24. bölüm · MARDİN KIZILI

24

dilek koçal

Teras katındaki geniş odanın içi loştu. Taş duvarlara vuran sabah güneşi, ince perdelerin arasından süzülerek içeriye huzurla doluyordu. Kuş sesleri, uzaklardan gelen ezan ve konak içinden gelen hafif ayak sesleri... Her şey, yeni bir sabaha açılmıştı.

Arin, uyanmış ama gözlerini hâlâ kapalı tutuyordu. Geceden kalan sıcaklık, teninde hâlâ hissediliyordu. Yatağın diğer yanında Kurt vardı. Yanına dönmüş, dirseğine yaslanmış, sessizce onu izliyordu. İlk defa bu kadar huzurluydu yüzü.

Kurt (kısık sesle):

“Uyanmadın sandım. Ama gözlerin yalan söylüyor.”

Arin hafifçe gülümsedi, gözlerini araladı.

Arin:

“Gözlerim sadece biraz daha kalmak istiyor burada. Bu anda.”

Kurt elini uzattı, Arin’in saçlarını yüzünden geriye doğru sıyırdı. Sonra usulca alnına bir öpücük bıraktı.

Kurt:

“Bugün dünya yansa... yine de bu sabaha uyanmak isterdim seninle.”

Arin yataktan doğruldu. Üzerine ince bir sabahlık aldı. Terasa çıktı. Güneş, Mardin’in sarı taşlarına vurmuştu. Alt avluda çalışan birkaç kişi vardı ama burası hâlâ ikisine aitti.

Kurt da kalktı, üzerine keten gömleğini geçirdi. Yanına geldi. Birlikte, terasa kurulan kahvaltı masasının başına oturdular. Taze çörek kokusu, zeytin, peynir ve semaverde demlenen çayın buğusu aralarındaki sessizliği dolduruyordu.

Arin bir lokma aldıktan sonra başını kaldırdı.

Arin:

“Bugün şirkete gittiğimizde... herkes başka bir şey görecek. Artık başka bir denklem var.”

Kurt başını salladı.

Kurt:

“Dün geceyle birlikte sadece güvenliği kurtarmadık. Holdingin ruhunu da sen yeniden yazdın. İnsanlar bunu hissedecek.”

Arin, fincanını kaldırıp çayından bir yudum aldı.

Arin:

“Ben sistemleri kırmakta iyiyim, Kurt. Ama bazı şeyleri... birlikte kurmak gerek.”

Kurt gülümsedi, onu izledi.

Kurt:

“O zaman birlikte inşa ederiz. Holdingimizi, geleceğimizi... belki hayatı.”

Arin hafifçe başını eğdi, utangaç ama kararlı bir ifadeyle:

Arin:

“Bugün işe birlikte gidelim. Ama içeride ‘Bey’ diyeceğim. Gelenekler sevdiğin şeye zarar vermesin.”

Kurt kahkaha atmadan gülümsedi, ama gözlerinde bir hayranlık vardı.

Kurt:

“Sen nasıl istersen, Hanım.”

**

Az sonra, konaktan birlikte çıktılar. Siyah zırhlı araç avluda hazırdı. Şoför kapıyı açtı. Arin ve Kurt, konaktan el ele çıkmıştı... artık yan yana yürüyorlardı.