ben olmam.”
Başımı hafifçe iki yana salladım. Sessizlik yeniden aramıza yerleşti. Aklımdaki soru ise giderek ağırlaşıyordu.
“…Magnus da mı melez?”
Jax’ın bakışları tavana kaydı.
“Hayır.”
“Safkan.”
Elimdeki bez bir an durdu.
“O zaman…” dedim yavaşça. “Senden daha zayıf.”
Bu kez gözlerini bana çevirdi.
“Evet.”
Kaşlarımı çattım.
“O hâlde neden…”
Sorumu tamamlamadan ne demek istediğimi anlamıştı.
“Neden onu durdurmuyorsun?”
Jax birkaç saniye sessiz kaldı. Ardından başını yeniden yasladı.
“İstesem öldürürüm.”
Bu kadar sakin söylemesi ürkütücüydü.
“O zaman neden yapmıyorsun?”
Bakışlarını tavandan ayırmadan konuştu.
“Çünkü onu öldürmek…”
Kısa bir an sustu.
“…hiçbir şeyi bitirmez.”
Ne demek istediğini anlayamamıştım.
“Nasıl yani?”
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Sana çok soru soruyorsun demiştim, Fray.”
“Ve ben de vazgeçmeyeceğimi söylemiştim.”
Bu kez bana baktı.
“Biliyorum.”
Tam o sırada koridordan hızlı ayak sesleri duyuldu. Elias elinde koyu yeşil yapraklar, küçük cam bir şişe ve birkaç kurutulmuş bitkiyle salona girdi. Yüzündeki ciddiyet daha kapıdan girer girmez hissediliyordu.
Jax’ın yanına çömeldi. Yarayı dikkatle inceledi. Parmaklarını tenine değdirmeden birkaç santimetre üzerinde gezdirdi. Kaşları giderek çatıldı.
“Bu normal değil.”
Jax sessiz kaldı.
Elias derin bir nefes verdi. “Magnus’un mermisi sana bu kadar uzun süre acı çektirmemeliydi.”
Jax ilk kez başını kaldırıp kardeşine baktı.“Ben de onu düşünüyorum.”
Elias avucundaki koyu yeşil yaprakları ezmeye başladı. “Bu yalnızca Aethel değil.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Üzerinde başka bir şey var.”
“Cadı büyüsü.” dedi Jax, sesi her zamanki kadar sakindi.
Elias başını yavaşça salladı. “Evet. Mermiyi ritüelden önce hazırlamışlar.”
Bu cümleyle birlikte salondaki hava daha da ağırlaştı. İkisinin bakışları yalnızca bir anlığına buluştu. Tek kelime etmemiş olsalar da İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Elias elindeki koyu yeşil yaprakları avucunda ezerek yoğun kıvamlı bir merhem hazırladı. Hiç vakit kaybetmeden karışımı Jax’ın göğsündeki yaranın üzerine sürdü. Keskin kokusu birkaç saniye içinde bütün salona yayıldı. Merhem tenine değer değmez yaranın etrafındaki siyaha çalan damarlar yavaşça solmaya başladı.
Elias yarayı dikkatle inceledi. “Geçici olarak etkisini bastıracaktır.” dedi sakin bir sesle.
Jax başını hafifçe geriye yasladı. “Yeter.”
“Evet.” diye karşılık verdi Elias. “Şimdilik.”
Merhem kutusunu kapatıp ayağa kalktı. “Ben gidiyorum.”
Jax gözlerini açmadan konuştu. “Lyssandra.”
“Evet.”
“Sis Bataklığı’ndadır.”
“Öyle umuyorum.”
İki kardeşin bakışları bir anlığına buluştu. Başka hiçbir açıklama yapmalarına gerek yoktu. İkisi de neyin peşinde olduğunu biliyordu. Elias ceketini omzuna alıp kapıya yöneldi. Tam çıkacakken bana döndü.
“Aria.”
“Evet?”
“Bir süre yanında kal olur mu?”
“Tabiki.” Dedim. “Kalırım.”
Bakışları kısacık bir an Jax’a kaydı “Gerekebilir.”
Ne demek istediğini anlamadım ama sesindeki ciddiyet, başka soru sormama engel oldu. Kapıyı açtı ve malikâneden ayrıldı. Salonda yeniden sessizlik hâkim oldu. Dakikalar ağır ağır geçerken, bunun fırtına öncesindeki sessizlik olduğunu henüz bilmiyordum.
Kapının kapanmasıyla salonda yeniden sessizlik hâkim oldu. Dakikalar ağır ağır geçiyordu. Jax hiç kıpırdamıyordu. Göğsündeki yara artık eskisi kadar kanamasa da tamamen kapanmış değildi. Masanın üzerinde duran temiz bezi yeniden suya batırıp yaranın kenarındaki kuruyan kanı dikkatlice sildim.
Yaklaşık on dakika geçmişti. Bir anda Jax’ın nefesi değişti ve kaşları hafifçe gerildi. Parmakları koltuğun kenarını sıkıca kavradı.
Sonra yavaşça başını bana çevirdi. “Liora.”
Sesindeki ton bugüne kadar duyduğum hiçbir şeye benzemiyordu. Yumuşaktı. Özlem doluydu.
Başımı hafifçe eğdim. “Jax?”
Hiç tepki vermedi. Bakışları üzerimdeydi ama sanki beni görmüyordu. Yavaşça ayağa kalktı. Adımları ağırdı. Doğrudan yanıma geldi.
“Jax, iyi misin?”
Cevap vermedi. İki elini usulca yüzüme kaldırdı. Avuçlarının sıcaklığı yanaklarıma yayıldığında nefesim kesildi.
“Yaşıyorsun.” diye fısıldadı.
Gözleri dolu değildi ama bakışlarında derin bir özlem vardı.
“Seni gerçekten kaybetmediğime inanamıyorum.”
Kalbim hızlanmıştı. Birkaç saniye boyunca yüzüme öylece baktı. O an fark ettim. Bana bakmıyordu. Benim yüzümde… Başka birini görüyordu.
“Duyuyor musun?” dedim endişeyle.
Sesime bile tepki vermedi.
“Liora…” diye fısıldadı yeniden. “geri döndün.”
Gözlerini benden ayırmıyordu. Bakışlarında ilk kez öfke ya da alay değil, yıllardır saklanmış bir özlem vardı. Avuçları hâlâ yüzümü kavrıyordu. Başparmakları yanağımın üzerinde usulca dolaşırken birkaç saniye boyunca tek kelime etmedi.
“Jax…” dedim dikkatle. “Ben Aria.”
Beni duymuyordu. Yavaşça biraz daha eğildi. Nefesi tenime değiyordu. Gözleri sanki gerçekten yıllardır kaybettiği birini bulmuş gibi yüzümün her ayrıntısını inceliyordu.
“Bu kez…” dedi kısık ama kararlı bir sesle. “Seni kimse benden alamayacak.”
Kalbim hızlandı. Ne yapacağımı bilemeden öylece kaldım. Bir an sonra yüzünü biraz daha yaklaştırdı. Dudakları yanağıma hafifçe değdi. Dokunuş o kadar kısa ve temkinliydi ki, sanki karşısındaki kişinin gerçek olduğundan emin olmaya çalışıyordu.
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı. “Ve bu kez…” Kısa bir an durdu. “seni koruyacağım.”
Tam o sırada yüzündeki ifade bir anda değişti. Kaşları sertçe çatıldı. Göğsündeki yara yeniden alev almış gibi bütün vücudu gerildi. Avuçları yavaşça yanaklarımdan çekildi. Bir eli doğrudan yarasının üzerine gitti. Keskin bir nefes verdi. Sanki birkaç saniye önce gördüğü görüntü paramparça olmuştu. Dizleri hafifçe sendeledi.
“Jax!”
Dengesi bir anlığına bozuldu ama hemen toparlandı. Gözlerini sımsıkı kapatmıştı. Çenesi öylesine kasılmıştı ki konuşmakta zorlanıyor gibiydi.
“Bırak” Sesi yeniden eski sertliğine dönmeye başlamıştı. “İyiyim.”
“Hiç iyi görünmüyorsun.”
Elimi çekmeye çalıştı ama bu kez gücü bile eskisi gibi değildi. Tam o sırada dışarıdan hızla yaklaşan bir aracın sesi malikânenin sessizliğini böldü. Başımı pencereye çevirdim. Farların ışığı avluyu aydınlatırken siyah bir araç giriş kapısının önünde durdu.
“Elias…” diye mırıldandım.
Jax gözlerini yavaşça açtı. Bakışları ilk kez tamamen bana odaklandı. Yüzüme birkaç saniye boyunca sessizce baktı.
Sonra kaşları hafifçe çatıldı. “Fray.”
Sesindeki tanıdık soğukkanlılık geri dönmüştü. “Neden bana bu kadar yakınsın?”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18