36. bölüm · MARDİN KIZILI

36

dilek koçal

İstanbul’a Seyahat — Yeni Bir Cephe

Sabahın ilk ışıkları Mardin’i yıkarken, özel jet pistte hazırdı. Alacabeyler Holding, uluslararası yatırımcıların da katılacağı dev altyapı projesi için İstanbul’a davet edilmişti. Proje büyüktü, ama aynı zamanda holdingin gücünü yalnızca Anadolu’da değil, metropolde de kanıtlaması anlamına geliyordu.

Arin, siyah kumaş pantolonu ve boğazlı krem kazağıyla sade ama etkileyici görünüyordu. Kurt ise koyu lacivert takım elbisesi içinde her zamanki gibi ağır ve net… Ama bu defa bakışlarında daha fazlası vardı: Sorumluluk, heyecan ve Arin’e duyduğu sarsılmaz güven.

Uçakta…

Sessiz bir kabinde yan yana oturuyorlardı. Arin sunum dosyalarını gözden geçirirken Kurt da İstanbul’daki toplantı planını çıkarıyordu. Birbirlerinin iş dilini çoktan öğrenmişlerdi. Arin’in teknik analizleri, Kurt’un finansal stratejileriyle birleştiğinde ortaya kusursuz bir uyum çıkıyordu.

Kurt (Arin’in ekranına eğilerek):

“Sunumun ilk kısmını sen yap. Güvenlik algoritmalarına geldiğimizde devreye ben girerim. Ama senin çizdiğin tablo, onları zaten ikna eder.”

Arin (gülümseyerek):

“İstanbul’a sadece teklif vermeye değil, ses getirmeye gidiyoruz.”

Kurt (yanağını hafifçe okşayarak, fısıltıyla):

“Ve bunu birlikte yapacağız.”

İstanbul Havalimanı – Geliş Terminali

Havalimanında onları bekleyen VIP araç Kurt’un direktifleriyle hazırdı. Konaklayacakları otel, Boğaz manzaralı tarihi bir butik oteldi. Kurt özellikle seçmişti — kalabalıktan uzak ama merkezin kalbinde. Hem iş, hem nefes alacak alan için.

Akşamüstü – Otel Odasında

İstanbul’un gürültüsü otelin taş duvarlarına çarpıp sönüyordu. Arin pencerenin önünde çay içerken Boğaz’a dalmıştı. Hedefe bu kadar yaklaşmışken bile, içinde bir sakinlik vardı.

Kurt (yanına gelerek):

“Yarın bu şehre adımızı kazıyacağız, Arin. Ama bu gece… sadece biziz.”