23. bölüm · MARDİN KIZILI

23

dilek koçal

Oda sessizdi. Sadece uzaklardan gelen Mardin’in gece rüzgârı duyuluyordu. Perde aralıklarından içeri sızan ay ışığı, duvardaki taş desenlerine düşerken odaya gümüş gibi bir dokunuş veriyordu.

Arin pencerenin önünde duruyordu. Üzerinde ince siyah bir gecelik vardı; rüzgârın hafif esintisiyle kıvrılan kumaş, vücut hatlarını belli belirsiz ortaya çıkarıyordu. Kurt kapının eşiğinde durdu. Onu izlerken gözlerinde alışılmadık bir yumuşaklık vardı — bu gece, savaştan değil, teslimiyetten oluşuyordu.

Kurt (alçak sesle):

“Bugün seni izlerken... sadece zekân değil, sabrın, kararlılığın... beni darmadağın etti.”

Arin başını çevirdi. Gözlerinde yorgun ama kendinden emin bir ifade vardı.

Arin:

“Ben de seni izledim. Gücüne hayranlıkla değil, ihtiyatla baktım.”

Kurt yaklaştı. Bir adım, sonra bir adım daha. Arin’in tam karşısına geldiğinde aralarındaki mesafe neredeyse yoktu. Göz göze geldiklerinde konuşmaya gerek kalmadı. Kurt elini usulca Arin’in yanağına koydu. Parmağıyla onun saçlarının arasına girdi, yüzünü inceledi. Arin gözlerini kapattı. Dokunuşunda huzur vardı, ama altında yanmakta olan bir ateş de.

Kurt başını eğdi. Dudakları, önce Arin’in alnına bir öpücük bıraktı. Sonra burnuna... ve nihayet dudaklarına. Öpüşmeleri önce hafifti, yumuşaktı. Ama sonra derinleşti. Arin’in parmakları Kurt’un gömleğine uzandı, düğmelerini çözerken parmakları titremiyordu.

Kurt’un elleri, Arin’in beline dolandı. Onu yavaşça yatağa doğru yürüttü. Yatak kenarında durduklarında, Arin başını hafifçe yana eğdi. Boynuna dokunan Kurt’un dudaklarında bir iz kaldı. İç çamaşırının ince askıları omzundan süzüldüğünde Arin’in nefesi hızlandı.

Yavaşça uzandılar. Kumaşlar bir bir geride kaldı. Arin’in sırtına düşen Kurt’un parmakları, onun omurgası boyunca bir yol çizerken, her temas bir sözcük gibiydi: güven, arzu, teslimiyet...

O anda Arin için Kurt, sadece aşiretin lideri değildi. Onun kollarında yumuşayan bir erkekti. Ve Kurt için Arin, sadece zeki bir kadın değil, içindeki tüm yaraları sarabilecek tek kişiydi.

Ten tene değdiğinde zaman durdu. Arzular yükseldi, ama hiçbir şey aceleye gelmedi. Her öpücük bir geçmişin gölgesini siliyor, her dokunuş yarınlara dair umut yaratıyordu.

Kurt, Arin’in yüzüne bakarken fısıldadı:

Kurt:

“Hiçbir anlaşma, hiçbir kan bağı, hiçbir gelenek... şu an seninle olmanın üstüne çıkamaz.”

Arin dudaklarının ucuyla cevapladı:

Arin:

“Bu gece... sadece seninim. Savaşlar sonra devam eder.”

Gece boyunca hiçbir kelime fazla gelmedi. Sadece bedenlerin diliyle konuşuldu. Ve o dille, Arin ve Kurt, ilk kez gerçekten birbirlerine ait oldular.