5. bölüm · MARDİN KIZILI
5
Kurt Bey, Arin’in sözlerinden sonra ilk kez başını kaldırıp gözlerine baktı. Orada hâlâ sevda aradı, ama bulduğu şey soğuk bir boşluktu.
“Ne yapacaksın?” dedi kısık bir sesle.
Arin perdenin ucunu bıraktı, yavaşça döndü.
“Ne mi yapacağım? Önce seni sevdiğime inandıracağım... Sonra tek tek inandığın her şeyi yıkacağım. Koca Alacabey Konağı’nı diz çöktüreceğim. Tıpkı senin beni yıllar önce diz çöktürdüğün gibi.”
Kurt bir şey söylemedi. Çünkü biliyordu; en büyük ceza, silahla değil, suskun bir kadının intikamıyla verilirdi.
Günler geçti. Arin konağın içinde zarif, ağırbaşlı bir gelin gibi dolaştı. Selvi Hanım’a çay getirdi, amcalara hürmet etti. Aşiretin kadınları onu örnek gösterdi.
Ama Arin geceleri uyumadı. Kurt’un hesaplarını inceledi, konağın içindeki çatlakları gördü. Ferman’ın kumar borçlarını, amcaoğlunun rüşvetle alınan ihalelerini, depolarda kaybolan malları… Her bir bilgiyi sessizce topladı.
Elif, ablasındaki bu değişimi fark ediyordu ama bir şey diyemiyordu. Mutluydu. Mirhan’la huzurluydu. Ama Arin’in gözlerine her baktığında içi ürperiyordu.
Bir gece, konağın ileri gelenleri odada toplandığında, Arin içeri girdi. Elinde bir dosya, dilinde tek bir cümle vardı:
“Buyurun beyler, bu da sizin şerefinizin defteri.”
Kurt, Arin’in elindeki dosyaya baktığında, konağın tüm kirli sırlarının bir bir döküldüğünü gördü.
Ve Arin o gece, konağın ortasında başını kaldırıp ilk kez içinden geldiği gibi güldü.
İntikam, bir kadının soğukkanlı sabrında olgunlaşan en keskin silahtı.
