6. bölüm · MARDİN KIZILI
6
Kurt Bey, odasında yalnızdı. Elinde tuttuğu dosya, konağın yıllardır halının altına süpürdüğü her kirli sırla doluydu. O dosyayı Arin’in elinden almak yerine, herkese açık bir şekilde oturmuş, tek tek sayfalarını çevirmişti. Hiçbir şey söylememişti. Ama o gece Mardin’de yıldızlar bile tedirgindi.
Sabah olduğunda, avluya ilk adım atan yine Kurt Bey’di. Üzerinde siyah ceket, yüzünde taş gibi bir ifade vardı. Kadim bir lider gibi yürüdü. Kimseye tek kelime etmedi.
Arin konağın taş merdivenlerinden inerken onunla göz göze geldi. Bir anlık sessizlikte, ikisi de geçmişin yükünü omuzlarında hissetti.
“Ne yapacaksın?” dedi Arin, sesinde meydan okuyan bir serinlik vardı.
Kurt gözlerini kaçırmadan cevap verdi:
“Ben bu konağı babamın mezar taşından devraldım, Arin Hanım. Her kelimenin, her hesabın sorumluluğunu taşırım. Ama aşireti yıkıp intikam almak istersen, bil ki ben yalnızca bir adam değilim… bir soyum, bir toprağım.”
Arin iç çekti. “Sen yalnızca bir adam olsaydın, ben sana ikinci kez âşık olurdum belki.”
Kurt, o sözle hafifçe başını eğdi. Saygı mıydı, kırgınlık mı… anlaşılmazdı.
“Ben senden almadım sevdanı Arin. Sen verdin, ben de saklayamadım. Suçum bu.”
O anda Arin, yıllardır içinde taşıdığı buzun çatladığını hissetti. Çünkü karşısında eski o toy genç yoktu. Aklıyla değil, yüreğiyle konuşan bir Kurt Bey vardı artık.
Ama intikam kolay kolay vazgeçilecek bir yük değildi.
