22. bölüm · MARDİN KIZILI
22
Gecenin koynuna bürünmüş taş duvarlar arasında bir sessizlik vardı. Konak, dışarıdan sakin görünse de içinde kımıldayan hesaplar vardı. Arin ve Kurt, siyah bir araçla avluya girdiler. Aracın farları sönmeden içeri giren gölgeler, konaktakilerin perdelere yaklaşmasına yetti.
Kurt aracın kapısını açıp Arin'e uzandı. Kalabalığın bakışları arasında onun önünde yürüdü. Omuzları dik, bakışları sertti. Arin ise yavaş ama emin adımlarla eşlik etti.
İçeri girdiklerinde, büyük salonda aile fertleri ve birkaç yakın akraba oturuyordu. Hizmetkârlar arka köşelerde sessizce bekliyordu. Kurt salona adım atar atmaz herkes ayağa kalktı. Ama bu kez gözler yalnız onda değil, yanındaki kadındaydı.
Kurt (salonu süzerek):
“Her şey yerli yerinde mi?”
Amcaoğlu Baran (hafif öne eğilerek):
“Gözümüz üzerinizdeydi Bey’im. Ama El-Bekirler’in eski adamları yine kıpırdanıyor. Konak çevresinde bir-iki adamları dolandı.”
Kurt (sert):
“Selman Ağa hâlâ gölge gibi üstümüzde. O gölgeyi sökeceğiz. Ama önce içeriyi sağlamlaştıracağız.”
Arin o sırada sessizce ocağın baş köşesine, duvara asılı soy ağacına baktı. Gözleri yıllar öncesine, babasının verdiği ihanete gitti. Bu topraklarda şimdi başka bir soy konuşuluyordu — onunla Kurt’un kurduğu yeni bir çizgi.
Kurt (dönüp Arin'e):
“Misafir değil. Bu konağın hanımıdır artık. Buna göre davranılsın.”
Bir uğultu oldu. Kimileri memnun, kimileri ürkekti. Özellikle Baran, kısa bir bakış attı Arin’e, ama başını eğdi.
Arin (ilk kez konuştu, ses net ve sakin):
“Bu konağın bir geleneği var. Ben o geleneğe ihanet etmeye değil, yeni bir düzen getirmeye geldim. Kimse yerini kaybetmeyecek, ama herkes kendini tartacak.”
Kurt hafif başını salladı.
Kurt:
“Yarın sabah herkes toplantıya gelsin. Elif Hanım da Mirhan da orada olacak. Berdel diye dayatılan o eski düzeni konuşacağız.”
Baran:
“Bey’im, o mesele... El-Bekirler için hassas. Geri adım gibi görünürse—”
Kurt (keskin bir bakışla):
“El-Bekirler için değil, bizim onurumuz için konuşulacak bu. Artık herkes kimin ne olduğunu görecek.”
O an herkes susmuştu. Gözler bir an Kurt’ta, sonra Arin’de gezindi.
---
GECE – KONAK BALKONU
Arin, taş balkonda tek başına durmuştu. Konağın ışıkları avluya sızıyor, şehirden uzak bu yerde yıldızlar daha yakına inmiş gibiydi. Ardından ayak sesleri geldi. Kurt yanına yaklaştı.
Kurt:
“Bu taş duvarlar, yıllarca sırtımı yasladığım yerdi. Ama bugün... ilk defa sanki biriyle beraber duruyorum burada.”
Arin (gözlerini gökyüzünden ayırmadan):
"Bu konak senin kökün. Ama artık bir gövdesi var. Dallarını da biz seçeceğiz. Ben geçmişi yaktım. Ama seninle geleceği inşa ederim.”
