7. bölüm · MARDİN KIZILI
7
Arin o gece uzun süre uyuyamadı. Karanlığın içine usulca sinmiş, kendi içindeki savaşı dinliyordu. Kurt’un sözleri aklında dönüp duruyordu:
“Ben senden almadım sevdanı Arin. Sen verdin, ben de saklayamadım.”
Bu söz, yıllar önceki "Etmedim" kadar ağırdı. Ama artık Arin eski Arin değildi. Ne hissediyorsa derinlere gömüyor, yüzünde yalnızca taş bir ifade taşıyordu.
Elif gün geçtikçe ablasındaki değişimin farkına varıyordu. Ne kahkaha vardı artık, ne gözlerinde eski Arin. Sadece sessizlik. Bir gün konağın arka avlusunda onu eski bohçasına bakarken gördü.
“Abla,” dedi usulca, “neden hâlâ o kefeni saklıyorsun?”
Arin başını çevirmeden konuştu.
“Çünkü bazı şeyleri gömmek için önce onları öldürmek gerekir.”
Elif ne demek istediğini tam anlayamasa da, içini bir ürperti kapladı. Mirhan’ın gözlerine baktı sonra, onun huzurlu, dingin bakışlarında yeniden güç buldu.
O sırada konağın meclis odasında, Kurt Bey büyük bir toplantı düzenledi. Arin’in ortaya döktüğü tüm bilgileri açığa çıkardı. Sözünü esirgemedi.
“Bu konağın namusu, sadece kadınlarının değil, erkeklerinin de omuzundadır. Kim ne yaptıysa bedelini ödeyecek,” dedi. Gözleri bir an Arin’i aradı.
Ama Arin o mecliste yoktu. O, konağın eski kilerinde kayıp belgeleri bulmakla meşguldü. Gözleri artık yalnızca hesap gören bir kadının gözleriydi. Aşkın küllerinden doğan bir intikam ateşi vardı yüreğinde.
Kurt, Arin’in planlarını seziyordu. Ama onu durdurmak yerine sessizce izliyordu. Çünkü o da artık biliyordu:
“Bazı kadınlar savaşarak sevilir. Arin de onlardan biriydi.”
