34. bölüm · MARDİN KIZILI

34

dilek koçal

Gece Ofisi — Sessizliğin İçindeki Fısıltı

Alacabeyler Holding’in yönetim katı gecenin ilerleyen saatlerinde sessizdi. Binanın en üst katındaki ofiste yalnızca loş ışıklar yanıyordu. Şehir çoktan uyumuş, Mardin’in taş sokakları gibi ofisin camlarına da gece çökmüştü.

Arin, masasının önünde dizilmiş dosyaları inceliyordu. Yüzündeki yorgunluk, gözlerindeki kararlılıkla siliniyordu. Bir an durdu, başını kaldırdı. Camın yansımasında Kurt’un kendisine doğru yaklaştığını gördü.

Kurt yavaşça yaklaştı, elinde iki fincan kahveyle. Sakin, ama içinde sönmeyen bir kıvılcım taşıyordu.

Kurt (kısık sesle):

“Yine sabahlara kadar çalışacaksın sandım. Ama seni izlemek, yapılan tüm yatırımlardan daha değerli.”

Arin gülümsedi, başını hafifçe yana eğerek:

Arin:

“Gecenin bu saatinde hâlâ burada olmamın tek nedeni… seninle aynı savaşı veriyor olmam. Yanımda olduğunu bilmek, bütün ağırlıkları hafifletiyor.”

Kurt kahveyi masaya bıraktı, Arin’in yanına oturdu. Aralarında bir süre sessizlik oldu; ama o sessizlikte bile gözler konuşuyordu. Kurt başını hafifçe eğdi, Arin’in saçlarına doğru yaklaştı, usulca fısıldadı:

Kurt:

“Bu masa, senin zekânla anlam kazanıyor. Ama bu oda… sen nefes almadığında boğucu.”

Arin yavaşça döndü. Göz göze geldiklerinde, zaman durmuş gibi oldu. Masanın kenarında, geceyle yüklü duyguların ortasında birbirlerine daha da yaklaştılar. Arin, elini Kurt’un gömleğine uzattı, parmak uçlarıyla düğmelere dokundu; ama bu bir çözülme değil, bağlılık ifadesiydi.

Arin (fısıltıyla):

“Bu ofis… seninle olduğunda bana ait bir dünya gibi.”

Kurt, Arin’in beline hafifçe sarıldı. Nefesleri birbirine karışırken, öpücükleri kelimelerin yerini aldı. Camın ardından görülen şehir ışıkları, onların gölgelerini duvara vurdu. Masanın kenarında, zaman sadece onların duygularını ölçüyordu artık.