17. bölüm · MARDİN KIZILI

17

dilek koçal

Mardin’in sıcak gecesi, yıldızsız ama keskin bir sessizliğe sahipti. Konağın en üst katındaki teras boştu. Taş zemin serinlemiş, demir korkuluklara rüzgâr çarpıyordu.

Arin, elinde çay bardağıyla duvara yaslanmış gökyüzüne bakıyordu. Kapı hafifçe aralandı. Kurt içeri girdi. Gömleğinin kolları sıvalıydı, ceket yoktu. Sessiz adımlarla yaklaştı.

“Uyumadın,” dedi.

Arin başını çevirmedi. “Sistem tam kapanmadı. Arka planda bir kod daha var. Baran bakıyor.”

Kurt yanına geldi, aynı hizaya geçti. Omuz omuza, ama aralarında hâlâ birkaç parmaklık mesafe.

“Baran... seni tanıyan biri,” dedi Kurt, gözünü gökyüzünden ayırmadan.

Arin hafifçe gülümsedi. “Üniversiteden. Zor zamanlar. Az yemek, bol kod. Hepsi bu.”

“Senin yanında kimse sıradan değil,” dedi Kurt. Sesi yumuşaktı, içinde hem gurur hem de bir gölge kıskançlık vardı.

Arin başını ona çevirdi. “Senin gölgen uzun, Kurt Bey. Yanında durmak kolay değil. Ama altında ezilmek gibi de bir niyetim yok.”

Kurt da ona döndü. Gözleri karanlıkta bile odaklıydı. “Sen gölgeye girmiyorsun. Kendi yolunu çiziyorsun. Bu yüzden sana ihtiyacım var.”

Bir anlık sessizlik oldu. Arin gözlerini kaçırmadı.

“Beni ilk defa ‘ihtiyaç’la tanımlıyorsun. Alışkın değilim.”

Kurt başını eğdi. “Ben de ilk defa alıştığım çizgileri aşmak zorundayım.”

Arin çayından bir yudum aldı. “Bu savaş sadece dışarıdaki adamlara karşı değil. İçerideki eski düzenle de savaşıyoruz. Aşiret, soy, erkeklik, iktidar... Sen bir imparatorluk gibi yürüyorsun. Ama ben artık sınır çizen değil, yön belirleyen olmak istiyorum.”

Kurt, yavaşça yaklaştı. Aralarındaki mesafe neredeyse siliniyordu. Ama dokunmadı. Sadece baktı.

“Yanımda yürü. Önümde değil. Arkanda hiç değil.”

Arin gözlerini ona dikti. “O zaman söz ver bana. Ne bizden vazgeçersin, ne yolumuzdan. Çünkü ben seni sevmek için değil, birlikte yürümek için geldim bu eve.”

Kurt’un sesi çok alçaldı. “Söz. Ama bunu yalnızken değil, kalabalıkların ortasında da göstereceğim.”

Arin hafifçe başını eğdi. “O zaman... yarın sabah işe birlikte gidiyoruz. Ama orada bana sadece ‘Arin Hanım’ dersin. Evdeyse... nasıl hitap edeceğini sen bilirsin.”

Kurt gülümsedi. “Beylikten dem vuruyordun, ama kuralları hâlâ sen koyuyorsun.”

Arin göz kırptı. “Kuralsız güç, yalnızlığa benzer. Ben güç değil, ortaklık istiyorum.”